Zafer Turu S01B06 | 2019’un ilk yarışına giderken

3

Mete K. Atay, Onur Tezoğlu ve Soner Küpücü Formula 1 gündemini yorumluyor. Daha fazlası için: www.sonsektor.com

3 Yorum

  1. Vettel’in Şumayerin tırnağı olamayacağını geçen sezon üstüne basa basa gördük.Bırakın Şumayeri Hamilton karşısında bile şansı yok.Bunu da geçen sezon uzun uzun izledik.Şampiyonlukı kovalayan pilot lider giderken kaza yapıp yarış dışı kalamaz bunu aklınızdan silin.OLURSA ŞAMPİYON OLAMAZ.

    Vettel’in şampiyon olabilmesi için en az 0.5 hızlı bir araç ve açık şekilde 1 pilot olması lazım.Bunun dışında özellkle Hamilton varken şampiyon olamaz.

  2. Schumacher yorumlarınıza ve benzetmelerinize katılmak mümkün değil 😀 zaten insanların da şu Vettel’i yada Ferrari’e her geleni denklemeye çalışmaları da çok anlamsız ama vazgeçmediler bir türlü. Alex mi Hagi mi kafasından bir kurtulamadı insanlar. İkisi de farklı, başka meziyetlerin adamı işte arkadaş ne diye sokup çıkarıyon.
    Eski dönemde olsa F1 için yine hadi anlarım yapılıyordu yapılması da daha doğaldı. Hakinen mi Schumacher mi doğal… Senna mı Schumacher mi zaten yaşandı. Lewis-Senna-Schumacher vs vs.
    Kalkıp Niki mi Schumacher mi Ferrari’i daha çok değiştirdi, katkı sağladı diye tartışıyor musun? yok
    Mercedeste Lewis mi Schumacher mi daha büyük etki oluşturdu diyor musun? yok.
    E be kardeşim olayları kendi içinde değerlendirsene o zaman.
    Hatta yayıncılığın oturup serinin global olduğu zaman içerisinde bunu en az 2 defa yaşamışsın işte. Ferrari de Kimi de yaşamışsın Fernando’da yaşamışsın bunlar tamamen farklı öznitelikleri olan farklı tipler. Bırak işte tutmuyor bu denkleştirmeye kalkma mayası. Bunlarda işlevselliğin ve olayın farklı olduğunu görüyorsun işte bir 3. Vettel’e ne gerek var yahu. Ha karting den fotosu var ama diyeceksen de Schumacher ilk defa yapmıyor ki böyle şeyleri Felipe’i koltuk noktasında destekleyen adam yine aynı kişi değil miydi.
    Aynı şartlarda mı geldi Schumacher ile Fernando yahut Sebastian hiçbirşey yapamıyorsan oku öğren hani. Oralarda Jean Todt’un hareketlerine, varlığına iyi bak…

    Ün, şöhrete gelince Michael’ın Versta gibi olması sadece tam yarışmadığı ilk sezonu ve 2.’si için geçerli. Uygulama ve sonuçlarıyla çok benzerler. Zaten Lewis, Vettel gibilerin çıkış dönemleri de yine o dönemine benziyor. Sonrasına değil.
    Neden? Dönemde o kadar isim olmasına rağmen Schumacher’in yeni bir Senna mı doğuyor yorumları henüz şampiyon olmadığı yıla dayanıyor.

    Prost Senna’nın veliahtı mı yoksa deniyor. O günlerin basınına bakın göreceksiniz. Olumsuz yahut başta yayınlarda etki çapı düşük tepkilerin ana kaynağı malum meşhur sunucunun karşıtlığına dayanıyor söyliyim. O bütün spikerleri, basını, seyirciyi kapsamıyor.

    Her zaman dedim ölümünden sonra ki kadar bir Senna düşkünlüğü yok 94’e kadar ortamda. 94’te bile yokta neyse. Dünya kupası felan yazdık onları…
    Senna’nın da Prost’un da Mansell’in de ciddi kitlesi var bir birlerine kafa atan adamlar olarak görülüyor bunlar bir de kenardan yepis yeni 😛 bir tip çıkıyor taze Lord, prens gibi bahisler edenler oluyor. Red baron gibi betimlemeler çok sonra istatiklerin acayip birikmesiyle olan şeyler ama öncesi de var onların.
    Çünkü zaten bolluk var o dönemde Schumacher’in sonra ki kariyer döneminde ki gibi kısıtlı ün sahibi rekabet yok hani. Senna diye inleyen tribünler Brezilyalılar ve G.amerikalıların sadece biraz da Japonlar gibi uçlarda olanlar var. Tribünleri dolduran ana kitle İtalyan, İngilizler için yok öyle birşey. Almanlar için yeni bir farkındalık dönemi oluşuyor o zamanlar. Basında çok önde.
    Schumacher hakkında 93 ve 94 de yapılmış birçok TV programı var siz Versta, Vettel hakkında kaç program gördünüz.
    İlk dönemi için en benzer yorum ve başarım sahnesini ortaya koyan Fernando yanında olması hasebiyle sadece Hamilton var. Ben başka da benzeyecek bir örnek bilmiyorum. Çünkü nedenleri açık. Lewis iki şampiyonluğu olan meşhur, büyük adama kafa attı.
    İşte Schumacher de attı dağıttı olarak görülüyordu.
    Bunları bazı noktalarda daha 93’te yaptığı ataklarda tribünlerde kopan feveranlardan da görebilirsiniz.
    Zaten öldüğü yarış kadar da sahne ve sonuçlar üzerinden ağır bir Senna sorgusu var. Malum yine şimdi ki gibi yine teknik açılımı bilmiyor insanlar. Williams’ın sıkıntılarını anlayan çok az insan vardır herhalde.

    Yani Schumacher’i meşhur eden şey bugün ki kitle tepkilerine bakıp Ferrari dönemi değil Schumacher Ferrari’e geldiğinde zaten kraldı.
    Sadece Senna gitti ciddi baş edebilecek kimse kalmadı o yüzden bu kadar rahat şampiyon yorumları geliyor…
    Hatta bu derece genç ve başarılı birinin Ferrari’de ne işi olur merağı ve tepkileri var. Yakın bütün yıllar için başta duyurulduğundan meblağlar dolayısıyla devasa bir olay o.

    O yıllar da sadece Schumacher’in transfer olayı var. Basın onla yıkılıyor, biri kırmızı kıyafetler giymiş herkes orada.
    Ben berbat demiyorum genelde ama durumu ortada bir dar kitlesine kapanmış bir Scuderia Ferrari var. Ekibin transferi ve etkileri felan daha sonradan gündem olan şeyler. Basında ki etkisi görece düşük.
    Mesela ben çok daha sonraları (ki o zamanlarda yarış ortasında kenara çekmeye alıştırmış Ferrari’nin adam olduğu, yarış kazandığı, farklar çakabildiği felan zamanlar) meğer Benetton da ki mekanikerleri bile adam yanında götürdüğünü okudum.
    O adam kendi dominasyonunu kurmadan önce markayı şampiyon etti tabi ki etkisi büyük olacak.
    Fakat dönemi günün global ve yayın durumu, etki çapları, kitle yoğunluğu üzerinden yorumlama mecburiyetimiz var.

    Mesela Benetton dönemin baskın, meşhur tekstil markası. Benetton’un özellikle ve Ferrari kadar Schuamcher ismini tanıtımda kullandığını ben bilmiyorum. Çok baskın değil fakat o 2 şampiyonluğun Benetton markası için de acayip bir büyüsü var bunu istanbul da yaşayanlar bilecektir. Biz giremiyoruz, alamıyoruz ama bizim ki gibi tap taze bir ülkede dahi Benetton çok öne geçmiş bir marka. Dünyayı bilmiyoruz bu alanda belki de bizim ki gibi nadir yerlerde vardır o durum bilemem. Ama mesela unicef vs yardımlaşma konularında iki ismin etkileri var. United colors of Benetton o zamanlar meşhur ünvan ve zenci çocuklar da afişlerde, gazetelerde, dergilerde çok çok daha fazla yer işgal ediyor. Belki de yaş gereği bilemiyoruz ama öncesinde ticari teksil sahasında Benetton sadece taksim, bakırköyde mağazaları olan zengin bir marka olabilir. Ünvanı iyice silininceye ve ayrılıncaya kadar da o etki devam etti sayılır en azından benim gibi kısıtlı kitle için.
    Mesela benim için F1 üzerinden tanıdığım ve ilgi duyduğum sadece 2 marka olmuştur. 1. Benetton 2. Tag Heuer. O kadar yılda başka hiç yok.
    Buradan da orantı kurarak Schumacher etkisini anlayabilirsiniz.

    Schumacher’in olayları, gözden düşmesi, büyük sorgulamalar vs bunlardan sonra ki vakalar malum.

    Ayrıca Türkiye ve Formula 1 düşünceleri, aksiyonunun öncülleri Schumacher’in dominasyon kurmasının öncesine dayanıyor hatırlatırım. Daha önce dedim başta Tony Schumacher gibi bir isim etkisiyle de Schumacher’in etki çapı belki de bizim için dengi olmamak üzere oldukça büyük.

    Ortamlarda (sonradan ekşi ve ayakta kalmayan forumlarda da belki görenler olmuştur) tartışmalar çok yoğun. Hiç kıvırmaya gerek yok sadece iki grup kitle var Schumacher sevenler ve sevmeyenler.:) Öyle Mika’ı, Jacques’ı niteliklerini felan inceleyip tutanlar değil hani 🙂 (daha önceki dönemden gelip ayrıntıya inenler mutlaka vardır adım gibi eminim). Ana akıma, meşhura karşı anti pati, tutuculukta bir insan güdüsüdür normal…
    Scuderia’nın dominant olması da öyle hemen değil yıllar aldı.
    MB, Redbull gibi birşeyi değiştirdik şaaak oldu değil.
    Şuana kadar tekrar olması gerekende buydu benzerlik kurulacaksa bence sadece bu olabilir. Fakat yıllardır yapamadıkları gibi yapabilme olasılıkları da düşük çünkü öyle bir kadroya sahip değiller ve sahip olamayacaklarda…

    Aklıma gelmişken bir önceki parafa dönüp türkiyenin nasıl yaşanmaz bir yer olduğuna dair de bu konu ilgisinde izahı yapayım. Türkiye bir pist inşaa etti, organizasyonlar! gerçekleştirdi ancak önceki heyecanına ve aksiyonuna hiç sahip olamadı. Yani buradan Schumacher’in Scuderia final döneminin öncekine göre aynı heyecanı kazandırmadığını da açıkça söyleyebilirim. akp devri itibariyle binalaşıp herşeyi kaybetme gibi bu konuda da binalaşıldı ama ülke aksiyonunu kaybetmeye başladı ve gelinen noktada tamamen kaybetti. Bu parafın sonunda da artık tırmalanacak hiçbirşeyin sonuç vermeyeceğini de mevzut zihniyetler itibariyle anlayacaksınız bence. Özeti aksiyon öldü, cehalet kazandı…
    Türkiye evet özellikle ilk iki yılı sonunda yarış gerçekleştirmeye devam ediyordu ama başta basınında umursamamazlık vardı kimse kusura bakmasın burada suçlu olan basın mensupları değil başta ki zihinler… Çünkü bu adamlar 90’ların sonunda felan öyle değillerdi.
    Nasıl ki günün izleyicisinin ekseriyeti pistin inşa edildiği şehrin yorumlanmasında bilgisizliğini ortaya döküyorsa basın, sponsor gibi konularda da cehaletini paylaşmaktan başka birşey yaptığını pek az kere görebildim…

    Türkiye ekonomik koşullarıyla da çok sıkıntılıydı ancak basında F1 haberlerinin sonra ki günlere göre çok çok daha fazla yer tuttuğunu görürdük bir sürü yarış pilotu köşe yazıları yazardı. Onlarca gazetesi ve dergisiyle de bulur okurduk.
    Tutarlı veya bilgili olduğunu anlamazdık ama ortalıkta çok şey vardı yani denk düşmek kolaydı. Hatta basında f1 izleyicilerinin toplaşıp yarış izlediklerine bile fotolu haberler yapanlar olurdu. Zaten o akımların sonucunda ilk siteler, forum ortamları meyva verdi.
    Turkiye F1 1998… PadokF1 emin değilim ama 2002-2003 olması lazım kuruluşludur.
    Şimdilerde twitter da felan lakayt seyirciliğinden, alaka seviyesinden dem vuranlar oluyor da bizler herhangi bir websitesi olmadan cine5 gibi bir kanalın tamamen yayın uygulamasına ters bir yayını denk düşürüp bulup izledik. Adını, örneğini koyamasakta işte bu basının gücüdür.
    Zaten eskisi gibi Rally pilotlarının çıkmaması ve ortamın eskisi gibi olmamasının yorumları da aynı şeylere dayanıyor.
    Yani Türkiye yarışlar ayağına gelmeden önce de global ölçekte web ve fiziksel aksiyonları itibariyle dünyada kesinlikle sayılı denebilecek düzeydeydi.

    O yıllar için binlerce yazan, çizen, düşünen kişi bir anda ortadan kaybolamayacağına göre demek ki ana zihniyet bu insanların aksiyonuna galip geldi. Ve sonucu ülkenin bu kadar kısa yıllar ölçeğinde cehenneme dönüşüdür.
    Velhasıl şimdi tekrar F1’i getirseniz ne olur? hiçbirşey. Tekrar 90’ların heyecanını getirmeden bu işleri çözemezsiniz. Bunu getirme olasılığı olabilecek adamların çapı, kapasitesi de bellidir… Lafa değil ameliyeye bakar.
    Basın ve şirketlerin hareketliliği bir ülkenin geleceğinde hayatidir. Amerika bunlarla yönetiyor dünyayı ve Çin yeniden bunlarla yönetecek. Bizde işler gelişmesi gerekirken çöktü. Global ölçekler ve nedenler itibariyle de tekrar Schumacher dönemi heyecanını herhangi bir coğrafya için kazanabilmeyi mümkün görmüyorum. O devir artık geçti.
    Yani Vettel’e boşuna anlam yüklemeye kalkılmasın derim basında kurtulamadı şundan. Arada çocuğun kendi nitelikselliği kaybolup gidiyor. yazık oluyor belki de.

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]