Patinaj #B16: Beklenen an

3

Patinaj, 2017 sezonunda şok bir şekilde Formula 1’e katılmış Arkalion Racing adlı kurgusal bir takımın ve pilotlarının maceralarını anlatan yazı dizisidir, anlatılanlar tamamen hayal ürünüdür.

Patinaj’da daha önce…

Rusya GP Sonrası

Mete babasının yüzüne öylece baktı, ve “Baba, şu Rusya’yı tüm gece boyunca Türkiye’de herkesin bildiği gibi yaftalamadın umarım!?

– Lan, Sıpa! Nasıl yaftalanmış bu Rusya?

– Yapma baba, ellisini geçmiş bekar bir adamsın ve Rusya’dasın. Ne düşüneceğimi sandın, Jonah sana neler yaptırdı ha?

– Ulan, Jonah kırk yaşında adam, sen de o yaşa gel bi hele… Yemek yerken ellerim titremeye başlasın, prostat olup gece boyu kırk defa tuvalete kalkmaya başlayayım, bacaklarım beni taşıdıkları gücü kaybetsin tekerlekli sandalyemi itmeye başla bi hele önce… sonra hesap sorarsın bana… sıpa! Ancak o vakte kadar Rusya senin, İspanya benim! Hayır dur bir dakika, Rusya da benim! Şimdi gel bakayım şöyle içeri, kokpitte olanları konuşacağız.

Patinaj Bölüm 16: İspanya GP

Timur: Başla bakalım, ne oldu orada evlat?

Mete: Araçların tabanından çıkan kıvılcımlar baba… sonrasında yine gözlerimi odamda açtım. Duman ve is kokusunu hatta dilimde bıraktığı tadı alabiliyordum. Gözlerim yanmaya başladı. Ayaklarımda da sıcaklığı hissettim. Tam olarak o güne döndüm. Gerçekti!

– Uzun zaman olmuştu ama demek hala bitmemiş.

– Evet baba, 3 yıldır olmuyordu. Burada da 33 tur boyunca olmadı. Nedenini anlamak zor. Aklımda hiç yoktu, hatırlamıyordum bile. Sadece…

– Sadece ne?

– Bu aralar eve gitmek istiyorum.

– Orada bizim için pek bir şey yok evlat. Bunu konuşmuştuk. Orası artık sadece tatil.

– Biliyorum baba, gidişatımıza göre en azından iki yıl dönmeyeceğiz. Tüm dikkatimizi kariyerime vereceğim… ama ne bileyim işte, kolay olmuyor.

Timur tam bu sırada Singapur yarışını düşünüyordu. Bu olay orada da tekrarlanabilirdi. Mete evi pek özlemiyor gibiydi. En azından özlüyorsa bile bunu hiç belli etmiyordu. Hatta belki kendini özlemediğine inandırmış olabilirdi de. Ancak belli ki zihni, Mete ile aynı fikirde değildi. Bu sanrı, Mete’nin zihninin ev özlemi hakkındaki fikirlerini ortaya dökmesi olabilirdi pekala. Singapur’dan önce İzmir’e ziyaret iyi bir fikir olabilirdi.

– Bir çaresini buluruz evlat. Şevki’nin RS Cosworth yine cortlamış zaten, ona da bir el atarız belki ha! Acele etmeyeceksin ama.

Mete’nin dudakları, kulaklarına doğru uzadı.

-o-

Mete son antrenman seansından sonra ARK01’inden indiğinde bacaklarının titremesine engel olamıyordu. Pistin yorucu yapısına yenik düşmüştü, ancak yüzüne yapışmış pis gülümsemeye engel olamıyordu. Garajın arkasında takıma en son katılan ve sportif danışman rolünü üstlenen Mark Webber’i buldu.

Mete: Hey Mark, nasıl gidiyor?

Mark: Sen söyle, araçtan inen sensin.

Mete: Muhteşem, kesinlikle muhteşem. Şu yeni parçaların bu kadar işe yarayacağını tahmin edemezdim.

Mark: Mike usta adamdır. Yanında da Pat, John, Nickolas da var. Daha ne olsun.

Mete: Mike Gascoyne, Pat Fry, John McQuilliam, Nicholas Tombazis…Mike haricindekiler Manor’dan toplama, değil mi?

Mark: Evet, ama onlar önemli isimler, büyük takımlarda yer bulamadıkları için oradaydılar. Paslanmak istemediler. Manor’un son hallerini de gördün, güzel şeyler yapmaya başlamışlardı. Ama şimdiki araçta emekleri yok biliyorsun. Mike tasarladı. Diğerleri güncellemeler üzerinde çalışıyor.

Mete: Yani bugün kullandığım roket onların eseri…

Mark: Kesinlikle. Axel daha fazlasının da geleceğini söyledi.

Mete: Güncellemelerin mi?

Mark: Mühendislerin.

Mete: WOW! Desene Arkalion yeni Red Bull olmak için geliyor?

Mark: Oldu bile. Görüyorsun, herkes bayılıyor takıma.

Mete: Sorma, önüme gelen imza istiyor, fotoğraf istiyor. Selfie’lerde boynumu yana yaslamaktan Hawking gibi oldum.

Mark: Hahaha! Bu güzeldi.

İkili kahkahalar atarken Xevi yanlarında biter.

Xevi: Nasıldı Mete? Mühendisinle konuştun mu? Su da iç, içtin mi? Masaja da git, sıralamalara hazır olman gerek.

Mete: Amma şey söyledin! Mühendisi unuttum ama önemli değil, araç iyi, su da içerim tamam. Babam gibi konuştun roket gibi. Senin ilgilenmen gereken Nick yok mu?

Xevi: Çabuk hallet onları gel, daha ne yapacağımıza karar vereceğiz. Nick’in de işi bitti, geliyor.

Mark: Su demişken aklıma geldi, Lewis yarın aracında içecek ve şişesini bulundurmayacakmış, ağırlığı düşürmeye çalışıyorlar.

Mete: Nereden duydun bunu yahu! Bir de takımlar sır gibi saklar derler.

Mark: Kulağım çok iyi duyar!

Mete: Ahahaha, ben de kullanmayayım o zaman? Zaten içmeyi unutuyorum hep, ihtiyacım da olmuyor.

Xevi: Kesinlikle olmaz. O içeceğe ihtiyacın var. Bu çok riskli.

Mete: Sorun değil, ihtiyacım olmuyor hiç.

Xevi: Sen öyle san. Bu riski almayacağız.

Mark: Evet bu çok riskli, özellikle de böyle pistler ve bu araçlarda. O içeceği içeceksin ve bitireceksin.

Mete: Tamam beyler pes. İçerim! Şimdi gideyim de su içip masaj yaptırırken mühendisimle de konuşayım!

-o-

Sıralamalar

Mete ve Nick sıralama turlarının ilk iki seansından rahatlıkla kurtuldular. Arkalion ekibinin İspanya GP için hazırladığı güncellemeler oldukça işe yaramıştı. Cosworth’ün güncellenmiş motor modları ise aynı gücü daha az yakıt tüketimi ile sağlayabiliyordu. Bu da yakıt tüketiminin önemli olduğu yarış mesafesinde performansının artacağı anlamına geliyordu. Yani daha fazla tam gaz gidebileceklerdi.

Xevi: İlk turun güzeldi Mete, şimdi ikinci turuna hazır ol.

Mete: Pol gelecek mi?

Xevi: Zor görünüyor. Son Sektör’de Mercedes’e üç ondalık bıraktık.

Mete: Lanet, sevinmiştim.

Xevi: Git ve en iyi turunu at. Kendi dereceni geliştirmeden gelme.

Mete: Ver baskıyı veeer!

Xevi: Anlamadım!?

Mete: Sana Türkçe öğretmeliyim.

Telsiz konuşmalarını duyan Mark Xevi’nin bu sözlerine şaşırmıştı. Kendi telsizinden Xevi ile doğrudan konuşabiliyordu ve bunu yapmak istedi.

Mark: Xevi, Mete’ye dediğin stres yaratır. Mete’yi hataya sürükleyecek. Neden bunu yaptın?

Xevi: Mete böyle çalışıyor Mark, rahat bırakırsan hayallere dalıyor ve azamiyi alamıyor. Üstelik hata yapıyor. Baskı altında çok daha iyi. Nick’e dönmem lazım.

Xevi’nin bu dedikleri Mark’ı heyecanlandırmıştı. Söylediklerini daha önce başka yerlerde çok kez duymuştu. Baskı ile mücadele kabiliyetleri sayesinde, rahat oldukları zamandan daha iyi olmak Ayrton Senna, Michael Schumacher ve Mika Hakkinen’in ortak özelliğiydi.

Xevi: Bravo Mete, bravo!

Xevi’nin bu heyecanlı sesi Mete’nin ömründen ömür almıştı, yoksa polü mü elde etmişti? ‘Zor görünüyor’… Xevi’nin bu sözünü hatırladı, Son Sektör’de de iyiydi.

Mete: Kaçıncı sıra, hadi bana harika bir şey söyle?

Xevi: Dört Mete, çok iyi bir tur.

Mete: Neye bravo!? İlk kaybeden bile olamamışım! Nick nasıl?

Xevi: Oldukça iyi bir turdu. Nick beşinci. Şikanda hata yapmış.

Mete: Alonso ne yaptı peki? Merak ettim.

Xevi: Yedinci oldu. İyi iş.

Mete: WOW! Bu ne demek oluyor şimdi?

Xevi: Motor dışındaki her şey iyi demek oluyor, pilot dahil. Haydi içeri gel, işimiz çok fazla.

-o-

Mete aracını bıraktığında mekanikerler hemen mesaiye başladı. Herkes çalışırken garajı terk edip gitmeye alışamamıştı.

– Hey çocuklar mola verdiğinizde birlikte bir şeyler atıştıralım…

Birkaç mekaniker gülümsedi ve elleriyle “tamam” işareti verdiler. Mete, garajdan çıkarken Arkalion mühendis ve mekanikerlerinin sıralama gününde hiç mola vermediklerini hatırladı. Kendi kendine konuşarak motorhoma yürüdü.

Pekala, bence demin bunu düşünemediğim için bir pislik gibi göründüm. Bunun yanında şimdi gidip garip bir detoks içeceği yudumlarken masaj yaptıracağım. Bunlar araç sürmek gibi Formula 1’in en keyifli işinin yanındaki bonuslar bir de… Evet evet, bir Formula 1 pilotu olarak takımın belki de iki pislik herifinden biriyim. Acaba diğer takımların pilotları da böyle pisliğin teki mi?

Aklına tüm mühendis ve mekanikerlerine masaj hediye etme fikri geldi. “Dur bir dakika, bu otel hizmetlerine dahil zaten. Faturayı da Arkalion ödüyor. Daha orijinal bir fikir gerek!

Takım arkadaşlarının gönlünü alma fikrinin sıkıntısı ile motorhoma daldı ve…

Annie: Dün su içip masaj yaptırırken mühendisinle de konuştuğunu duydum. Masajını ben yaparken neler yapabileceğini merak ettim şampiyon!

Mete bu bonus karşısında etten kemikten sıyrılıp sadece tek karelik bir görüntüye dönmüş gibiydi.

Yarış sabahı

Jonah 1407 numaralı odanın kapısını çaldı. Ses çıkmayınca telefonunu çıkardı ve Mete’yi aradı. Buna da yanıt alamayınca cebinden çıkardığı kartı kilide okuturken  “teşekkürler Christine” dedi. Lobide gece vardiyasında olan Christine ile faaliyetleri sayesinde bir randevu bir de Mete’nin oda anahtarını almıştı.

Jonah: Uyan bakalım şampiyon!

Mete: ııhh, şamp..i..yyy… Annie?

– Vay canına, hadi ordan… Annie?

– J… Jonah?

– Annie ile olmuş olamazsın değil mi? Tüm gece lobideydim ve Annie’yi oradan geçerken görmedim… ve dostum o kadın uzaydan bile fark edilebiliyor… yani sana inanmıyorum!?

– Nasıl istersen Jonah.

– Dahası aloa vera kokuyorsun… Annie “Angel” kokuyor… bu odada hiç Angel yok!

– Sen ne dersen o… Sherlock!

– Hah.. elbette… ayrıca çok merak ettiysen Annie biraz halsizmiş. Açıkçası odaya girdiğimde bunun nedeni sensindir diye endişelendim ama artık rahatım, kalk!

– Sen evli değil miydin?

– Öyle miydim?

Mete emin olamadı… Kendini sobanın üzerine atılmış sakız gibi hissediyordu. Soğuk duş iyi gelirdi.

-o-

Mete garaja indiğinde bir şeyler garip göründü gözüne. Ortalıkta mekanikerlerden başkası yoktu.

“Nerede bu millet yahu? Erken mi geldim, çok mu geç kaldım? Hey, yarış başlamadı değil mi?”

Birkaç mekaniker dönüp “ne diyorsun sen” der gibi baktı. Mete sıkıntıdan kendi kendine espriler yapmaya çalışıyordu. Etrafa biraz daha göz gezdirdi ama ne Xevi’den ne Nick’den ne de diğerlerinden iz yoktu. Mekanikerlerin çalışmasını izlemeye başlamışken, İhsan Oktay Anar’ın son Romanı “Yedinci Gün”ü otuz yedinci sayfasında bıraktığını anımsadı. Kitapsever tüm arkadaşları İhsan Oktay’ın en kötü romanı olduğunu söylemişlerdi ama İhsan Oktay kötü de olsa okunmalıydı. Kitaba üç kez başlamış ama hiçbirinde otuz yedinci sayfayı geçememişti. İzmir’den ayrılırken yanına da almamıştı. Eve dönmek lazımdı. Döndüğünde otuz sekizinci sayfadan mı devam etseydi yoksa baştan mı başlasaydı. Bu çetrefilli kararın sıkıntısındayken omuzunda bir el hissedip irkildi.

Nick’in eliydi. Xevi ve Mark da yanındaydı.

Mete: Neredesiniz?

Xevi: Asıl sen neredesin? Toplantıyı motorhome’da yapacağımızı unuttun herhalde, burası sıcak diye oraya geçmeye karar vermiştik.

Mete: Haaa, unutmuşum!

Nick: Annie’yi mi düşünüyordun yoksa! Rahatsızmış diye duydum.

Mete: Y… yok hayır. Nereden çıkardın? Üçüncü virajı düşünüyordum.

Xevi: Onu fazla düşünme, biraz mikrop kapmış. Umarım sen de ondan kapmamışsındır yakınlarda!

Xevi son cümlesini söylerken pis pis gülme isteğini bastırmaya çalışıyordu.

Mete: Saçmalamasanıza, dalmışım işte.

O sırada Nick kaskı ve eldivenlerinin olduğu dolabın yanına gitmişti. Mete de oraya seyirtti.

Mete: Annie’yi nereden biliyorsunuz, nereden çıktı?

Nick: Dostum, Jonah söyledi. Sabah uyanırken ilk onu sormuşsun. Annie de ateşler içinde ve senin adını sayıkladığını duymuşlar. İsveç bile duymuştur artık sizi!

Mete: Biz… Eeee…Kim? Hadi ama Nick, biz profesyonel adamlarız!.

Nick: Elbette öyleyiz….

Mete: Gerçekten öyleyiz…

Xevi: Mete! çabuk gel yoksa yarışa hiçbir şey bilmeden çıkacaksın!

Mete: Ne bilmem gerekecek ki? Gazlayacağız! Yoksa artık uçabiliyor muyuz?

-o-

Yan, yan, yan, yan, yan, sön, sön, sön lan!, hah”

Mete yine çok iyi kalkmayı başarmıştı. Bottas’ın soluna gelmiş, ancak kendi solunda da Raikkonen’i görmüştü.

“Çekil oradan gümüş Finli… Sen de gel sen de, kırmızı Finli seni.’’

İlk viraj için üç araç yan yana frenliyorlardı ve Mete Bottas ile hala yan yanaydı, ancak Raikkonen biraz öne geçmişti. İlk viraj için dönerken Mete sağındaki aracın hızla kendisine yaklaştığını gördü.

“Laaaaan!”

Üç araç ilk viraja sığamamışlardı. Bottas ve Mete temas etmiş, bu da Mete’yi Raikkonen’e göndermişti. Temasın etkisiyle ön kanadının kenar plakalarından biri kırılmış ve viraj çıkışındaki sosis kerblerin üzerine çıkmıştı.

Xevi: Araç nasıl Mete, sorun var mı?

Mete: Biraz önden kayıyor, ancak alışabilirim. Başka sorun yok.

Xevi: Şu an yedincisin, aracının performansını inceliyoruz. Kaybın büyükse yeni kanat için çağıracağız.

Mete: Araç iyi, değişime gerek yok. Pitleri bekleyelim.

Xevi: Tamam Mete, seni bilgilendireceğiz.

Mete’nin istemeden temas ettiği Raikkonen ve onun da solundaki Verstappen yarış dışı kalmışlardı. Demek ki ilk viraja üç değil tam dört araç birden sığmaya çalışmışlardı ve araçların yarısını kaybetmişlerdi.

Mete, Raikkonen için üzülse de Verstappen’in kalmasına üzülemiyordu. Babası kin tutmanın kötü bir şey olduğunu ve onu kötü bir insan yapacağını söylerdi. Verstappen bir istisna olmalıydı herhalde!

-o-

Mete’nin önünde bir yandan komik bulduğu, diğer yandan da beğendiği pembe araçlar vardı. Onlardan kurtulması gerektiğinin farkındaydı.

Xevi: DRS’i kullan Mete, burada kahraman olmaya çalışmıyoruz.

Çok istemese de DRS’i kullanmak zorunda kalacaktı. Aracının görece performansı normal geçiş yapabilmesi için yeterli olmamıştı.

Dokuzuncu turda Ocon’u, on birinci turda da diğer pembeli Perez’i geçmişti.

‘Panterler tamam, sıradaki!’

Nick ise kalkışta dördüncülüğe kadar yükselmiş ve kendi halinde bir yarış çıkarıyordu. Önündeki Vettel uzaklaşıyordu ve yaklaşması mümkün görünmüyordu.

Mete’nin beşinci Ricciardo’yu yakalaması 18. turu buldu. İlk denemesinde son sektördeki şikandan iyi çıkamayınca başarılı olamadı.

Xevi: ARK 01 moduna geç Mete, sana yardımcı olacak. Son sektörde aç.

Bir sonraki tur şikandan o kadar iyi çıkmıştı ki, DRS’i açtığına pişman oldu.

Xevi: Şimdi tekrar ARK 04 moduna dön, hep unutuyorsun.

Mete: Tamam.

Xevi: Şimdi tekrar ARK 01’e geç ve lastiklerini mahvet! Pite geliyorsun. Kanadın da değişecek.

Mete Xevi’nin söylediklerine anlam veremedi. Normal motor moduna geri dönmeyi sadece birkaç viraj kaçırmıştı, ve şimdi de turun sonuna gelmeden tekrar geri dönmesi isteniyordu. Formula 1’de bu kadar ciddi mi olmak gerekiyordu?

-o-

Pitten çıktığında Mete’nin aracında orta sert hamurlu lastikler takılıydı.

Mete: Bunlarla uzun süre gidecek miyim? Biraz fazla sertler.

Xevi: Fırsatları bekliyor olacağız. Hedefimiz Vettel. Ona göre hareket edeceğiz.

‘Hedefimiz Vettel…Hedefimiz Vettel….Hedefimiz Vettel…Hedefimiz Vettel’ Yaşasın!

Mete duyduklarına inanamıyordu. Dört kez dünya şampiyonu olmuş bir adamı hedeflediklerine, onu geçebilme ihtimali olduğuna inanamıyordu. Arkalion’un İspanya GP için hazırladığı güncelleme paketi kendilerini Ferrari ile hemen hemen aynı seviyeye getirmişti ve yarış temposunda daha iyi olabilirlerdi.

2013’de Porsche Supercup’da yarışırken Belçika’da Sean Edwards’ı geçip kazandığında da çok şaşkındı. Kazanmaya yabancı değildi, büyük isimleri mağlup edip kazandığında ise buna anlam veremiyordu. Bir çaylak, bir şampiyonu nasıl geçip de yarış kazanabilirdi? Bunun yanıtını öğrenmek çok acayip olurdu…

Xevi: Vettel yarışın sonunda orta sertlere geçecek. Biz de yumuşaklara döneceğiz. Şimdi elinden geleni yapman gerekiyor. Bu önemli.

Mete: Tamam.

-o-

34. tur

Xevi: VSC, beklemede kal. Beklemede kal.

Mete: Pite geleyim işte.

Xevi: Vettel’i takip edeceğiz. O girerse girmemize gerek yok.

Mete: Girmeyecek zaten. Kim orta sertlere erken geçmek ister ki?

Xevi: Emmm… ARK 01 moduna geç, lastiklerini bitir. İçeri geliyorsun.

Mete yine kendi stratejisine yön verdiğini fark etti ve şüphe duymaya başladı. Ama düşündüğü mantıksız da değildi, kimse daha sert lastiklerle sürmek istemezdi. Vettel de mümkün olduğu kadar geç gelecekti o lastikler için.

Sanal güvenlik aracı altında pite girdiği için birkaç saniye kazanmıştı. Hamilton da aynı turda pite gelmişti, sanal güvenlik aracı periyodunun tam bitiminde…

Mete yumuşak lastikleri ile Bottas’ın 6 saniye arkasında çıkmıştı ve tur başına 1.5 saniye kapatarak yaklaşıyordu.

Xevi: Önünde Bottas var ve beyazlarda. Kolay bir geçiş olabilir. Hedefimiz Vettel olacak. Vettel pitte.

Xevi ne dediğini biliyor gibi görünüyordu. Hedefinin lider giden Ferrari olduğunu başkası söylese katıla katıla gülerdi.

‘Laaaan!’

Mete önünde birden aşırı yavaşlayan Bottas’a neredeyse çarpacaktı. Fin pilot aracında bir sorun yaşıyor olmalıydı. Fren yapmak yerine ani direksiyon hareketiyle solundan geçmeyi daha güvenli bulmuştu. Aslında bunu düşünmemişti bile.

Xevi: Çok iyi Mete, çok iyi. Vettel Hamilton’ın önünde ve geçilecek. Sen de onu geçebilirsin. Şimdi yarış sonuna kadar her şeyini ver.

Mete: Tamam Xevi, bana bırak.

-o-

Yarışın son 7 turuna girilmiş ve Mete, Vettel’in hemen arkasına gelmişti. Lastikleri en iyi performans veren kısmını kaybetmişti ve artık ilk andaki kadar hız sağlayamıyorlardı. Ancak yine de Vettel’in arkasına yapışacak hıza sahipti.

Vettel ise o sırada lastikleri biteceği düşünülen Hamilton ile farkı kapatmaya çalışıyordu. Bunu yaparken tur bindirme dalgasına denk gelmiş ve zaman zaman DRS kazanarak fark kapatıyor, bazen de daha fazlasını kaybediyordu.

Mete Vettel’in önünde iki Williams aracının olduğunu gördü. Savaşıyor görünüyorlardı ve Vettel’e sorun çıkarabi..

‘Aaaaaaaahhhhhh!!!’

Xevi: Durumun nasıl? Cevap ver!

Mete: İyiyim Xevi, araç sağlam.

Vettel kendisine yol vermek için viraj dışına çekilip yavaşlayan Williams’ın hareketini anlayamamış ve çarpmamak için frenlerine asılınca arkasındaki Mete’yi tehlikeye atmıştı. Mete 10. virajda dışarı taşmak zorunda kalmış ve piste geri dönebilmişti ama elbette zaman kaybederek.

Sondan bir önceki turda Vettel’i tekrar yakaladı, ancak lastikleri tüm kauçuğunu asfalta sermişti bile..

Mete: Geçemeyeceğim. Lastikler bıraktı.

Xevi: Tamam Mete, eve gel.

-o-

O sırada sesi kısılmış Serhan Acar;

“Gururumuz Mete Atay, kendinin ve Koenigsegg Arkalion Racing’in ilk podyumunu İspanya’da, Katalunya’da elde ediyor sevgili Formula 1 severler. Bir Türk pilot, Formula 1’de ilkleri elde etmeye devam ediyor. Sesim için özür dilerim, beni anlayabiliyorsunuz… Muhteşem bir yarış, muhteşem!…

Mete finiş çizgisini geçtiğinde

Xevi: Muhteşem sürüş, podyumdayız Mete. Üçüncülük!

Mete: AaaaAAA… teşekkürler çocuklar, ama sanki daha fazla sevinç hissetmeliydim…

Xevi: Bana az önce sizin spikerin aklını kaybettiğini söylediler… Sesi de kısılmış

Mete: Hadi canım, Serhan o kadar bağırmış mı? İlginç…

Bu sırada Mete’nin gözleri tribünlerde bayrağını arıyordu. Ana tribünü geçmek zorunda kalmıştı ama sonraki ilk tribünde çokça Türk Bayrağı gördü. ARK01’i pist dışına doğrulttu ve tribünlerin dibine kadar gitti. Tribünlerdeki  kısmi çığlıkları duyabiliyordu ama daha fazlasını duymayı umdu…

Mete: Xevi, iznim var mı?

Xevi: Bunu hak ettin bence!

Mete direksiyon üzerinde SE yazan butonu ON moduna alırken ENG yazan butonu OFF moduna getirdi ve ARK01 Cosworth’ünün turbolu homurtusu birden sustu.

Dördüncü viteste gaz pedalına yüklendi ve ARK01 hiç sesini çıkarmadan hızlandı. Mete artık kalabalığın bağırtıları arasından kendi ismini seçebiliyordu. Sırasıyla bayrağını gördüğü tribünlere doğru gidiyor ve haykırışların keyfine varıyordu. Pisti bitirmek üzereyken asfalt zeminin hayli kalabalıklaştığını fark etti. Seyirciler piste doğru akmaya başlamıştı. Pist hakemleri ve güvenlik görevlileri zor anlar yaşıyor olmalıydılar. Ancak yine de Mete şimdiye kadar ki hayatında duyduğu en tatmin edici şarkıyı dinliyordu. Son virajı döndüğünde seyirciler için artık çok geçti. ARK01’e kadar ulaşabilen olmamıştı ve Mete ARK01’in tüm sessizliğiyle pit girişinden geçti ve pit girişi sinyali ARK01’i selamladı.

Mete aracından çıktığı gibi kenarda kendisini bekleyen ekibinin üzerine koştu. Dave ve Xevi’yi hiç bu kadar heyecanlı ve güler yüzlü görmemişti. Ekibine teker teker sarıldı. Kendisi beklediği gibi büyük bir sevinç hissedememişti. Bunun nedeni elbette birincilik yerine üçüncülüğüydü. Ama ekip kendini kaybetmiş durumdaydı ve bu halleri, Mete’nin çok hoşuna gitmişti. Sırf bu yüzden oradan hiç ayrılmaya niyeti yokken, FIA görevlisi kendisini podyuma ve tartıya götürmek için kolundan çekiştiriyordu.

Tartıdan sonra arkaya geçip merdivenleri çıkarken alkış tutan mankenlerin arasından yürümek kendini epey iyi hissettirdi. Hamilton’un su içtiğini gördü ve o da bir su şişesine uzandı. Diğer eliyle de havluyu aldı. Kenara geçip oturdu ve suyunu içip saçlarını kurularken Lewis ve Seb’in konuşmalarına kulak kesildi. Ama kalkıp onlara katılmak istemedi. Onlar da pek ilgili görünmüyorlardı zaten. Ama hakkını vermeliydi, Lewis tartıdayken tebrik etmişti. Seb ise o vakit podyuma doğru tırmanmaya başlamıştı bile. Haliyle Mete Tartıya hayli geç gitmişti. Tam bu sırada aralarına bir kadın katılıverdi. Mete ayağa kalktı ve hanımefendiyi selamladı.

Bu sırada gördüklerini ve duyduklarını izleyicisine aktarmak için uğraşan Serhan Acar da bu kadını fark etti elbette.

Mete podyuma çağrıldığında hanımefendiyi kalabalığın arasından aldı ve yanında podyuma çıkardı. Burada insanların çığlıklarını ilk kez bu kadar yüksek sesle duydu. Gözlerine inanamıyordu.

Yarış kupası olarak verilen bu uzun boylu metal vazoyu aldığında “aslında hiç de fena değil” dedi ve gülümsemeyi de ihmal etmedi. Sırasıyla Vettel ve Hamilton da kupalarını aldılar ve bu sıralardaki çığlık sesleri daha yüksekti. Mete ise Türkiye’de ekran başındaki çığlıkları hayal ediyordu.

“…Bu arada Arkalion Racing’in “sessiz” şovu da gerçekten harika anlara gebe…

…İşte podyum röportajı için eski F1 pilotu İspanyol Pedro de la Rosa’yı görüyoruz. Yanındaki hanımefendi…..

Serhan Acar’ın kafası karışmıştı, bir süre sessiz kaldı ve…

“…Mete’nin yanına geldi, kim olduğu hakkında bilgim yok maalesef… İnanın siz ne biliyorsanız ben de onu biliyorum.  Arkalion takımından biriymiş gibi görünmüyor. Bizi bir sürpriz bekliyor olabilir sevgili F1 severler.

-son-

SONRAKİ BÖLÜM: Patinaj #B17: Monako GP, Tünel

Soner Küpücü/xtrabit racing

3 Yorum

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]