“Dört yıl boyunca yorulmaksızın adanmışlığın ardından Maurizio Arrivabene takımdan ayrılıyor. Karar, takım ve Maurizio’nun uzun vadeli kişisel planları ile ilgili olarak üst yönetim ile uzun toplantılar sonucu birlikte alındı.”

“Ferrari, takımın son yıllarda artan rekabetçiliğine olan değerli katkılarından dolayı Maurizio’ya teşekkürlerini sunar ve kendisine gelecekteki mücadelelerinde en iyisini diler.”

“Mattia Binotto Scuderia Ferrari’nin takım patronluğunu hemen devralacaktır. Tüm teknik alanlar doğrudan Mattia’nın altında çalışmaya devam edecek.”

Taraftarın Marlboroman olarak adlandırdığı Ferrari takım patronunun ayrılması işte bu şekilde oldu.

Stefano Domenicali ve Marco Mattiacci’nin de başını yakan kaos döneminde takıma gelen 61 yaşındaki Arrivabene 2014 sonundan bu yana takımın başında yer alıyordu ve oraya takımın ana sponsoru Philip Morris’in başkan yardımcılığından gelmişti.

Ferrari 2017’de aerodinami ve 2018’de de motor konusunda hibrid döneminin yenilmezi Mercedes’i yakalamayı başardı ve etkileyici performanslar ortaya koydu. Ancak pistte ve pit duvarındaki hatalar takımın şampiyonluğuna, belki de Arrivabene’nin işine mal oldu.

Peki Arrivabene’nin gönderilmesine neden olanlar neler? Binotto ise takım patronu olmak için gerekli yeterliliklere sahip mi?

İlk işaretler

Arrivabene’nin bu ayrılığı ani bir şekilde gerçekleşmedi. Yıllardır geleceği ile ilgili soru işaretleri vardı ve hakkında pek çok söylenti ortaya atılıyordu. Eski başkan Marchionne ise bu söylentileri yalanlamıştı.

Ancak Noel arasından önce kontrat yenilemesi ‘formalite’ olarak görülen patron bir anda kendisini kapı önünde buldu. Bu arada bir şeyler olmuş olmalıydı.

Önce Arrivabene ve Binotto arasında sorunlar olduğu ortaya atıldı. Sonrasında ise rakip takımların Binotto ile ilgilendiği söylendi. Ardından ise Arrivabene bir açıklama yaparak bu söylentilerin yalan haber olduğunu ve takım içinde istikrarsızlık yaratmayı amaçladığını söyledi.

Ferrari geçmişte de bazı mühendisleriyle sorun yaşamış ve yarış takımından yol aracı bölümüne geçirilen Lorenzo Sassi’yi Mercedes’e kaptırmıştı.

Arrivabene’nin İtalyan futbol takımı Juventus’un sportif direktörlüğü için adaylardan biri olduğu  söylentileri de ortaya atılmış, ancak kendisi bu söylentileri reddetmişti.

Sadece bir yıl içinde ortaya atılan söylenti sayısı ne kadar fazla değil mi?

Ancak ikili arasında bir sorun olduğu son yarışın ardından açıkça görülebiliyordu ve hayatını kaybeden Sergio Marchionne’nin yerini alan John Elkann olaya el atmak zorunda kaldı. İkiliyi uzlaştırmaya çalışan Elkann başarılı olamamış olsa gerek ki, görevi Binotto’ya devretti.

Marchionne’nin planları

Ancak Arrivabene eski başkan Marchionne’nin gözünde sadece bir kuklaydı. Gerçek güç kendisindeydi ve 2016’da teknik ekibi tamamen kendi yöntemleri ve çabalarıyla yeniden oluşturmuştu.

Geçtiğimiz Temmuz ayında kanser ameliyatı sonrasındaki komplikasyonlardan dolayı beklenmedik bir şekilde hayatını kaybetmeseydi, sonraki hedefi Arrivabene’yi gönderip yerine Binotto’yu getirmek olacaktı.

Bu değişimi daha önce yapmamış olmasının sebebi ise teknik yönetim konusunda çok iyi olduğu söylenen Binotto’ya teknik ekibi birlikte çalışma ritmine getirmesi için zaman vermesiydi.

Marchionne’nin ölümünün ardından ise Arrivabene ve Binotto arasındaki güç savaşı artık bilinir hale geldi.

Arrivabene’nin kibirli ve ilgisiz tavırlarının takım içinde bölünmelere yol açtığı iddia edilirken, Marchionne’nin ölümünün hemen ardından Binotto’yu ve ona bağlı teknik ekibi güçsüz kılarak takımdan uzaklaştırmaya çalıştığı iddia edildi.

Dahası, Arrivabene’nin yönettiği Scuderia’nın basın departmanının bir felaket olduğu ve kendine yakın gazetecileri bulundurduğu biliniyor.

Artık bir devrim yapılmalıydı.

Binotto’nun yükselişi

İsviçre’de doğan ve büyüyen Mattia Binotto, mühendislik mezuniyetinin ardından İtalya’ya gelerek master programını tamamladı. Ardından ise Ferrari macerası başladı.

Binotto 25 yaşında başladığı Ferrari kariyerinde Maranello’nun en tepesine kadar adım adım yükseldi ve sonunda takım patronu oldu.

Ferrari’nin web sitesinde Binotto’nun CV’sinde şunlar yazıyor:

“Mattia Binotto 3 Kasım 1969’da Lozan, İsviçre’de doğdu. 1994’te Lozan teknik üniversitesinden makine mühendisi olarak mezun olduktan sonra Modena’da motorlu taşıt mühendisliğinde master yaptı.”

“1995’te Scuderia Ferrari test takımına ‘Test Motoru Mühendisi’ olarak katıldı ve 1997’den 2003’e kadar yarış takımında aynı görevi devam ettirdi.”

“2004’te yarış motoru mühendisi oldu ve 2007’den bu yana yarış ve montaj konusunda şef mühendisliğe yükseldi. 2009’da ise motor ve KERS operasyonlarının başına geçti.”

“2013 Ekim’inde motor ve elektronikler bölümüne yardımcı şef olarak atanan Binotto hemen ardından güç ünitesi şefliğine yükseltildi.”

“27 Temmuz 2016’da Scuderia Ferrari’nin teknik şefi olarak atandı.”

“7 Ocak 2019’dan itibaren Scuderia Ferrari takım patronu olarak atandı.”

Yıllar geçti ve Binotto artık teknik şefliğe kadar yükselmişken artık Arrivabene’nin altında çalışamaz hale geldi. Bir noktada yönetime şunu demiş olmalı: O ya da ben…

Binotto’nun takım patronluğuna yükselişi Marchionne’nin takımı yenileme planlarının bir parçasıydı ve bu planlar arasında genç Charles Leclerc’in ana takıma alınması da bulunuyordu.

49 yaşındaki teknik adam diğer takımların da ilgisini çekiyordu ve Elkann onu takımda tutabilmek için Marchionne’nin planına sadık kalmanın en iyi seçenek olduğuna karar verdi.

Binotto takım içindeki isimler tarafından iş konusunda zorlu ve çok şey isteyen bir karakter olarak tanımlanıyor. Görünüşe göre emri altında çalışan herkesten en iyi performansı istiyor.

2017 ve 2018’deki araç ve motor performansları Binotto’nun bu yaklaşımının işe yaradığını ve Marchionne’nin kurmaya çalıştığı teknik yapının işlediğini gösteriyor.

Ancak takım patronluğu görevine getirilmesi ise eski görevlerini ne düzeyde devam ettirebileceği konusunda soru işaretleri yaratıyor.

Binotto doğru karar mı?

Maurizio Arrivabene’nin Scuderia’dan gönderilip yerine teknik şef Mattia Binotto’nun getirilmesi takımın bu değişiklikten nasıl etkileneceği konusunda büyük bir soru işareti. Sezonun başlamasına iki ay kaldı ve Ferrari Mercedes’i zorlayabilecek tek takım konumunda.

Ferrari’nin geçen yılki başarısızlığı lider pilotları Sebastian Vettel’in kişisel hataları ile birlikte operasyonel yönetimin, yani Arrivabene’nin sorumluluğu altındaki ekibin hatalarından kaynaklandı.

Binotto ise mühendislik bölümünün şefi konumundaydı ve sezonun son bölümündeki ani performans düşüşü ve sonrasında geri dönüş konusunda yavaş kalınması da aslında onun sorumluluğundaydı. Arrivabene değişimi bir suçlu bulmak için gerçekleştirilmiş olsaydı, Binotto’nun da pozisyonu tehlike altında olurdu.

Anlaşılan Arrivabene’nin takıma uyum sağlayamadığı ortaya çıkmasıyla aynı dönemde ortaya çıkan transfer dedikodularından korunmak istenen Binotto’nun da takıma bağlı kalmasının tek çözümünün yükseltilmesi olduğuna karar verildi.

Ferrari Binotto’nun takım patronluğuna getirildiğini açıkladığı basın bildirisinde açıkça söylüyor: “Mattia Binotto Scuderia Ferrari’nin takım patronluğunu hemen devralacaktır. Tüm teknik alanlar doğrudan Mattia’nın altında çalışmaya devam edecek.”

Yani Binotto iki görevi birden yönetmek zorunda kalacak. Peki bu takımın geleceği adına doğru bir karar mı?

Formula 1 takımları büyük oranda teknik ekiplerden oluşsa da, takım patronu olmak teknik bölümü idare edebilmekten çok farklı bir görevi yapmayı içeriyor. Binotto çok değerli bir mühendislik lideri. Takım içinden isimler onun Ferrari’nin F1’deki ticari konumu hakkında iyi ve çok yönlü görüşleri de olduğunu söylüyor, ancak şirketin tanıtım ve ticari yönünde kesinlikle bir desteğe ihtiyacı olacak.

Üstelik içinde bulunduğumuz zaman F1’in Liberty Media ve yeni spor görüşü çerçevesinde yeniden şekillendiği bir dönem ve mevcut ticari anlaşmalar 2020 sonrasında sona eriyor. Yeni ticari ilişkiler ve teknik kurallardaki değişiklikler önümüzdeki aylarda yapılacak ve Binotto’nun teknik konularda olmasa bile diğer tartışmalarda neler yapabileceği şüpheli.

Binotto bu özellikleri ile Ferrari’nin eski teknik şefi Ross Brawn’ı hatırlatıyor, o da mühendis olarak başlayıp sonrasında teknik şeflik ve takım patronluğuna kadar yükselmişti.

Geçmişte Paddy Lowe gibi mühendislerde de takım patronluğuna yükselme hayalleri olduğunu görmüştük. McLaren’da bunu başaramayan Lowe Mercedes’e geçmiş, orada da takım başarılarına rağmen Toto Wolff ile güç çatışmasına girince kendisini Williams’ın teknik şefi olarak bulmuştu.

Bana göre bir teknik şefin Formula 1 padokunda dönen politikalar, tartışmalar ve basın toplantılarından uzak durması ve işine odaklanması gerekir. Brawn ve Lowe en başarılı dönemlerini geri kalan işlerle ilgilenen bir takım patronunun altında geçirdiler ve takımlarını peş peşe şampiyonluklara taşıdılar. Binotto da 2017 ve 2018’de bu konuda büyük adımlar attı ve takımı başarı yoluna taşıyabildi.

Binotto’nun yeni görevinde ne kadar başarılı olacağını ise önümüzdeki yıllarda göreceğiz.

1 YORUM

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]