Geyikliyoruz Cumartesi #22 – Formula 1’in Bilinmeyen Yönleri Bölüm 7: Aerodinami-4 – 05.05.2018

10

Podcast:

Dosya: İndir

Mixcloud:

10 Yorum

      • İlk etapta optimum çözümü bulma-seçme(bu zaten vardır), sonrasında tasarım yapma(bunun denendiğini okudum hatta yaratıcı çözümler oluşturabilen algoritmalar yazılıyor), fikirler oluşturma. Bu sadece aeroda değil tüm mühendislik, tasarım dallarında kaçınılmaz olarak artık yapay zeka yapacak işi. Mühendislerin önemi azalacak.

        • İşin akışında çok farklı bir aşama getirir mi (Ai icadı) bilemiyorum ama zaten işin ivme kazanımında bilişim, bilişsel sistemlerin gelişimi yatıyor. Bugün zaten CFD, akışkanlar dinamiğinde fuzzy gibi bir çok logic yani karmaşık mantık algoritması kullanılıyor ve malzeme bilimi gibi yeni katkılarla da gelişmeye devam ediyor.
          Yani işin boyutu, işlevselliği, kapasitesinde devasa hız kazanımları mümkün ama aerodynamics kapsamında bakış ne kadar değişir şüpheli. Malum dünya üzerinde yürüyen dinamikler halen keşif noktaları olmasıyla birlikte pek değişken değil biz sadece hayvanlarda olduğu gibi ona yeni yeni bakıyoruz.
          Yoksa CFD de mutlak hesaplama kapasitesi devasal işlem hacmi yolunu açabilecek çünkü CFD demek sadece hava ve aero demek değildir ayrıca silindir gibi malzemelerde buna göre üretiliyor artık.
          Mühendisler ise ortadan kalkmaz bunları usta, kalfa gibi düşünmeyeceksiniz evet işin o tarafında olanları işsiz kalabilir 🙂 yoksa bütün makineler temel de insana ihtiyaç duyarlar ve Ai bunu kökten değiştirmiyor. Onu ortaya koyan da, gelişim çizgilerini belirleyen de insan. Yani iş öyle filmlerde gösterildiği gibi değil. 🙂 Mühendisin işin matematiğini, formülünü ortaya koyma dinamiği vardır. Evet bir miktar bilişim kökenli olduğundan mühendisliği devre dışına atması mümkün ancak aslında şekil değişimine yol açmış oluyor yani bir nevi matematik teoremcisi haline gelmek zorunda mühendislik. İleri bilişimciler bu hale gelmek zorunda kaldı zira bitcoin gibi şeylerin gelişimi üzere.
          Senin galiba daha çok merak ettiğin bir computer herşeyiyle ileri bir ürün yada taşıt ortaya koyabilir mi. Şuan zaten kısmi olarak koyuyor otomotiv de rendering de kullanıldığı bilinen Catia şuanda da sana şurları düşünmedin diye geri yanıt veriyor mesela.
          Temel kaide şuydu; yaratılan şey yaratamaz, yaratılmış kendisi gibisini yaratamaz vs vs.
          Bu birazda chipset calculate ve beyin gibi fizyolojik sınırlarla ilgiliydi. Evet Ai bunlarda değişim getirebilecek ancak yine sanıldığı gibi değil. Ai bir uzaylı gibi düşünemez onu konfigüre eden temel varlık sebebiyle…
          Bunun aksi var olabilmesi ise henüz 100-200 yıllık zamanda zor bir durum zira biomekanik yeterli değil direkt bio organik elektronik varlıklar ortaya çıkabiliyor hale gelmeli. Yani dünyada yaşam yok olmadan önce. 🙂
          Bu tip bariyerleri pek düşünen yok mesela evolution kurgularken şu kadar sıkıntılıyız ki bir büyük güneş patlaması, bir kontrolsüz nükleer savaş, robotic ile işsiz kalan aç toplulukların bir birine girmesi (einstein’in 4.WW kurgusu:) ) ile bütün hayaller sonlanabilir. 🙂 Bir engin yapay zekanın insanlığın canına okuma olasılığı bunlardan çok daha düşük ona pek giren yok.

          • Eyw aklımdaki çoğu soruya yanıt vermişsin. Şuan kurulan bütün sistem klasik mantık üzerine olduğu için öğrenen, düşünen, sezgileyen algoritma kurmak mümkün görünmüyor, alternatif esaslar ortaya atılmalı ve atılıyor da ancak bunları uygulayacak teknoloji ve tekniğin gelişmesi uzun yıllar alacak.

            Ek olarak videoyu izlemeni isterim,
            https://www.ted.com/talks/maurice_conti_the_incredible_inventions_of_intuitive_ai/transcript?language=tr

            Yayın için teşekkürler. Günay abi.

            • Şuan da da kısmi ve özniteliksel sistemler “öğrenen, düşünen, sezgileyen algoritma…” temelli çalışabiliyor fakat tek bir farkla !sezgisel…. Düşünme yapılandırmasını burada basit anlamlar ve teoremler itibariyle alıyoruz. Sezgisel de ise o kelimeyi kullanıyoruz ancak hangi temelleri ve ne şekilde olduğunu pek anlatmıyoruz.
              Yayını izledim güzel, heyecan verici, güzel dizayn edilmiş ancak arkası da pek boş. Kim için doyurucu o biraz tartışılır.
              Mesela orada mucizevi ve sezgisel dediği şeylerin hiçbiri o tariflerin nitelikli altyapısına sahip değil.
              İnsanın yapamadığı işlevlerin tümüne sezgisel ifadesi takılması doğru değil. Kim için doyurucu değil biraz kodlama, algoritma, mantık dersi almışsan değil çünkü şuan ki birçok yapay zeka yazılımlarının ne gibi temellerle ortaya çıktığını anlayabiliyorsun.
              Neden sezgisel… Çünkü bilim sezgi yani his vs temelli tariflerini yapmakta henüz kararsızlık ve emin olmamayı yaşıyor. Bir çok temele aydınlatma elde edebilmiş durumda ancak hisleri başka bir yordamla ki bu canlılık olmadan söz konusu olabilir mi emin değil. Hislerin, Gen ve canlılık likitleri temelli yönlerine bakabilmeye başladık fakat herşeyi açıklamaya yetecek mi henüz emin değiliz.
              Birileri birçok bakışımızı, felsefemizi değiştirmemiz gerektiğini söylüyor çünkü bizi bariyerlere vurabiliyor.
              Fakat gelişirken atlamayı, birçok durumu es geçmeyi sevdiğimizden ve dikkatten kaçırdığımızdan da yakın zaman zarfında söz konusu olabilecek mi yine emin değiliz.
              O yüzden yukarıda ki bio ile başlayan cümleyi kurmuştum.
              Bir çok izah zeka, bilişim dediğimiz yapıların inorganik temelli çalıştığından henüz belirsiz ve belirli limitlerin aşılabilmesi için organik temele ihtiyaç duyduğunu anlatıyor. Çünkü önümüzde ki örnekte budur. Birşeylere yani doğaya, bilinen evrenimize bakarak konuşabiliyoruz.
              Mesela din felsefesi canlılık formlarını da bize örneklerken inorganik ve hatta belki karbon temeli dışında melek denilen bir örneği bize indirilen bilgi olarak gösteriyor. Bizim bunun üzerine odaklanamama, çalışamama dışında belki de hiçbir zaman söz konusu olamayacak bir bariyer düşünce altyapısında kalmış oluyor. Hakeza o felsefe o bizim görü ve örnekliğimize uygun olmayan canlılığın temel yapıtaşları dolayısıyla bize ait olan “öğrenen, düşünen, sezgileyen, algoritma kurabilen” olmadığını felsefeleyebiliyor yani metinsel izah etmeye çalışıyor. O yüzden de karar ve üretkenlik gibi mekanizmalardan yoksunluğu, insan denilen canlının bilinen canlılık taşıyan formlardan üstünlüğünü yorumlamaya çalışıyor. Belki de haklıdırlar belki değiller bilemiyoruz elimizde tuttuğumuz keşfe açık o kadar şey varken önemli de değiller fakat limitleri betimlemekte belki önemlidirler. Yani belirli meziyetler için en azından botanikte olduğu gibi organik yapılara ihtiyaç mutlak olabilir.
              Fakat Kuantum da olduğu gibi yeni tespit, açılımlar ile kavramların değişmesi şekliyle başka bir çözümleme karşımıza çıkabilir henüz bilemiyor, aklımıza getiremiyoruz.
              Fakat biliyoruz ki kuantum işlem altyapılarının da hayal ettiklerimize yeterli gelmeyeceğini…

              Döner ve basitleştirirsek; video da hani insanın yapamayacağı birşey diyor ya, alakası yok konu temelde bir insanın 1 milyara kadar sayabilmesi gibi birşey. Biz CPU gibi işlem yapamıyoruz ancak CPU da bizim gibi işlem yapamıyor. Temel de bu mucizeci denen hesaplamalı tasarım organizasyonunun bir araçtan yani keser den farkı yok. Sadece o keser birçoğumuz ve hazır olduğumuz kapasite için çok gelişmiş durumda.
              Biz de elimizi keser gibi kullanamadığımız için keser denilen aracı kullanıyoruz diğer şeyleri de süreçler içerisinde yapamayıp kısmi yapay zekaları kullanmamız gibi.
              CFD’de böyle birşey…
              Sonuçta Pi’nin çözümlemesini çok daha nextgen, devrimsel, evrimsel çözebildiği için değil bize her yönden yardımcı olduğu için kullanıyoruz bu tip ileri bir nevi makine dünyasını.

              Dünyanın ciddi bir değişim geçirdiği ise gerçeklik bunu aslında tam olarak nasıl olacağını bilmemeleriyle birlikte yüzyıllardır öngörüyordu insanlar. Yaşanması ise çoğunluk için yorucu, çıldırtıcı. Çok daha fazla değişim kapıda ancak insanlar bunlara hazır değil 1 nolu bariyer ise budur.
              Durum ve gelecek karmaşık; 1 kişi için iyi olan bütün insanlık için iyi olabilir. 500 kişi için iyi olan insanlık için kötü olabilir…
              Yine dinlerde ki kıyamet argümanları da benzer karmaşıklıklar, anlamsızlıklar içeriyor uygulama ve öngörüler.
              Birilerinin o tip bilgilere bakıp bakmaması pek değiştirmiyor.

              Yaptığımız herşeyin başka insanlara veya meslek kollarına bağımlı olduğunu da unutmamalıyız. Mesela hiç aklımıza gelmeyen noktalarda hukukçu, maliyecilerin işlev basamaklarına takılıp kalabildiğini yaşayarak görüyor, öngörülerimizde yanılsamalara yol açıyoruz.
              Bu daha çok anlattığın şey karşıdakinin anlayabildiği kadardır temeline denk geliyor.
              Mesela o yüzden birileri (mesela filmlerde gördükleri yapay argümanlarla) korkuyor, korkacak. Sallıyorum ilk kurt evcilleştirildiğinde de, barut tanıtıldığında da öyleydi. Yani İnsan oğlunun genel-temel argümanları çağ değişiyor diye o kadar da değişmiyor. 🙂
              Mesela yok avcı toplayıcı, sanayi çağı vs diyor üstüne de bilgi çağı diyor ben ona katılamıyorum. Bilgi’nin çağı olamaz bilgi oradaydı sen şimdi bakmaya başladın diye üstün hale gelmedi hep öyleydi onu bilgiye bakma yöntemlerinin isimlendirmesi ile bakmak lazım gelir. Yoksa senin gibi algoritma yazıp faydalananların dışında birileri de twitter, insta.. gibi örneklerle bilgiye kayıtsızlık, lakaytlık çağı diye de isimlendirebilir hatta dünya nüfus oranlarıyla istatistiğini de gösterip mort edebilir. 🙂
              Akıllı telefon taşıyoruz diye akıllanıyor muyuz, CFD, aimbot geliştiriyoruz diye evriliyormuyuz, çok daha fazla mutluluk kitapları yazıyoruz diye mutlulaşıyor muyuz iyi sorgulamak lazım gelir. 😛
              Neyse ki yazmak can sıkıntısına birebir galiba 😀 Salla salla yaz en azından kişiye iyi gelir 😛

    • Bunlar olurken F1 hangi yöne gidecek acaba? Zamanı hızlandıramıyor muyuz?
      Bu arada CFD sunucularının işlem gücü 25 Tflop sınırlıymış. O noktada Redbull IBM ile, Ferrari AMD ile, çoğunluk da İntel ile çalışıyor. GPU yasak olduğu için nVidia pek giremiyor spora. Amd eskiden Ferrari için özelleştirilmiş opteronlar üretmiş. Şimdi de Threadripper’lardan vermişler Maranello’ya. İlginç olan da otomobil-pit arası veri akışı 2 Mbps sınırlıymış. Tahminimden bin kat daha az. Quallcom Mercedes işbirliğinin ne kadar efektif faydası var bence çok fazla olamaz.
      Bu arada teknoloji ortaklarını araştırmaya başlayınca farkettim ki dışarıdan göründüğünden çok daha karmaşık ve dev bir sektör. O paraların nerelere gittiğine artık şaşırmıyorum.
      Bu sorum da M1CHAEL’a, bir roket ya da uçak tasarlayıp uçurmak ile F1 tasarlayıp yürütmek arasında teknik yönden ne fark var? İş yapma yönünden bile (çalışma şekli hariç) oldukça benzer.
      Zannetmiyorum ki Space x F1 kadar fazla çözüm ortağı ile çalışsın.
      Çok sofistike olduğu için benim kafamı karıştırıyor bu arada

      • İlginç olan da otomobil-pit arası veri akışı 2 Mbps sınırlıymış. Tahminimden bin kat daha az. Quallcom Mercedes işbirliğinin ne kadar efektif faydası var bence çok fazla olamaz.

        O sınır araç pistteyken. Pit yoluna girdiği an o sınır kalkıyor ve Qualcomm şu an Mercedes araçlarından 7 Gbps ile veri almayı başardıklarını açıklamış.

        Formula 1’i bir iş kolu gibi düşün, aslında öyle de. Red Bull Felix’i yukarı göndermek için ne kadar araştırma yaptırttı? O kapsül vs kime ürettirildi? Hep dış tedarikçiler vs. F1 de öyle. Girmek mi istiyorsun, gerekli insanları tutup yeterli ödemeyi yapıyorsun, ihtiyaçlar tedarik ediliyor ve kazanıyorsun. Bu kadar basit.

        Mercedes Ilmor’un fabrikası ve Cosworth’ten gelen mühendisler olmasaydı nah yapardı o motoru. İkisinin de otomobil şirketiyle ilgisi yok, zaten hiçbiri yapamaz. Mercedes’in en büyük çözüm ortağı Brackley ve Brixworth fabrikaları. Sahibinin o olmasının önemi yok, dün de Honda’nındı. Stuttgart’taki mühendisler GP2 aracına bile rakip olabilecek F1 aracı yapamazlar. Malum know-how.

        F1’deki sorun, eskisi gibi eldeki malzeme ile limitlerin zorlandığı, yeni teknolojilerin uygulandığı bir yer olmaktan çıkmış olması. Şimdi kurallarla birlikte bu tür yeniliklerin önü kapanmış durumda. Tek yapabileceğin eldeki malzemenin sınırlarını zorlamak, geri kalan serbest bölümlerde de mümkün olan en hafif/sağlam malzemeyi satın almak.

        Karbon fiberin kalite sınıfları var ve bu F1 içinde bile değişiyor. En kaliteli olanları çok daha hafif şasiler yapmaya imkan veriyor ve bunu sadece üst takımlar satın alabiliyor, bir nevi kara borsa olduğunu duymuştum. Örneğin Force India, elindeki şasi tasarımını hiçbir şeyini değiştirmeden Ferrari’nin kullandığı karbondan yapsa daha hafif yapabilecek. Rekabet bu mudur?

        • 7 Gbps güzel değer. Rekabet bu değildir elbet ama asıl soru motorsporları bu mudur? F1 motorsporu değil ki star wars olmuş artık 😀
          Bir takım fabrikasını gezmek isterdim gerçekten içeride neler oluyor görmek için.
          Tamam, orası CERN değil spacex, NASA da değil ama yinede alışık olmadığımız kadar büyük bir iş.

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]