Yanma Odası: Senna mı, Prost mu?

12

Yanma Odası, Formula 1’in gündemini tartışır ve yorumlarınızla beslenir. Tartışma konusunda ortaya attığınız düşünceler, yeni sorular ve yepyeni tartışmaları doğurur…

12 Yorum

  1. Alonzo ikisinin de eline.. pardon ellerinden öper. Ciddi söylüyorum aynı dönemde yarışsalar ne kadar güçlü olduğunu gösterebilirdi. Gereğinden fazla abartıldığını düşünüyorum bu ikilinin. İyi sürüyor olabilirler ama sonuçta o araba kanatlanıp uçmuyordu. Aynı şeyi başkaları da yapabilirdi.

    • Aç bak o zaman kaç tane başkaları varmış o dönemlerde. 🙂
      Lewis’i, telsizden höykürme günlerini çabuk unutmuşsun.
      Senna Prost gözünüzde nasıl canlanıyorsa artık kanat manat edebe mağayir işler yıldızı değil la bunlar.:)
      Trollükle ciddiyet aynı yerde durmaz la. 🙂

  2. Biraz yavaşın yahu konular birikti okunacak bir sürü şey var yetişemiyoruz. 🙂 Şöyle sindire sindire gidelim.

    Bu konuda benim pek birşey dememe gerek yok herhalde.:) Bilenler tarafından uzun yıllardır Profesör Doktor Alain Prost’un savunucusu olarak daha doğrusu benim için savunmak, işaret etmek zorunda kalmış olarak… 🙂
    Benim için herşeyin dışında veya bütüne bakılarak 94 itibariyle Prost hakkı ödenmemiş adamlardan biridir. Bu yaklaşım doğru değil lakin birşey versin diye diyorum; çok daha az istatistiğe sahip olmasına rağmen Gill’in yarısı kadar dahi değer atfedilmedi adama.
    Çünkü dünya iyi bir yer değil ve ölen Badem Gözlü oluyor. Schumacher örneğinde olduğu gibi. Şuna inanın Jules şayet sahalara geri dönebilmiş olsaydı nadir de olsa yaptığı hatayı yazanlar olacaktı….

    “1988 ve 1989’u izleyip sağlıklı yorum yapabilecek kişiler ise şu an 45 yaşına yaklaşmış olanlar olacaktır.”

    Budur ve o tipte çok az adam kalmıştır inancındayım. Şu 1980 İspanya GP yazısı da benzer bir durumda. Bu yazıyı yazanlar veya alıntıya sebep olanlar sadece bunu araştırmış olamaz. İfadelerden dönemin yakinen bilindiği anlaşılıyor.

    Ayrıca bir bakış getirmek gerekirse yaş farkı hasebiyle de Alain yakın şekilde bir önceki devrin de adamı denilebilir. Bunu Senna dönemine taşımış adam olarak da görülebilir. Alain 1980 de McLaren ile giriş yaptı. Üretimsel iniş çıkışların ve bir çok adamlı sıkı mücadelenin olduğu yıllarda kendini gösterdi. Ayrton ise 84 de küçük bir takım ile başlayabildi. Mesela çok daha uzun bir kariyere sahip ancak büyük istatistikleri dizen uzun kariyerli adam Nigel Mansell de 80 girişlidir. Yani buradan Senna’ı çıkartırken Alain’i de ayıklayabileceğiniz şeyler size sunar. Alain olgunluk devrinde J.Clark, J.Stewart gibi adamlara benzetiliyor bu da boş olmadığını göstermeli. Haricen birinin daha hızlı yükselişi bir diğerinin onure durumuna da bağlıdır. Daha yakın dönemde Fernando-Michael ilgisinde olduğu gibi Michael’ın hızlı yükselişinin Ayrton varlığında olması gibidir biraz da Ayrton’ın hızlı parlamasının nedenlerinde Prost muazzam varlığı.

    Bir diğer yukarıda ki alıntı itibariyle bakış “tarih” ve ona yaklaşım konusudur. Tarih çok göreceli yürütülen bir konu çünkü yüzünden bakmak ile açtıkça açmak farklı sonuç üretir. Ne kadar karıştırırsan tarih sana bir o kadar açılır ve kabul, kök fikirlerin dışında sana kültür, bakış katar. Bunu özellikle bu ülkede tarihe yüzünden bakıp konuşanlar ve ayrıntıya inenler üzerinden daha iyi şekilde görürüz.
    Bu tabi bize has bir durum değil ancak o kadar tabandan yürütüyoruz ki meseleyi çizgileri ayıklamak için destura gerek kalmıyor. 🙂

    Var daha yazılacaklar ama çok daha uzatmadan finalde benim için; çok çok zaman Racing, machines hilebaz ve ahlaksızlıktır zaten. Kuralların, toplumun dışına çıkmanın ahlaksızlığıdır yarışmaya cesaret. O ahlaksızlığın, aymazlığın içerisinde daha ne kadar daha ahlaksızlık bulacağız ki. Hakeza yarışmak, kapak atmak, kafa atmak, adam tokatlamak yani istatistik dizmek yürütmenin hilebazlığı, ilizyonu, büyüsüdür. Fazlaca şaşırtıyorsan başarırsın birşeyleri. İlizyonistin düzenbazlığını bilirsin ama yine de yersin o sahneyi. Yemek istersin. İşte budur ölümüne piste koşturmak. Bazen de trafikte herşeyi öteye atmak…
    Hal böyle olunca çok yapıyoruz ama adamlık, onur vurgusu biraz abartılı oluyor/geliyor bana.
    Tanımıyoruz o adamları. Kabul ettiklerimizi yanlış etmiş olabiliriz.

    • Ayrton’ın hızlı parlamasının nedenlerinde Prost muazzam varlığı.

      Prost gerçekten kişilere ilham vererek onları yücelten bir adammış gerçekten. Renault, McLaren ve Ferrari ile sorun yaşayıp ayrılan/kovulan birisi gerçekten birilerine güzel örnek olmuş. 😀

      Prost’un zaten yetersiz/yeteneksiz görülmediği Senna ile olan karşılaştırmalarından anlaşılabilir. En son ne zaman Luca Badoer’in eleştirildiğini gördünüz? Ama Fernando Alonso eleştirilir, Kimi Raikkonen eleştirilir. Tepede olmadığı için kızılır, konuşulurlar.

      Aşağıda da yazdığım gibi, takım arkadaşının duvara toslamasıyla gelen galibiyet ile hemşeri kıyağı şampiyonluğun birbirinden çok farkı yok. İnsan pist üstünde ne yaparsa yapsın dediğin gibi, ama kimi kime şikayet edeceğin belli değilken, şikayet ettiğin an üstüne soğuk su + 100k’yı da yiyorken bunları görmeden, suç atmadan değerlendirme yapmak o kadar kolay olmaz.

      • Wiki de lakaplar listesi var açalım bakalım kimin kaçar lakabı var. Boş yere gelmez bazı şeyler.

        “Renault, McLaren ve Ferrari ile sorun yaşayıp ayrılan/kovulan birisi gerçekten birilerine güzel örnek olmuş.”
        İşte bu kıyas ve referans olamaz.
        Prost’un F1’e Ayrton dan daha hızlı bir giriş yapmasıyla birlikte Ayrton şayet toleman dan daha iyi bir yerde başlayabilmiş olsa herşey daha hızlı netice verebilirdi. Lakin birçok şeyin uyuşması gerektiği üzere Hill, Hakinen gibi örneklerden bildiğimiz üzere de takım/varlıksal sahne daha farklı, gecikmeli de olabilir. İşe Lotus’da ki dayanıklılığı ve kazacılığı da ekleyebiliriz.
        Michael, Ferrari’e gittiğinde bitiğin 2 üstünde ki takıma tek başına gitmedi…
        O kadar tecrübe kazanmış adam da henüz taze olan ve o biçim kadro da kurmuş olan Mercedes’de basının rezalet dediği bir görüntü çizdi. Rezalet olan Schumacher olabilir mi? seviyeyi düşürmezsek şayet.
        Hepsine tek tek girmeyeceğim. Ayrton Senna’nın Williams da çektikleri ortada ki sonu parçalanma, ölümle neticelendi…

        Dediğim gibi toplumsal yapı da o zaman neyse onun içerisinde birilerinin hızlı yükselişi mutlaka başka birilerine bağımlıdır. Bu işin matematikseli, istatistiklerine yansıtılamayan yönü. Simüle edilse o da yapılabilir her bir yarış içerisinde ki bir birlerine karşı yaptıkları, konumları, hareketleri vs ile fakat zor bir uygulama.
        Kaldı ki gereği tartışılır o kadar yapılması gereken iş varken. Onun yerine izan sahibi olmak, şüpheci tarihçliği taşımak daha iyi değil midir?

        Bence işin başlangıcını unutmamak gerekli zaten buna yönelik değindim. Yani Prost’un Senna ile kıyaslanması değil (bu bir sonuçtur) daha sonra katılan Senna’nın Prost ile kıyaslanmasıdır.
        Aynı durumun tersine sahne olan örneklikler de olabilir.

        Artık yaşlanmaya başlıyoruz ben ayrımları daha kesin çizgilerle yapmamaya gayret gösteriyorum yaş da ona sevk ediyor galiba. 🙂

        Fransızlar için böyle birşey söylenebilir mi bilmiyorum daha önce ifade etmeye çalıştığım gibi… ben pek kolay söyleyemem ama Todt ve Prost ile 2 fransız örneği ortada veya üzerinden bu veya bazı kimselerin saha dışında da meziyetli olduğu ortadadır.
        Tabi bu “saha dışının” iyi algılanması gerektiğini söylerim. Burada salt politikayı kastetmiyorum. Bunu mesela sadece son dönemi değil Todt’un Peugeot ve Ferrari döneminde ki varlık seviyesi üzerinden de söylerim. Alalade bir patron olmadığını bilen biliyor. (Lavuk halen alalade olmamaya çalışıyor:P ol işte lan. fazla yenilik bünyeyi bozar arkadaş. :*) )
        Bir insana sadece yarış halinde ki halinden Sir veya Profesör demezler…
        7 yıldızlıklı kişinin bir olayı da o değil miydi…
        Maaş, gelir konusunda onca yıla rağmen halen geçilebilmiş değil peki bu takılabilecek birşey mi? bence değil. Meziyeti de insanlar için göreceli yani tartışmalıdır. Fakat bir realiteyi de ifade eder aynı demeye çalıştığımız tarih bakışında ki gibi.

        • Elbette tek olayla, tek noktadan bakışla bir şey diyemeyiz, Luca Badoer’in bile Ferrari’ye kattıklarını saysak bitmez muhtemelen. Ki kimlerden nelerden bahsediyoruz.

          F1’de bir yarış kazanabiliyorsan bile (Maldonado sen git sana demiyom) bu gerçekten farklı olduğun için oluyor. Kaldı ki şampiyonluklar var, dizilim var. Aracın iyi olması da yetmiyor, 2007-2008-2009’da göre göre bir hal olduk bunları. Fark yaratacaksın. Bunlar da onu yapabilen adamlar. Yerin dibine de soksan şimdiki yiğitler aslanları çift tokatla döverler.

          Ayrıca o fransızların ben… 🙂

  3. Ben 94 sezonu başladım takip etmeye, ama 9 yaşımda olduğumdan dolayı çok bir şey hatırlamıyorum elbette. 1988 ve 1989’u izleyip sağlıklı yorum yapabilecek kişiler ise şu an 45 yaşına yaklaşmış olanlar olacaktır. O yüzden sonradan izlediğimizi, takip edip okuduğumuzu biliyoruz sadece.

    F1’de yarışıp, önlerde mücadele edip de gerçekten temiz kalabilen pilot yok gibi. Arkalarda olanlarda çok var, onlar da ellerinde fırsat olmadığı için, ihtiyaç olmadığı için yapmıyorlar sadece. Bu kafayla bakmak lazım.

    Elimizde iki yetenekli pilot var, birisi atarlı ve daha çok pist üzerinde iyi olmaya çalışıyor ve geçilmeye tahammülü yok. Ego tavan. Ötekisi ise daha sakin görünümlü, pistte yarışa odaklanıp stratejilerle ve pist dışı politikalarla işler yapmaya çalışıyor.

    Kendi aralarındaki politikalar ve tartışmaları kenara koyduğumuzda FIA’nın da genelde bir tarafa doğru yönelmiş olması ve Balestre denilen FIA başkanının meşhur Monako olayında bile yaptığı gibi Prost’u destekleyecek hareketlerde bulunması, ardından da hep inkar etmesi vs olunca, illa ikisinden birisini seçeceksek Senna diyorum. Destekle kazanana prim yok.

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]