Patinaj #B13: Islak

6

Patinaj, 2017 sezonunda şok bir şekilde Formula 1’e katılmış Arkalion Racing adlı kurgusal bir takımın ve pilotlarının maceralarını anlatan yazı dizisidir, anlatılanlar tamamen hayal ürünüdür.

2017 Çin GP, yarıştan önceki Salı günü

Timur usta Swisotel’in resepsiyonunda oda anahtarını beklerken eline bir yerine iki kart tutuşturulmasına şaşırmıştı. Mete’ye bir bakış attı;

– Artık ayrı odan var baba!

+ Beni kovuyor musun evlat? Haaa!!!

Timur ustanın gözleri bir anda parladı, o an biraz fazla alıngan davrandığını da hissetti, ancak bunu ciddiye almayacaktı.

+ Lan sıpa, ne iş hayırdır?

– Hayırlısı be baba!

 

Çin GP, Cumartesi günü, Sıralamalar

Mete motorhome’da tulumuna henüz sol bacağını geçirdiği sırada kapının açıldığını fark eder. Göz ucuyla altın sarısı saçları farkettiğinden bozuntuya vermez. Henüz, tulumu gibi tek parça içliğinin üst kısmını da vücuduna geçirmemiştir. Karın bölgesini biraz kasar.

Mete: Zamanı geldi mi?

Annie: Seni almak için geldim.

Mete: Öyleyse acele edelim.

İçliğini giymek üzere eğilip doğrulduğunda Annie’nin arkasına geçtiğini gördü. Annie’nin elleri tulumunu tutup omuzlarından öne doğru geçirdi. O sırada kendini parlak zırhını kuşanan bir şovalye gibi hissetti ama öte yandan da tüm bunları Nick için de yapıp yapmadığını merak etti. Fermuarını çekerken Annie’ye doğru döndüğünde masmavi gözleri ve inci renginde dişleri gördü. Bir tanrıçanın gülümsemesi sırasında dikkatinin dişlere kaymış olmasından dolayı kendine bir küfür savurdu. İçinden tabi. O an bir şeyler söylemek istedi, ama öylece kalakalmıştı işte.

Tanrım, ne kadar süredir onun yüzüne bakıyordu, çok olmuş muydu? Bir şeyler söylemem gerek, bir şeyler söylemem gerek!

Ancak Annie erken davrandı;

Belki de artık gitsek iyi olur ha!

-o-

Mete tulumunun içinde ilk kez rahat hissettiğini fark ederek garaja indi ve Nick ile bir şeyler konuşan Xevi’nin yanına geldi.

Mete: Evet Xevi, ne yapıyoruz?

Nick: Çıkıp gazlıyoruz dostum, ne yapacağız başka!!!

Normalde gülümsediğini bile kimsenin görmediği Xevi, soruya mı,yoksa Nick’in yanıtına mı bilinmez, küçük bir kıkırdama attı.

Xevi: Ahha, pist kuruyor, ilk turunuz güvenli olacak, son dakika da ikincisini atacağız. Hepsi bu.

Mete: Tamam Xevi, ben de neyi soruyorsam!

Xevi: Unutmadan, pist soğuk, dikkat edin.

Mete tulumda neden rahat hissettiğini şimdi anlamıştı, hava serindi, bu yüzden olabilir miydi!!! ‘Aptallığıma yanayım’ diye geçirdi içinden.

Shanghai pistini Porsche Supercup’taki sezonundan biliyordu, hiçbir virajını sevmese de garip bir şekilde bu pistte olmaya can atıyordu. Antrenmanlarda neredeyse hiç piste çıkamamıştı, sadece 15 tur atabilmişti ve Nick’in ayarlarından türetilmiş kendi ayarıyla çıkacaktı. Arkalion mühendisleri bu farklılıkları hesaplamayı çok iyi biliyorlardı ve bir pilotun beğendiği ayara göre diğerinin isteklerini küçük farklarla uygulayabiliyorlardı.

Nick, Mete’den önce çıktı ve ilk tur zamanı geldi: 1:34.214, Mete ise 1:34.988 yapabilmişti.

Xevi: Turun yeterli değil Mete, ikinci turunda hata yapmayacaksın.

Mete: Gördün, Williams’ın arkasında takıldım, bir sonraki temiz olacak dostum!

İki Koenigsegg Arkalion Racing pilotu Q1’deki ikinci hakları için piste çıktılar. Mete süper yumuşak lastiklerini ısıtırken yine düşüncelere daldığını fark etti.

Annie ile bir şeyler yapsam mı acaba? Babama ayrı bir oda tutmam şimdiye dek hiçbir şeyi değiştirmedi. Henüz İngilizce bilen yerel bir kadınla karşılaşmadığım gibi bir de Türk olduğumu öğrenenlerden bazıları benden resmen kaçtı be! Bunlar o koca duvarı gerçekten bunun için yapmış olmalılar. Bu arada Great Wall filmi de berbat. Fantastik desen olmamış, gerilim desen biçimsiz ve komik görünüşlü öcülerle olacak iş değil zaten. Bir de hiçbir insan evladı Malkoçoğlu gibi ok atamaz. Matt Damon’un karakterini fazla abartmışlar. Ama o kadınlar… Babasına ayrı oda tutmasını zorunlu hissettiren kadınlar…

Haaa bu son viraj mı? Ups! Hızlan ulan, hızlan…

Seansı sonlandıran damalı bayrak sallanmadan hemen önce turlarına başladılar, Mete düzlükteki kulede birazdan damalı bayrağı sallayacak görevliyi görebiliyordu. Takımların hızlı tura başlama zamanını bu kadar hassas şekilde hesaplamasına hep hayran kalmıştı. ‘Bu kadar mı önemli yani, 20 saniye önce başlasaydım ne kaybederdim ki?’

ARK01 yeni ön kanat ve tabanıyla olduğundan da dengeli bir hale gelmişti, Towchester’daki mühendisler sezonun kural açığı olan T-Kanat gelişimine henüz başlamışlardı ki, CEO Axel’in öngörülü emriyle bunu yapamayacaklarını öğrendiler.

Neymiş efendim, Arkalion sırf küçük bir avantaj sağlıyor diye çirkin görünen bir parçayı aracına yerleştirmemeliymiş, marka prestijiymişmiş… İşe yaradığı artık ortada olan bir parçayı ne diye kullanmıyoruz ki, Formula 1 görüntüyü gerçekten önemseseydi “yiğidin malı meydanda” temalı araçlar üretmezlerdi zaten. Kes artık sesini çocuk, odaklan…

Mete virajları bir bir yutmasına rağmen yeterli olmadığını düşündü. Ona göre her türlü yardım kayda değerdi. Bu yüzden arka düzlükte zihin gücüyle Cosworth motoruna beygir gücü eklemeye çalışıyordu. Biraz daha hızlı, hadi pistonlar, hadi turbo, yapabilirsin!

Neredeyse fren noktasını kaçırıyordu. Uzun düzlüğün sonundaki U dönüş için son anda frenlediğini apeksten uzaklaşırken fark etti. İstemeden de olsa o virajı beklediğinden iyi dönmüştü ki…;

Xevi: Bırak Mete, doğrudan içeri gel!

Mete: Kahretsin! yapamadım, değil mi?!! Sarı bayrak?

Xevi: Evet Mete, çok iyi geliyordun. Ana düzlükte kaza var.

Mete önceki tur zamanının yetmediğini çok iyi biliyordu.

Xevi: P16 dostum, bitti. Üzgünüm.

Mete’nin aklına turuna başlarken düşündükleri geldi. Turuna 20 saniye erken başlasaydı kazaya denk gelmeyecekti ve tamamlayabilecekti! Formula 1’in dakikliğinin ve limit ihtiyacının kurbanı olmuştu.

Mete: Berbat! Daha önce neden başlamadık? Berbat! Nick nasıl?

Xevi: Devam edecek.

Mete araçtan indiğinde onu karşılayan yine Annie idi,…

Annie: Basın zamanı!

Mete: Ne söyleyeceğine karar veremeyip, saçmalama zamanı.

Annie: Birçoklarının o saçmalıklara ihtiyacı var, hadi oyunbozanlık yok, gidelim.

Mete: Seninle dünyanın sonuna kadar Annie.

Ne? Bu Sam Witwicky’nin Mikaela Banes’a “Bence sende göründüğünden çok daha fazlası var.” diyerek saçmalaması kadar saçmaydı.*

– Mete, ilk seansta elendin. Orada neler oldu, nasıl hissediyorsun?

+ Hızlı turumuzu son saniyeye bıraktık, bu da elbette ikinci bir şansımızın olamayacağı anlamına geliyor. Çok iyi bir tur atıyordum ama bazen işler sizin kontrolünüzde değildir. Olan buydu.

– Bu tercihe hiç kızmadın mı, 16. cepten başlayacaksın. Sence tırmanabilecek misin?

+ Zemin ıslak olacak, yani yarın her şey olabilir. Harika yükselişlerin birçok örneği var, değil mi?

-o-

Mete zorunlu demeçlerden sonra pit duvarına geçti ve Xevi’nin sol arka çaprazındaki demir korkuluklara oturdu. VR kamerayı reddetmişti, ancak telsizleri dinliyordu. Nick ikinci seansı da çok rahat geçmiş, son seansa başlamak üzereydi.

Nick: Araç nasıl, sorun yok değil mi?

Xevi: Güvenli dostum, çalmış gibi sür!

Mete Nick’in hızı veya pozisyonu yerine aracın sorunlarını merak etmesine şaşırdı, güvenlik için mi sormuştu? Yoksa performansı mı kastetmişti? Bir ara bunu Nick’e sormalıydı.

Mete: Bu sözleri bana hiç söylemedin Xevi, belki ben de yapabilirim!

Xevi: Sen zaten öyle sürüyorsun.

Xevi bu sözleri söylerken ne gülümsemiş, ne de somurtmuştu. ‘Lan konuşup adamın konsantrasyonunu mu bozdum yoksa? Ya da sadece hızlı bir espri miydi? Bu Avrupalıların mizah anlayışını kestiremiyorum ben!’

Bu sırada Quick Nick 1:33.333 ile altıncı cebi garantilemişti. Ricciardo’dan 0.3 saniye yavaştı.

Mete: Onu geçebilirdim, harika gidiyordum.

Xevi: Muhtemelen, kara kedi.

‘Kara kedi. Bir Avrupalı anlayışı daha…’

-o-

Çin GP, yarış sabahı

Mete yine yalnız bir sabaha uyandı. Sıralamaların ardından padoktaki hengame bittiğinde Annie ortalarda yoktu. Babası bile yoktu.

Bi dakka, bi dakka… Yok canım, olmaz o iş. Yani olmamıştır. Yahu ben bu ihtimali aklıma getirmiş olarak bile… Amaaan.. Neler düşünüyorum ben.

Yatağından çıktı ve gözü yerde duran telefonuna ilişti. Ne diye yerdeydi ki bu? Telefonu aldı ve son aramalardan babasını arayacaktı ki, son aramalarda babası yoktu.

Pekala, rehber… T harfi… Ne diyorum ben, B harfi tabi ki. Baba… Ara.

Telefonda kısa sayılamayacak bir süre boyunca bekledikten sonra kulağından ayırıp ekrana baktı ve aramanın bittiğini gördü. Birkaç kez daha tekrarladı ama hep aynı sonuç. Ulaşılamıyor mesajı bile yoktu. Annie’yi arasa mıydı? Yok canım, ne gerek vardı(!)? Bir süre öylece durduktan sonra bu sabahı bir an önce tüketmenin yolunu bulmaya karar verdi. Bir film izlese miydi?

-o-

Padoğa girdiği sırada kalabalığın arasından babasını seçti.

Mete: Baba?

Timur: Evlat!

Mete: Seni en azından lobide bulurum sanıyordum.

Timur: Çok erken kalktım ben.

Mete: Yani ne bileyim, birlikte gelirdik işte.

Timur: Ulan sıpa, odaları ayırdın şimdi bir de hesap mı soruyorsun?

Mete: Yok baba, o ne demek!

Timur: Yürü lan, düş önüme. Dil fırıncı küreği gibi maşallah!

Mete: Ee, peki bu sabah Annie’yi görmüş olabilir misin?

Timur: Lan bak hala konuşuyor, yürüsene. Yarışın yok mu senin? Hem ne Annie’si, sendeki kadar İngilizce mi var lan bende. Ne anlatacam kıza? Zaten bi garip konuşuyor.

Mete: Tamam baba ya!

Mete acılar içinde babasının İngilizce’sinin hiç de fena olmadığını düşündü.

-o-

Yarış öncesindeki keşif turlarında pistin büyük bölümünün kuru olduğunu görülmüştü. Xevi geçişlerle başlayacaklarını net bir şekilde söylediğinde şaşırdı. Yağmur beklenmiyordu ve olacak tek şey zeminin kurumasıydı!

Mete: Kurularla neden başlamıyoruz? Pist çok kötü değil.

Xevi: Ana düzlük çok ıslak, risk alamayız. Kurularla kalkamazsın bile.

Mete: Zaten en arkadayım, kalkamasam ne olur?

Nick: Çok ıslak Mete, kaymasan bile çok zaman kaybedersin.

Mete: Zaten en sondayım, şimdi risk almayacağım da ne zaman alacağım?

Xevi: Kuruları istediğinden emin misin? Temiz set kırmızıların var, eğer gerçekten istiyorsan?

Mete: İstiyorum.

Xevi: Peki, dostum, kırmızılarla başlıyorsun.

Mete bir an olanlara inanamadı, sadece sebebini öğrenmek için bir tartışmaya girmişti ve ikna edilmeyi bekliyordu. Ancak iki sözüyle takımın stratejisi değişmişti ve kendi istediği olacaktı. Bir an hata yapıp yapmadığını düşündü.

-o-

Lastik battaniyeleri kaldırılmıştı, ısınma turu başlamak üzereydi.

Xevi: Herkeste geçişler var Mete, sen kırmızıdasın. Islak bölümlere basmamaya çalış.

Mete: Boku yedik desene!

Xevi: Ne? Anlayamadım? Bu arada Sainz da kırmızılarla

Mete hayal kırıklığı ile Türkçe konuştuğunun farkında bile değildi.

Mete: Pardon dostum Türkçeydi! Then we two fucked up! (Yani ikimiz de boku yedik!)

Xevi: Sana güveniyorum çocuk.

‘1,2,3,4,5…5…5…5…5…5… sönsenize lan!!!’

Mete debriyajı bıraktığında bir an geri viteste olduğunu sandı. Öyle kötü patinajda kalmıştı ki neredeyse 10 metre bile ilerleyememişti. İlk virajdan sonrasının kuru olduğunu biliyordu, avantajı orada elde edebileceği düşüncesiyle kendini avutmalıydı. Elbette ilk virajı görebilirse!

Araçlardan kalkan su spreyi çok yoğun olmasa da bir an için görüşünü engelledi. Aksi gibi frenleme alanı da çok ıslaktı.

‘Höööh gittiler bile!’

Gerçekten de herkes çoktan uzaklaşmıştı, açık şekilde sonuncuydu ve grubu birkaç yüz metre geriden takip ediyordu. Önündekilere yetişmesi en azından ilk turda mümkün olmayacaktı.

Xevi: VSC dostum, motor modu ARK 09, sistem modu V. Stroll havuzda. Dışarıda kalıyoruz.

Mete: Vay çaylak!

Mete az önce söylediklerine inanamamıştı. Stroll’a çaylak demişti, ancak kendisinin F1 aracında onun kadar bile tecrübesi yoktu. Xevi cevap vermemişti, ne düşünmüştü acaba?

Xevi: VSC bitiyor, hazır ol. Motor modu ARK 02, sistem modu A.

‘Hay bu düğmelerin! Az daha büyük yapın şunları!’

Xevi: Bitti!

Yarış heyecanı tekrar başlamıştı. VSC periyodu öndekilerle farkı biraz kapatabilmesine imkan vermişti, ancak hala arada yüzlerce metre vardı.

‘Kuruları isteyen aklıma sıçayım!’

Xevi: Güvenlik aracı, güvenlik aracı! Dışarıdasın Mete! Nick, sen giriyorsun. Motor modu ARK 10, sistem modu S!

Bu kötü olmuştu, güvenlik aracı herkes için bedava pit stop demekti ve Mete’nin stratejisinin sıfırlanması anlamına geliyordu. Herkes geçişlerle rahat rahat sürerken Mete spin atmamak için mücadele vermişti.

Mete: Ne oldu, kaza mı var?

Xevi: Giovinazzi Mete, ana düzlükte.

Son virajı döndüğünde burnu hafifçe pit duvarına doğru bakan Sauberi gördü. Asfaltın üzeri Sauber’in parçaları ile doluydu. Antonio iyi miydi? Araca doğru yaklaşırken hala aracın pilotunu göremedi. Merakı giderek arttı. ARK01’i daha da yavaşlattı, vitesleri bir bir düşürdü. Sauber’in yanına kadar geldiğinde Antonio’nun hareket etmediğini gördü. ARK01 artık neredeyse durmak üzereydi. Mete sağ elinin başparmağı ile o küresel hareketi yaptı. Giovinazzi ise yanından geçmekte olan mavi aracın da kaza yaptığını düşündü ama sonra pilotun elini farketti ve el salladı. Gözleri aracın numarasını aradı ve o tekrar ivmelenmeye başlamadan önce buldu, 35.

Xevi: Niye durdun Mete, devam et!

Mete: Merak ettim, iyiymiş.

Xevi: Bunu yapma, doğru değil!

Mete: Hareket etmiyor gibiydi ama! Merak ettim.

Xevi: O iyi Mete. Devam et şimdi, lastiklerini sıcak tut!

Xevi: Charlie inceleme başlattı Mete, durduğun için.

Mete: Ne, bunlar aptal olmalı ya da insan değiller!

Xevi: Sakin ol, bir şey çıkmayacağını düşünüyorum.

Mete: İnsan olmalılar!

Xevi: Tamam sakin ol, lastiklerini ısıtmaya devam et.

Elbette… Formula 1’in buzları. O kadar soğuk ki, eritmek için ejderha ateşi bile yeterli olmazdı. Lastiklerini ısıt.. evet evet… tıpkı her pilotun Jules’un kazasından sonra yapmaya devam ettiği gibi. Daha beteri de vardı elbette. Senna’nın kazasından sonra yarış durdurulmamış bile. O yarışı kazanan Schumacher de yarış sonunda zaferini Senna’ya hediye etmiş. Bak sen! Şimdi tüm bunlar Freddie Mercury’nin “Show must go on” sözleriyle açıklanabilir miydi yoksa durum, ölümün sınırlarında gezen bu adamlar için gerçekten de yaşamlarının bir parçası mı olmak zorundaydı?

70’li yıllarda yarışların ne olursa olsun durdurulmadığını okumuş ve videolarını izlemişti elbette. Bu adamlara büyük saygı duyan bir güruhla birlikte bunun aptalca olduğunu düşünenler de vardı. Galiba bu da Formula 1’in Yin-Yang durumlarından biriydi.

Xevi: SC bitiyor Mete, dördüncü sıradasın.

Mete: 4… WOW! Kacıncı turdayız?

Xevi: 8

Mete iki Ferrari’nin arasında kalmıştı, hemen önünde Raikkonen, arkasında ise Vettel vardı. Raikkonen’den hızlı olduğunu ilk frenlemede anlamıştı. Arkasından baskı kuran Vettel de belli ki ondan hızlıydı!

10. tura gelindiğinde Mete pistin ıslak bölümlerini aklına kazımış, atak kolluyordu. Kuruyan bölgelerde Buz adam’ı geçmek zor olabilirdi.

‘Hımm, bir dakika! Gerçekten de zor olur mu? Iceman son zamanlarda eskisi kadar soğuk görünmüyor. Ama ben de çaylağım ha. Risk almalı mı? 16. sıradan başlayıp podyum yapan çaylak!’

Mete hayalleri biraz gerçekçi tutmak istiyordu. Zafer şimdilik böbürlenmek olurdu.

‘Bence start düzlüğünde denemeliyim. Orası hala ıslak. Hele ki frenajda cizginin dışı daha ıslak. Orada atak beklemez, en az 5 tur beklemez!’

-o-

13. tura girilmişti. DRS de düzlüklerde işe yaramıyordu, Porsche’de yaptığı gibi ölüm frenajını yapmak zorundaydı. Ne demişti Kevin Schwartz? ‘Tanrıyı gör, sonra frene bas.’ Bu Mete’nin cebindeki nasihatiydi. Geçiş yapacağı zaman limit olarak bildiği yeri geçtiğinden emin olduktan sonra frenlerdi, ya dışarı taşardı, ya da geçişi yapardı. Buna ‘ölüm frenajı’ adını takmıştı.

Arka düzlükte, DRS açmış ve Raikkonen’in hemen arkasına kadar gelmişti. Bundan sonrası ‘Sağa, yine sağa…ve daha çok sağa’ diye düşündü. ‘Artık Vettel düşünsün!’

‘Hadi dostum, sağa kaç, sonra frenlersin, evet… yaklaşıyorrr’

Düzlüğün sonuna gelindiğinde frenleme yapması gereken yerde aracı ıslak zemine göre nazik sayılamayacak şekilde içeriye, kırmızı aracın sağına fırlattı. … Sol ayağını göreve çağırdı. Fren pedalına 95kg kadar baskı yeterdi. ARK01 verilen emre uydu, burnu tam olarak apekse bakıyordu. Mete’nin sol ayağı fren pedalının üzerindeki baskısını azaltmaya başladı.

İşte tam bu sırada Mete’nin öngöremediği bir şey oldu. Aracın burnu tıpkı ağa yakalanmış bir köpekbalığı gibi hareketlendi.

‘Aaahhh… hayır, hayır ,hayıır!

Xevi: İyi misin Mete!

Mete: Lanet herif beni izliyormuş, üzerime kırdı!

Xevi: İyi misin!

Mete: İyi değilim! Bok gibiyim! Aptal herif! … İyiyim, sorun yok.

Düzlüğün sonuna gelindiğinde Mete frenleme başlamadan hemen önce Raikkonen’in sağına, içe dalmak için manevrasını yaptığında Raikkonen de frenleme altında sağa geçmişti. Bu an Mete’nin ayağını frenden çekmeye başladığı ana denk geliyordu. Ama Mete kırmızı aracın önüne doğru hareketlendiğini gördüğünde çarpmamak için refleks hareketle frene aşırı basınca spin atarak bariyerlere doğru sürüklenmiş ve çakıl havuzuna saplanmıştı. Bu hareket bir önceki sezon Max Verstappen’in sık sık yaptığı hareketin kopyasıydı.

Birileri kural koyucuların aklını başına toplamalı. Geçiş kuralları, savunma kuralları girdikleri bokun içinden çıkarılmalı. Dur bir dakika, bu dandik “Verstappen kuralı”nın yeniden yorumlanmış haliydi. Yani zaten olmasını istediği şeydi. damarlarında akan kanın hızlanması aklını mı bulandırmıştı yoksa.

O tüm bunları düşünürken seyircilerin gördüğü ise bir Arkalion pilotunun direksiyonunu yumrukladığı idi.

Mete aracından çıktıktan sonra yanına gelip Çince bir şeyler söyleyen yarış hakemine de sövmeyi ihmal etmedi. Türk Dili’nde elbette.

Mete’nin kazasından yararlanan isim takım arkadaşı Nick Heidfeld oldu. ARK01’i kaldırmak için getirilen sanal güvenlik aracı periyodunda pite giren Nick az önce kilitleyerek hasar verdiği lastiklerini sorunsuzca değiştirdi ve sarı renkli yumuşak lastiğe geçti. Şimdi o da önlerdeydi ve önünde Raikkonen vardı.

Mete yine Arkalion pit duvarındaydı ve Nick’i izliyordu. Bu Formula 1’deki ilk kazası ve yarış dışı kalması olmuştu.

Nick 40. turda arka düzlükte DRS yardımıyla Raikkonen’in yanına gelmiş ve çaylak zamanlarında Sauber’deki takım arkadaşına hareket alanı bırakmayarak geçişi tamamlamıştı.

‘Bravo Nick, işte böyle geçilir!’

Mete Raikkonen’in Heidfeld’e aynı hareketi yapmadığını fark etti. Ceza almaktan mı korkuyordu? FIA kendisinin yarış dışı kalmasına neden olan olayda inceleme bile başlatmamıştı.

Nick, Raikkonen’i geçtikten sonra öndeki Red Bull ikilisi ile arayı yavaş yavaş kapatmaya başladı. İki takım arkadaşı kendi arasında savaşıyor ve podyum mücadelesi veriyordu.

Nick: Geçebilir miyim Xevi, lastikler dayanacak mı?

Xevi: Dayanacak Nick, ikisinden de iyi durumdasın. Dikkat et, bu puanlara ihtiyacımız var.

Nick: Sorun değil dostum.

Nick kararını vermişti, ikiliye yakın olacaktı ancak geçiş denemesi yapmayacaktı. DRS zaten onlardan kopmamasına yardım edecek ve virajlarda da zorlamadığı için lastiklerini diri tutabilecekti.

‘Hadi Nick, saldırsana!’

Yarışın son iki turuydu ve Mete gördüklerine inanamıyordu. Nick tek bir geçiş denemesi bile yapmamıştı ve Red Bull’ların arkalarında öylece sürüyordu.

Mete: Neden atak yapmıyor?

Xevi: Fırsat kolluyor. Risk almıyor. Böyle bitirebilir.

Mete: Bu aptalca değil mi?

Xevi: Değil Mete, değil. Nick ne yaptığını biliyor.

Son tura girilmişti ve iki Red Bull arka düzlükte belki de son kez yan yana gelecekti. Nick ise hemen arkalarında ve DRS’in yanında iki aracın bir den hava koridorunda kalmaya çalışacak şekilde pozisyon almaya çalışıyordu.

Düzlüğün sonuna gelindi, Ricciardo o meşhur geç frenajını bir kez daha konuşturmak için takım arkadaşının sağına daldığında Verstappen de kendi meşhur hareketini yaptı ve Ricciardo’yu 27 tur önce Mete’nin içine düştüğü duruma soktu. Lastiklerini kilitleyen Ricciardo dışarı açılırken Verstappen de yanında sürüklenen Ricciardo’dan dolayı hafif açılınca Nick hemen içeriye daldı. 15 turdur sakladığı yumuşak lastiklerinin tümünü o geç frenaj altındaki içe dönüşte kullandı ve iki Red Bull pilotunu da geçmeyi başardı.

‘Yihhaaaaa işte bu aslanım! İşte bu!’

Mete o heyecanla neredeyse oturduğu pit duvarı korkuluğundan düşecekti. Quick Nick, iki Red Bull pilotunu birden tek seferde cezalandırmıştı. Verstappen, son viraj ve peşindeki damalı bayrağa kadar hemen arkasında olsa da, momentumunu çoktan yitirmişti ve artık elinden bir şey gelmezdi.

Koenigsegg Arkalion Racing ARK01 Formula1’deki henüz ikinci yarışında iki Red Bull, bir Ferrari aracının önünde podyuma çıkmayı başardı.

– Mete, hakemlerin yanına gitmen gerekiyor, benimle gel.

Xevi az önce podyuma seviniyor olsa da, şimdi suratı asıktı. Mete ile birlikte garajların en ön kısmına doğru yürümeye başladılar.

Mete: Ceza gelecek mi Xevi? Ben kötü bir şey yapmadım ki?

Xevi: Bu bir güvenlik ihlali, ceza gelebilir.

Mete: Ne ihlali! Pilotun durumunu teyit ettim, ilk yardım gibi düşün Xevi!

Xevi: Bunu hakemlere de anlatmayı denemelisin, bakalım başarılı olabilecek misin…

SONRAKİ BÖLÜM: Patinaj #B14: Annie ile bir akşam ve ateş

Soner Küpücü/xtrabit racing


  • Transformers filminden. Sam (Shia LaBeouf), otomobiliyle evine bıraktığı Mikaela’yı (Megan Fox) etkilemek için söyler.

6 Yorum

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]