Motorsporları tarihinde bazı pistler vardır, çocuklar ile adamları birbirinden ayırır. He işte burası orası : Monako.

Nelson Piquet’in tabiriyle ” Monako’da yarışmak, oturma odanızda bisiklet sürmeye benzer.”

Monako.. Bir şehir devleti, F1 takvimindeki elmas.. Sponsorluk anlaşmalarının, kontrat görüşmelerinin yapıldığı ve en önemlisi takvimde pist ücreti ödemeyen tek pist.

3,34 km uzunluğuna sahip Monako’da turun %43’ü tam gaz geçilirken, 12 frenleme noktası, 55 vites değişimi ve 100’den fazla direksiyon manevraları ile aracı ve sürücüyü zorlamaya devam ediyor.

Kısaca bir analiz yapacak olursak;

1.sektör; genel olarak kısa vites aralıkları, sağlam bir DF istenir. İlk viraja gelirken sert frenleme ve sonrasında Casino virajına kadarki tırmanmada motor da ön plana çıkıyor. Kısa vites oranları ve viraj çıkışında gaza erken oturabilmek kilit noktalar arasındadır.

2.sektör; Bu bölüm iyi bir süspansiyon geometrisi ve biraz daha hız ister. Ayrıca tümsekler en büyük problem durumunda. Tümseklerin bol olması aracın dengesini ön plana çıkarmakla beraber, tümseklerden geçerken araçların kısa süreliğine de olsa havalanması(yer ile temasın çok az kalması) mekanik parçalara büyük stres yüklemektedir. Ardından geldiğimiz tünel bölümü ise, araçların için temiz hava kaynağı gibi. Temiz dediysek, Malezya kadar sıcak bir havadan bahsediyoruz. 🙂

3.sektör; zurnanın zırt dediği yer.. Çekişin daha önemli olduğu, sağlam frenlerle yere sağlam oturarak dengeli bir çekiş gerek ve kısaca aracın kıvrak olması gereken sektördür. Sürücülerin ne zaman gaza oturacağını iyi sezmeleri gerekirken, motorun gaz pedalına verdiği tepki de ön plana çıkmaktadır.

Lastikler : Her pistte olduğu gibi Monako’da da kilit öneme sahip durumda. Cadde pisti olması sebebiyle kirli ve kaygan olan zeminde, lastikleri ideal sıcaklığa hızlı bir şekilde getirmek ve lastiklerden maksimumu almak hayati öneme sahip.

Mekanik yol tutuşun, aerodinamik yol tutuştan daha fazla etki yaratması, lastiklerin ideal çalışma aralığını bulmanın önemini arttırıyor. İstikrarlı ve yumuşak sürüş ve iyi bir lastik ısıtma turu, iyi bir tur için ihtiyacımız olan. Gün içerisinde lastik kauçukları ile kaplanan pistin akşam trafiğe açılması, pistin gelişimini ve evrimini de etkileyen unsurlar arasında yer almaktadır.

Monako’da ki en büyük risk: Patinaj..

Yavaş virajlara sahip pistte, arka lastiklerin aşınması en büyük problem konumunda.(2005’teki yarışta G.Fisichella’nın arka lastiklerinin bitişini hatırlar gibiyiz.)

Frenleme : 12 adet frenleme noktası ile frenlere yük bindiren pistte, 1.viraja 160 km/s yavaşlayan araçlarda ve benzeri fren noktalarında MGU-K’dan enerji kazanımı da önemli noktalar arasındadır.

Gümüş oklar mı ?

Mercedes, yeni güncelleme paketiyle birlikte lastik aşınmasını çözmüş gibi görünüyor. Bunu öndeki rüzgarı adsorbe ederek (Rüzgarı, araca emerek ve araçtan ayrıştırarak arkaya iletme ve sürtünmeyi azaltma) lastik ömrünü iyileştirmiş gibi görünüyorlar. Yani Mercedes’in çözümü bu şekilde oldu ve problemi çözmüş gibiler, kutlamak gerekiyor. Tabii bunu yaparken ağırlıklardan ödün verememesinin sebebi de bu çözüm olacak gibi duruyor. Ayrıca yeni getirdikler şanzıman ise aracın arka tarafına mükemmel bir şekilde tamponlamış. Yani şasi ve şanzıman uyumu yüksek düzeyde iyi. Bu sayede aracın çekiş gücünü ve dengesini iyileştirmek için artı bir nokta.

Mercedes, son 4 yılda 3 pol aldı. 2012 ve büyük üstadı da sayarsak, 5 yılda 4 pol aldılar. İyi araçları var. 2 haftada 0.5 kaybedecek değiller ama eskisi kadar rahat bir Monako yarışı olmayabilir. Frenlemede ve hızlanmada hala en iyi takımlar.

Şahlanan At mı ?

Geçtiğimiz 5 yarışı da kazanma ihtimali olan Ferrari, elleriyle yarışları Mercedes’e hediye ettiği sır değil fakat farkların bu kadar ufak olmasından dolayı bunlar normal bir durum. İspanya’da dolu dolu gördüğümüz bir güncelleme yoktu fakat perdelerin altında görünmeyen sağlam güncellemeler yapıldı. He bunun ne olduğunu biliyor musun derseniz, cevabım hayır. Ferrari aracının güçlü bir araç olduğunu söylemem gerekiyor. Son iki yarıştır sıralamalarda daha iyi iş çıkarıyorlar. Lastik kullanımı konusunda daha iyiler. Strateji konusunda hata yapmazlarsa bizim favorimiz Ferrari. Ama aklımızda cevaplanacak bazı soru işaretleri var, ancak bunları antrenman analizlerini yaparak çözebiliriz. Yani burada kastettiğimiz aslında dingil mesafesi muhabbeti. Araçlar hakkında elimiz net bir veri yok. Tek veriler, 2000’lerde olan Ferrari’nin uzun dingil ile zayıf kaldığı. Konuşulan şeyler ise kısa dingil mesafeli araçlar yavaş ve orta hızlı virajlarda avantajlı. Ama bugün siteninde yayınladığı, mühendislerin açıkladığı yorumlardan yola çıkabilirsiniz. Bana göre pek fark yaratmayacak gibi. Yaratsa bile Ferrari’nin her pistte güçlü olmasını bekliyorum. Aksi olsa bile çok büyük bir fark yaratacağını düşünmüyorum.

Aslında RedBull’u da es geçmemek gerekiyor.  Şapkadan tavşan çıkarabilirler. İspanya son sektörde Mercedes’ten 0,3 sn geridelerdi. Polden sanırım 0.6 sn uzakta idiler. Her ne kadar yarışta 75 saniye geride kalmış olsalar da, ki motoru kıstık dediler,  podyum savaşında olabilirler. Ricciardo’nun da en sevdiği pistlerden birisi ve birde Verstappen yine kaza yapmazsa şapkadan tavşan çıkma ihtimali olabilir.

Son sözler olarak, Mercedes’in 2 yarıştır sıralamalarda Ferrari ile başabaş olduğunu ve Mercedes’in geçen sene Monako’da polü verdiğini düşünürsek, kırmızı tulumları polde görmek şaşırtıcı olmayabilir.

Bu sefer harbiden son olarak 🙂 Yazının çoğu kısmıylada ilgilenen Mert kardeşime de bizim için zamanını ayırıp bilgisini ve uğraşını ilettiği için teşekkürler. Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkürler.

Çağrı-Mert

Görüşmek üzere hoşçakalın

11 Yorum

  1. Tekrardan eline sağlık. Artık yarışa hazırım galiba 🙂

    Dingil mesafesinin öyle aman aman bir fark yaratacağını sanmıyorum. Mekanik tutunma olayı işte. 180 yerine 200 cm olan araçlarda antrenmanlarda en az bir pilotun kendini güvende sanarken 10 cm’den bariyere girmesini bekliyorum.

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]