Kulaklıklarınızı takıp izleyin: Kendinizi yarışta hissedin!

1

1 YORUM

  1. Ormanda czec pov gibi 😛 kayıt gayet güzelmiş henüz sennheiser ile tadına bakamadık bir de öyle deneriz.

    Dikkat çekilecek şeyler var..
    Özellikle canlı yarış izlemeyenlere yıllardır söylemeye çalıştığımız… dijital kayıt tarafını ne kadar iyileştirirseniz iyileştirin özellikle yüksek hacimli yüksek devirli büyük makinelerde herşeyi tam netlikte ve gerçek etkileyiciliğinde alamıyorsunuz. Bu özellikle bu kayıtta olduğu gibi daha çok seri downshift aşamasında ki patlama çatlamalarda gerçekleşiyor. Bunu kulak ile duymak gibisi yok orada oluşan dB kısa süreli de olsa kalbinizi titretiyor. Devrin en yükseğe ulaştığı sürat anlarında ki kulakları kaşıntılayan acayip çıngırtı da aynı şekilde 🙂
    TV Uydu tarafında işler çok daha kötü durumda. Hatta bazen işler hava şartlarının da iyi olmasıyla amatör kayıtlarda gerçek kulağa daha yakın bir tatta oluyor. Güya resmi kayıtlar çoğu noktada kerb hizasından alınıyor ama hem dijital filtreler hem de bandwidth nedeniyle müşteriye aynı şekilde ulaşmıyor. Sunucular güya haydi biraz dinleyelim diyor ammma ancak pistlerde gerçeğe kavuştuğunuzda ne kadar uzakta olduğunu anlıyorsunuz.
    – Özellikle eski Formula tipi araçlarda şehir show’ları gayet etkileyici gelse dahi özellikle hızlı pistlerde ki durum çok daha farklı çünkü devir band’ları aynı şekilde ayarlanmıyor. (bir temel nedeni çünkü soğutma aynı seviyede değil)…

    Monza, SPA gibi bol ormanlık açık alanlarda özellikle uzak mesafelerde işin bir güzelliği de yüksek volume’lü melodinin bir nevi size filtre edilerek taze şekilde ulaşıyor olması şehirlerde yapılar itibariyle eko vs başta etkileyici gelen ama sonradan bozulan çok daha tatsız gürültüler duyarsınız.
    İstanbul Park da konumu ve genel yapısı itibariyle çok iyidir. Onun da bir nedeni özellikle ilk sektör sonrası rakım farklarının büyük olmasında. Doğru yerlerdeyseniz sesi vadilerden alıyor gibi olursunuz.

    Bu kayıtta da dikkat edildiğinde görülebilecek diğer önemli bir detay. En iyi sesi asfalt ile aynı düzlemden duyarsınız. İnsanlar localara, yüksek tribünlere yüksek meblağlar bayılır ama total seyrin zaten zor olduğu pist şartlarında en iyi etkiyi piste olabildiğince yakın toprak-çim alanlardan elde edersiniz.
    Ist. Park’ın 8’in de mesafe pek az olmamasına rağmen çok fazla etkilendiğini anlatan epeyce insan olmuştur.

    Yüksek hacim ve hafif manifoltlu yüksek volume’lülerin yakından seyredilebildiği asfalt tırmanma yarışlarında da durum etkileyici olmalı.
    Sessiz makine olmaz olamaz işte o yüzden bazı insanlar bu kadar kayıt alabilme işine girişiyor. Harley gibi muscle amerikan dünyası 40-50 yıllık teknoloji olmasına rağmen halen en başta sesiyle cazibesini sürdürüyor.
    Yürüyemeyenine de yürüyebilenine de ses önemli. Speaker ile ses stüdyolarında harmonik tarayarak bu işin olmayacağını bir türlü anlamıyorlar.

    Bu genç arkadaş bu kanalıyla bu işin başlarından biri en iyi kayıtları alıyor epeydir takibi tavsiye ederim.

    Gelelim yeni yetme denilen küçükler ile büyükleri anlamaya, farkına… Formula 1’i de anlayabilmek için…
    Yeni disiplinden bir küçük..
    https://www.youtube.com/watch?v=XyaNYd9Dq08

    Eskilerden bir büyük..
    https://www.youtube.com/watch?v=tqdxqMInGug

    İşte bu yüzden de F1 de ses yok deyince yapıcaz, yaparız, ederizlerle insanları avutup durdular…
    Yapamazsın, bazı şeylerin gerekleri var onlar olmadan ne yapmaya çalışırsan çalış olmaz.. Fıslayan, etkilemeden tırtlayan birşeyleri damak tadını bilenler yemez. 🙂
    Judd, Pure deyince bileni için akan sular durur rezonans vurur. Daha bugün iphone’a meşhur F1 V10 melodimi atmaya çalışıyordum üstüne bu video geldi 🙂

YORUM YAP [ Yorumunuz bizim için önemli! ]