Yarışıyoruz: İstanbul Park, BMW M3 GTR, Race Injection [Soner]

66

66 Yorum

  1. Ustalar bugün sonunda yeltendim video çekmeye. Bandicamı açtım. Oyuna girdim. Bugattiyi aldım. Kurulum turunu attım. Dedim bu pisti ağlatırım. Çıktım piste başlattım bandicamı. Ulan kasmaya başladı.Oyun ayarlarını ultra highden , ultra low yaptım. Baktım aynı sorun !

    Bari kayıtsız süreyim,replayı kaydederim dedim. Başladım oyuna. Neyse gidiyorum.Son düzlüğe geldim, yapıştırıyorum. 340 ı gördüm görmesinede hafif şikan varmış.Ben aracı toplayım derken bi baktım havada dönüyoruz. Ulan başım döndü ekrana bakarken ! Tahmini 3 4 takla sonra düşündüm artık sayayım kaç olacak. Tabii bunları ışık hızında düşünüyorum ! 4 5 6 derken 10 çıktı ! . Şaka yapmıyorum ! ” 10 on !O” Hemen aracı dıştan görmeye tıkladım. Kapılar yok,kaput yok,farlar patlamış.Enteresandır içinde sürücüde yoktu ! En yandığım nokta, o kadar takla attık camlar parçalanmamış. Velhasıl bari replayını kaydedip yüklüyeyim siteye makara olur dedim,demez olaydım. Attığım turların replayı yok lan !

    GRİD AUTOSPORTU burdan kınıyorum . Ne biçim oyun yapmışsınız. Direksiyon hissi bile b.ktn. İndirdiğime pişman oldum. !

  2. Akşam WRC 5 ile biraz sürüş yaptım. Araba dümdüz gidiyor gibi geldi. F1 serisindeki hissizlik var olabilir. Bir ara da Dirt Rally’yi deneyeceğim bakalım. Bu arada, ben ralli aracı sürmeyi hiç bilmiyormuşum 🙂

      • Şaka bir yana gerçekten codemaster F1 2016 ‘da başka bir seviyeye çıkmış. Daha öncesinde f12012 oynadım yıllarca ama f1 2016’yı her ne kadar düzenli olarak direksiyonsuz oynasam da gerçekten başarılı. Hatalar eksikler illaki var ama o kadar da olur diyelim. T500 ile 1 saat deneyimleme şansım olmuştu ayrıca hem çok keyifli hem de yorucuydu. Gerçekten pistteki her şeyi hissedebiliyorsun.

        • RCZ ile hadi bakalım tur at denince çokları zorlanır hatta elini direksiyondan vitese hızlıca götürüp getirme becerisi olmadığından viteste sabit kalır amma yıllarca garajında bolca öyle şeylerden olsa bile ZO6 ile tur at denilince olanlar farklıdır.
          İşte bu da öyle birşey. 🙂

      • 2016’yı oynamadım, ama eskisinden farklı olacağını sanmıyorum. Zaten sürüşü sim seviyesine çıkarsalar 1 tane satamazlar. Vatandaş klavyeden, gamepadden oynayabilsin diye daha arcadevari bir sürüş yerleştiriyorlar.

        Hissizlikten bahsettiğim saçma ff kastırmaları değil. FF kapalı iken bile tekerlerin yere ne kadar bastığını kestirebilmek. F1 serisinde araçlar havada uçuyormuş da ne yöne gideceğini biz ayarlıyormuşuz gibi bir sürüş var. Gamepad’e ve klavyeye göre tasarlandığı için de direksiyonla tur zamanı yaparken zorlanıyorsun. Evde denemiştim, klavye ve gamepad ile (chillstream) direksiyondan daha iyi tur zamanları çıkarabilmiştim.

        • Buna tamamen katılıyorum. Yarış oyunları ne zaman çok satmış ki. Satışlara çare olan tek şey Codemasters’in stratejisi oldu; her ekipmanla oynanabilen yarış oyunları.
          NFS gibi tamamen arcade serileri saymıyorum.
          Real Driving Simulator mottosuyla işe girişen ve belki de en çok seveni olan Gran Tourismo serileri bile arcade.
          Oyunda önümüze çıkan zorluklar, botların bizi fazlaca zorlaması, yakıt tüketimi, lastik aşınması, fren dengesi ayarı ya da yapmak zorunda olduğumuz sürüş görevlerinin zorluğu bir oyunu simülatör yapmaya yetmiyor. Bunu da ancak bir simülasyon oyunla karşılaştığınızda anlayabiliyorsunuz.
          Ne kadar zorlandığım videoda görünüyor işte. Kendime bir meydan okuma bulduğum için mutluyum valla 😀

  3. Arkadaşlar bu arada bir sorum olacak; O kadar video çektik yayınladık, izlediniz. Videolar akıcı, kaliteli olsun diye 1080p 60fps çekerek yüklüyoruz. Ancak 60fps olunca da izleyebilmek için hızlı internet gerekiyor. Geçenlerde Soner’in çektiği videonun birisi 30fps idi mesela.

    Videolarımızı izlerken sorun yaşıyor musunuz? 60fps yüklemeye devam edelim mi? Soner’in 30fps videosu (sanırım Nords’taki Z4) ile benim aynı yerde Z4 ile sürdüğüm 60fps olanı karşılaştırabilir misiniz?

    Eğer 60fps net sorunundan dolayı izlenmiyor diyorsanız bundan sonra 30fps yükleyelim.

  4. Bro son 10 da vurmadığın bir kaç araç var galiba :):) Spinlerin sebebi aracın hop hop hoplamasından dolayı. Seni kötü sürücü etmiyor yani 🙂

    Günayın sana göre artısı ilk seferinde yarış çizgilerini iyi okuyor olması. Konuştuğun için tam konsantre olamıyor olabilirsin. 🙂 🙂

      • Valla ilk 9’dan öteye gidebilseydim onlara da vurmaktan geri kalmazdım. Benim araca alışma sürecim Günay’ınkinden hayli uzun. Tabi beni bu oyunla tanıştıran Günay’ın bu araçlarla 10 yıllık tecrübesi var.. Piste çıkınca acayip dayak yiyorum heriften. Hani tam The Avengers filminde Hulk’un Loki’yi çbam güm yere çarpması gibi 🙂
        Ahan da burda…

          • Yaşasın default setup’ların kardeşliği!

            Bir ara bir araç için ben de bir setup bulmuştum, gerçekten sürüşü mükemmel olmuştu aracın. Setup ile nerelere gidilebileceğini görmüştüm. Gün gelir de uğraşacak vaktim olursa detayına kadar öğrenmek isterim. Yoksa bize her yer casual 🙂

          • Valla zamanım olduğunda kendime bir setup günü ayırmayı umuyorum. Gelişeceğime eminim. Ancak araç değiştirdiğimde her şeyi baştan öğrenmem gerekiyor. BU da ha bire yukarıdaki gibi videolar demek. Araç değiştirmeyip gelişime odaklansam videolar, araç ve pist aynı olacağından yine birbirine benzeyecek.
            Yani izleyenler için hangisi daha az sıkıcı olur, onu öğrenmeliyim(!)? 😀

            • setup bir günlük değil bir ömürdür. Hah tam oldum dersin bir başka tür araç, olmayan bi pist geçer ele pişirmek için aracın dokumantasyonuna bile bakmaya kalkar insan.
              Her zaman daha iyi süre yapan, daha iyi setup çıkar ortaya.

              Ayrı ayrı değil katlaya katlaya hepsi birlikte zaman içinde oluşur bence. Kolaydan zora gitmek lazım. Misal gear, camber, toe kolay weight, height, pressure zor olur.

              Aynı araçta sabit kalanlar ileri ki zamanlarda çok çakılabilir. Çünkü reel dünyada 996 başka Viper bambaşka şeyler.

              Bence herşeyden bir tad bulunabilir. Genel izleyici de herhangi bir şeyi izlerken kafayı değil gözünü yorar sadece. Cevaplar alınmadıkça her zaman soru işaretleri mümkündür.

              Çok farklı şeyleri deneyim bazı görsel akıllarda anlamlandırmayı kolay eder. Bir sabit şeyle çok farklı yerlere gidip deneyim de ayrı bir çeşitlilik..
              Çünkü hangisi olursa olsun sim oyunlar çok ileri FFB sistemler mümkün olmadıkça önce görsel zekaya çalışır.
              Yarış pilotları da o yüzden fabrikalarda doymuyorlar ve geri becerimleri düşük.
              Şimdiki dünyada mouse’u gözle yönetmek ile elle arasında çok farklılık var.
              —————-
              eninde sonunda herkes için koca simidi milimetrik hıfz etmek vakit isteyen şey düşmemeyi öğrenirken ayağı öne atmamız gibi.

              simci oyunlarda ilk aşılması gereken muhabbet bence oyunun grafik motorunun (hepsi birbirinden farklı) gerçeklik ile değil mevcudiyetleri ile akla yerleştirilmesi. Çünkü mesela farklı platformların hız algısı farklı çoğu insan o yüzden bir türlü fren noktalarını tam doğru yakalamakta zorlanıyor. Bazı motorlara bazı bünyeler hiç alışamayabiliyor. Bu biraz bazılarında FPS oyunların, 3D gözlüklerin mide bulandırması gibi.
              Akla real dünyada olmadığını unutturmamak gerek.
              Çünkü zaten sim işinin güzelliği ekranda akan şeyler değil insanın elini, pedalını hızlandırması.
              10 m yukarda istersen 18 bin eksenli şeye çık her şekilde beyin için camdan akan görüntüler, sesler farklı.
              Bilmem anlatabildim mi.
              Sim işinin talebi de o yüzden düşük zaten çünkü arcade işinde freni kendi yapar. Hız, tutuş işinin hissi bir önemi yoktur. Freni kendi yapmayınca badosluyor insan.
              Ben mesela ekranda karşıda 2 far göreyim tavşan gibi kalıyorum aşılmıyor bir türlü oysa gerçekte öyle birşey yok 🙂

              Yanal sekmeye gelince olduktan sonra hissetmekle olmaması için hissetmek biraz farklı şeyler. O da zamanla denildiği gibi çünkü çaplar, geometri zırt diye olmuyor.

              Diğer bir kural kamyon direksiyonuyla (açı) hiçbir racing sürülmez. Gerçekte ki gibi monaco’ya monaconun gerektirdiği gibi yapılırsa az terler insan hem de “hey bu gp2″ gibi de sıkılmaz.
              Formüller aslen basit 500 den fazla Openwhell olmaz 700 den fazla GT1.
              ZO6’in gerçeği gibi 900″ ile anca 2-3k $ a sattıkları setlerle birşeyler yürüyebilir. 🙂
              Kaydıra kuydura alışıyoruz kar kaplı yokuştan kaymayı öğrenmemiz gibi.

              Default’a gelince def. işi güzeldir cıncık boncuk olmaz ama arcade çekiyorsan 🙂 gerçek suspenşın dünyayı anlamak işimiz olmadığından bir şekilde o tarafı kapatır insan ama gear ve motor dan yapılanları final de sıksa kapatamaz.
              İşte bu da bi mesaj olsun 🙂

              İşin bir tatsızlığı şurada belirli lvl’leri aşınca arcade de multi atmak gibi pek tatlı adam bulamıyon.
              O yüzden hedef maksatlarda önemli.
              Education mı keyf mi.
              Bir şekilde Aventador bulma imkanı dünyanın %99’unun yok.

              Bir de çok uzman kişilerden alınmadıysa senin ayar senindir onun ayar onun. Çünkü eninde sonunda en büyük 30” lik ekran var karşıda. amma alfabe işimiz gibi bakarak öğrenmek en kolayı.

              Bu işler görüldüğü gibi clan ve “bende bende” olayı tadı da orada. Biz de mesela daha wup lar Lan party’ler felan ortada yokken al sana süre 2:30 bilmem kaç hadi göreyim seni düdük… lerle başlamıştı.

              Meraklı ve belirli hobilerde kalan dünya… İzledikçe, denedikçe rally’i çok acayip hisseder. amma galiba gerçekte öyle değil.
              Birinde insanın fiziki şartlarını zorlayan, yaşama iç güdüsünü zortlatan haller var diğeri daha algılara yönelik, betimsel (GP). Tabi ki dallardan yaprak, tümsekten taş ayıklamak kolay değil ama daha kalasça aralıklarda yürüyor işler. Kerb denilen şeyin genişliğini akla getirmek gerek.
              Çünkü insanı milimetrik işler daha zorluyor cerrahi gibi diğerinde ki 10 tur boyunca ray da gider gibi aynı hattı sabit korumak kolu bacağı değil diğer iç organları daha yorucu bir faaliyet.
              Ve bunu elde etmek için çoğu bünyede daha fazla refleksif faaliyet gerekli. Yaşamsal refleksif faaliyetleri insan daha kolay kazanır sineğin karartısıyla gözü kapatmak gibi.
              Algoritmaları tamamen farklı ve zıt işliyor simit işinde. Biri halen o yüzden daha susamlı simit ölçeğinde diğeri kitaba benziyor artık.
              Devamlı gözü kırpmakda yorar amma swatch’a 50 elmas dizmek daha yorucu ve maharet gerektirici olmalı.
              Bir de bunu lokma tatlısı yeme rahatlığında yapabilmek başka iş. Diğeri dökerken aman yağ sıçramasın ayarında birşey. 1 sıçrar 2 sıçrar…
              Tatlı yere düştü mü ise üfleyip yenmez çöp olur.: )

              Birinin açıları, geometrileri her “kadının” yapamadığı yanaştırmaya, garaja sokmaya daha çok benziyor.
              Tabi scooter’la sıralı araçların arasından sıyrılma mecburiyeti gibisi de bahis konusu.

              Birinde tamamen sardırarak kullanırsın diğerinde sarmasın diye kasarsın. İşte bu yüzden GP işi “bize” daha yakın.
              Çünkü sardın mı işin içine başkaları dahil olur.
              Sıcak asfalt işinin her ölçeğinde sarmasın diye harcarsın. İster Dragster ister MX5…
              Ancak biz kaldırımlara değerek dönmüyoruz çizgimiz şeridimiz F1 gibi dar aralıkta amma mesele diğerinde ki gibi bariyerlere uzak kalma çabasında. İşte yaklaştın mı kalp pompayı basıyor adrenalin diyorlar.

              Diğeri Parabolica da monte carlo tozlu asfaltında ki gibi 5 tane ayrı yaklaşım, 10 tane ayrı çizgi felan bulamazsın herşey daha dar aralıkta cereyan eder.
              İşte o yüzden de sardırmaya, açılara alışırsın yapabilir kitle oranı asfalt üstünde olmayan şeylerde daha yüksektir.
              Çalışa çalışa olur sağa sola düşürme yeter o km de kaybettiğini sonra ki km de geri alırsın. Amma diğerinde ki gibi ezber yetmez göremediğin tümseğin ardında ki dönüş 5 yıl sonra bile tamamen aynıdır amma toprakta 1 gün sonra ne kadar su biriktiğini bilemezsin işte o yüzden ritmik sabitler değil göz, yorum çalışır.
              Öyle şampiyonlar duvarı gibi şeyler her yerde yok malum.
              Yalnız sardırdığın şeylerde bir o tarafa bir bu tarafa toplarsın da eu rouge da Fernando ile şu geçen zamanda ki veledin asfaltta rally çekmeye çalışması gibi ayarı kaçırdın mı badoslarsın.
              2 saatlik bir uçtan diğer uca yola gidince böyle makara muhabbetler olabiliyor işte. net olmadan da yazılabiliyor.

                • Tamam lan, iyi dayak yedim yine…
                  Parmaklarım düzelsin tamamen lendi ayarlarıma çalışmaya başlıyorum.
                  İbrahim’e de yanıt vermek istiyorum ama o iş şimdilik parmaklarımı aşıyor.
                  Konuta açıklık getireyim; bu akşam bi halt yedim ve sağ elimin üç parmağının derisi biraz eksildi. O yüzden benim “Yarışıyoruz” videoları biraz gecikecek ahali….

        • Yanlış bilmiyorsam pist 1 kez revize gördü. Emin değilim. Bİlgim sadece İstanbul Park’a ilk gittiğimde birkaç sürücünün “artık tümsek yok” konuşmaları idi. Ben ilk kez piste çıktığımda 11. virajdaki o derin ve büyük çukur yoktu mesela. Ama 12 viraj öncesi şağlam tümsekler var. Süspansiyonu hayli sert araçlarla hissedilebilir.

          • Simbin pistin ilk tarama halini kullanıyor (ilk yılda yarış takımları için yapılan scaningden faydalanmışlar) ondan sonra F1 daha sürerken pist büyük revizyon gördü. Bernie den çıktığından beri de asfalt büyük bakım görmedi gerekte görmüyor az kullanıldığı, doğru doldurulduğu için de çoğu piste göre iyi durumda yalnız bu engebeler, kısa metrajlı kot farkları yok demek değil.
            Performanscıların trackday’lerinde zeminin çoğu zaman iyileşemeden günün bitmesinin nedeni slick lastikli araçların çok uzun aralıklarla asfalta çıkıyor oluşunda. Zemini nispeten kötü gösteren bu ve çevreden dolayı ülküye göre toz durumunun fazla oluşu. Toz, rüzgar, yağmur az olan kauçuğuda silip atıyor.
            Ne alaka diyecekler için pisti pist yapan kauçuk ve eriyen asfalttır tutunma az olunca o geniş çaplı yarış çizgisinden gir çıklarla amortisörlere daha çok iş düşüyor.
            Bazı onboard, kast racing videolarda pistin eğimleri iyi anlaşılıyor ama çoğunda pek görülmüyor. Çoğu oyunda da zemin çok pürüzsüz o da gerçekçi değil.
            Yalnız sizin fazla zıplıyor oluşunuzun nedeni setupsızlıktan kaynaklı iyi setup kurgulanabilirse o kadar olmaz. İyi setup indirmek de yeterli değil o setupa uygun sürmek lazım:)
            Misal çoğu virajda zıp zıplamanızın nedeni teker, direksiyon açısına göre direksiyonunuza alışamamanız lastikler yanak atlatır gibi oluyor.
            eee işte o yüzden pilotluk basit iş değil öyle mühendis gibi ayarı atıp sür bunu demekle olmuyor işte reel dünyada 🙂

            • Tekerin yanal sekmesini hissediyorum zaten oyunda artık. Uzun zamandır öyle sürüşü zorlamıyorum. Ama oyundaki pistteki zıplamalar harbi tümsek hoplatması. Güncelleseler bari diyeceğim de, önce yarışın gelmesi lazım.

            • Tekerleklerin yanal sekmelerini ben de hissediyorum. Direksiyon hareketlerinde biraz daha hassas olarak bunu nispeten aşabiliyorum. Direksiyon açısı tespitini de hayli haklı buldum çünkü şimdiye kadar direksiyon açılarını hiç değiştirmedim. Bu videoda da Nords’daki Z4 GT3’ün direksiyon ayarlarını kullandım ki, Nords’da da direksiyon ayarım yok. PC’ye nasıl bağladıysam öyle duruyor.
              Bununla ilgili çalışacağım. Sonra bu ayarları Günay’la da paylaşacağım.
              Ben o kadar ayar yapmışken default ayarlarla beni yenerse kariyerim biter. Bari benim ayarlarla yensin di mi? 😛

YORUM YAP [ Yorumunuz bizim için önemli! ]