2018 Avusturya GP Mercedes-AMG Formula 1 takımı için tam anlamıyla bir felaketle sonuçlandı.

14. turda Valtteri Bottas vites kutusu sorunu ile kenara çekti, Bottas’tan dolayı başlayan Sanal Güvenlik Aracı (VSC) periyodunda büyük bir strateji hatası yapılarak Lewis Hamilton pite alınmayarak rakiplerine büyük avantaj kaptırıldı, ardından da Hamilton 64. turda güç kaybı yaşadığını söyleyerek yarışı bırakmak zorunda kaldı.

Mercedes, 2016 İspanya GP’de iki takım arkadaşının çarpışmasından sonra ilk kez iki araçla da yarış dışı kaldı.

Takım, Kanada GP’ye getirmeyi planladığı ikinci seri güç ünitesini de dayanıklılık sorunları nedeniyle bir sonraki yarışa ertelemek zorunda kalmıştı.

Peki Mercedes’in dayanıklılıkta bu kadar geriye gitmesinin ardında yatan sebepler ne olabilir? Bu yazıda bunu inceliyoruz.

Mercedes her zaman mükemmel miydi?

Alman üreticinin Formula 1’in hibrid dönemine mükemmel bir şekilde başladığını söylemek haksız olmaz. 2014 sezonuna açık bir güç ünitesi üstünlüğüyle başlayan takım, Mercedes motorlu Williams’ıyla Felipe Massa’nın Avusturya GP’de aldığı haricindeki tüm pole pozisyonlarını elde etti.

Mercedes o sezon gerçekten güçlüydü ve Renault ve Ferrari motorlarına sahip olan rakipleri dayanıklılık ve güç eksikliği ile boğuşuyordu.

Ancak Mercedes o dönemde de hatasız değildi.

Kanada GP, Gümüş Oklar’ın ilk kırıldığı yarış oldu. İki araç da MGU-K’sını kaybedince bir anda yavaş kalmaya başladı. Motor gücündeki avantajları iki pilotu da rakiplerine karşı savunma yapma şansı verdi, ancak MGU-K destekli arka frenlemeye güvenerek daha küçük arka fren diskleri kullanılan araç arka frenleri aşırı ısıtmaya ve performans kaybetmeye başladı. Daniel Ricciardo, Mercedes’lerin arkasında fırsat kollayan isimdi ve Formula 1’deki ilk galibiyetini kazanmayı başardı.

Macaristan GP sıralamalarında Hamilton’ın aracı alev almıştı ve yarışa son sıradan başlamak zorunda kalmıştı. Yarışta Hamilton arkalardan yükselmeye çalışırken çıkan güvenlik aracının zamanlaması ilk dört pilota dezavantaj getirince, Mercedes bir galibiyeti daha Ricciardo’ya hediye etmiş göründü.

Takım hibrid döneminin ilk iki sezonunda lastik kullanımı ve temaslar ile birlikte kaybettiği birkaç yarış dışında mükemmeldi ve tüm şampiyonlukları kazandı.

2016 sezonu Mercedes’in yine güçlü olduğu bir yıl olmuştu, ancak Monako’da kaybedilen bir pole ile birlikte İspanya GP’deki bir kazanın yanında, konumuz ile ilgili olarak Malezya’da bir motor sorunu yaşandı.

Pek çokları Hamilton’ın yaşadığı bu motor sorununun şampiyonluğuna mal olduğunu düşünüyor. Her ne kadar bir diğer Mercedes pilotu Nico Rosberg şampiyon olsa da, tarih bir Mercedes motorunun yarış şartlarına dayanmayabileceğini de yazmış oldu.

2017 ile başlayan bir trend

Mercedes, hibrid döneminde ilk kez 2017 sezonunda gerçek anlamda bir rakiple karşılaştı. Ferrari ekibinin ortaya koyduğu şasinin oldukça iyi olduğu ortaya çıkmıştı ve motorda da büyük gelişim kaydedildiği görülüyordu.

Mercedes’in, son saniyedeki süspansiyon yasaklamasıyla daha da kötü bir hale gelen lastik kullanımının yanında, yürüyen aksamda da bazı limitler aşılmaya başlanmıştı.

Bunun ilk örneği İspanya GP’de Valtteri Bottas’ın yaşadığı iki motor sorunuydu. Antrenmanlarda su sızıntısı ile kaybedilen motorun yerine eski motoru takmak zorunda kalan takım, yarışın ortalarında Bottas’ın yolda kalmasına sebep olmuştu.

Avusturya GP’de ise takımın vites kutusunda performans bulmaya çalışırken yaptığı hatalar Hamilton’ın vites kutusuna zarar verince sıralamalar sonrasında beş sıra grid cezası almıştı.

Mercedes’in Formula 1’in artık neredeyse standartlaşmış parçaları olan vites kutularında bile performans bulmaya çalışması, rakiplerinin kendilerini ne kadar zorladığının bir göstergesiydi.

2018: Hiç görülmeyen sorunlar

Mercedes’in 2017 sezonunu kazanırken Ferrari’nin sistemli düşüşünden yararlandığını görmek mümkün. Takım ve pilotların hataları ile oldukça geriye düşen Scuderia, Mercedes’in iki şampiyonluğu da sezon bitiminden çok önce garantilemesine yol açmıştı.

2018 ise bambaşka bir rekabet düzeyiyle başladı. Önceki yılki düşüşünden sonra çok iyi kalkan Ferrari, motor ve şasi konusunda gelişim gösterebileceğini kanıtladı. Mercedes ile denk güçte bir motor ve lastikleri çok iyi kullanan ve yeterince verimli bir aerodinamiye sahip şasi ile bir anda her yerde favori haline geldi.

Mercedes 2017’den daha büyük bir sorunla karşı karşıya olduğunun farkındaydı ve Brackley ve Brixworth’deki iki fabrikaya verilen emir açıktı: sınırları zorlayın, kendinizi aşın!

Takım ilk önce en iyi olduğu yöne, motor performansına odaklandı. Sıralama turlarında yağ yakmanın yasaklanması ile birlikte pole avantajını da kaybeden takım artık rakipleri ile denk bir seviyeye düşmüştü ve artık kötü lastik kullanımını telafi edemiyordu.

Brixworth’deki motor mühendisleri Kanada GP’de geçilecek ikinci motor üzerinde çalışmalarını hızlandırdılar ve bulabildikleri kadar fazla performans bulmaya odaklandılar. Ancak takım gelişimi tamamlanmış ve üretime hazır motorun tezgah testlerinde büyük dayanıklılık sorunlarına sahip olduğunu keşfedince, yeni motoru Kanada GP’ye getirmenin imkansız olduğu ortaya çıkmıştı.

Rakiplerinin aksine Kanada GP’ye yeni motorunu getirmeyen ve sezona başladığı motorla yedinci yarışına giren Mercedes, herhangi bir dayanıklılık sorunu yaşamadığı için şanslıydı. Sorunları giderilmiş ve dayanıklı olduğuna kanaat getirilen ikinci seri motor Fransa GP’de kullanıldı ve rahat bir galibiyet aldı.

Avusturya GP’de de benzer bir performans bekleniyordu, ancak Gümüş Oklar, iki pilotuyla birden düştü. Bottas’ın hidrolik sızıntısı ile kaldığı açıklanırken, Hamilton ise yakıt pompası sorunu yaşadı.

Geçmişe dönüş

Peki Mercedes’in bir anda çıktığı düşünülen, zaman zaman yaşadığı ancak 2018 ile birlikte hız kazanan arızalarının sebebi nedir?

Biraz geçmişe gidelim. McLaren-Mercedes’in 2000-2005 yılları arasında yaşadıklarını hatırlayın. Önce Mika Hakkinen, sonra da Kimi Raikkonen’in ellerinde, Adrian Newey’in sorumluluğunda ve Mercedes motoruna sahip bir araç. Daha iyisi düşünülebilir miydi?

Ancak giderek güçlenen Ferrari’yi normal yollarla yenemeyeceğini anlayan takım, hemen her parçada sınırları zorlamayı kafasına takmıştı. Mercedes adına motorları üreten Ilmor’dan da ne pahasına olursa olsun daha güçlü motorlar sağlaması istenmişti.

Sonucu hepimiz hatırlıyoruz. Düzlükte kanadı kopan, iki yarışın birinde motoru patlayan ve egzozu gevşeyen süper kırılgan bir McLaren aracı, kaçan şampiyonluklar…

Son sözler

Mercedes bugünlerde de yukarıda bahsettiğimiz dönemlerde yapmak zorunda kaldığı “sınırları zorlama” felsefesine başvurmak zorunda kalıyor.

Avusturya’ya getirilen ve sidepod bölgesinde daha iyi aerodinami ve daralmayı hedefleyen yeni parçalar, Pazar günkü yüksek sıcaklıklarla birleşince ortaya çıkan dayanıklılık sorunları.

Geçmiş yıllarda çok rahat bir şekilde çalışan strateji ekibinin de bu sezon birkaç yarışta büyük hatalar yaptığını gördük. Bu strateji hataları, Avusturya GP’deki bariz hata ile de zirveye ulaşmış durumda.

Peki Mercedes önümüzdeki yarışlarda nelerle karşılaşacak? Tekrar mekanik sorunlar yaşayacak mı? Lastik kullanımını geliştirebilecek mi? Stratejide nasıl olacak?

Bu soruların cevaplarını vermek elbette kolay değil, ancak önümüzde Daimler tarafından desteklenen ve sorunlarını kısa sürede çözebilen bir takım duruyor. Mercedes, en fazla 2-3 yarış içinde neredeyse tüm sorunlarını çözebilecek ve her alanda önemli adımlar atabileceğini bildiğimiz bir takım.

İşte bu süre şampiyonadaki rakipleri Ferrari için çok önemli. İtalyan ekip Mercedes’in bu düşüşünü iyi değerlendirmeli ve puan farkını yükseltmenin yollarını aramalı.

Ferrari’nin oldukça rekabetçi olması ve Red Bull’un da zaman zaman güçlü performanslar sergilemesinden dolayı, Mercedes’in oldukça zorlandığı ve çok yakın geçen bir sezona şahit oluyoruz. Henüz yarısına bile gelemediğimiz sezon boyunca bizi nelerin beklediğini öngöremiyoruz ve her yarış farklı heyecanlara tanık oluyoruz.

Son yarışa kalacak bir şampiyona dileğiyle…

2 Yorum

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]