Manor F1 takımı üç yılda iki kez iflas etti ve bu seferki son kez olabilir. 2010’da spora giren Banbury kökenli takımın yaşadıklarını kısaca inceledik.

FIA 2009’da yeni takımlar için bir katılım süreci başlattığında Graeme Lowdon ve John Booth tarafından yönetilen ve çaylak serilerin önemli takımı olan Manor Motorsport daha önce Simtek ve Benetton’da çalışan Nick Wirth’in şirketi Wirth Research ile birlikte spora katılmak için teklifte bulundu.

Dönemin FIA başkanı Max Mosley ilgilenen yeni takımlar olan Manor, Lotus Racing, Hispania ve USF1’e spora bir bütçe sınırı getirileceğini ve bunun 40 milyon sterlin olacağının sözünü vermişti. Ancak büyük takımlar çekilmekle tehdit edince bu bütçe sınırı uygulanamadı.

Bütçe sınırı olmamasına rağmen Manor Motorsport spora girmeye hak kazandı ve Virgin şirketlerinin sahibi Richard Branson takımın isim haklarını satın aldı. Londra’daki görkemli tanıtım deri ceketlere sahne olmuştu ve Virgin takımı 40 milyon sterlinlik bütçeye sadık kalarak kabul edilir derecede iyi sonuçlar almayı hedefliyordu.

USF1’in girememesi ile birlikte üç takım da sezona yüksek hedeflerle başladılar, ancak kendilerine orta grupta yer bulabilmek yerine en arkada yeni bir grup oluşturarak sert şekilde uyandılar.

Virgin’in VR-01 kodlu aracı tamamen CFD (Bilgisayarlı akışkanlar dinamiği) ile tasarlanan ilk araç oldu, ancak Wirth’in geliştirdiği araç oldukça zayıftı ve Lotus Racing’e bile yetişemiyordu. Timo Glock Bahreyn’de sıralamaları yeni takımların en iyisi olarak tamamladı, ancak yarışta vites kutusu bozulmadan önce sadece 16 tur gidebildi. Takım arkadaşı Lucas di Grassi ise hidrolik sorunu ile sadece iki tur atabilmişti.

Di Grassi takımın üçüncü yarışında, Malezya’da üç tur geriden gelerek Virgin’in ilk yarış tamamlayan aracı oldu. Yeni üçlü sezonu puansız kapatırken diğer iki takım Virgin’den daha iyi iş çıkarmıştı ve Branson’ın takımı sonuncu olmuştu.

2010’un sonunda Marussia takımın büyük hissesini satın aldı ve gelecekte tamamen Rus ekibi olacak takıma ilk adımını attı. Takım 2011’de ileri yönde bir adım atmayı planlıyordu.

Wirth’in MVR-02’si rakibi Lotus’un açıkça gerisindeydi ve Wirth’in bu tamamen CFD yaklaşımından uzaklaşılarak McLaren’ın rüzgar tünelini kullanma konusunda anlaşma yapıldı ve takıma teknik danışman olarak Pat Symonds getirildi.

2012 öncesinde Virgin’in katılımı azalırken Marussia isim değişimi için başvurdu ve kaza testinde başarısız olan Marussia’nın KERS’siz MR01 aracı sezon öncesi testlerini kaçırdı ve ilk kez Avustralya GP’sinde piste çıkacaktı.

Yeni MR01 de yere basma gücü eksikliğinden muzdaripti ve Caterham adını alan ana rakibinden oldukça uzaktaydı, ancak HRT’yi açıkça geçebilmişlerdi. Güncellemelerin gelmesi zaman aldı, ancak etkili oldular. Takım Singapur’da Timo Glock’un müthiş sürüşü ile neredeyse puan alıyordu. Ancak yağmurun etkili olduğu Brezilya GP’sinde Vitaly Petrov Charles Pic’i geçerek Caterham’a 11. sırayı getirince Manor’un emekleri yine sonuçsuz kaldı.

Marussia’nın 2012 sezonu test pilotları Maria de Villota’nın Duxford’daki bir düzlük testi sırasında ciddi şekilde yaralanması ile birlikte kötü geçmişti. De Villota kazada sağ gözünü kaybetmiş, ve 2013 Ekim’inde trajik şekilde hayatını kaybetmişti.

Maddi sorunları takımın 2013 başında Timo Glock ile yollarını ayırmasına neden oldu. Takım Max Chilton’ın yanına Luiz Razia’yı getirmek istemiş, ancak gerekli sponsorluk ödemeleri gerçekleşmeyince Force India’nın istemediği Ferrari çaylağı Jules Bianchi ile anlaşılmıştı.

HRT’nin kapanması ile birlikte ilk 10’a girme mücadelesi iki takım arasında kaldı. Bianchi ile birlikte Marussia, sorun yaşayan Caterham’ı geride bırakabildi. Malezya’da 13. bitiren Bianchi takımına Caterham’ın önünde 10. sırayı getirdi. Chilton da ilk sezonundaki 19 yarışın tamamını tamamlayarak bunu başaran ilk çaylak oldu.

Marussia 2014’te Bianchi ve Chilton ile devam etti, ancak sahne arkasındaki değişiklikler için hazırlıklar yapılıyordu. Symonds Williams’a geçtiği için yerine John McQuilliam getirildi ve Cosworth’ün çekilmesi ile birlikte MR03’te Ferrari’nin 1.6 litre V6 güç üniteleri ve vites kutuları kullanılmaya başlandı.

Marussia başlarda Sauber ve Caterham ile savaşabildi, hatta Bianchi’nin Monako’da Kamui Kobayashi’ye yaptığı müthiş atak takımına dokuzunculuğu ve ilk puanlarını kazandırdı. Ancak arka planda fırtına bulutları toplanıyordu.

Chilton takımının ayakta kalabilmesi için yarış koltuğunu satmasına izin verdi, ancak Marussia yeni pilotu olarak Alexander Rossi’yi açıkça duyurmuştu. Japonya’da takım bir kez daha büyük bir yara aldı. Fırtına şartlarındaki yarışta Bianchi pist dışına çıkmış ve Adrian Sutil’in Sauber’ini çeken vince yüksek hızda çarpmıştı.

Şok geçiren Marussia takımı yedi gün sonra Sochi’ye Chilton için tek bir araçla gelmişti. Marussia’nın sahibi Andrei Cheglakov Bianchi’nin kazasının kendisini derinden etkilediği bahanesiyle takıma ödeme yapmayı durdurmuştu.

Takım iflas etmeden önce Amerika ve Brezilya GP’lerine katılamadı. Son yarış Abu Dhabi’ye katılmaya çok yaklaşan takım son saniyede istediğini yapamayınca dışarıda kaldı.

Pek fazla sürpriz olmayan bu sporda 2015 Şubat’ında Marussia’nın tekrar pistlere döneceği konuşulmaya başlandı. Ovo Energy şirketinin kurucusu Stephen Fitzpatrick takımın yeni yatırımcısı oldu ve takım MR03’ün güncellenmiş bir versiyonunu hazırlamaya başladı. Ancak takım silinen yazılımı kurtarmakta geç kalınca Roberto Merhi ve Will Stevens ilk yarışa çıkamadı.

Takım Malezya’da tekrar kendisini gösterdi ve bir yıl öncesinin şasisi ve bir yıl eski Ferrari motoruyla Stevens, Merhi ve Alexander Rossi ile bir sezon geçirdi. Manor Marussia tek bir yarışta bile rakiplerinden birini geçemedi ve sürekli birkaç tur geride yer aldı. Takımın en iyi sonucu Merhi’nin İngiltere’de ve Rossi’nin Amerika’da aldığı 12.’liklerdi ve 2016’ya odaklandılar.

Manor takımına Bob Bell’i danışman olarak katarken Luca Furbatto, Pat Fry ve Nikolas Tombazis ‘i McQuilliam’ın yeteneklerinin üzerine ekledi. Takımın kurucuları Booth ve Lowdon Abu Dhabi’de takımdan ayrılmışlardı ve yerine McLaren’dan Dave Ryan getirildi.

Temmuz ayında takımın yarışmasına büyük yardımı olan Bianchi’nin hayatını kaybettiği haberi geldi ve takımı onu hiç unutmamıştı.

Takım 2016’ya Manor adıyla katıldı ve Mercedes çaylağı Pascal Wehrlein yanında Mercedes güç ünitesini de getirdi. Rio Haryanto takımın diğer pilotu olurken sezon yarısında bir diğer Mercedes pilotu Esteban Ocon ile değiştirildi. MRT05 turuncu, mavi ve beyaz renklere büründü ve takım için ileri yönde devasa bir adım olarak adlandırıldı.

Ancak FIA Haas F1’i spora katarak gridi yine 11 takıma çıkarmıştı ve artık Manor’un otomatik olarak 10. olma şansı kalmamıştı. Avusturya’daki yarışa 12. sıradan başlayan Wehrlein yarışı 10. bitirdi ve takımına 10.’luğu getirdi. Sauber ise maddi sorunlarla boğuşuyordu ve Longbow Finance’a satıldı.

Takım yağmurlu Brezilya’ya kadar klasmandaki 10.’luğunu sürdürdü. Ancak Sauber’den Felipe Nasr’ın çizgiyi dokuzuncu sırada geçmesi Sauber’i öne taşıdı ve Manor 11. sıraya gerileyerek ek ödemeden oldu. Bu Manor’u ayakta tutacak son dalın da kırılmasıydı.

Takımın sahibi Fitzpatrick Abu Dhabi’de ortaya çıktı ve yeni yatırımcılarla anlaşıldığını söyledi, ancak Interlagos’ta 10. sıranın kaybı işe işlerin karmaşıklaştığını itiraf etti.

Ancak takım bir yatırımcı bulamayınca tekrar iflas etti ve Manor, günümüzde düşük bütçeler ile bir Formula 1 takımının yürütülemeyeceğinin acı bir örneği olarak göze battı.

Manor, verimliliğin ispatı Force India gibi düşük bütçelerle boyundan büyük atlayan bir takım haline gelebilirdi. Veya bir üretici tarafından satın alınıp Toro Rosso gibi pazarlama aracı olarak kullanılabilirdi.

Takımın kurtulması için süresi neredeyse doldu ve bir çok pilota, özellikle de potansiyel yıldıza Formula 1 şansı vermiş ve yedi yıldır izleyenlere bazı heyecanlı anlar yaşatmış bir takım olarak hafızalarda kalacak.

27 Ocak 2017: Manor’un yeni bir yatırımcı bulamadığı ve tamamen kapandığı duyuruldu.

Seni unutmayacağız!

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]