Formula 1 mühendisi Andrea Stella, 10 yılı aşkın süredir Fernando Alonso’nun arkasında olan adam, F1 efsaneleri Michael Schumacher ve Fernando Alonso hakkında içeriden bir karşılaştırma yaptı, iki adamı da çok iyi tanıyor.

Stella 2000’de katıldığı Ferrari’de takımın altın çağını yaşadı, Schumacher’in yedek araç hazırlama ekibinin bir üyesi olarak başladığı macerasında bu döneme ilk elden şahit oldu.

2009’da bir yıllığına Kimi Raikkonen’in yarış mühendisi olduktan sonra, yerini alan Alonso’ya verilmişti. 2015’te McLaren’a geçen İspanyol pilotu takip eden Stella, son yarışına kadar onunla kaldı.

Önemli kısmı, 2005 ve 2006’da Renault ile mücadele eden Ferrari’de edindiği tecrübelerdi.

İki harika sürücüyü, Michael Schumacher ve Fernando Alonso’yu içeriden bilgilerle karşılaştırabilecek bu kadar kalifiye bir insan az bulunur.

Andrea Stella, bu iki efsane hakkında şunları söylüyor;

“Yetenekler çemberi olarak bakarsanız, Fernando hiçbirinde en iyisi olmasa bile toplamda çok yüksek bir seviyede, bence Michael de bazılarında en iyi olabilir, ancak bazılarında da Fernando’dan daha zayıftı.”

“Yani Michael daha çok bir yıldız olurken, Fernando ise daha çemberi daha iyi tamamlayan bir pilot. Michael saldırgan bir sürücü, her şeye limitlerin üzerinde yaklaşır ve limitleri öyle bulur. Fernando ise altından yükselerek limite ulaşır.”

“Örneğin, Michael’ın aracın arkasını kontrol etme kapasitesi ve arkadan kaymaya meyilli bir aracı sürme şekli inanılmazdır. Ancak bazen de bu onun zayıflığı olur. Çünkü antrenmanda çok arkadan kayan bir araç sürer ve sıralamalara geldiğinde %1 daha fazla zorlar. Böyle olunca da çok fazla arkadan kayma yaşar veya yarışta çok fazla arka lastik aşınması ile karşılaşır.”

“Yani Michael’da mühendisler onun kapasitesini kontrol etmekte daha aktif bir rol oynamak zorundaydı. Ona şöyle derlerdi: Michael, şunu nerede yapıyorsun ve araç bunu nerede yapıyor? Araçtan daha fazla, senden daha az şeye ihtiyacımız var.”

“Fernando ise kendi limitlerini daha iyi anlıyor, kendisinin ve aracın katkılarını anlamada çok iyi. Bunun getirisi olarak aracı yarış için çok iyi hazırlayabiliyor.”

“Bir diğer ilginç fark ise Michael’ın çok analitik ve tartışmacı olmasıydı. Araç hakkında konuşurken çok fazla zaman geçirdik. Fernando ise öz konuşan birisi. Pite geldiğinde ağzından çıkan ilk üç kelime istediğinin %95’ini anlatır.”

“Michael’da temelleri detaylarla belirleme tekniği var. Fernando ile ise yeterince detaylı şeyler yapmak için çok fazla özel soru kullanmanız gerekiyor.”

“Onun araçtaki hassasiyeti olağanüstü. Bu, bir sürücü olarak nerede rahat hissettiği ile ilgili. Sorunların %90’ı ile mücadele ettiğimizi biliyorsa rahat hissediyor.”

“Fernando’da bir sorun olduğunda bu tüm virajlara yayılır. Çok fazla arkadan kayma varsa, bunu az çok her yerde görürsünüz. Bazı sürücüler ise ‘şurada önden kayma, şurada ise arkadan kayma var’ derler.”

“Bu bir farkındalık meselesi. Kendiniz de önden kayma yaratabilirsiniz. Örneğin araç biraz sinirliyse yeterince erken veya yeterince fazla dönmesi için çalışmazsınız. Girişi geciktirirsiniz ve viraj ortasında her zaman önden kaymaya meyilli bir aracınız olur.”

“Ancak sadece çok az sürücü bu viraj ortası dengesinin önceki 50 metrede olanların sonucu olduğunun farkına varır. Ve bu bir mühendis için çok aldatıcıdır, çünkü sadece sürücüyü dinlerseniz kaybolursunuz, çünkü viraj ortasındaki önden kayma ile uğraşır durursunuz.”

Fernando Alonso’nun uzun ve meşhur kariyeri en azından şimdilik bitti, İspanyol pilot çağının en iyi pilotlarından birisi olarak gösteriliyor, yeteneğinden hiç şüphe yok, ancak karakteri genelde en büyük eksikliği olarak gösteriliyor.

Renault’dan ilk günlerinde 2005 ve 2006’da peş peşe şampiyon oldu ve takımın kendi çevresinde kurulmasını şart koştu. Ancak sonrasında Alonso’nun gittiği her yerde polemikler oldu. 2007’de McLaren’daki ilk dönemi belki de en kötüsüydü, 2010’da Ferrari’ye gelmesi ise İtalyan takımı canlandırdı, ancak Maranello’nun politika yüzünden karışması çok uzun sürmedi.

2014’ün sonunda birliktelik çöktü ve dönüşü olmayan bir noktaya geldi. Fernando ayrıldı ve yeni McLaren-Honda çağı için tutuldu. İşlerin nasıl sonuçlandığını da hepimiz biliyoruz.

Geçtiğimiz 10 yılda Alonso’nun çevresindeki ortak şey, yarış mühendisi Andrea Stella’ydı ve ilk kez Alonso hakkında bu kadar çok konuşuyor.

“Fernando, Formula 1 tarihindeki yerini anlamak için kupalarına bakamayacağınız durumlardan birisi. Golf veya tenis olsaydı farklı bir hikaye olurdu. Ancak F1’de bu mümkün değil.”

Alonso’nun son üç sezonu kötü görünebilir, çünkü işi yapacak araçlara sahip değildi, çoğu zaman da umutsuz McLaren’ları olmaları mümkün olmayan yerlere sırtladığı görülmüştü.

Bunun kanıtı ise geçtiğimiz iki sezonda Stoffel Vandoorne’a karşı yaptıkları ve öncesinde Jenson Button’ın yanındaki performansı.

“Öncelikle, bir aracı sürmenin keman çalmaktan çok da farklı olmadığını anlamak zorundasınız, bunda işi farklı seviyelerde yapabilirsiniz.”

“En iyisi olabilir ve en iyi konserleri yapabilirsiniz, ve öyle bir noktada olabilirsiniz ki, çoğu insan en iyi kemancı ile bundan bir adım önde olan arasındaki farkı anlamayabilir.”

“Bu son adımı atmak için öncelikle alçak gönüllü olmalı ve düşünmelisiniz: Bu yeterli değil. Gelişmem gerekiyor. Ve ikincisi: Bunu nasıl yapabilirim?”

“Fernando zor bir kişilik gibi görünebilir, bu daha çok sunumla ilgili. Rekabetin bir parçası olduğu zaman daha fazlası da var. Bir mühendis grubunun içindeyken çok rahat biri oluyor. Nasıl gelişebilirim? diyen ilk kişi oluyor.”

“Ferrari’ye geldiğinde bana anlayamadığım şeyler söyledi. Yağmurda iyi bir sürücü değilim. Hockenheim’da iyi değilim. Şunda iyi değilim, bundan iyi değilim. Ben ise bundan daha iyi olduğunu düşünmüştüm demiştim. Çok açık birisiydi.”

“Kibirsiz olma süreci, mükemmellikle olan farkı anlamak onun güçlü bir karakteri, bunların dışarıdan anlaşılmasının mümkün olmayabileceğini anlıyorum. Ancak içeriden baktığınızda, takımda oldukça gelişiyor. Yıllar içinde bu zayıf olduğu yerler üzerinde çalıştı.”

“Onun yeteneklerinin temeli çok komple biri olması. Bir zayıf noktayı bulmakta zorlanabilirsiniz, yüksek seviye yeteneklerde bu böyle. Sürüş bakımından teknik hazırlık. Çeşitli durumlarla başa çıkma yeteneği. Zeka, aracın içinde veya dışındayken durumu anlama kapasitesi.”

“Adanmışlık. Her sürücü adanmıştır. Her sürücü size ‘En adanmış sürücü benim’ diyecektir. Ancak Fernando’nun başka birinden yavaş olmasını kabul etmesi çok zordur. Bu onun doğasının temeli. Bu da bu kişiliğini yönetmekte yeterince olgun olmadığı zamanlarda karşılaştığı durumlarda bazı sorunlar yarattı.”

“Bu karakteri yönetmek için insan olarak kendinizi geliştirmeli ve aynı zamanda çevrenizde bu sorunu emecek insanlara da ihtiyacınız olur.”

“Michael’da bunu gördüm. Çok güçlü bir çevresi vardı, bunun bir kısmı takımın kendisiydi ve en iyi olma tutkusunu bir nebze emmek için varlardı. Fernando’nun bu yönü kesinlikle Michael’dan daha az değil, ancak kendisini farklı şekillerde açığa çıkarıyor.”

Alonso’nun en iyi sürüşlerini seçmesi istendiğinde Stella’nın anlatacak iki hikayesi var, biri 2012 Almanya GP’den: “Televizyonda düzlük cam gibi görünüyordu, çünkü çok fazla su vardı. Ancak Fernando ‘bana bir artı bir verin’ dedi.”

“Sadece tek turluk bir yakıtla çıkmak istemişti. Tekrar pite gelip, yakıt alıp bir tur daha atmak.”

Stella “eğer tek bir küçük sorun yaşarsan bu iş biter” şeklinde açıklayıp kararı veto etmeye karar vermiş, çünkü “koşullar çok aşırıydı” ve “araca tüm seans için yakıt koyup sonra yeni lastikler ile gelip bir tur daha atmaya” karar verdiler.

Alonso polü aldı ve Red Bull’dan Sebastian Vettel’i de tutarak yarışı kazandı.

“Bu onun kendine güveninin iyi bir örneğidir. Ancak aynı zamanda sıralamalar gibi baskı ortamında süreci işleme kapasitesini gösteriyor. Çok kısıtlıydı: Tek turluk yakıt. En hafif aracı istiyoruz. İlk tur olacaktı ve riski yönetecektik.”

“Bu çok etkileyiciydi. Bunu başka kim yapardı?”

İkinci hikayesi ise McLaren’ın kötü aracıyla en iyi şansının olmasının beklendiği bu sezonun Singapur GP’sinden.

“Puan alma şansının ilk sürüşte diğerleri pite girmek zorunda hissettiği zaman daha uzun gitmek olduğunu biliyorduk, ancak ne kadar uzun gidebileceğimizden emin değildik. Bu yüzden Fernando’nun lastiklerin ne durumda olduğunu söylemesine güveniyorduk.”

“Onun 20. tur civarında ’10 tur daha gidebilirim’ demesini bekliyorduk. Ancak beşinci veya altıncı turda telsizi açtı ve ‘bence 35 gidebiliriz’ dedi. 34. turda durduk ve lastikler bitmiş durumdaydı.”

“Onun bir büyücü olduğu şeklinde bir mit oluşturmak istemiyorum, öyle bir şey yok. Bu sadece hazırlık ve yapabileceğiniz şeyler hakkında mükemmel bir ustalık geliştirmenizle ilgili. Tıpkı keman çalmak gibi.”

Formula 1 açıkça bir üstadını kaybetti. Şimdilik…

18 Yorum

        • her coğrafya bir değil burada markalı bisiklet pek yok. önceki bisikletim nispeten iyiydi 180 tl idi. 700 tlye çakma yol bisikletleri var.
          bende cr12 alüminyum şasi var. carbona gerek yok tabi hatta kaliteliyse alüminyumun avantajları var. karbon biraz daha konforlu oluyor titreşimleri emiyor felan.

          • Sen hangi ülkedesin yaw fasta felan mı yaşıyorsun yada hangi çağdan bahsediyorsun.:) 180 TL a iyi bisiklet alınan zamanlarda sen varmıydın acaba dünyada. 🙂 Ben kendimi bildim bileli 800-1000 altına düzgün bisiklet felan yoktu öyle cf felan da değil ha. 2. bisikletim ihlasın verdiği Bisan idi 30 tl idi bedeli 90’lar piyasası iyilerin 150 tl idi o zamanlar… Kaç kriz geçti üstüne… Eski kur döneminde arkadaşın 700 $ a aldığı bisiklet burda 3500 tl dan fazlaydı öyle bir tane cf si felan da yok düzgün birkaç parça aluminyum işte. Bu arada bir yakınım bisiklet kadroları üretiyor balıkesirde.

      • Herşey aynı olsa ne gerenk var sana, bana… Normaldir, farklılığımız canlılığımızdan, yaşam kaynağımızdan ileri gelir. 🙂 Kendi yaşamımızı asli görüp pek yapamasakta. 😛
        Tabi bazen de olgunluk, tecrübe, yeterli veri olmamasından yaşlar arasında değer farkları olabilir. Şimdi hani tarih bakışı, bilincinde İlber Ortaylıyla benim aynı kaabiliyette olmamız beklenemez. Bu tabi tek hakikat değildir yeniler ölsün hiç değil 🙂 70 yaşında birinin iç çekişleriyle bazen bir genç kadar isabetli, hakikate uygun davranamaması da bu yaşam aleminin bir realitesidir.
        Velhasıl herkes Newey, Chapman gibi olsaydı pek de güzel olmazdı şükür ki değil. 🙂 Zira tek hakikat onların şahsında değil. Bizatihi bu kadar fazla benzeşiyorken 7 milyarda bu kadar problem varken 7 milyarın tümü tek tip olsaydı rezaleti düşünemiyorum bile… 🙂

  1. Sıkıyor bazen versus’lar da bu iyi. Versus dan ziyade kişisel nitelikleri almak daha iyidir. Sıkılmazsam yazarım biraz daha.
    Sonuçta uzun tarih, muhteşem solo virtüözleri değil her şeyi yeteri kadar bir araya getirebilenleri anar Mozart, Beethoven, Yanni, Michael Cretu vs gibi. Muazzam bir solo olmazsa olmazdır, titretir
    ancak mesela “Carmina Burana” hale geldi mi söz, beden susar…

  2. F1; kıyaslamanın saniyenin onda,yüzde hatta binde biri ile ölçüldüğü bir spor olsa da şu tanımlamaya bayıldım…

    “Öncelikle, bir aracı sürmenin keman çalmaktan çok da farklı olmadığını anlamak zorundasınız, bunda işi farklı seviyelerde yapabilirsiniz.”

    “En iyisi olabilir ve en iyi konserleri yapabilirsiniz, ve öyle bir noktada olabilirsiniz ki, çoğu insan en iyi kemancı ile bundan bir adım önde olan arasındaki farkı anlamayabilir.”

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]