1980 sezonunun sonunda, genç ve heyecanlı bir Formula 2 takımı sahibi, McLaren Formula 1 takımının kontrolünü ele alarak haber manşetlerine oturdu.

Bu 33 yaşındaki girişimci adanmış ve sağlam fikirleri olan Ron Dennis’ti; profesyonelliği ve detaylara gösterdiği dikkat ile bilinen bir adam. Onun için motorsporları bir spordan çok daha fazlasıdır, bu bir iş yapma yoludur.

Ron Dennis Formula 1’deki hayatına Cooper takımında mekaniker olarak başladı ve daha sonra Brabham ve Lotus adına çalıştı. Ellerini kirletmek onun hayattaki amacı değildi. Kendi organizasyonunu idare etmek istiyordu.

Dennis, arkadaşı Neil Trundle ile ortak oldu ve 1971’de kendi takımları Rondel Racing’i kurdular. Takım Formula 2 ve Spor otomobil yarışlarında araçlar yarıştırdı ve yağ şirketi Motul’la büyük bir sponsorluk anlaşması imzaladılar.

Rondel daha sonra bir Formula 1 projesi başlattı. F1 aracını Ray Jessop tasarladı, ancak zamanlama kötüydü, 1973 petrol krizi Motul’un tüm maddi desteğini çekmesine yol açmıştı.

Ron Dennis Formula 2 yarışlarına geri döndü ve Marlboro markası altında araçlarını yarıştırmaya başladı, bunlardan birisinde de zengin genç İtalyan Andrea de Cesaris bulunuyordu.

Dennis’in Project Four takımı aynı zamanda çeşitli kategorilerde yarışan profesyonel üst düzey sürücülerin yarışması için organize edilen ve modifiye edilmiş BMW M1’ler ile düzenlenen Procar serisinde Niki Lauda için de Marlboro sponsorlu bir araç hazırladı.

Bu dönemde McLaren F1 takımı da zor zamanlar geçiriyordu. James Hunt’ın 1976’daki şampiyonluğundan sonra bir Amerikalı avukat olan ve takımı idare eden Teddy Mayer, takımın tasarımcısı Gordon Coppuck’un yeterince iyi bir zemin etkisi aracı üretemediğinden şikayet ediyordu.

Marlboro’nun yardımı

Project Four ve McLaren arasında güçlü bir bağ vardı: Marlboro. Ron Dennis, Philip Morris’in pazarlama şefi John Hogan ile düzenli olarak toplantılar düzenliyordu ve Hogan Teddy Mayer’in işi başarabileceğine artık güvenmiyordu ve Project Four ve Dennis’in Marlboro desteğiyle F1 takımının başına geçmesini istiyordu.

Takım 1980 sonbaharında el değiştirdi. McLaren Racing, McLaren International adını aldı ve takım Colnbrook’tan Woking’e taşındı. Sonraki aylarda olanlar için iki farklı hikaye anlatılır.

Bunlardan birisi bunun agresif bir devralma olduğuyla ilgilidir. Uzun süredir takımda olan Teddy Mayer ve Gordon Coppock buna tamamen karşıdır ve hisselerini satarak kızgın bir şekilde takımdan ayrılırlar.

Diğer hikaye ise Ron Dennis’in Formula1.com’da yayınlanan bir röportajında konuşulmuştur: “Aslında bu 50:50 şeklinde bir anlaşmaydı. Ancak 18 ay sonra, beni şaşırtacak şekilde Teddy turbo motorların artan maliyetlerinden giderek daha fazla endişe etmeye başladı ve çekilmeye hazır olduğunu söyledi. Böylece takımı tamamen devralma şansım oldu ve hemen de bunu yaptım.”

İlk karbon fiber F1 şasisi

Ron Dennis, McLaren’ın mümkün olan her teknolojiyi kullanması gerektiğine adanmış durumdaydı ve bunlardan bazıları daha önce Formula 1’de hiç kullanılmamıştı. Chaparral 2K’yı, Lotus 79’un kopyası olan çok başarılı Indy aracını tasarlayan İngiliz mühendis John Barnard’ı işe aldı.

F1’de artmaya devam eden zemin etkisi güçleri, şasilerin çok daha güçlü ve sert olmasını gerektiriyordu. Alüminyum artık yeterince sağlam değildi ve Barnard ve Dennis’e göre çözüm karbon fiberdi.

Ancak havacılık ve askeri endüstriler dışında kimsenin bu uzay çağı kompozit bileşen hakkında deneyimi yoktu. Daha önce Amerika’da çalışmış olan Barnard, Salt Lake City’de karbon kompozitler üzerinde devasa deneyimi olan bir şirket buldu: Hercules Aerospace.

McLaren MP4/1, Hercules tarafından üretilen Barnard’ın karbon fiber şasisine ve Ford Cosworth DFV V8 motoruna. 1981’de John Watson ve Andrea de Cesaris MP4/1’i kullandılar ve ilk zafer Silverstone geldi, Watson İngiltere GP’yi kazanmıştı.

Ron Dennis, üç yıl sonra kendisinin ilk F1 dünya şampiyonluğunu kazandı, 1984’te Niki Lauda TAG Porsche motoruna sahip McLaren ile şampiyon olmayı başarmıştı.

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]