Sebastian Vettel’in Singapur GP’den hemen sonra Alman Sport Bild’e verdiği röportajı sizler için tercüme ettik.

Singapur’daki üçüncülüğünden ve Lewis Hamilton’ın 40 puan gerisine düşmesinden sonra bile Sebastian Vettel şampiyonluğa inanıyor ve pes etmek istemiyor.

“Öncelikle bunu yapabilirim. Bunu dört kez kanıtladım! İkinci olarak: Çünkü oyunun içerisinde olan bir aracımız var ve Mercedes ile denk seviyede. Evet, Singapur’daki üçüncü sıra yardımcı olmadı.”

“Ancak yine de, sadece kendimizi yenebiliriz. Bu iyi bir başlangıç noktası. Hala dünya şampiyonu olabilirim ve savaşmaya devam edeceğim.”

“Elbette yarış kazanabilecekken bunu yapamamak hayal kırıklığı yaratıyor. Ancak bazı şeyler, örneğin Monza’da Lewis ile olan sert savaşlar yarışların bir parçası.”

“Her neyse, Beşinci bitirmek istediğim veya potansiyelimin altında kalacağım hiçbir yarışa katılmak istemem. Sadece şampiyonayı düşünüp çok tedbirli olursanız -Bundan eminim- başarılı olamazsınız. 2012 Abu Dhabi’de Jenson Button’ı devasa risk alarak geçmiştim, bunu yapmasaydım şampiyon olamazdım çünkü daha sonra o puanları arardım.”

Vettel Ferrari efsanesi Michael Schumacher’den tavsiyeler almak isterdi.

“Eğer sağlıklı olsaydı ona çok fazla şey sorabilirdim. Nasıl sürmem gerektiği ile ilgili olmayabilir. Ancak perde arkasında olan şeyler hakkında olabilirdi. Takım içindeki takım çalışması hakkında, Formula 1’deki politikalar hakkında. Ferrari’deki zamanında çok fazla deneyim kazanmıştı.”

Vettel agresif sürüş stilini veya riskli takım stratejilerini değiştirmek istemiyor.

“Sürüş stilim bana dört şampiyonluk ve 52 zafer getirdi. Hayatınızda işlerin ters gitmesini ister misiniz? Elbette hayır. Herkes hata yapmaktan korkar. Bundan korkuya sahip olmayan biriyle tanışmak isterim. Ve elbette belirli bir risk miktarı ile bazen işler ters gidebilir. Ancak korkunuzun sizi çok fazla yönetmesine izin verirseniz, bu sizi felç eder ve eğlenceli olmaz. Ayrton Senna bir zamanlar şöyle demişti: ‘İmkanınız varken atak yapmıyorsanız, artık bir yarış pilotu değilsinizdir.’ Buna katılmaktan başka bir şey yapamam. Ve bu aynı zamanda Singapur’daki gibi riskli stratejiler için de geçerli.”

“Her zaman takımımı savunacağım. Formula 1 bir takım sporu. Birlikte kazanır ve birlikte kaybedersiniz.”

Hockenheim ve Monza’daki olaylardan sonra kendine güvenini kaybetmemiş olman iyi. İnsanlar ve basının eleştirileri ile basıl baş ediyorsun?

“Bilinçli veya bilinçsiz: Bunun (eleştirinin) bana dokunmasına izin vermiyorum, böylece kendimi bununla uğraşmaktan korumuş oluyorum. Diğer şeyler okumayı severim, örneğin futbol haberleri. Elbette Sport Bild’den okuyorum (gülüyor). Ancak genel olarak: Asla dedikleri kadar iyi değilsinizdir, ve asla dedikleri kadar kötü değilsinizdir.”

Hockenheim’da kaybedilen 25 puan çok ağır olmalı. Kazandan sonra garaja geldiğinde mekanikerlerine ne söyledin?

“Üzgün olduğumu. Sonra kendi üstlerine düşeni yapıp beni rahatlatmaya çalıştılar. Mahvolmuştum ve böyle bir şey olduğunda kendime karşı çok sert olurum. Büyük sonuçları olan küçük bir hataydı. Ancak: hayat devam ediyor.”

Eleştirinin bir kısmı Ferrari’nin bu kadar iyi olmasından dolayıydı, azamiyi almadığın söyleniyor. Şimdi çevirip soralım: Ferrari bu kadar iyiyken ne kadar iyisini yapmalıydın?

“O yönden bakmak istemiyorum, çünkü pek çok insan bunu düşünüyor. Ancak biz sürücüler ciddi oranda etkiliyiz. Her şeye rağmen aracın eksikleri konusunda geri bildirimler veriyorum ve önceliklerin aracın hangi bölümlerinde olduğu konusunda yönlendirme yapabiliyorum. Sadece sürüş yapan biri değilim, aynı zamanda fikirlerim var ve orada burada bazı şeyler fark ediyor ve sürece katılıyorum.”

Michael Schumacher’le, Ferrari’de diğer her yerden daha yüksek olan baskı hakkında da konuşmak ister miydin?

“En büyük fark, Ferrari’nin çok daha büyük bir şey olması. Tüm ülke Ferrari’nin arkasında duruyor. Çünkü bu inanç gibi bir şey. Ancak aynı zamanda özel bir çekicilik var. Sanat rüyayı yaşamak, ancak sizi alt etmesine izin vermemektir. Ferrari’ye karşı sorumluluğumun farkında olsam da kendim için de sürdüğümü hatırlamalıyım. Bu düşünce altında kırmızı gömleği giymeyi ve şampiyonluk için savaşmayı özel bir motivasyon olarak da görüyorum.”

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]