Dünya Ralli Şampiyonası’nı (WRC) Barcelona’da yerinde izledim, Türkiye dört kez ev sahipliği yapmıştı bu organizasyona ancak 2007 yılında takvimden çıkarıldı.

Barcelona’nın 100 kilometre güneyindeki Salou’nun dağlık bölgesinde yapılan yarışın 5-6 etabını, organizasyonun resmi lastik tedarikçisi Michelin’in davetlisi olarak izledim.

Helikopterlerle bizi farklı etaplara taşıdılar, yoksa araçlara yetişebilmek zaten mümkün değil…
Hatta bu helikopterlerden biri Luc Besson’unmuş, organizasyona kiraya vermiş…
İlginç olan gittiğimiz etapların her birinde seyircinin ilgisiydi…
Geceden çadırını alıp pistin kenarına kuranlar mı istersiniz, karavanıyla gelenler mi…
Barcelona-Real Madrid derbisinin olduğu gün binlerce seyirci ralliyi izlemeye gelmiş…
Pilotlar o kadar büyük performans gösteriyor, araçlar o kadar güçlü ki bizim 10 bin 20 bin kilometre kullandığımız lastikler 150-200 kilometrelik etap sonunda haşat oluyorlar.
Ama itiraf edeyim ilk kez izlediğim Ralli Şampiyonası, iki kez izlediğim Formula 1’den daha keyif verdi bana…
İşte iki organizasyon arasında farklar:
– Ralli doğaldır, Formula 1 yapay…
Formula 1’i seyretmek pahalıdır, Ralli’yi seyretmek bedava…
– Ralli’yi doğayla iç içe seyredersin, Formula 1’i doğadan yalıtılmış…
Formula 1 sosyetiktir, Ralli halkçı…
– Formula1 Topçu Kışlası’dır, Ralli Gezici…

Dört Türk genci İngiliz pilota çarpsa olay olurdu

Formula mı, Ralli mi

Yarışları izlediğimiz Barcelona etabında 2008 yılında yarışmış Koray Muratoğlu da bizim ekipteydi. Hem meslektaşımız hem de İngiltere Rallisi’nde piste hatalı giren 4 İrlandalı gençle kafaya kafaya çarpışmış bir ralli pilotu Koray…
– Seni tanıyalım…
– Ben Koray Muratoğlu, Autocar dergisinin yayın yönetmeniyim.

– Aynı zamanda ralli pilotusun?
– Evet…
– Ne zaman yarıştın İspanya Rallisi’nde?
– 2008 yılında…
– Zor bir etap mı bu?
– Vıdı vıdı tabir attığımız sık virajlı, çok süratli olmayan ama geniş bir pisttir. Ben yarıştığımda sadece asfalttı pist. Bu yıl bir gün asfalt bir gün toprak şeklinde yapılıyor.
Kaç ülkede yapılıyor Dünya Ralli Şampiyonası?
– Bu sezon takvimde 13 ülke var ve sondan bir önceki ayaktayız.
– Şampiyon şimdiden belli ama…
– Evet Sebastien Ogier iki hafta önce Korsika Rallisi’nde şampiyonluğunu ilan etti. WRC, Sebastien’lardan kurtulamıyor. 9 sene Sebastien Loeb üst üste kazanmıştı, şimdi de Sebastien Ogier çıktı başımıza…
– Türkiye neden takvimden çıkarıldı?
– FIA otomobillerin pazarlama stratejilerini de gözetleyerek farklı farklı ülkelere taşımak istiyor şampiyonayı. Ama diyeceksin ki 10 tanesi bir asırdır hep aynı ülkelerde yapılıyor. Doğru ama gördün işte buralarda da büyük bir ralli kültürü var. Bizim gibi B Ligi ülkeler arasında değişiklik yapıyorlar.

– Yeniden yapılır mı Türkiye’de?
– Tahmin ediyorum yapılır ama seyirci ve medya ilgisinin az olması büyük olumsuzluk. Bu kritere dikkat ediyorlar.
– Yarışmak mı daha heyecanlı seyretmek mi?
– Yarışmak tabii ki de… O bambaşka bir şey. İçim gidiyor… Ağzımın suyu akıyor ama belli etmiyorum.
İngiltere Rallisi’nde nasıl kaza yaptın?
– 2008’de burada yarıştıktan sonra İngiltere’ye sezonun son yarışına gittim. 3’üncü etabın yarısı iptal edildi. Yeni start yerine gidiyoruz, orası da kapalı alandır, yarış araçları dışında aracın girmesi yasaktır. Ancak dört İrlandalı seyirci karşıdan ciple çıktı, tersten girmişler yola ve kafa kafaya çarpıştık.
– Hasar…
– Ayağım, dizim, bileğim, kalçam kırıldı. 12 kaburgam kırıldı… Omuriliğim çatladı. Co-pilotumun sol diz kapağı parçalandı, kaburgaları kırıldı, kulağı koptu…
Hani bu araçlar güvenliydi?
– Yarış içinde olmadığımız ve etaba gittiğimiz için kaskımızı ve korunaklarımızı çıkartmıştık.
– Ne kadar hastanede yattın?
– 1,5 ay yattım, 6 ay yürüyemedim… Ortopedik travmalar yaşadım.
– Şimdi nasıl durumun?
– Vücudumda 14 platin var ama koşabiliyorum da artık.
– Dava açmadın mı organizasyona?
– Tamamen bir organizasyon hatasıydı, seyircinin aracıyla girmemesi gereken bir yoldu o… Dört İrlandalı nerede bir araya gelseler içerler biliyorsun. Muhtemelen sarhoştu gençler de…
– Üzerine neden gidemedin?
– Hiçbir takip süreci yapamadık çünkü can derdine düştük. Londra’da bir hukuk bürosu 100 bin pound istedi. Ama kaybedersek de bu parayı alırız dediler. Giremedik o işlere…
Ama büyük bir haksızlık…
– Kemer’deki Dünya Ralli Şampiyonası’nda dört Türk genci bir İngiliz pilota çarpsa olay olurdu. İngiliz basını dünyayı ayağa kaldırır Türkiye bütün yarışlardan atılırdı. Ama bizde medya da işi kovalamadı, biz de hukuki mücadelemizi veremedik, İngilizler de olayı örtbas etti.
– Hâlâ yarışır mısın?
– Sponsor bulabilirsem hemen…

Kafası kıyak İspanyollar neden her sporda çok iyi…

Formula mı, Ralli mi

Kafası kıyak gençlik istemiyoruz değil mi…
Harika, istemeyelim…
Avrupa ise kafası kıyak gençlikten geçilmiyor.
Alman gençlerinin kafası kıyak…
Fransız gençlerinin kafası kıyak…
İngiliz, İsveç, İtalyan gençlerinin kafası kıyak…
Peki bu kadar kafası kıyak gençlik, spordan ekonomiye, kültürden sanata nasıl oluyor da dimağı açık, kafası ayık bizim gençliği geçebiliyor?
“Kafası bi dünya” Hollanda’nın milli takımı daha geçenlerde bizim “kafası ayık” gençleri dünya kupası dışına itti…

Kafası kıyak İspanyollar neredeyse sporun her alanında çok iyiler…
Takım oyunlarında da bireysel sporlarda da ya şampiyonlar ya başa güreşiyorlar…
Bu adamlar içiyorlar…
Biz içmiyoruz!
Ama şampiyon sporcular da bizden değil onlardan çıkıyor…
Futbolda, basketbolda, yüzmede, golfte, motor sporlarında, bisiklette, atletizmde her spor dalında iyi İspanyollar. Demek ki sporda iyi olmanın kafası kıyak gençlik yaratmaktan geçmediği ortada…
Önce kafayı değiştirmek lazım.

Alıntıdır: Cengiz Semercioğlu’nun 2013 yılına ait Hürriyet köşe yazısı…

2 Yorum

  1. Türkiyede Ralli tutar ama F1 tutmaz. Zaten Ralliyi canlı izlemek büyük ihtimalle F1’den daha keyiflidir çünkü herhangi bir kısıtlaman yok. Al çadırını yemeğini malzemeni otur iyi bir yerden izle keyfini çıkar. F1’de ise ücretli tribünler var ne kadar keyifli tartışılır.

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]