McLaren son günlerde biraz hareketli günler geçiriyor ve ufkunu genişletmeye karar vermiş durumda. Honda güç ünitesi ile üç berbat sezon geçiren takım, sonunda Renault güç ünitesine geçmesiyle birlikte beklendiği kadar olmasa da görece daha iyi zamanlar geçiriyor.

Takım geçen yıl Honda’nın da desteği ve Andretti Autosport ile yaptığı işbirliği ile IndyCar’ın efsane yarışı Indianapolis 500’e tek araçla katılmıştı. Bu yarış uğruna Monako GP’yi feda eden Fernando Alonso ise Honda motoru kendisine F1’den alıştığı şeyi yapana kadar da yarışı kazanabilecek potansiyele sahip görünüyordu.

İngiliz yarış takımı geçmişinde de Indy’de ve diğer serilerde yarıştı ve zaferler elde etmişti. Ancak uzun süredir sadece Formula 1’e odaklanmış durumda ve bu maceralarının  çok da istedikleri gibi gittiği söylenemez.

McLaren, gelecekte IndyCar’a katılmayı ve bunun yanında Dünya Dayanıklılık Şampiyonası’nda (WEC) da yarışabileceğini söylüyor ve uzun vadeli planlar yapıyor.

Elbette bunları yaparken Formula 1’den uzaklaşmıyorlar ve takım CEO’su Zak Brown ana önceliklerinin Formula 1 olacağını çoktan söyledi:

“Bir numaralı önceliğimiz her zaman Formula 1 olacaktır, bu yüzden bir diğer yarış etkinliğini gözden geçirirken ilk kriterimiz bunun bizim Formula 1 çabalarımızı herhangi bir şekilde etkilememesidir.”

“Sonrasında diğer motorsporları çeşitlerinde yer almayı gözden geçirebiliriz. Hepsi eşit derecede önemli ve bir sıraya sahip değiller. Rekabetçi olacağımızdan, bunun markamıza uyacağından, ticari olarak kabul edilebilir olmasından ve partnerlerimizin isteklerine uyup uymayacağından emin olmak zorundayız.”

Peki McLaren neden böyle bir yola giriyor?

Zak Brown faktörü

Ron Dennis’in ‘mahkeme zoruyla’ McLaren’daki görevinden ayrılmasıyla koltuğunu devralan Zak Brown, belli ki bu kararların arkasındaki isim.

Brown, eski bir yarışçı olmasının yanında çok başarılı bir iş insanı. Pazarlama yetenekleri gerçekten çok iyi (Amerikalı olduğundan olabilir mi?) ve parasını motorsporlarına yatırmaktan da çekinmiyor.

McLaren’ın 2017’de IndyCar anlaşması ile Indy 500’e katılması da onun çabalarıyla gerçekleşti.

Brown’ın bir iş insanı arkadaşıyla birlikte 2009’da kurduğu United Autosports adlı bir yarış takımı var ve takım şu an dayanıklılık serilerine odaklanmış durumda. Alonso’nun Daytona 24’te LMP2 aracıyla yarıştığı takım United Autosports idi.

Brown motorsporlarının farklı dallarının çektiği ilginin farkında ve McLaren’ı dünyadaki en önemli serilere sokmaktan çekinmeyecektir.

McLaren Automotive

Otomotiv dünyasında “Pazar günü kazan, Pazartesi günü sat” şeklinde bir deyim vardır. Üreticiler otomobille ilgili insanların motorsporları ile de ilgili olduğunu çok erken fark etmişler ve fabrika takımları olarak ürünlerinin rakiplerine göre ne kadar iyi olduğunu göstermek istemişlerdir.

McLaren da 2010’da kurduğu ve 2011’de MP4-12C ile ilk otomobilini satışa sunduğu fabrikası ile birlikte artık bir spor otomobil üreticisi haline gelmiş durumda ve bol karbon fiberli bu araçları satmak için tanıtıma ihtiyaç duyuyorlar.

Motorsporları da yukarıda bahsettiğimiz sebeplerle, özellikle de bir performans otomobili üreticisi için tanıtım yapmanın en iyi yolu olmasından ziyade bir gereklilik. Formula 1’in Ferrari’ye neler kattığını ve bugünlere nasıl taşıdığını hatırlayın.

Şirket hali hazırda 12C GT3 ile başlattığı GT yarışları macerasına 650S GT3 ile devam ediyor ve hazırladığı araçları yarış takımlarına satıyor. McLaren üretimi yarış araçları yarıştığı serilerde hali hazırda onlarca yarış galibiyeti ve şampiyonluklar kazanmış durumda.

Verilen ve verilecek ek motorsporu katılımı kararlarında en son etkili olacak olan olsa da, McLaren Grup altındaki önemli şirketlerden olan otomobil bölümü bundan en iyi şekilde yararlanacaktır.

IndyCar ve McLaren uyumlu bir ikili mi?

McLaren, 2017 Indianapolis 500’e tek bir araçla katılmıştı, ancak bu tamamen bir pazarlama ve fırsat kullanımı üzerineydi. Takım bu yarışından teknik olarak hiçbir şey öğrenmedi, çünkü kullanılan araç serinin başarılı ekibi Andretti Autosport tarafından hazırlanmıştı ve işletiliyordu.

IndyCar hakkında konuşmadan önce bilmeyenler için biraz teknik bilgi vermek gerekiyor. Seride tüm şasiler tek bir üretici (Dallara) tarafından üretiliyor ve tedarik ediliyor. Yani herkes aynı şasiyi ve üst aero kiti kullanıyor. Motor üreticisi olarak da şu an Honda ve Chevrolet olmak üzere iki tedarikçi var ve motor gelişimi bol sınır dahilinde kısmen serbest.

Haliyle, Formula 1’de kendi şasisini ve aero kitlerini üretmeye alışmış olan McLaren, IndyCar’da yeteneğini gösteremez ve elinde Dallara şasisinde kullanmak için kendi üretmiş olduğu bir motor da yok. McLaren yol araçlarında kullanılan ve hakları McLaren’a ait olan motor ise IndyCar’a uygun değil.

IndyCar ekipleri araçlarının süspansiyonlarını ve soğutma sistemleri gibi bazı parçalarını kendileri geliştirebiliyor ve takımlar farklarını sürücü performansları dışında böyle yaratıyor. Ancak Formula 1 ile kıyaslandığında bu çok kısıtlı bir gelişim alanı demek.

McLaren bu konuda adımlar atmaya başladı bile. Takım iki IndyCar şampiyonluğu olan ve Indy 500 galibi Gil de Ferran’ı danışman olarak almıştı. Söylentiler ise Alonso’nun 2019’dan itibaren önlerdeki bir IndyCar aracında olacağı.

Brown şöyle anlatıyor: “Motorsporlarının diğer formlarına bakıyoruz, IndyCar da en önemlilerinden. Onun (de Ferran) burada büyük bir geçmişi var, bu yüzden bizim gelişmemize yardımcı olabilir, biz buna karşı açık fikirliyiz.”

Takımın IndyCar planlarını gerçekleştirmesi, bu projenin Amerika’da kendileri için sürdürülebilir olup olmayacağı ile doğrudan bağlantılı olacak.

Dünya Dayanıklılık Şampiyonası (WEC): Le Mans’a dönüş

McLaren, zamanının F1 tasarımcısı Gordon Murray’ın ellerinden çıkan ve halen dünyanın en hızlı atmosferik motorlu yol otomobili olma unvanını elinde barındıran McLaren F1’in yarış versiyonu ile Dünya Dayanıklılık Şampiyonası’na katılmış, 1995’te ilk senelerinde Le Mans 24 Saat yarışı genel klasman zaferi ile birlikte 1997’de kendi sınıfında kazanmıştı.

Şirket bu kez en üst düzeyde WEC’ye dönme planları yapıyor, ancak bunun için 2021 civarında başlayacak ve günümüz LMP1’lerinden çok daha ucuz olması hedeflenen yeni kuralları bekliyor.

Brown, mevcut LMP1 serisine katılıp katılmamayı da gözden geçirdiklerini söylemişti: “Teklif edilen kurallar şu haliyle oldukça zorlayıcı.”

Ancak 2021’deki yeni dayanıklılık kuralları ile ilgilendiklerini açıkça söyledi.

“McLaren’ın motorsporlarının ek formları ile uzun bir tarihi var, bunlar CanAm, IndyCar ve Le Mans’tı. Dünya Dayanıklılık Şampiyonası için gelecek yeni kurallar önemli, bu toplantılara katılıyoruz ve neye benzeyeceğini gözden geçiriyoruz.”

“O yeni seriye, adı GTP, LMP1, siluet, ne denirse densin, katılmak istiyoruz. Le Mans’a girip kazanmak çok heyecan verici olurdu. Bir yarış takımı için en yüksek mertebe bu.”

Bu seri kendi şasi ve motorunuzu kullanabilmeniz açısından Formula 1’e çok daha yakın durumda ve dayanıklılık ve performansı bir araya getirdiği için otomotiv üreticileri tarafından da tercih ediliyor. Bu yüzden McLaren için de biçilmiş kaftan.

Brown’a göre bir pilotları şimdiden hazır:

“Sürmek istediği takdirde Fernando’yu araçta görmek isteriz. Formula 1 kariyeri bittikten sonra da sürmeye devam edecek, eğer biz farklı kategorilerde olursak aracımızda onu görmekten memnuniyet duyarız.”

McLaren Applied Technologies

McLaren’ın pek bilinmeyen bir teknoloji şirketi daha var. Zamanında yol araçları McLaren F1 ve Mercedes SLR için karbon fiber parçalar üretmek için kurulmuş McLaren Composites ve takımın hissedarlarının sahibi olduğu TAG Electronics’in birleşmesiyle ortaya çıkan şirket, endüstriden motorsporlarına, tıp dünyasından uzay sanayine kadar parça tedarik ediyor.

Formula 1 ve IndyCar’da kullanılan elektronik kontrol üniteleri (ECU) McLaren Applied Technologies tarafından tedarik ediliyor. Şirket önümüzdeki sezon kullanılacak ikinci nesil Formula E araçlarının tüm yarış boyunca dayanabilecek bataryasını da üretmek için seçildi.

McLaren’ın Formula 1 dışındaki serilerde de baş göstermesi Applied Technologies alt şirketine de yardımcı olacaktır. Yüksek teknoloji ve özel tasarımlı parçalar isteyen motorsporu takımları bu ihtiyaçlarını McLaren’dan karşılayabilme imkanına sahip olabilir.

2021 Formula 1 kuralları: Her şeyin sebebi bu mu?

McLaren’ın Formula 1’den farklı yarış serilerine yönelmesinin arkasında yatan asıl sebep Liberty Media ve FIA’nın 2021 için hazırladığı radikal Formula 1 bulunuyor olabilir.

Yeni Concorde anlaşmalarının imzalanacağı ve tamamen farklı aero sistemler ile birlikte basitleştirilmiş motorların bulunacağı yeni dönemde aslında takımları en çok etkileyecek değişiklik bir bütçe sınırının getirilmiş olması.

Bu bütçe sınırı kapsamında büyük takımlar mevcut sahip oldukları çalışan sayılarını büyük oranda azaltmak zorunda kalacaklar. Takımlar uzun yıllar yatırım yaptıkları ve özenle seçtikleri bu değerli mühendisleri kaybetmek istemiyorlar ve Formula 1’de kullanamasalar bile farklı şirketler altında değerlendirmeyi düşünüyor olabilirler.

Red Bull ve Williams takımlarının McLaren’ın Applied Technology’sine benzer şirketleri hali hazırda bulunuyor ve takımlar fazla olan çalışanlarını bu Red Bull Technology (Aston Martin Valkyrie’nin arkasındaki şirket) ve Williams Advanced Engineering şirketlerine kaydıracaklardır.

McLaren da elindeki mühendisleri diğer yarış serilerinde kullanmak istiyor olabilir.

Ek olarak, düşürülecek bütçeler ile birlikte Formula 1’in toplam takım maliyetinin düşecek olması nedeniyle sponsor gelirlerinden artan ciddi miktardaki kısım diğer serilere aktarılabilir ve sponsorlarla birden fazla seriyi kapsayan geniş anlaşmalar yapılması mümkün olabilir.

Son Sözler

McLaren, Renault güç üniteleri ile Formula 1’deki düşüşünden kurtulma yolunda ilerlerken, 2021 kurallarının tetiklemesi, Ron Dennis dönemi sonrasındaki yeni yönetici ve yatırımcılarının heyecanı ile birlikte diğer serileri denemeyi gözden geçiriyor.

Zak Brown, şirket hissedarlarının ne yapmak istediğini çok iyi bildiğini anlatıyor.

“Finansal olarak mümkün olan, markamızla uyumlu, rekabetçi olabileceğimiz bütün fikirlerimizi destekliyorlar. Hissedarlarımız da yarışçı, o yüzden onlarla çalışmak çok eğlenceli.”

“Geçen seneki Indy 500 projesini ortaya atıp ticari olarak uygulanabilir olduğunu ve rekabetçi olacağımızı söylediğimde hissedarların ‘İyi fikir, hadi yapalım’ demeleri çok uzun sürmedi. O açıdan bakıldığında onlarla çalışmak harika.”

IndyCar’ın süper düşük maliyeti ve yeni kıtadaki taraftar kitlesi İngiliz takıma çekici gelirken, teknik konularda becerilerini göstermeleri pek mümkün görünmüyor. WEC ise şimdilik bir muamma, ancak şirketin otomotiv ve prototip yarış bölümleri için daha uygun bir yer gibi görünüyor.

Peki bir yandan Formula 1 projesini devam ettirirken ek olarak ikisinde birden bulunmak? Neden olmasın…

3 Yorum

  1. Bunlara eyvallah’da, F1 serisindeki başarısızlıklarını çözmeliler. Boşuna diğer serilerle insanların gözünü boyamamaları lazım. Ben bunu bir yandan göz boyama olarak görüyorum. Zak Brown başarılı bir yönetici, bir çok otomativ şirketinin başına CEO olarak getirtmek istediği birisi. McLaren’in F1 başarısı için daha fazla çaba göstermeli. Konstrasyonu bozacak işlerle uğraşılmamalı öncellkle.

  2. McLaren’in girdiği bu yol, kimileri hayaller içerse de hedefler ve atılımlar Zak gibi motorsporlarına ve “makine”ciliğe ruhtan bağlı, bağımlı hasta biri sayesinde oluyor. Bu adam salt pazarlamacı yada ceo değil böyle adamlar inat ederek ve inandıkları hastalıklara insanları ikna ederek hayalleri başarıya dönüştürebilir. Yani McLaren kuruluş dönemine dönüyor gibi şeyler denebilir.

    “Hepsi eşit derecede önemli ve bir sıraya sahip değiller.”
    İşte bunu sadece bazı insanlar söyleyebilirler. Onları çok az insan anlayabilir ve ben o anlayan insanların da hastasıyım. Amerikalılar özellikle bu işlere bakışta, mantalitede çokluk içindedir böyle bir sürü insana sahipler ve halen güç gibi show rekorlarını kırıyorlar onlar…
    ‘Amerikalıların olmadığı ve amerikalılarla oynamadığın bir yarış devasallığı olmaz, olamaz ancak kendini avutursun…’
    Ron’a kalsa halen f1 de f1 bıdı bıdı yapar dururdu büyük ihtimalle o yüzden de artık Zak gibi biriyle büyük çöküşe atılım imkanı var artık markanın. Öyle bir umut yoktu ancak gelecek 15 yıl markanın tekrar çıkış yılı olabilir. Hakeza Zak gibi adamlara F1’i teslim etsen şundan çok daha iyi bir hale sokarlar ortamı çok uzun yıllar almadan…
    Ron ve Luca gibi adamlar müthiş yetenekleri, müdahaleleri sonucu başarılarıyla markalarını o biçim noktaya getirmeleriyle birlikte limit noktaya da getirmiş artık çöküşe geçirmişti. Durum pek iç açıcı değildi daha Ron koltuğundayken ve kendisine göre aldığı devrik, acayip kararlarla markayı çökerteceğini söylüyorduk ancak McLaren iyi bir kan değişimi yakaladı umarım hedefledikleri her yerde başarılı olurlar tekrar dünyayı inleten bir McLaren duyarız ihtiyarlığımızda.

    İçerde ki yapı nedeniyle mümkün olabilir mi bilemiyoruz ama Zak’ın McLaren automotive’i de dönüştürmesi ihtiyacı mutlak. McLaren tekrar harika şeyler üretir hale gelmek zorunda orada geçmiş dönemden bağımlı olunan finansallar da var büyük ihtimalle ancak bir şekilde MAKİNE’leri doğrultabilirse sınırsız ihtişama kavuşabilir marka.
    Bu tip şeyleri de Ferrari de ki gibi masa başı memurlar ile değil makineleri bilen kişiler ile yapabilirsin.
    Yarışmak tek başına yollar için hiçbir zaman yeterli değildir sadece biraz populizm, bir miktar finansal sağlar sadece. Çoklu hakimiyetin yolu yollardan geçer… Bunu da bazı insanlar anlayabiliyor.
    Yarışlarda ezdiğiniz kadar yollarda ezemiyorsanız yarışmak öyle pek bir işe yaramaz… Ezmenin, sömürgeciliğin çoğu da psikolojiktir… avuntular çizmeyecek akıllara hükmedeceksin…

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]