Geyikliyoruz Cumartesi #14 – Senna mı, Prost mu?– 10 Mart 2018

9

Podcast:

Dosya: İndir

Mixcloud:

9 Yorum

  1. Yarışma ruhuna sahip olmaya önem verdiğim için Senna derim. Prost’ta böyle olmadığı görülüyor. 2014 Bahreyn yarışını ve Mercedes pilotlarının savaşını izleyin. Bu ikili bunu yapmak yerine sezon sonunu düşünüp yerlerine razı olsaydı?

    Biri savaşçı, öbürü memur.

  2. Güzel değerlendirmişsiniz.

    @M1CHAEL Senna’yı hayatını kaybettikten sonra seçmedin bence, Roland Ratzenberger mi? Prost mu? desem Prost dersin, Senna hayatta yaptıkları yüzünden o konuma geldi öldüğü için değil.

    Ben her türlü Senna derim, yarış performansı Prost’un istatistik olarak yüksek o da ufak bi fark bana göre o kadar risk almasına rağmen Prost gibi garantici bi adama karşı fazlasıyla iyi ama bu Prost’un kötü olduğu anlamına gelmez ikiside F1’in yıldızı Senna olmasaydı Prost ya da Prost olmasaydı Senna bu kadar efsane olmayabilirdi.

    Her şeye değinmişsiniz ama 89’da Prost, Senna’nın üstüne bilerek mi kırdı yoksa görmedi mi diye tartışmamışsınız 🙂

    Prost, Senna hakkında konuşmuştu SkySport’un Senna haftasında, 94’te kaza yapıp ölmekten korktuğu için değil, Senna ile farklı takımlarda rekabet ederim ama bir daha aynı takımda yarışmak istemiyorum gibi bir şeyler söylemişti. Şuraya bırakıyım belki izlemek istersiniz başka şeylerden de bahsediyor.

    https://www.youtube.com/watch?v=Pohie_wBXFg

    • Eyw.
      İnsanlar beklediklerinin dışında yorumlar gördüklerinde niçin şaşırırlar ki. 🙂

      En son da buna cevap verdim pek istemesemde ve gerçekten öyle. Ayrıca mikrofonu elinize aldığınızda bazı şeyleri söyleme hakkınız yoktur bu haksızlık yada özgür olmama değil! dile getirilemeyen bazı şeylerde önemlidir biz insanlar ruh, sadakat gibi tanımı kolay olmayan hislerle de yaşarız.
      Aslında bu durumu sizlerde yaşadınız. Schumacher’in olayından sonra hakkında ki açıklamaların nasıl değiştiğini dikkat ederseniz gözlemleyebilirsiniz. Böyledir insanoğlu ve bir farkı da budur…

      Diğer taraftan mesela Prost’un, Scuderia Ferrari için sürdüğünü o en mükemmel olmayan o araçlarda çok ciddi birşeyler yaptığını o günlerin global psikolojisiyle unutuyorsunuz arkadaşlar.

      Evet her zaman 2. parafın sonunda dediğin şeyleri demeye çalıştım. Yeterince çok yaşarsanız silinecek vaktiniz olur arkadaşlar. Niki, Alain, Jean Toth, Jacques, Schumacher gibi adamlarda bunu yaşayarak da gördünüz.

      O yılalrın yarışlarını açar bakarsanız bir kişinin salt kral olmadığını birçok kişinin akıl büken yarış sonuçları aldığını görürsünüz. TV karşısında ki durum da işte budur. Yani sezon sonunda ki şampiyonluğu göğüsledi diye tek bir adam olmuyor..

      O gün yayıncılık çok kötüydü arkadaşlar zaten çocuksunuz, bizim ülkece elimizde pek birşey yok neredeyse yarışın dışında birşey izleyemiyorduk bile. Çok zaman sıralama turlarını bile izleyemiyordum yada özetinden görüyorduk yani 90’ların sonu, trt dönemiyle 🙂 bile kıyaslanamaz. Dedimya zaten çocuksun dil yok elinde birşey yok [ben mesela 90’ların sonuna kadar elime yazılı resimli dergi mergi ne geçerse elde sözlük bir kağıda tek tek kelimelerin anlamını yazmaya çalışıp anlamaya çalışırdım yada dil bilen birine burada ne yazıyor diye sormaya çalışırdım (motorsporları bilmeyen, izlemeyen biri ne kadar anlayabilirse ifadeleri artık). İnternet dünyasından bakınca o günler pek anlaşılmıyor tabi her bir çizimin, fotoğrafın hayatınız kadar önemli olduğu zamanlar… (yapacak birşey olmadığı için kış gecelerinde 10 cilt, 20 cilt ansiklopedi okunan zamanlar ve bunu bilen kupon dağıtan gazeteler… 🙂 )
      Yani sevdiğiniz, ilgilendiğiniz tek şey aslında yarışların, ilginç araçların kendisi… Zaten 93-94 den önce izlediğiniz şeyi bile anlayamıyordunuz (eurosport) ki farketmiyor olsanız da ülkece sadece birkaç bin insanın içinde olmaktı bu. Yani iyice çocuk ve dönen olayların cahiliydiniz. 🙂
      Belki de bunlar yüzden hiçbir insana yani pilota tekil bağlanmama gelişti bizlerde.
      TV de kanal değiştirirken seslere denk gelip tutulma ile farklı birşey bu arkadaşlar. İlkokulun erken dönemlerinde neydir necidir bilinmediği halde çok sonradan öğrendiğin o siyah lotus, kırmızı beyaz mclaren’leri içeren etiketlere öylece bakıp durulduğu yapıştırılmaya bile kıyılamadığı çaresiz, bilgi fakiri zamanlar.
      O yüzden belki de sadece birkaç kişiyi değil Alesi’i de, Gerhard’ı da, Rubens’i de, Herbert’i de, Jacques’i de fazlaca sevdik. Günün için de kızsakta, sövsekte birçok kişiye aynı anda ilgi oluştu.
      Yoksa o yaşlarda izlenen yarışları doğru düzgün hatırlamıyorsunuz bile… Ki bende son 2 yıl da oluşan büyük bir hafıza kaybı var bunun ceremesini çekiyorum.

      Bilindik kaza olayları tartışıp durmanın ne faydası var ki 🙂 geyiklerken biz de kavga mı edelim illa.. 🙂

      Diğer olay demek isteyip hiç diyemediğim üzere bugünden bakınca ne kadar eski olursa olsun Alain ve Ayrton özelinde 90’ların başını dahi izlemek özellikle o gün 20-25 yaş üstü kültürlü bir adam değilseniz yeterli değildir arkadaşlar ben o yeteri görmüyorum. O sadece koca kariyerlerinin son dönemiydi…. Basitçe ortada Schumacher gibi neredeyse tüm kariyerine şehadetlik etmiş olma gibi bir durum yok. Onlar yaşını başını almış o günün yaş şartlarıyla yarış hayatlarının 2. baharını (bugünden bakınca son demleri oluyor :p ) yaşayan belki de bir süre sonra bırakacak adamlardı. (mesela yaşıyor olsa bile Ayrton’un 90’ların sonuna kadar yarışmayabileceğini düşünürdüm hep)

      Olayları, tarihi bir açıklama yönünden de anlayamayız çoğu zaman. O röp. ı izledim onun üzerine böyle düşünülmesi zaten garip geldi hani. Sonuçta ortada 1 sezon boyunca yarışları bırakıp gelmiş ve burada dikkat edilmemek üzere şampiyonluğa koşturmuş bir adam bahis. Muhabbette beraber yarışılmak istenmemesinin doğal olduğuna nokta attık. Herşey korkmak değildir. Frank’ın da söyledikleri var o konuda mesela.

      Bir de ortada 2 defa kovulmuş bir adam var (renault, ferrari). Yani bir nevi sözleşmeye böyle bir madde koyulmasına karşı ben onunla olmak istemiyorum denilen adamla görüşen bir takım var ortada. Muhabbetlere sığdırmak mümkün değil hangi birini hatıra getirip değineceksin ki… (yazmak o yüzden daha kolay:) )
      Mesela o acımasızca anlaşması olan kurumu eleştiren adam var çünkü o adamın bir meziyeti de geliştirmek, göremedikleri birşeyleri onlara içeride göstermek olmalı ki… o finalinde görülen yani mikrofonlarda olan sadece işin bir nevi artık yeter lan bu kafasızlığınızla denilen zirve noktası olmalı. Zaten onlar da biz senin kafanı anlamıyoruz arkadaş deyip kovmuşlar 🙂 ve taşlatmışlar. Her zaman ki mukayesem kurumlar mı insanlar mı… Cevabım açık. Bir de o röp.da da geçtiği üzere gittiği her yerde bir sürü politik, akıl bulandırıcı tartışmaya rağmen en azından kendince bana adil olun, laf dinleyin, ben sizden ek destek beklemiyorum diyen bir adam varmış gibi görünüyor buradan.

      Son olarak 90’ların başı ve 2’e bölünce ortasına kadar ki ilk çeyreği bir nevi geçiş, dönüşüm aşamasıymış arkadaşlar. O yüzden çılgın olduğu kadar saçma olan çok şey var (bu global otomotiv de ki dönüşümde de görülüyor). Belki de oturmaya başlayacakken Ayrton’un o tüm çirkinlik ortamı içerisinde ki kazasıyla sonucu başka bir dönüşüm evresini başlatmış oldu deriz.

  3. ben de hep sinir olurdum senna halk kahramanı, melek gibi adam, prost’ta kötü kalpli şeytan herkesin gözünde. bu senna belgeselini izlediğimde de ne kadar kasıtlı yapıldığını anlamıştım. ha birde prost kötü pilotmuş da, sadece politika ve oyunlarla zaferlere ulaşmış sanılıyor. bölüm çok güzel olmuş en azından izleyenler gerçekleri daha net görebilir ya da farklı bakış açıları kazanabilir, benim gibi daha v8 dönemini bile görmemiş insanlar kafadan atıp tutmaz böylelikle. istek parça alıyorsanız, teknik konular, lotus, chapman…

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]