Avustralya GP’sini bekleyen Kimi Räikkönen için önemli bir yarış, çünkü en son bu pistte beş yıl önce galibiyete ulaştı. Tecrübeli Fin pilot, yeni sezonun hemen başında Formula 1’deki geçmişi ve geleceği hakkında konuştu: “Her pilot Ferrari için sürmek ister. İsterseniz onlara sorun.”

Bu, Formula 1’de son sezonu olabilir. 38 yaşındaki Kimi Räikkönen bunun farkında, ancak bundan dolayı üzgün değil. Neden olsun ki? Enerji israfı. Varsayalım ki, onları 17 yıl boyunca pist üzerinde duydu ve onlar için unutulmaz hale geldi. Räikkönen şu anda burada yaşıyor ve tamamen önündeki sezona hazırlanmış bir halde. Bu sezon öyle bir sezon ki, Ferrari bir kez daha Mercedes’in arkasında olma rolünü istemiyor.

Bir kaç sene önce Formula 1’de sadece Ferrari için sürmek istediğini söyledin. Onları senin için bu kadar özel kılan nedir?

Bence bütün dünya onların özel bir takım olduğunu biliyor. Ferrari Ferrari’dir, diğer takımlarla kıyaslayamazsınız. Ve herkes aynı hayale ulaşmak ister, Ferrari için sürmeyi. Ferrari yarış takımı olarak harika bir tarihe sahip, ancak bu kadar değil, Ferrari otomotiv sektöründe en büyük isimlerden biridir. Eklemek gerekirse, yarışmak için olan tutkunun en anlamlı olduğu yerdir. Her şey yarışmakla ilgilidir.

Yani senin için Ferrari gibisi yok?

Kesinlikle. Her takım kendi özelliklerine ve kendi karakterine sahip, ancak seçme imkanınız olursa kesinlikle Ferrari için yarışmayı tercih edersiniz. İsterseniz sorun, bütün pilotlar aynı hikayeyi anlatacaktır.

Arka arkaya üçüncü kez hiç bir garantisi veya 2019 için hiç bir maddesi olmadan tek senelik bir kontrata imza attın. Sezon içerisinde bunu beklemenin can sıkıcı olduğunu düşünüyor musun ?

Hiç de değil. Her sene hayatınızı değiştirecek şeyler oluyor ve bu sorun değil. Umurumda değil. Kariyerimin başında uzun süreli kontratların daha önemli olduğunu düşünüyordum, şu an tek yıllık kontratların daha iyi olduğunu düşünüyorum. Belki sezon sonunda daha fazla yarışmak istemediğimi hissedeceğim, bu yüzden tek sezonluk kontratlar daha iyi. Eğer Ferrari benimle devam etmek istemezse bu durum daha az sorun olacaktır. Böylelikle bu durum herkes için açık olur.

Ancak bu durum her sene aynı sınavı alıyormuş gibi hissettirmiyor mu?

Eh, bu o kadar da kötü bir şey değil. Ve düşündüğünüzde bir yıl çok uzun bir süre.

Geçen sezonki sonuçlarının sahip olduğun hızla istikrarlı gitmediğini söylemiştin. Özellikle son altı, yedi yarışta takım arkadaşın Sebastian Vettel’e karşı iyi bir performans sergiledin. Sorun neydi, o hıza sahip olman neden bu kadar uzun sürdü?

İlk bir kaç ayda aracı istediğimiz seviyeye getirmek için çok fazla sorunla uğraşmak zorunda kaldık, bunun yanında, puanlarımıza mal olan bir kaç olayla karşılaştık. Ancak sonunda adım adım iyi bir performans sergiledik. Bunun gibi bir sezon ideal değildir, ancak takım buna iyi reaksiyon gösterdi.

Bu gecikme şampiyonada puanlara ve şampiyonluk yolundaki rolünüzü etkiledi. Vettel’e yardım etme konusunda fazlasını yapman için zorlandın mı?

Takım içerisinde her yıl aynı olan bazı kurallar var. Eğer bir pilot gerilerde kalmış ve diğeri şampiyonayı kazanma konusunda daha fazla şansa sahipse yapmanız gereken şey açık bir şekilde bellidir. Bu benim için oldukça normal görünmekte. Bu her zaman böyle oldu ve böyle kalacak. Bu sezon ikimiz de sıfırdan başlıyoruz ve sezonun nasıl ilerlediğini göreceğiz.

Takım arkadaşına yardım edeceğini bildiğin bir yarış hafta sonuna da aynı şekilde mi yaklaşıyorsun?

Hayır, bu öyle bir şey değil. Yardım edebileceğiniz ve aynı zamanda hiç bir şey yapamayacağınız çok fazla olasılık var. Bir hafta sonu içerisinde milyonlarca olay oluyor, düzgün ilerleyen bir plan oluşturmanız çok zor.

Geçen sezon Monako ve Macaristan’da çok rahat kazanabileceğin yarışları kaybettin. Bu iki mağlubiyetten hangisi daha fazla acıtıyor?

Bence Monako, çünkü orası özel bir yarış. Çok fazla kişi izliyor. Benim için her hafta sonu olduğu gibi normal bir yarış olmasına rağmen çok kişi için özel bir yarış. Bu kadar özel olmasının nedeni pistin yapısından dolayı riskin çok fazla olması ve diğer pistlere oranla bariyerlere çok yakın gidilmesi.

Beş yıldır yarış kazanamadın. 2007’den sonra tekrar dünya şampiyonluğunu kazanabileceğin konusunda kendine güvenin tam mı ?

Kesinlikle, diğer türlü benim için yarışmanın bir anlamı bulunmuyor. Formula 1’de rakamlarla ilgilenmiyorum ya da yarışmak için burada bulunmuyorum. Burada yarışları kazanmak ve şampiyonluk mücadelesi vermek için bulunuyorum. Eğer günün birinde bunlar için yarışmayacağımı hissedersem bu benim için yeterli diyecek ilk kişiyim. Bundan sonra hayatımda başka şeyler yapacağım. Zamanımı burada harcamanın ve kazanamayacaksam takım için burada bulunmamın bir anlamı yok.

2014’teki geri dönüşünden bu yana bakıldığında, geçen sezon kendi açından en iyi performansın mıydı?

Bilmiyorum. Her sene sadece bir pilot şampiyon oluyor ve diğerleri bu durumdan mutlu olmuyorlar. Diğer takımlarla kafaya oynayamayacağınızı biliyorsunuz, fakat Ferrari gibi bir takımla her zaman kazanabileceğinizi bilirsiniz. Eğer bu işe yaramıyorsa, başarısızlığa uğradığınızı hissedersiniz. Bazen araç yeteri kadar iyi değildir. Geçen sezon dördüncüydüm ve bu yıl tekrar deneyeceğim, umarım ilk yarıştan itibaren yukarılarda olurum. Herkes sıfırdan başlıyor. Ufak şeylerin fark yaratacağı zamandayız. Bazı şeyler yoluna girmeden önce kendimize biraz daha hız sağlayacak şeyleri bulmalıyız.

Biraz farklı sorular soralım: Vettel’le takım arkadaşı olmak nasıl bir şey?

Birlikte çalıştığımızın eğlenceli olduğuna dair gizli saklı bir şey yok. Aramızdaki ilişki içten geliyor. Bu sadece bizim için değil, aynı zamanda Ferrari için iyi bir şey. Ben bu durumdan oldukça mutluyum ve takım olarak bu durumda olmak iyi bir şey değil mi?

Max Verstappen, Lance Stroll ve Esteban Ocon gibi yeni nesil geliyor. Genç yetenekler şimdiden çok fazla yol kat ettiler. 2001’de Formula 1’e girdiğin zaman sadece 25 yarışlık bir tecrüben vardı. Bu büyük bir fark yaratıyor mu?

Hmm, bilmiyorum. Benim için hiç bir anlam ifade etmiyor [Gülüyor]. Benim için en iyi şey alt serilerde az süre harcamam oldu, ancak şimdi üst serilere atlamak kolay. Çünkü simülatörler sayesinde kendinizi hazırlayabiliyorsunuz. Ama bunun yanında yarışmakta size yardımcı olmaz mı? Bu kişiye göre farklılık gösterir.

Felipe Nasr’a Formula 1 yolunda yardımcı oldun. Bundan sonra akıl hocası veya yönetici olarak aktif kariyerini devam ettirmeyi düşünüyor musun?

Belki. En azından şu an için değil. Felipe ile aynı menajerle çalışıyorduk, bu yüzden yardımcı oldum. Ne yazık ki şu an Formula 1’de değil. Çok iyi birisi, ancak şu an çok fazla koltuk bulunmamakta ve her pilotun koltuk alacak parası bulunmuyor. Ve küçük takımlar her zaman paraya bakıyorlar.

Kariyerinde on bir takım arkadaşın oldu, sekiz tanesiyle en az bir sezon yarıştın. En iyisi ve en kötüsü kiminle oldu?

Kimseyle çok çok kötü bir ilişkim olduğunu düşünmüyorum. En iyisi? David Coulthard ile olan diyebilirim. (2002’den 2004’e McLaren’de) Onunla ilişkim çok iyiydi ve şimdi Sebastian ile çok iyi. Birbirimizi çok iyi tanıyoruz, her şey kolay ve doğal gidiyor. Şimdi bir yıllığına daha takım arkadaşı olarak devam ediyoruz, bizim için ve takım için iyi bir şey. Eğer seçmek zorundaysam şüphesiz Sebastian ile olanı söylerim.

Juan Pablo Montoya’nın pek fanı gibi gözükmüyorsun. 2005 ve 2006’da birlikte sürdünüz. Herhangi bir sorun oldu mu?

Doğru. Ancak bu her zaman kavga ettiğimiz anlamına gelmez, düzenli olarak sorunlarımız oluyordu, ancak bu normal iki takım arkadaşından fazlası değildi.

Son olarak, daha önce sorulmamış hangi sorunun sorulmasını isterdin?

Bilmiyorum, aslında çok fazla soru var [Gülüyor]. Daha fazla soru olmazsa iyi olur!

11 Yorum

    • Ne diyecekti valla iş işten geçti zenginliğimi katlamak için buradayım, ferrari’den daha bonkör bir fabrika bulunmaz şşş fazla karıştırma sende mi diyecekti tüm dünyanın gözüne bakıp. Sen adamı Fernando Alonso ile mi karıştırdın 🙂

      Pek tabi ki herkes Ferrari de yarışmak, çalışmak, kadrosunda yıllarca kalmak ister. Fark öyle Scuderia makinelerinden kaynaklanmıyor. Düşünün işte biri elamanına mercedes veriyor diğeri Ferrari bu bile geri kalanını anlamak için yeterli bir ölçek. Sor kendine VW’de sürünmek mi isterdin Porsche’de sayılmak mı. 🙂 Dünyada sırf Ferrari Club’a üye kalabilmek için yürütemediği, tadını çıkaramadığı, ocağına incir ağacı diktiği aracını satmayanlar var. 🙂
      Adam da bulmuş miss gibi ihtiyarlık geçirilecek markayı ne desin yani. Bu seyirci üstünden bal kaymak bulmuş sürünüp duracak tabi ki havadan o biçim para… 🙂
      Şunu da diyeyim F E R R A R İ, Lambo’da test sürücüsü, direktör olmak çoğu alt şeyde şampiyon olmaktan daha büyük. Basınıdır, editörüdür, sektörün kallavisi, iş bilenidir önünde önünü ilikler…

      • Ferrari gibi birkaç tane daha otomobilci olmalıydı F1’de. Böyle görkemli, güzel yol otomobilleri olan. Mesela Chapman’lı Lotus. Ne bileyim, Aston Martin gibi ama motorunu üretebilen bir AstonM.
        Lotus demişken, biraz tarih kurguluyorum da, Duckworth ile Costin Lotus altında motor üretimine başlasaydı ne olurdu? Sonuçta finansalı aynı olabilirdi yine Ford girebilirdi işe, zaten Lotus-Ford ortaklığıydı sanırım CW DFV’nin üretimi. Yani diyorum ki Ferrari gibi bir üretici olabilir miydi?

        • İşte rekabet, piyasa teoremlerine göre olamadığı/.mayabileceği çıkıyor yada izah edilebiliyor. Ferrari’nin daha olağan, kolay alanda bile rakibi yok. Yani olsaydı bu Ferrari ölçeği olamazdı, apple’ın olsaydı olamayabileceği gibi. Çok zaman tek bir superdevlet kaldığında bazı işlerin iyileştiği gibi bazı işler de kötüleşir. 🙂
          Görkem’in birçok kısmı rekabetsizlik sonucu pek de kontrol edilemeyen ancak insan doğası güdülerle geliyor.
          Her zaman dedik Ferrari’nin bu görkemi sanılandan çok daha yakın tarihe bakıyor ve FIAT parası ile olan bir durum. Tabi ki ilginç beceriler var ancak bunların birçoğu ticari yönden riskli hareketler yani her zaman sonuca ulaşamayabileceği gibi ayakta da kalamayabilirdi. İnsani niteliklere de bağlı tabi ki. Mesela Ferrari’nin One-off programı çok riskli bir hareketti ancak oturup, meyve verdiğinde herkese hedef verdiği gibi herkesin de yapamayacağı pergeli daha da açan çok özel bir hareket haline geldi.
          Başka izahatlar da yapılabilir yani herkesten herşeyi beklemek pek de doğru bir beklenti değil. 🙂
          Mesela Chapman’lı Lotus kendi zirvesine ulaştı hatta ötesine geçtiği noktalar var ancak bugüne ulaşan daha ilerisi artık kendi ellerine bağlı birşey değildir.
          Yani motor yapsaydı da o iş o çağda kalabilirdi.
          Sanayide birçok iş noktası hızlı ivmede sürekli para akımına bakıyor ve dahi öznelleşme de gerektiriyor. CW güzel bir örnektir. CW ‘nin asli işi buydu ve bu akımdan para da kazanabiliyordu. 3 tane CW ayrı sektörü yok malum.
          DFV ‘nin zanaatkârlığı CW’e aittir ancak Ford parasıyla olan bir durum.

          Velhasıl başka Ferrari olmasının güçlüğünün yanında şayet olabilseydi bu Ferrari çıtası olamayabilirdi. 🙂
          Zira Ferrari’nin doğurduğu dediğimiz markalar bunu gündelik başarsalarda devam ettiremeyip bir sorunun cevabını bize veremediler. 🙂
          O yüzden de mesela gençlerin yaptığı Ferrari mi Lamborghini mi tartışmalar çok boş tartışmalardı. 🙂

          • Eyvallah.
            Ek: Ferrari benim düşündüğümden, daha doğrusu kavradığımdan daha büyük bir marka aslında ama ben hep F1 tarafıyla ilgilendiğim için asıl Ferrari’yi pek göremiyorum, benimseyemiyorum.
            Cevabını bulamayacağımız bir soru da Chapman yaşasaydı Lotus’un bugün nerede olacağı.

            • Ferrari o yüzden Formula 1’den daha büyük bir marka. 😀
              Rakamların ve Bu hayali düzeni kuran Bernie’nin de işine geldiği ve gelmediği kısımlarıyla birlikte itiraf ettiği üzere bu böyle. Kişiler aidiyetini nerede görürse görsün. 🙂
              Ben üniv. felan okumadım ama sanki tez konum Ferrari gibi birşey. Yaz yaz bitmiyor çünkü üzerine yoğunlaştık çalıştık sorduk soruşturduk. 🙂
              Şişirilen, arkası boş ancak erişilemeyen şeylerini de o yüzden işine gelen, gelmeyen 🙂 noktada ifade edebiliyoruz.
              Benim asıl hedef ilgi alanımda F1’de ki Scuderia değildi sektördeki Ferrari markası yönüyleydi. Asıl hedefi, sevimliliği, ölçeklemeyi bu tarafta yaptım ve ilgim buna bağımlı. Ha zaten formula 1 ve yarış sanayii çok erişilemez birşey…

              Soruların alternatif tarih tezlerine girer herhalde. Şöyle birşeyler diyebilirim.
              Bu kadar konuştuğumuz marka daha Mr. Enzo yaşarken battı…
              Apple’ı daha başında Jobs’un elinden almışlardı. 🙂
              Yani sonuçlar her zaman kişilere bağımlı değil bu alemde.
              Sadece ismin ve birikimin II. Mehmet diye istanbulu fethedemezsin altını oluşturan, dolduran herşey önemliydi. 🙂

      • Dünyada sırf Ferrari Club’a üye kalabilmek için yürütemediği, tadını çıkaramadığı, ocağına incir ağacı diktiği aracını satmayanlar var.

        Ferrari müşterisinin ve seveninin portresini güzel çizmişsin. Artık arabaların iyi olmasına gerek yok, iyi yapılan artık fazla uğraşılmış, kötü olan da olduğundan iyi gösteriliyor. Olay kulübe girmek, araba yürütmek zevk almak vs değil.

        Zaten zevk alacak olan Miata falan alıyor o Ferrari’nin debriyajı parasına 😀

          • Satıyorlar ve alıyorlar zaten. Ancak biz asıl farklı olan kesimi bunları bir de pistlerde, show’larda yürütenler olarak adlandırıyoruz. Historic series…
            Piyasada yani web de gördüğün her eski uç makine kişisi çok zaman görülememekle birlikte birinin parasını yığması sonucu yürüyor oluyor.
            Bir de bunları üretimi devam etmemekle birlikte yürütmeyi var sen nasıl bir elitizm sonucu olduğuyla düşün. 😀

            Mesela bir de direkt satış yapmıyorum diyen Scuderia güdüsü var. Hani paran ile bile alamazsın… 🙂 Tabi bunun karşılığı da satmadan bile sadece 5 turuyla bir dünya maaşı çıkartmak felan oluyor. 🙂

            Ha finalde bu satışların hiçbirisi ağır motorsporları finansallarını karşılamaya yetersizdir. Sahne geçmişten bugüne çok ağır. Zaten o yüzden de hep dediğimiz SuperCar yapıp satmak bile çok gelir bırakan birşey değil. Sahneyi doğru kurgulamazsan veya iyi desteklere sahip değilsen nalları havayı dikmek 5 yıl bile sürmez.
            Oysa 5 yılda bile herşeyiyle bir supercar çizip ürün haline getirmek o biçim bir iş. Eli öpülesi amcalar. 😛

        • Gerçekler acıdır. 🙂 Her zaman etraflıca bahis açmaya çalışırız. 😛
          Ancak her kötü gibi görünen şey olmayabilir. İnsanların bazı güdüleri var bu dünya akışında ne kadar kötü bazen tartışılabilir. Yukarıda denilen çok olgun gibi görünen birşey gibi görünmüyor ancak güdüleri sonucu geçmişten bugüne böyle bir durum, gruplaşma var insanları saray yapımına ve saraylı eşrafına güdüleyen şeyler gibi… Bazı yerlere bazı şeylere sahip olmadan ulaşamazsınız….
          Ferrari’nin de böyle bir aşaması var. Paran ile bile alamazsın sahnesini kurmak pek kolay olmadığı gibi kökten boş birşey de değil bence.
          En azından doğruları bilsekde her doğrunun dünya formülünde doğru çalışmadığı gibi…. 🙂
          Bu yukarıdakilere en güzel örnek bence Celal Şengör’dür bilindik örneği ile.
          Genelde böyle izah etmeye çalışıyorum.
          Bende şöyle inanırdım. Dünyaya taş dikmek, ömrü taşa yüklemek çok boş bir gayret… Dışarıda koca bir dünya varken mesela ihtişamlı bir eve çalışmak, abanmak boş bir gayret…. ve bunun üzerine bazı ekler daha.
          Ancak anladım ki Saraylı düzeyine sahip olmak saraylardan geçiyor. Sarayları gezdim şahsen iğrendim ama sandığımın aksine kalbur üstü sonuçlar o hanelerin dinamikleri ve getirileri sonucu mümkün oluyor. Yani bu devlet lisesinden Prens çıkaramayabileceğin gibi birşey. Bir toplum Prens’e ihtiyacımız yok diyorsa o ayrı tabi. 🙂 Motorsporları kültürü ile buna ihtiyacımızı anlatıyoruz mesela.
          Celal hoca kendisinin de ifade ettiği gibi babasının da değil atasının yukarıda ki gibi sahipliklerine, elitist güdülerine borçlu bugün ki durumunu.
          Her kütüphane kütüphane değildir…. Her kitap gibi adam kütüphane değildir…
          Yani çok zaman elit bir grubun varlığına ihtiyaç duyuluyor ancak elitizm öyle sokak köşe başlarından çıkmıyor. Club ve vakfiye gibi şeyler o yüzden de önemli şeyler bence. Toplaşıp av partisi yapmazsan çoban avcılığından ötesini öğrenemezsin.
          Bunlar da zevkli birşey zaten o yüzden devamı getirilebiliyor. Zevk, idame tabi ölçekli birşey mesela Miata’dan alınan zevk de bir 550 de ki gibi olması mümkün olmuyor. Bunlar biraz da kişilerin zevk değişimlerine, arayışlarına göre değişiyor. Sen neyden zevk alıyorsun… Hobin nedir… gibi gibi.
          Ben open wheel yerine GT’lerden daha fazla zevk alıyorum… gibi gibi. konular.
          Bilmem anlatabildim mi.

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]