Arka arkaya yarış haftalarında gerçekten yazı yetiştirmekte zorlanıyorum. İki çocuk, iş güç derken gerçekten çok hızlı yazmam gerekiyor. Sosyal medya konusunda danışman bir arkadaşım var ama ekibim yok. O nedenle arka arkaya yarış haftalarında çok zorlanıyorum ve bu yazıyı biraz kısa tutmayı düşünüyorum.

Monza GP’si gerçekten özel yarışlardan biridir. F1 dünyadan silininceye kadar koşulacak bir yarıştır. İtalya’ya gidenler bilirler. Her yerinde iyi bakılmış tarihi binalara sahip, mimari açıdan mucizevi derecede güzel bir ülkedir. Büyülenmemek elde değil. Ancak İtalyanlar sanki yarış arabaları bizim için önemli değil dercesine sade bir pist yapmışlar. Elbette Ferrari gibi ikonik bir yarış markası yaratmış bir milletin böyle düşünmediğini biliyoruz. Hatta tam tersi bir bakış açıları olduğunu Ferrari’nin eski patronu dile getirmişti. Luca Di Montezemelo’nun bir zamanlarki, “Ferrari, İtalya’nın dünyaya bir meydan okumasıdır. Dünyaya, İtalyanların neler yapabileceğini göstermek için varız.” cümlesi aslında her şeyin özeti.

Pistin sadeliğini belki Enzo’nun şu cümlesine dayandırmak lazım: “Aerodinami, motor yapmayı beceremeyenler içindir.” Belki de bu cümle nedeniyle hep tam gaz gidilen, dünyanın en hızlı pistini yapmışlar. Burası saf hızın öne çıktığı bir “hız tapınağı”.

Sonuç olarak Monza, İtalyan mimarisinin en sade halidir. İtalya’da bu kadar sade başka bir yapı var mıdır bilmiyorum. Veya dünyada motor sporları tutkunları için bu kadar anlam ifade eden başka bir yapı…

En kritik noktaları işaretledim. Ayrıntılar yazının içinde…

Pist

Pist 5.793 metre uzunluğunda. Yani çok uzun. Pist çoğu yerde çok geniş. Tur bindirmeler mesele olmayacak.

Bu kadar uzun pistte toplam 11 tane(cik) viraj var. Kısacası bolca düzlükle bezenmiş bir pist. Gazla babam gazla. Turun %84’ü tam gaz geçiliyor.Pistte tam 4 kere 300 km/sa hızın üzerine çıkılıyor.

2 tane şikan var. İlk şikanda 340–350 km/sa civarı hızlardan 70–90 km/sa civarında hızlara düşülüyor. Diğerinde ise 330 km/sa civarı hızdan 120 km/sa civarında hıza düşülüyor. Bu frenlemeler sırasında pilotlara 5–6 G arasında dikey yükler biniyor. Bu rakamın, tüm sezon boyunca frenleme sırasında ortaya çıkan en yüksek kuvvet olmasının yanı sıra, pilotlar her turda bu yüke 2 defa maruz kalıyorlar. Bu, muazzam bir meydan okuma. Her turda kendi ağırlıklarının yaklaşık 5–6 katı kadar yüke maruz kalıyorlar. Bu virajlar dışında, iki frenleme noktasında daha 4 G kuvvete maruz kalıyorlar. İlki Ascari’den, ikincisi de Parabolica’dan önce. Yani 4 yerde çok sert frenleme var. Bu yüzden arabanın frenlemedeki dengesi çok önemli.

Madem az önce Ascari ve Parabolica’dan bahsettik, hemen onları konuşalım.

Ascari’de çok yüksek süratte yön değişimi var. En son viraj olan Parabolica ile birlikte aerodinamik dengenin en önemli olduğu viraj Ascari. 8–9–10 numaralı virajlarda (Ascari dediğim) yaklaşık 260 km/sa ile yön değişimi yapılıyor. Parabolica’yı ise geçen sene Kimi 270 ile dönmüş. Viraja ilk giriş hızı 230 km/sa, viraj içinde hızlandıktan sonra viraj çıkış hızı 270 km/sa. Bu iki virajda yere basma kuvveti çok önemli. Ama fazladan kanatların diğer bölümlerde neden olacağı kayıp düşünüldüğünde burasının zorluğu daha iyi anlaşılacaktır. Çok iyi denge gerektiren bölümler, az kanatla ve çok hızlı geçilmek zorunda.

Bu pistte aynı sürtünme (drag) değerine sahip arabalar baz alındığında, her 10 beygirlik güç farkı, tur başına 0,2 saniye kazandırıyor. Her 10 kg fazladan yakıt 0,6 saniye kaybettiriyor. Rakibin hava koridoruna girmekse tur başına 0,4–0,5 saniye kazandırıyor. Sıralama turlarında bu denemeleri göreceğiz.

Her ekstra kanatın yanı sıra rüzgara karşı dik ayarlanan mevcut her kanat da ekstra direnç ve aşırı zaman kaybı demek. Örneğin bir arka kanadı, rüzgara karşı dikleştirdiğiniz her 5 milimetrede araç, düzlüklerde 1 km/sa hız kaybediyor. Bu durumda kanatları mümkün olduğunca küçük ve yatık göreceğiz.

Pistte 2 DRS bölgesi var. 7’nci viraj ile Ascari arasındaki düzlükte ve start düzlüğünde. Hava koridoru ve DRS birlikte kullanıldığında ortaya çıkacak hızları çok merak ediyorum.

Pit’te kaybedilen süre ise 24–25 saniye arasında. Dolayısıyla tek pit stop bekliyorum.

Pistin “En”leri

Bu pist o kadar enteresan bir yer ki, tarihteki pek çok ilk burada olmuştur. O nedenle “en”leri ayrı bir başlıkta incelemek istedim. Haydi başlayalım:

F1 tarihinde, en yüksek ortalama süratle atılmış turu, geçen sene burada Kimi atmıştı. Hızı 263,587 km/sa idi.

Monza’nın ve tüm F1’in azami hız rekoru (372,6 km/sa), halen “BMW Power” yazılı bir araçta. Bakalım bu hafta sonu değişecek mi?

Tarihte bir F1 arabası en yüksek hıza burada ulaşmıştı. Bu rekoru kıran kişi Juan Pablo Montoya, hızı ise 372,6 km/sa idi.

Dünyanın gelmiş geçmiş en hızlı yarışı yine buradaydı. 2003 yılında, efsane pilot Schumacher, 247,585 km/sa ortalama hız ile bu yarışı sadece 1 saat 14 dakikada kazanmıştı. Tifosiler için çabuk ve güzel bir sonuç olmuş. Rakipler için “Sudden Death”.

En küçük farkla kazanılan yarış da burada. 1971 İtalya GP’sini Peter Gethin, Ronnie Peterson’un sadece 0,01 saniye önünde kazandı. Üçüncü olan François Cevert, liderin sadece 0,09 saniye gerisinde bitirmişti.

Tarihin en kısa kariyerine de yine burada şahit olduk. O yarışı seyrettim hatta. Eddie Jordan, Marco Apicella’ya kariyer fırsatını bu yarışta sunmuştu. Apicella ise yarışın start’ından 800 metre sonra kazaya karışmış ve yarış dışı kalmıştı. Bir daha da F1 koltuğuna oturamadı. O nedenle sadece 800 metre süren bir F1 kariyerine sahipti.

Arka kanat yok hükmünde. En alçak kanatları burada göreceğiz. Daha sonra bu kanatlar çöp olacak. Yüksek ihtimalle.

Ayarlar ve Lastikler

Monza, sezonun en az downforce isteyen pisti. Herkes kanatlardan kurtuluyor. Tüm sezon boyunca, sadece bu piste özgü tasarlanan arka kanatları ilk ve son kez göreceğiz. Sezonun en ince arka kanatları sadece buraya özgü tasarlanıyor, kullanılıyor ve atılıyor. Her şey daha düşük sürtünme kuvveti ve daha yüksek son sürat için.

Düşük sürtünme, arabaların ivmelenmelerini de hızlandırıyor. Daha düşük sürtünmeye sahip arabalar, hem daha çabuk ivmeleniyor, hem de daha yüksek süratlere çıkıyor. Bu nedenle bu pistte hep düşük sürtünme hedeflenir.

Fren soğutması ve dengesi kritik. Düzlükler soğutmaya yardımcı olsa da ekstra önlem alınacaktır.

Hafta sonunun lastikleri C2, C3 ve C4. Beyaz yanaklı C2 en sert lastik, sarı yanaklı C3 orta sert lastik, kırmızı yanaklı C4 ise en yumuşak lastik. Lastik kullanımında herhangi kritik bir durum yok. Sadece geniş bir viraj olan Parabolica sol ön lastikleri biraz daha fazla hırpalayacaktır. Onun dışında lastiklerin aşırı ısınmasına neden olacak Macaristan gibi peş peşe virajlar yok. Lastikler uzun düzlüklerde bolca serinleyecektir.

Favoriler

Net favori Ferrari. Ferrari’yi tek bir şey durdurabilir: Yağmur.

Nedenini şöyle açıklayalım:

Ferrari, Belçika’nın düzlüklerinde Mercedes’ten 1,3 saniye, Red Bull’dan 1,5 saniye daha hızlıydı. Burada bu farkın artmasını bekleyebiliriz. Farkın artmasını 3 nedenden dolayı bekleyebiliriz:

İlk neden buradaki düzlükler. Ferrari, rakiplerine oranla çok daha az direnç kuvveti üretiyor. Bu pist de sezonun en az yere basma kuvveti isteyen pisti olduğu için Ferrari’nin düzlük avantajının artmasını bekleyebiliriz. Dolayısıyla yukarıda yazdığım fark daha da açılacak. Ferrari, sadece düzlüklerde, Red Bull’dan 2 saniyeye yakın hızlı olursa şaşırmam.

İkinci neden gelecek yeni motor. Ferrari 10 beygir civarında daha güçlü bir motorla geliyor. 10 beygirin anlamını ilk bölümde yazmıştım. Tekrar yazayım: 10 beygir, eşittir 0,2 saniye.

Üçüncü neden ise gizemli 40 beygir. Sıralamada tek turda ve yarışların ilk turunda ortaya çıkan bu güç Ferrari’yi uçuruyor. Bu gizemli güce, yeni motorla eklenen 10 beygiri de koyduğumuz zaman, toplam 50 beygirlik bir güçten bahsediyoruz demektir. Her 10 beygirin 0,2 saniye getirdiği hesabını yaptığımızda favori netleşiyor. Sürtünme gibi tüm parametreleri attığımızda, sadece motoru düşündüğümüzde bile sıralamalarda 1 saniye fark olması lazım diye düşünebiliriz.

Rakiplerini sadece yağmur kurtarabilir. Yağmur yağdığında, düşük yere basma kuvveti üreten arabalar lastiklerini ısıtmakta aşırı zorluk çeker. Yağmurda, yüksek yere basma üreten Mercedes favori konumuna yükselir. Red Bull da iyi yere basma kuvveti üreten bir araca sahip olmasına rağmen şansı son derece düşük. Zira Red Bull’un yağmurlu havalar kozu Verstappen’ın motoru değişecek ve o nedenle bu pilot, son sıradan başlamak zorunda kalacak. Monza en kolay geçiş yapılan pist olduğu için motor değişikliği ile gelen cezayı burada çekmek mantıklı. Ama bu durumun, güvenlik aracı olmadan yarış kazanma şanslarını oldukça azalttığını söylemek zorundayım.

Bazılarımızın Ferrari’nin Parabolica’da Mercedes’ten daha yavaş olacağını düşündüğünü tahmin ediyorum. O nedenle virajdan iyi çıkan Mercedes veya Red Bull Ferrari’yi avlayabilir diye düşünüyor olabilirsiniz. Ancak rakip taraftarlar hiç unutmasın, şuna hepimiz emin olalım: Ferrari, Parabolica’yı rakiplerinden 10–15 km/sa daha düşük hızla dönüp düzlüğün sonunda 15–20 km/sa daha hızlı olacaktır.

Ben takım tutmam. O nedenle normalde kazanan benim için önemli değildir. Ben takım sever değil, yarış severim. Fakat bu yarışa özel, 90’ncı yılını kutlayan Ferrari’nin yarışı kazanması spor açısından güzel görüntüler ortaya çıkarır diye tahmin ediyorum. 2010’dan beri kendi evlerindeki yarışı kazanamıyor olmaları Tifosiler’in galibiyet sevinçlerini perçinler, bizlere de ekran başında keyif verir diye düşünüyorum.

Yarıştan önce Twitter hesabımda (https://twitter.com/FiratKeskinF1) bir flood yazarak son tahminimi yapacağım.

F1’in en güzel şölenlerinden birini kaçırmayın derim.

İyi okumalar,

Fırat KESKİN

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]