Geçtiğimiz haftalarda Kubica Renault ile bir test düzenlemişti. Polonyalı pilot dönüşünün ardından F1 aracına 3 4 tur içerisinde alıştığını söyledi. Kubica testin ardından bir röportaj verdi. Gelin isterseniz neler söylemiş bir bakalım.

Geleceğin F1 şampiyonu olabilecek gözüyle bakılırken Ralli testinde yaptığı kaza ile bu şansını kimilerine göre tamamen yitirdi kimilerine göre ise erteledi. Polonyalı pilot yılmadı sıkı çalışmaya devam etti. Yavaş yavaş (G Kuvveti olarak) zorlayıcı araçların kokpitlerine geçti. En son geçen hafta Valensiya pistinde E20 üzerinde test yapan Polonyalı testin ardından resmen hazırım imajı verdi. Bazı kesimler Palmer’ın yerine geçebileceğini söylerken Kubica’nın F1’den Alonso’nun yanına gelerek tecrübesiyle Honda’yı diriltebileceği söylenmekte.

Geçtiğimiz Nisan ayında Franciacorta pistinde GP3 aracıyla 70 tur atan Kubica alıştığı yere geri döndüğünü belirtmişti.

“Seneler öncesi yüzdüğüm sulara geri döndüm. İtiraf etmeliyim ki bu his inanılmaz. Gerçekten harika bir his.”

“Benim için şaşırtıcı oldu, çünkü uzun zaman sonra asfaltın verdiği his araç içinde hissettiklerim inanılmazdı. Tabii ki eskiye göre daha iyi yapabildiğim başka şeylerde var.”

“Fiziksel olarak bazı alanlarda hala gelişmem lazım ancak limitlerim iyi bir noktaya ulaşmış şekilde.”

GP3 aracının direksiyonundan indikten sonra Kubica Formula E direksiyonunun başına geçti. Donnington pistinde yapılan bu test tamamen gizli tutuldu. Kaç tur atıldığı testin nasıl gittiği hakkında bir bilgi verilmedi.

Tam 6 yıl sonra Kubica bir Formula 1 aracının kokpitine geçtiğimiz hafta bindi. 32 yaşındaki Polonyalı hala güçlü, azimli, istekli, başarıya aç ve Rus (Sirotkin) pilottan daha hızlıydı. E20 ile yaptığı testin ardından hala mücadeleci bir halde olduğunu adeta dışarıya kanıtladı.

Test sırasında tam olarak 115 tur tamamlayan Robert bu turların hepsinde hem piste hazırlık, yarış hafta sonu seansı, sıralama turları denemesi, start çalışması ve yarış simülasyonu yaptı.

Alain Permane ise Kubica için ilgi çekici bir gün olduğunu ve araca çabuk adapte olduğunu belirtti.

“Kubica’yı Formula 1 aracı içinde yenide görmek harika bir şey. 3 günlük Grand Prix hafta sonunu 1 güne sıkıştırmak zorunda kaldık. Bazı ayarları değiştirmek istedi ve araç konusunda sorulanlara hemen cevap verdi. Araç hakkındaki yorumları geri bildirimleri adeta zamanda geri gitmek gibiydi. F1 aracına 6 yıl sonra binip bu kadar iyi bir performans çıkarttığını görmek şaşırtıcı. Sirotkin ile piste çıktılar bu sayede geri dönüşünü kıyaslaması için bir şans eline geçti.”

Kubica ise duygusal olduğunu belirtti.

“Sıfırdan başlamış gibi hissediyorum. Sanki ufak bir çocuk gibiyim, çok duygusalım. Duygularım çok üst seviyedeydi ve benimle belli bir süre kaldılar.

Son bir kaç sene sporun farklı kategorilerinde sürüşler yaptım. Ralli’ye girişim de duygusaldı ancak yeni bir tecrübeydi ve öğrenme aşamasındaydım. 6 yıl sonra F1 aracını test etmek çok büyük bir şeydi. Açıkça söyleyebilirim ki ilk başta her şeyi batıracağımı düşündüm. Duygularımı kontrol altında tutmak konusunda çok zorlandım. F1 kokpitine geri gelmek eve gelmek ve ya günlük işinize tekrar başlamak gibi. Sadece bir testti yarış veya yarış hafta sonu gibi değildi. Sadece kendi işimi yapmaya odaklandım ve elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım.

Direksiyonun başına geçtiğim ilk saniyeler benim için en iyi anlardan birisiydi. Sanki kariyerime hiç ara vermemiş gibiydim. Her şey kontrol altındaydı. Direksiyon başında geçirdiğim ilk şoktu ancak pozitif bir geri dönüş almamı sağladı. Bu konuda takıntılı birisiyim. Her şeyin yolunda gittiğini görmem lazım (Testlerde bile). Bu sayede çabuk adapte oldum ve direksiyon başında kendime olan güvenim arttı. Kokpitteki her şey 2011’de ki gibi değildi. Bazı şeyler değişmiş ancak istediğim şeyleri kullanabildim. Sıcak bir ‘Hoş geldin’ oldu benim için. Evde gibi hissettim. Ardından her şey tanıdık geldi. Bunlar git gide arttı. Çok fazla detaya girmek istemiyorum ama kokpit sanki benim için yapılmış gibiydi. Çoğu şey (2011’de ki) gibiydi, turların sayısı arttıkça daha da kolaylaştı”

Test için nasıl hazır olabilecek duruma gelebildin ?

“Fiziksel açıdan çok fazla çalıştım. Hazır olmak için elimden geleni yaptım. Tabii ki Formula 1’de yarıştığım dönemdeki ‘Altın Çağım’ kadar hazır değildim. Çalışmalarım (Spor) karşılığını verdi. Bugüne kadar her şey kontrol edebileceğimin üzerinde diye düşünüyordum, fakat her şey kontrolüm altındaydı. Test olmasına rağmen çok uzakta (Fiziksel olarak) olduğumu düşünmüyorum. Açıkça söylemek gerekirse şu ana kadar sürdüğüm araçlarla kıyaslarsak bu (F1) araç kazadan sonra limitlerime kadar zorlayan ilk araçtı. Güzel bir sürpriz oldu”

Bu test F1’e geri döneceğin anlamına geliyor mu?

“Bu bir mesaj değil. Bir hedef koymuştum kendime ve her şeye ulaşmam gerekiyordu. Son 16 aylık hedeflerim arasından birisinde de Formula 1 aracına binmek vardı. Dediğim gibi çok fazla soru işareti vardı. Çoğunun yanıtını pozitif olarak aldım. Gelecek ne getirir bilmiyorum. Sıkı çalışmaya devam ederek kendi işime odaklanıyorum. Bugün tartıldığımda (Kazadan sonra) en düşük kilo değerine kadar inmiştim. Ancak 2008’ten daha az değil. Hala slim fit olduğum değerden uzaktayım.

Benim açımdan fiziksel olarak beklediğimden daha iyiydi. Araç içindeki duygularımı sorarsanız geçtiğimiz bir kaç yıl içinde insan beyninin ne kadar limitsiz olduğunu öğrendim. Valensiya’da attığım ilk üç turun ardından sanki sadece 3 aylık sürede araçtan uzak kalmış gibiydim.

Her gün çalışmanız gerekiyor. Hedefe geldiğinizi düşündüğünüz an düşüşe başlıyorsunuz. Çalışmalarıma devam edeceğim ve sportif olarak beni nereye götürecek göreceğiz. Fanların beklentileri testten sonra daha da artacaktır. Şimdi gidip rahatça uyuyabilirim. Artık Formula 1 aracını sürebileceğimi, hızlı ve istikrarlı olabileceğimi biliyorum. Gelecekte ne olacak ? Nereye gideceğim ? Hedefim neresi ? Bilmiyorum. Tıpkı son 12 aydır yaptığım gibi sürekli çalışıyorum ve çalışmaya devam edeceğim. Bunları adım adım yapmam gerektiğini biliyorum.”

Test süresi boyunca nasıl hissettin?

“Bence tur zamanlarının önemli olduğunu düşünmüyorum. Binlerce kelimeyle testi özetleyebilirim fakat 2010’da benimle çalışmış olan (Kubica takımda çalışanlarla çok yakındır) kişilerde Valensiya’ya gelmişti. Açıklamak için bir cümle kurmam gerekirse; en önemli olan şey hala Formula 1 pilotu olduğum. Gridde olmayabilirim ama burada beni gören çocukların söyledikleri çok önemli. Onlar büyük pilotlarla yarışmış isimler. Harika bir histi.

Diğer taraftan bakarsak eğer sakin olmalıyız ve ne olacağına karar vermemeliyiz. Zaman bize ne olacağını gösterecektir. İnsanlar tekrar F1 aracına bineceğime yönelik şans vermiyorlardı fakat ben bunu başardım. Tempoyu yakalamam için kaç tur attığımı söylemek istemiyorum. Şartlar oldukça değişkendi. Pist 60 derece civarlarındaydı ve lastik aşınması oldukça üst düzeydi. Pirelli lastikleriyle ilk testimdi. Uzun turlar attım. Aracın deposu doluya yakındı ve sabit turlar atmak zordu. Bunların hepsini öğrenmek çok önemliydi.”

Kullandığınız araç hibrid araçlardan değildi. Bu konu hakkında bir şey söylemek istiyor musun?

“Dürüst olmak gerekirse herhangi bir araçla sorun yaşayacağımı düşünmüyorum. Yeni araçlar virajlarda hızlı ancak 2012 ile kıyaslayınca büyük değişiklik olduğunu zannetmiyorum. 2008 ile kıyaslayınca viraj hızları hemen hemen aynı. Virajları 5 / 10 km/h daha hızlı dönüyorsunuz. Çok büyük bir sorun olacağını düşünmüyorum. Bu konu hakkında sessiz kalmayı tercih ediyorum. Yeni araçları test etme şansım olursa herhangi bir sorun yaşayacağımı zannetmiyorum. Öğrenmem gereken bir sürü şey var ama bunlar zamanla aşılır. Şansım olursa elimden geleni yapacağım ve öğrenebildiğim her şeyi öğrenmeye çalışacağım.

Bu testin çok dikkat çektiğini biliyorum. İnsanların benim hakkımda konuştuklarını duymak hoş. Bazı kişiler ve medya yazarlarına baktığım zaman söylediklerini kıyaslarsak çok kötü değilim. Sauber’de olmasa bile Renault’da yarıştığım dönemden olan insanlar bulunmakta. Eğer ki iyi zaman geçirmeseydik bu testin olacağını sanmıyorum. Hep F1 aracının içinde sevdiğim hisleri, her zaman yapmak istediğim şeyi hayal ederek çalıştım. Bunların ardından inanmaya devam ediyorsunuz ve karşılığını alıyorsunuz.”

Robert, şu an ki Formula 1 araçlarının DRS, yakıt ikmal yasağı gibi değişiklikleri hakkında ne düşünüyorsun?

“F1 her açıdan çok değişti. Sadece 2012 aracıyla turladığımı söyleyebilirsiniz. Ancak bu araç yavaş değil. Artık 2017 yılındayız ve F1’in doğru yolda olduğunu düşünüyorum. Son bir kaç senedir çok farklıydı. Hala atılması gereken büyük adımlar var fakat doğru yolda oldukları kesin.

Şu an önemli olan pilotların yeni araçlarla beraber hızlı olmak ve her mili saniyeyi yakalayabilmesi için çabalamaları. Bu yüzden her hafta farklı kişilerin zorlarken problem yaşadıklarını görmekteyiz. Lastikler hala büyük bir role sahip. Sürücüler optimal aralığa getirmekte zorluk çekiyorlar. Lastikler geçen sezonlara göre daha sert (Dayanıklı). Ben ve bazı pilotlar bu konuda memnunlar.

DRS fanı değilim. Aynı zaman DRS ile yarışma şansım olmadı. Son testim Valensiya 2011’di. Ben bu butona basıldıktan sonra olanlara atak demiyorum. Benim için yanından geçmek. DRS size yüksek hız veriyor ve atak yaparken lastiklerinizi zorlamıyorsunuz. Araçlar genişledi DRS alanları değişti. Ancak Monako’da gördüğümüz gibi hala pilotlar sorun yaşıyor. Lastiklerden hala olacakları olunca pilotlar zorlamaya devam ediyor ve bu F1 için güzel bir şey.

Sanırım yakıt ikmali geri gelmeyecek. En son 2009’da yakıt ikmali varken yarışmıştım. Farklı stratejilerle daha yakın mücadeleler görebiliyorduk. Yarışları ilgi çekici gibi gözükse bile karmaşık bir hale getiriyordu. Sanırım F1’e bir daha geri gelmeyecek ama umarım yanılıyorumdur.”

Robert, 2017 yılıyla birlikte takvime yeni giren pistlerle ilgili ne düşünüyorsun?

“Televizyonda sadece Bakü pistini gördüm. Güzel ve sevimli gibi gözüküyor. Bir cadde pisti ve biraz sever gibi oldum. Orada yarışmayı isterdim. Takvime eklenen yarış sayısının artması istenmekte. Fakat harcamalar çok yüksek değerlere ulaştı. Özellikle son zamanlarda. Fanlar için eğlenceli fakat hem takım maliyetlerini, hem çalışanları hem de bizim (Fiziksel) yorgunluğumuzu düşünmeleri gerekmekte. Avustralya’da pistte olmak için çabalayan takımların olduğunu biliyoruz. Resmin tamamına bakmalıyız.

Barselona testleriyle birlikte mücadelenin olacağının kokusunu aldık. Bazen testler iyi bir referans olmayabilir. Fakat bu sezon üst düzey olacağı ortadaydı. Hamilton ve Vettel savaşında Bottas ve Raikkonen’in sezonun ikinci yarısında etkisi daha da büyük olacaktır”

Fernando ile hala iyi arkadaşsınız. Yaşadığı problemler ile ilgili ne düşünüyorsun?

“Her takımda er yada geç sorunlar yaşarsınız. Bunun parçası olmak istemeseniz bile. Sürücüler, McLaren, Honda hatta F1 için iyi bir durum değil. Umarım ki bu problemlerin üstesinden geleceklerdir. Takım için en iyi dileklerimi iletiyorum. Fernando griddeki en iyi isimlerden birisi. Her seansta bu araçla bile mücadeleci olabileceğini gösteriyor. İyi paketli bir aracı olsaydı daha fazla şeyler yapabilirdi. Son bir kaç sezonda çok fazla şey kaçırdı”

Kiminle beraber yarışmak isterdin ?

“(Yüzünde büyük bir gülümseme ile) Griddeki herkesle. Herhangi bir tercihim yok. Kimin bana benzer bir sürüş stili olduğunu söylemek neredeyse imkansız, hemen hemen herkesin kendine has sürüş stili var. Verstappen harika işler yapıyor. Geçen sezon risk alabilecek pozisyondaydı üzerinde sorumluluk yoktu. Kazanacak bir aracı yoktu, bunu biliyordu ve bu yüzden değerlendirebileceği her fırsatı değerlendiriyordu. Daha fazla da yapacaktır. Barselona’da kazandığı yarışla birlikte F1 tarihinin bir parçası oldu”

Alonso’nun Indy’e gitmesi hakkında ne düşünüyorsun?

“Fernando’nun oraya gittiğinde tek bir amacı vardı ve bunu gerçekleştirmeye çok yakındı. Benim açımdan galibiyet açısından savaşması sürpriz olmadı. Beni yanlış anlamayın ama.. Amerika’da yarışan isimlerden bahsediyoruz. Diğer tarafta ise F1 ve motorsporlarının en iyileri. Bütün iş yetenek ve gerçekçi olmalısınız. Bu çok açık ve gerçek bir şey. Durum ortada”

Peki, gelecek bize ne getirecek ?

“Kafamda bir sürü plan var. Sürekli olarak farklı senaryoları düşünüyorum. Altı sene içerisinde çok fazla şey geçti ve içeride çok şey değişti. Ulaşabileceğim hedefler için çalışıyorum ve başarmaya çalışıyorum. Şu anda gelecek hakkında ne olacağını söylemek için çok erken. Ne getireceğini bilmek neredeyse imkansız. Üç ay önce hedefim F1 aracı kullanmaktı ve ben bunun için kendimi çok iyi hazırladım. Yeni hedefim ne diye sorarsanız; herhangi bir hedefim olmadığını söylersem bu çok aptalca olurdu. Valensiya’dan sonra kendime olan güvenim çok arttı. Limitlerimi az çok biliyorum. Sürüşümün nerede olduğunu öğrendim. Gelecek ne getirecek? Bunu şuan için bilmiyorum”

Belki McLaren koltuğu?

“Bugünlerde bunu seçemiyorsunuz. Bu işin şakası. F1 veya başka bir platform olabilir mi bilmiyorum. Çok fazla proje üzerine çalışıyorum. Hangisinde ışığın daha net yandığını görürsem oraya yöneleceğim”

 

2 Yorum

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]