Podyum seremonisini yürütmek çok da zor olmamalı, üç tane kupa ver, birkaç marş çal, biraz köpük saç ve üç sürücüye de lastik sıcaklıkları hakkında sıkıcı sorular sor…

Ancak F1 bunu da aşırı karmaşıklaştırmayı ve tamamen elinden kaçırıp saçma bir dönüştürmek için hiç de geri kalmıyor. Birileri bunun yolunu her zaman buluyor.

Karşınızda geçmişten günümüze, garip anlara sahne olunan podyumlar…

2016 İspanya GP – Güzel zafer, adın her neyse…

Bildiğiniz gibi bir süredir, yarış sonrası röportajları yapmak için rastgele ünlüler seçiliyor. Arnold Schwarzenegger ve Captain Picard gibi bazıları oldukça eğlenceli olabiliyor, ancak bazıları da sadece bulunduğu yer itibariyle seçiliyor.

İkinci gruptan birisi ortaya çıkıyor, hazırlıksız ve muhtemelen sıkılmış halde sorular soruyor.

2016’da, İspanya’da tenor olduğu söylenen birisi, Plácido Domingo ortaya çıkmış ve kazanan Max Verstappen’e Marcus deyip durmuştu.

İspanyol pilot sonradan birden öbür tarafa dönüp yarışa katılan iki İspanyol pilotu, altıncı Carlos Sainz ve 45. turda Honda motorunun çelme taktığı Fernando Alonso’yu övmeye başladı. Bizim ‘Marcus’ ise, öylece baktı.

Ardından Barcelona United’ı da kutlayan adamımız, sonra Kimi Raikkonen, Sebastian Vettel ve Marcus’un garip bakışlarına maruz kaldı.

2006 Türkiye GP – Kıbrıs sorunu

F1’in dünya politikalarıyla işi yok, Bernie Ecclestone diktatörden diktatöre koşabilir, ancak sporunun içinde bunları görmek istemez.

Ancak 2006 yarışında, Felipe Massa’ya kupasını Mehmet Ali Talat vermişti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti başkanı olarak yapılan anons ise, sadece Türkiye’nin tanıdığı bir ülkenin dünyaya duyurulması demekti.

Evinde yarışı izleyen (Güney) Kıbrıs başkanı ise şikayette bulunmuş olmalı ki, FIA organizatörlere 5 milyon dolar ceza verdi.

Zamanında, 1997 Avrupa GP sonrasında Jerez belediye başkanı da ortalığı karıştırmış ve Max Mosley’i kızdırmıştı. Bu ise orada yapılan son F1 yarışı olmuştu.

1989 Brezilya GP – Nigel Mansell’in başına gelenler

Nigel Mansell, pistlerin tıbbi merkezlerine hiç de yabancı değil, yaptığı kazalar sonrasında pek çok kez oraya götürüldü ve herkesi tanıyor olmalı.

1987 Avusturya GP podyumunda kafasını girişe çarpan Mansell, Murray Walker’ın el kontrolü sonucunda ne kadar acıdığından bahsetmişti.

Ancak en garip olanı 1989 Brezilya GP podyumunda olandı. Devasa boyuttaki zafer kupasını alırken, bir şekilde elini kesmeyi başardı. Acı ve kanlar içinde podyumdan atlayan bıyıklı kral, yara bandı arayışına girmişti.

1977 Avusturya GP – İyi de, doğum günüm değil ki!

Marcus Verstappen vakasının bir benzeri de bu yarışın podyumunda yaşandı. Shadow Ford adına yarışan ve 14. sıradan kalkan Alan Jones, beklenmeyen bir zafer almıştı.

Takım F1 tarihindeki sekiz yılda tek zaferini elde etmişti ve yedi yıldan sonra ilk kez bir Avustralyalı yarış kazanmıştı.

Ancak organizatörlerin elinde Avustralya ulusal marşı yoktu ve bula bula kalabalık arasından muhtemelen sarhoş bir Avusturyalı olan bir trompetçiyi bulmuşlardı.

Ondan ‘Advance Australya Fair’ marşını isteyemeyeceklerdi elbette, adam da çala çala ‘Mutlu yıllar sana’ şarkısını çaldı, ve o bile düzgün değildi.

Neyse ki marş sonunda bulundu ve son kısımlarda çalındı. En azından denediler.

1977 Japonya GP – Podyum seremonisinden kaçış

1977 yılı, açıkça garip podyumlara sahne olmuştu. Japonya GP şovları da buna dahildi. F1 pilotu olarak, podyumda taraftarlarınızın ve çok çalışmış takım üyelerinizin karşısına iyi çıkmak istersiniz, değil mi?

Ancak James Hunt iseniz bu böyle olmayabilir. McLaren adına yarışı kazanan James’in iki seçeneği vardı, son uçakla eve gitmek, veya podyum seremonisine katılıp, bir sonraki günü beklemek… Hunt ilk seçeneği seçti.

İkinci Carlos Reutemann da James’in gittiğini görmüş olmalı ki, o da ortamı terk etti ve podyumda üçüncü Patrick Depailler ve dev bir buji şeklinde giyinmiş bir adam kaldı.

2013 Belçika GP – Zekice kutup protestosu

Herkesin bildiği üzere, F1 padokuna girmek askeri bir bölgeye girmek kadar zordur.

Podyumun yakınına bile ulaşmak imkansızdır, bırakın protesto yapmayı. Türkler olarak biz yaptık, orası ayrı.

2013 Spa’da ise zekice, ve çok iyi organize edilen bir plan yürütüldü. Greenpeace işi çok iyi yaptı.

Yarış sponsoru Shell’in kutuplardaki ayılara kibar davranmayacağından endişe eden protestocular, pistin ana tribününe dev bir afiş asmıştı. Ancak FOM kameramanları orayı göstermeyebilirlerdi.

Ustalık işi plan işte burada ortaya çıktı, podyum seremonisi önüne uzaktan kumandalı yükselen afişler yerleştirdiler, kameralar bu kez kaçamazlardı.

Ortaya çıkan görüntü FOM görevlisini rahatsız etti, bir afişi çıkardı, diğeri ise arkasından yükseliyordu. Muhtemelen en eğlenceli anlardan biriydi.

Greenpeace’e katılın veya katılmayın, bunun müthiş bir zeka olduğunu kabul etmelisiniz…

Değerli mansiyonlar

2003 Brezilya, hiçbir sürücü podyumda doğru yerde durmuyordu.

Kimi ikinci, Fisichella ise birinci yerde durmalıydı. Kaza yapmış Alonso ise tedavi olmak zorunda kaldığı için üçüncülük pozisyonunda duramamıştı.

2013 Malezya, Mark Webber ve Sebastian Vettel Multi-21 sorunu sebebiyle inanılmaz gergin bir podyum geçirmişlerdi.

https://www.youtube.com/watch?v=A-U5KpPGZvo

2002 Avusturya, takım emirleri sonrasında zafer kupasını Rubens Barrichello’ya veren Miahcel Schumacher’den dolayı, Ferrari’ye 1 milyon dolar ceza verilmişti.

1989 San Marino, Ayrton Senna, Alain Prost ve Alessandro Nannini’nin üçü birden, şampanya şişelerini açmayı başaramamıştı. Sonuna kadar izleyin!

3 Yorum

  1. Ah nerde şu Todtun verdiği gibi yakından sesli direktifleri duymak. Kameraların daha çok pit teknik ekibinin içine girmesi gerekiyor hatta direk takım sorumlularının alanlarına girmeleri gerekiyor ve konuşulanları duymamız gerekiyor. Gerçeklik buu.. Radyo sesi seçip yayınlamak gerçeksizliğin daniskası. F1 bom bok yerlere gitti gidiyor. Ayrıca Webbere yapılanlar şerefsizliğinde daniskasıydı. Ben olsam iyi bi dayağımı yemişti

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]