Patinaj #B05: Çaylak

3

Patinaj, 2017 sezonunda şok bir şekilde Formula 1’e katılmış Arkalion Racing adlı kurgusal bir takımın ve pilotlarının maceralarını anlatan yazı dizisidir, anlatılanlar tamamen hayal ürünüdür.

Katalunya – 3. test günü

Şoförün kullandığı kiralık araç pistin kapısından girip padoğun arkasına park ettiğinde Jimmy’nin kalbi yine hızlanmaya başlamıştı. Aracın kapısını açıp suratına çarpan havanın kendisini rahatlatmasını umdu. Kafasını kaldırdığında üzerinde Arkalion rengi ve logosuna sahip polar olan birinin kendisine doğru yaklaştığını görünce panikledi. Kendi üzerinde Arkalion’a ait hiçbir şey yoktu. Bu onu biraz utandırdı.

– Günaydın Jimmy, büyük güne hazır mısın?  Ahha, elbette hazırsın!

– Günaydın Bay Albin, kahvaltı ettiniz mi, yoğun bir gün olacak.

AE- Günaydın Jonah, kahvaltı fena olmazdı.

Jonah- Jimmy senin şu anda bir şey yemeni tavsiye etmem. Hemen motorhoma geçip üzerini değiştirmen gerekiyor.

JE- Elbette Jonah, gidiyorum.

İşte gün başlamıştı bile. Dünkü sessiz geçit töreni tüm gridi ve gazetecileri şoke etmiş ve hepsi Arkalion garajının önünde sorularına yanıt arıyordu. Garaja bakan tribünlerdeki casus fotoğrafçıların arttığı açıkça anlaşılıyordu. Gazetecilerden çevik bir hamleyle kurtulan Jimmy, üzerini değiştirdikten sonra Arkalion garajının arka kapısından içeri girecek ve aracının kokpitine oturacaktı. Tabi bundan önce mühendisleri ve mekanikerleri ile selamlaşmalıydı. Heyecanının bu basit şeyleri bile unutturmasından endişe ediyordu.

Üzerini değiştirdikten sonra aynada biraz kendisini izledi.

– Evet, Arkalion mavisi sana yakıştı dostum.

Jimmy aracına oturduğunda Bay Albin kaskın yarım açık vizöründen, siyah bir balaklavanın çevrelediği gözlerini görebiliyordu.

Bay Albin, oğlu aracın kokpitine girerken onun imkansız bir görevle dünyayı kurtarmak üzere uzay aracına binmekte olan bir astronot olduğunu hayal etti. Guyana Uzay Merkezi’nde* umutla bakan bir kalabalık, her iki elde sallanan İsveç bayrakları ile oğlunu imkansız görevine uğurluyordu. Bu hayali önceki akşam oğluyla birlikte izlediği Armageddon filmiyle ilişkiliydi elbette. Oğlunun bir türlü sakinleşemeyen halini görmüş, onunla biraz yürüyüşe çıkmış ve otel odalarına döndüklerinde Armageddon filmi eşliğinde yemek yemişlerdi. O gece oğlunun iyi bir uyku çekebileceğini düşünmüştü Bay Albin.

Aracın etrafına doluşan Arkalion mühendisleri araçla ilgili kontrolleri yapmaya başlamışlardı. Garajda yoğun bir telsiz trafiği dönüyordu. Bir mühendisin aracın yanına çömelip Jimmy’e bir şeyler söylediğini ve Jimmy’nin de başıyla onayladığını gördü.

Jimmy’nin aracındaki ilk görevi biraz tepeden inme olmuştu. Takım telsizinden Nick’in ayarları ile başlayacağı ve hiç durmadan bir yarış simülasyonu yapacağı söylendi. Nick’in ayarlarının kendisine ne kadar uyacağını bilemezdi, ancak zaten ARK01’in, hatta başka bir 2017 F1 aracının neye benzediğini veya ne tür bir ayara ihtiyaç duyacağını da bilmiyordu elbette. Bu arada bir mühendis eğilip gerekli ayarların kendileri tarafından yapılacağını söyledi ve ardından direksiyondan birkaç ayar yaptı. Kendisinin herhangi bir şeye müdahale etmesine gerek yoktu. Sadece koltuğuna oturmuş bekliyordu. Kemerlerini bile kendisi bağlamamıştı. Böylesi bir hizmet şekline alışkın değildi ve biraz mahcup hissediyordu.

Tüm koşuşturmaca bir anda bitiverdi ve Xevi’nin sesi Jimmy’nin kulaklarında yankılandı;

+ Pekala Jimmy, aracı çalıştırma zamanı.

Bu cümlenin ardından Jimmy’i biraz ateş bastı. Hemen terlemişti bile. Tam o sırada aracın altında bir sürtünme hissetti. Bunun taşınabilir marş motoru olduğunu biliyordu elbette. Sadece arkasından gelecek olanı sabırsızlıkla bekliyordu ve suratında istemsiz bir gülümseme belirdi. Hemen ardından büyük bir titreşim ve gürültü ile tüm dünya sallanmaya başladı. Hemen ardındansa tüm takım telsizinde duyulan bir kahkaha patladı. Jimmy bu tepkisini tüm takımla paylaşmak istemiş ve marş motorunun takıldığını hissettiği anda sağ elinin başparmağını telsiz butonuna yapıştırmıştı.

+ Pekala Jimmy, artık çıkabilirsin.

Tam bu sırada aracın önündeki mekaniker garaj çıkışında sağ tarafı işaret ediyordu. Sol elinin serçe ve yüzük parmağı ile debriyaj pedalını çekerken sağ elinin işaret ve orta parmağı ile direksiyonun arkasındaki kulakçığı çektiğinde kemikli bir geçiş hissetti. Sağ ayağı pek de hafif olmayan gaz pedalına birkaç milimetreyle yüklenirken, sol el parmaklarını nazikçe serbest bıraktı. Aracın motor gürültüsü tamamen değişti ve ARK01’in lastikleri dönmeye başladı. Gaz biraz fazla gelmişti sanki, garajdan tam çıktığı ve direksiyonu sağa doğru çevirdiği anda ayağını gaz pedalından biraz çekti ve hata yaptığını anladı. Zaten gaz pedalına çok hassas davranmayı başarmıştı ancak böyle devam etmesi gerektiğini kavrayamamıştı. Araç neredeyse duruyordu. Gaz pedalında tekrar aynı noktayı bulmayı başardı ve yoluna devam etti. Bir taraftan debriyajı tekrar kullanması gerekmediği için şükrederken diğer taraftan takımın, yaptığı hatayı fark edip etmediğini merak ediyordu.

+ Sorun değil Jimmy, limitörde olduğunu unutma. Ayrıca pit çıkışındaki trafik ışıklarına da uymayı unutma, kırmızı ise dur.

Aptalın tekiydi. Tabi ki yaptığı hatayı göreceklerdi. Ayrıca limitörde olduğunu da unutmuştu. O mühendis yanına çömeldiğinde bunu yapması gerektiğini söyleyerek düğmeye basmıştı. Xevi söylemeseydi pit çıkışında zor anlar yaşayacaktı. Tanrım, mühendisin adı neydi? Ooh tanrım kırmızı!

Jimmy kırmızıda korktuğu gibi değil de sanki hiçbir şey yokmuş gibi sakince durabilmişti. Hemen sonrasında silindir iptali sistemini çalıştırdı ve araç rölanti modunda iki silindire düştü.

+Aferin Jimmy, iyi gidiyorsun.

Işık yeşile döndüğünde Jimmy garajdan çıkarken uyguladığı prosedürü bu kez hatasız tamamladı.

Temkinli başlamıştı ve hızını giderek artırmayı deniyordu. Kariyerinde çok başarılı bir pilot değildi, Arkalion İsveçli bir şirket olduğu için kendisine yatırım yapmayı uygun görmüştü ve bunu hak etmeliydi. Bu yüzden kaza yapma lüksü yoktu ve şef yarış mühendisi Xevi Pujolar telsizden hiç yedek parçalarının olmadığını ve gerçekten dikkatli olması gerektiğini tekrarlayıp duruyordu.

Jimmy 20 tur bile geçmeden araçta istikrarlı tur zamanları atmaya başladığını hissediyordu. Xevi’nin telsizdeki ses tonundan mutlu olduğunu ve iyi gittiğini anlayabiliyordu. Tur zamanının ne olduğunu bilmiyordu, ancak Nick’ten yavaş olduğunu hissedebiliyordu. Yine de aracı ilk kez kullanan biri için bu fena sayılmazdı ve gerçekten kendisini herhangi bir konuda zorlamamışlardı da. Boynundaki ve sırtındaki ağrı sanki öğle arasının habercisiymiş gibi arttığı anda, telsizden içeri gelmesini söyleyen sesi duydu ve rahatladı.

Öğleden sonra tekrar piste çıkmak için hazırlanırken yeterince dinlendiğini düşünüyordu. Motorhome’daki masaj gerçekten iyi gelmişti. GP2’de böyle imkanları yoktu, orada yediğine bile kimse karışmazdı.

Araca geçti ve eline tutuşturdukları kağıttan ilk programını okudu. Kısa süreli aero testler yapacaklardı ve karşılaştırma için düzlüklerde 250 km/saat hızda sabit gitmesi gerekecekti. Bunu yapmak için aracın özel ayarlanmış hız sınırlayıcısını nasıl açacağını öğrendi. Çok değil, sadece 8 veya 9 tur atması yeterli olacaktı ve her 2 turda bir garaja gelecek, aracın bazı parçaları hızlıca değiştirilecekti.

Programı tamamlayınca garaja geri dönmesi ve araçtan çıkmaması istendi. Pite gelip aracı garajı arkasına gelecek şekilde durdurdu. Mekanikerler tarafından garaja itilirken bir sonraki programın ne olduğunu merak ediyordu.

+ Şimdi bir yarış simülasyonu daha yapacaksın.

Jimmy afalladı, ne kadar süredir düşündüğünü kestiremiyordu, Xevi’nin sesi öyle bir zamanda gelmişti ki, bir an beynini okuduğunu düşündü. Sesli düşünüyor olabilir miydi? Mümkün değil, çünkü telsiz butonuna basmamıştı, onu duyamazlardı.

Piste tekrar çıktığında sabah seansından alışık olduğu, aşınmak bilmeyen orta sert lastikler araca takılmıştı. Aracın ağırlaştığını hissediyordu, yakıt yükü çok tur atacağının göstergesiydi. Araçta gerçekten iyi hissetmeye başlamıştı, Nick’in kendisi için bulduğu ayarlardan hiçbirini değiştirmemişti, ancak bu kez garip bir şekilde daha rahat hissediyordu.

– Xevi, araçta ne değişti, setup farkı var sanki? Yeni parçaların etkisi mi?

+ Parçalardan olamaz, çocuklar telemetri verilerine göre arka kısımda daha rahat edebileceğin bir ayarı deniyorlar.

– Mükemmel, gerçekten mükemmel.

Jimmy mühendislerine tek bir laf bile etmemişti, GP2’deyken araç ayarlamayı henüz öğreniyordu ve bir süre sonra bazı öneriler yapmayı düşünüyordu, ancak Arkalion mühendisleri onun yaşadığı sorunu önceden fark etmiş ve tek bir kelime bile etmeden çözüm üretmişlerdi. Buna sevinse mi, yoksa üzülse mi bilemedi. Bir an aracın kendisinin kontrolünde olmadığı hissine kapıldı. GP2’de böyle hissetmemişti.

Tüm virajlarla tanışmasının ardından gelen istikrarlı olduğunu düşündüğü turlardan sonra sonunda lastikler gücünü kaybetmeye başlamıştı, yarış simülasyonunun 41. turunda dokuzuncu virajdan çıkarken küçük bir taşma yaşadı. Xevi bir tur sonra pite gelmesini ve lastiklerinin değişeceğini söyledi. Pit cebine girdiğinde yeni takılan lastiklerinin kırmızı renkte olduğunu gördü. Bir an başının döndüğünü hissetti. Hızlı bir araçla sürekli turlar attıktan sonra birden durunca bunun olduğunu düşündü. Pitten çıkmak için gaza yüklenip limitörde ilerlerken direksiyondaki lastik seçimini SS’e getirdi. Jimmy virajlarda daha hızlı gidebileceğinin farkındaydı.

Gerçekten de süper yumuşak lastiklerle hayal ettiğinden çok daha fazla zorlayabiliyordu. Ancak yorulmaya da başlamıştı, boynunda ve sırtında giderek artan ağrıları artık iyiden iyiye hissedebiliyordu. 49. tura gelmişti ve ağrıları iyice artmıştı. Sırtı resmen onu öldürüyordu.

– Xevi, ağrılarım artmaya başladı, ne kadar kaldı?

+ Kötü hissediyorsan hemen içeri gel, sorun değil. 15 tura daha ihtiyacımız var. Ancak sorun değil.

Jimmy, bu telsiz sonrasında kendisini kötü hissetti, bir an için verdiği sözü tutamadığını düşündü. Kendini o kadar da kötü durumda olmadığına inandırmaya çalışıyordu; Haydi dostum, devam edemeyecek durumda değilsin, kendini biraz daha zorlamalısın.

– Tamam, pistte kalıyorum.

Xevi telsizden yanıt vermemişti. Sabahtan beri her ihtiyacı olduğunda telsizin ucunda biten adam en çok desteğe ihtiyacı olduğu zaman sessizliğe bürünmüştü. Acaba hayal kırıklığına mı uğramıştı? Ancak çaylak olduğunu biliyorlardı ve gerçekten şu an için hiçbir şey beklemediklerini defalarca söylemişlerdi.

– o –

Seans kırmızı bayrakla durdurulmuştu. Görgü tanıkları pistin arka bölümünde iki aracın karıştığı büyük bir kazadan söz ediyordu. Arkalion aracı baş aşağı konumda La Caixa (10 viraj)’ın kaçış alanındaydı ve diğer araç Sebastian Vettel’in arka kanadı kopmuş Ferrari’siydi.

Vettel aracından çıktıktan sonra ARK01’in yanına koştu ve bir anda arkasını dönerek panik içinde kollarını sallamaya başladı.

Görgü tanıkları Arkalion aracının 10. viraj için hiç fren yapmadığını ve tam gaz Vettel’in aracına çarptığını söyledi. Araç Ferrari’nin sol arka tekerine çarptıktan sonra havalanmış ve kaçış alanındaki bariyerlerin hemen önüne neredeyse 90 derecelik açıyla, önce arkası yere çarpacak şekilde çakılmıştı.


  • Guyana Uzay Merkezi : Fransızca; Centre Spatial Guyanais (CSG) Fransız Guyanası’nda  (Guyane Française: Güney Amerika’nın kuzeydoğu kıyısında, Fransa’ya bağlı denizaşırı il) bulunan ve Ariane roketlerinin de fırlatılmasında kullanılmış olan uzay merkezi.

SONRAKİ BÖLÜM: Patinaj #B06: Bir garip irkilme

3 Yorum

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]