Başta Honda olmak üzere üreticiler ve sorunlarına dair çeşitli analizlerini okuduğunuz konuya, neden ve nasıllarına bir de biz değinelim istedik.
Buyurunuz;

En başta Formula 1 temelli olmak üzere üreticilerin genel olarak yaşadıkları temel sorun konusu veya üretimsel handikapları bu ünitelerin halen çok yeni sayılabilecek temellere sahip olması ve birikim eksikliğidir.

Bunu da basitçe karmaşıklık olarak ifade ediyorlar…

Yani üreticiler çok fazla geliştirme sorunlarıyla daha doğrusu üretimsel sınırlar ile baş etmeye çalışıyorken mühendislik garajları yani takımların bu ünitelerinin toplamına henüz yapabilecekleri bir şey yok…

‘Bana göre bu motorlar veya spec’ler sadece bundan dolayı dahi yanlış tercih ve üretimdir.’

Çünkü üretememek ile geliştirememek, anlayamamak arasında büyük bir fark vardır.
Şimdi biraz daha açacağız.

  • McLaren’in ECU gibi çalışmada temel bir ünite tedarikçiliği ile motorlardan anladığını biliyoruz.
  • Red Bull’un da motor sporlarına katılım payları, kabiliyet düzeyleri ile V8’ler hakkında bu güne Renault ile birlikte çıkan haberlerinden dolayı motorları oldukça iyi anladığını biliyoruz.

Lakin bu şampiyon ve şampiyonluk adayı takımlar için dahi “zorlamayla” açılan bu yeni dünya bir miktar ileride kalıyor diyebiliyorum. Hatta sanılanın aksine bilindik otomotiv markaları yani mevcut ileri laboratuarlara, devasa bütçelere sahip üreticiler için dahi bu iş boyu aşıyor veya aşmaya başladığını gördük.

İşte bu yüzden de geçmişten çok farklı olarak markalar bu işe korkuyla bakıyor. Ve işte bu izah etmeye çalışacağımız nedenlerle bu iş milyar $’ları aşan yatırıma, yani pek çoklarının şikayet konusu olan aşırı yüksek arge, üretim yani tedarik maliyetlerine sebep oluyor…

  • Kurum içerisinde geliştirilemeyen her şey pahalıya mal olmaktadır. Çünkü o bir üründür. Ya ücreti mukabili tedarik edilmekte, yada o şirkete ortaklık yahut satın alım yoluna sahip olunmaktadır.

FIA tarafından oluşturulan bu ünite planı temel yapı haliyle oldukça yetersiz, serinin ve hatta diğer pek çok serinin ihtiyaçlarının çok altında planlardı. 1600 cc ortalamayla 6 silindir adedi planından bahsediyorum. FIA gibi federatif olan veya olması gereken bir kurumun bu tip bir zorlamayı, mecburiyeti ortaya koyması ayrı bir tartışma konusu…

İşte bu yüzden üreticiler devasa harcamak ve tüm birikimlerine rağmen her şeye sıfırdan başlamak zorunda kaldılar. Lakin bu motorları yine onlar istediğinden ve tehdit konusu edildiğinden dolayı, suçluyu nerede arayacağımız bizim için kararsız hale dönüşüyor.

Hakeza bu kadar büyük grupların yetersizlikleri ortaya çıktığından dolayı harici mühendislik şirketlerine bağımlı hale geldiklerini gördük. Bunları Ilmor, AVL, Ricardo, Magneti vs gibi isimlerle biliyorsunuz ve arkada daha ismi bilinmeyen çok daha küçük 10-15 kişiden oluşan ARGE mühendislik şirketleri mevcut.

  • Klasik sistem şöyle işler/di; Siz bir vadi de atıyorum 5 kişilik bir üniversiteli takımla metalürjik, elektromekanik bir fikir üzere bir şey geliştirir ve test etmişsinizdir (bazen üretim halini dahi alamaz maliyetler ve tesisleşme olmadığından). Bunu gider Cosworth, Ilmor, Williams gibilere sunar satmaya çalışırsınız, çünkü Mercedes-Benz, FIAT ile konuşmak zordur ve onlar önce ürün görmek ister.

Velhasıl sallıyorum Cosworth ya size ortak olur yada sizi satın alır artık onun elemanı olursunuz. Bu tabi ki Daimler, Toyota gibi grup’larda da bu şekilde cereyan eder. Buna en bilindik eski örnek AMG verebilirim.

Yukarıya bir parantez daha açalım; Bu tip yeni oluşumlar, kazanımlar yani ARGE Technologies bir nevi ‘metalürjik medeniyet seviyesi’ küçücük noktasal ve birim bazlı geliştirme dünyası ile bu tip küçük şirketlere bağımlıdır.

Her biri bir şeyler geliştirerek bunları adetli üretici dünyaya sunar ve bileşiği ile düzey atılımı yapılmasını sağlar.

İşte herkesi zorlayan temel konu da bu…

  • Mesela CERN, NASA arkasında onların ihtiyaç duyduğu ürünleri hazırlayan şirketler olduğu gibi yine arada ortaya çıkan teorik fikirleri ürün haline getiren şirketler mevcuttur. Sanayi ve tedarik ağını bunlar besler.

 

 

 

 

Geçmişte de bu işler çok eski tarihler olmamak üzere yine böyle yürüyordu….

  • Apple, Google vs teknolojilerini geliştirenler toplam yapı değil belirli takımlar yani kafalar ve şahıslardır gerçekte… Kimse bunları bilmez markayı bilir. Bunlar da çoğu zaman bilişimde küçücük tech. şirketlerinin satın alınması, bünyeye katılması şekilde cereyan eder. Geleceği güzelleştirdiği kadar zorlayan da bir durumdur bu. Artık marka ile üretici arasında ki köprü oldukça açılıyor ve dahi büyük paranın daha çok kazanmasının nedeni de bu ve bu hale dönüşümdür.

Mevcutta yenilik ve adaptasyonu, sektörün toplamına tamamen bağımlı diyebiliriz. İşte bunlar zaman zaman duyduğunuz, okuduğunuz bal köpüğü pistonlar, HCCI sistematiği, nano malzemeleri, karbon dizilimli kaplamaları vesairedir.

Mesela duyulan şey; pistonun üzerinde ki daha büyük bir çukur gerçekte bir şahsa ait geliştirme yani patent’tir. Bunların toplamı kazanıldığında bir hakim marka veya ünite ortaya çıkabilir.

  • İşte bu yüzden markalar yani otomobil üreticisi olarak bilinenler gerçekte teknoloji pek fazla üretmezler. Dünya artık kemerlerin, bağımsız süspansiyonların ilkleri zamanında yaşamıyor malumunuz.

 

İşte Renault, Honda gibilerin baş sorunlarının temelleri, Ferrari, Mercedes-Benz gibilerin devasa harcamalarının kökeni ve diğer markaları uzak tutan nedenlerde bunlardır.

Net örnekleri ile açıklamadığımız karmaşık konunun daha anlaşılabilir olması için şöyle bir örnekli mantık açılımı ile tamamlamış olalım;

Bildiğiniz üzere McLaren Automotive’in yollarda kullandığı ünite, Nissan temelli oldukça klasik olmuş, düşük maliyetli bir ünitenin lisansları dahil satın alınması ve ortalama tesisleşme ile revizyonundan ibaretti.

Zaman ve ticaret ölçekleri değişti ve birim hacim den çıkarılan güç miktarları ve emisyon norm düzeyleri artış gösterdi.

McLaren, sektöre uyumluluk için tekrar bir üretim geliştirme planı yapmak zorunda olduğunu gördü. Ve işte bu gördüğünüz 5-6 üretici, geliştiricinin bir araya geldiği üstlenmelerin çeşitlendirildiği bir proje haline getirildi.

Bilindik isimlerden Ricardo ve BMW AG sadece bunlardan ikisiydi. İşte bu organizasyon yukarıda anlattığımız temeller üzere McLaren’a bileşkeler toplamı ile bir yeni ünite varlığı kazandırmış olacak. Akabinde daha güçlü ve verimli, güncel ve gelecek normlara uygun ünite reklamları görmüş olacağız.

Yani bu motorun her şeyine sahip olmuş olan McLaren bunu kendi içerisinde yapamadığı için bu yola başvurmuş oldu.

30 Yorum

  1. Honda bu hibrid motorlarda yılın motoru seçilmemişmiydi yav nasıl patladılar F1’de enteresan. Birde bu v6 motorları bir tek Mercedes her şeyiyle üretiyor demi. Diğerlerine baktığımız zaman çoğu şey tedarik ediliyor.

    • Ne seçilmiş olabilir ki dedik karşımıza NSX çıktı.
      https://www.ukimediaevents.com/engineoftheyear/results.php?id=71

      Bu henüz çok yeni bir uygulama ve bununla F1’i halledemezsin. O kadar basit olsaydı şuan ERS tedarikçi sayısı F-e ‘i geçmişti.:P Kaldı ki bu araçların çoğunluğu da tedarikler ile paketlenerek band final hale getiriliyor.
      F1 de ERS ‘i bir türlü halledemeyen BMW’nin sabırla çalışarak hybrid dünyada i series ile neler yaptığını gördük değil mi…

      http://www.electric-vehiclenews.com/2016/11/axial-flux-induction-motor-for.html
      NSX’in e-motor’ları.
      Evans Electric diye bir firmadan temin ediyorlarmış.

      Zaten bu yukarıda ki yazı neden, nasılına ve düşünce yapısının çeşitlendirilmesine dair yazıldı.
      İnsanlar otomobil üreticileri herşeyi yapar, çok mükemmeldirler olarak bakıyor ve bu yanlış.

      Honda’nın niçin böyle olduğuna dair diğer yazılan analizleri de aklınızın önüne getirin derim. Birçoğu Honda’nın varlık kaabiliyetleri ve halinin nedenleri üzerineydi.
      Zaten katılım haberleri çıktığında bu işin tutmayabileceğine dair işaretleri yine bunlar üzerinden vermiştik. V8 öncesi döneminde ki durumunu da hatırımıza getirdiğimizden uzun süredir önder işler yapamayan bir marka vardı karşımızda ki buna motorsporları varlıkları dahil. Eski S2000’leri, VTEC, K20’leri üreten markanın çok gerilerde kaldığını odaklanan herkes anlayabiliyordu.

      Yukarıda ki yazı tekil ayrıntılar içermeden kimsenin herşeyi üretmediğini içeriyor. 🙂
      Bunun dışında M-Benz ekonomik, fabrika ve group varlıkları ile bunlar benim şeklinde ifade eden en baş markayı teşkil ediyor. Bunun da kolaycı nimetini elbette görüyorlar.
      Bunun benzerini yapabilecek F1’de tek bir marka daha vardı sadece o da Renault. Fakat onlar bu işe katılım payları, varlıklarını arttırmak istemediler.
      Çok küçük ölçekli, dışarıya bağımlı Ferrari dahi FIAT parasıyla devasa yatırımlar yaparken (FIAT bunun karşılıklarını group ölçeğinde şuan yine kullanıyor) Renault’nun çok büyük harcamalara girdiğini pek göremedik.
      Çok yakın tarihli haberi ile halen dahi şanzımanlarını kendilerinin yapmadıklarını, yapacak işletmeye kavuşturacaklarını söylediler. Ferrari’nin böyle bir imkanı yok. Honda’nın ise mevcut. Mercedes ise bu konuyu çoktan transferler ile çözmüş bir marka.

      Final de tedarik etmekte yeterli bir kıyas ölçeği değildir. McLaren ihaleler üzerinden yıllardır birçok şeyi tedarik ediyor lakin yıllardır genel hali ortada. Bunların bazılarını fark edemeyenler de Renault dönemi ile görmüş olabilecekler.

      Tabi yazının içerdiği üzere Mercedes’in yatırımının bu kadar büyük olmasının bir diğer sebebi de. Diğer markalar gibi hazır ve üst nitelikli varlıklara sahip olmamasıydı. Komple paket işine herkesten sonra giriştiler bu departmanları olgunlaştırmaları gerekti doğal olarak. O sayede bugün yürüyenden, şasi, wing aero uygulamalara kadar herşeyde ileri çözümler ortaya dökebilliyorlar.

        • Bir sorum var;

          Şimdi biz Honda’nın sorunu için ‘dışarıdan yardım almıyor, elindeki otomotiv mühendisleri ile yapıyor‘ diyoruz ya, diğer üreticiler de Ilmor vs yardım almadan, F1 bölümü haricindeki kendi otomotiv mühendisleri ile yapsaydı Honda kadar olabilirler miydi?

          • Karşıt tezli sorusu 😛 şayet Scuderia 95 de tam kadro transfer anlaşması yapmasaydı birçoğu üst üste şampiyonlukları dizebilir miydi? buna kökenden bağı olmayan tekil bileşkeden Jean Todt’u almalarını da ekleyebilirsiniz.
            Başka sorum yok kalkabilirsiniz ehehehe

            Bilinmezlik yada olasılığa cevap vermek güç fakat realite üzerinden gidebiliriz. Uygulayarak aldıkları sonuç ortada. Uygulamayanların sonuçları ortada.
            Bir kere şunu da not düşmek lazım. Ilmor=MB, AVL=Ferrari, Cosworth=Ford/BMW gibi kesin eşittirli bir pozisyon yok ve olamaz.
            Başarı bileşkeler toplamıdır.
            Yapmasalardı ne olabilirdi bunu biraz Ferrari den de anlayabiliriz. Mesela Redbull olmasa Renault bu kadar şampiyonluk kazanabilir miydi?
            Ferrari’nin ki tabi ki kurumsal bir hata (ilk motoru çöpe atmaları) lakin Mercedes’in ki de kurumsal bir karar başarısı.
            Yapmasalardı ve dışarıya bu kadar açılmasalardı bu kadar başarılı olamayabilirlerdi. Bu tabi eşittir Honda gibi olacakları manasına gelmiyor çünkü Renault=Honda dahi değil. Ferrari kurumsal eksikliklerini gördü V8 döneminde çok geç olsada wind tunnel eksiklerini görmesi gibi ve dış kaynaklar üzerinden toplam revizyona gitti. Yine motor konusunda uzman olan bu kuruluş iyi bir motor üretebilirdi fakat bütün organizasyonunu daha önce tamamlamış MB’e yaklaşabilir miydi orası meçhul.
            Kısaca bana göre; Honda için her zaman ne diyorum tarihte bu kadarı olmayan bir örnek olmasıyla bu kadar kurumsal hatayı yapmak bir beceri işi derdim (aynı McLaren gibi). Çünkü yazılıp çizildiği gibi Honda hataları sadece F1 katılımında yapmadı.
            Toyota, Mazda gibi üreticiler olanca zararlara rağmen daha erken atılımlar yapmasına rağmen Honda bütün bunlarda geç kaldı.

            Karşımıza şöyle bir düşünce de çıkar. Herkes dış kaynağa bu kadar odaklanmasa aynı uzun geçmiş dönemde ki gibi hemen herkes çeşitli sorunlar yaşayabilir, bu iş bu kadar pahalıya mal olmayabilir, spec. lerde geri adımlar atılabilir, istatistikler git gelli olabilirdi pek tabi fakat bunu bilemeyiz sadece elimizde referanslar var ve MB çok büyük yatırım yaptı.

            Açıkçası ben otomotiv temelli olarak MB’nin bu kadar büyük bir atılım yapabileceğini düşünmezdim motor konusunda özellikle bu kadar fark oluşturabilen bir marka değildi uzun zamandır. Mesela rakibi BMW karşı dahi AMG alımı bir milattır…
            Önde görüldüğü önce ki F1 dönemlerinde de pergel bu kadar açık değildi. İşte bu kurumsal bir başarıdır.
            Bilmiyorum yeterli oldu mu.

              • 🙂
                Şasi anlatmadım sadece muğlak olan bir konuda genel örneklikler üzerinden işbirliklerin önemini anlatmaya çalıştım.
                Bunu bilinemezlikten çıkartan şey Honda’nın genel seviyesi ve sorunları.
                Bak mesela geçenki yazılan analizlerin birinde bir nokta vardı yönetim ilgisinde. Ben onu iyi hatırlıyorum 5 yıldan fazla oluyor sanırım bir kadın yönetici üzerinden saçma bir tartışma dönüyordu. O zaman Honda’nın yönetim tarafında ki gariplikleri piyasa olmuştu. Fakat pazar ve ürün durumu bugün ki kadar kötü olmadığından bu durum öne çıkmadı. Bunlar şimdilerde geriye dönük önem kazanıyor.
                Mesela birilerinin yazdığı analizlere göre Honda veya Japonların iş sistematiği, stratejilerine değinilmişti ben onlara katılmıyorum. Konunun onlarla ilgisi yok zira başarılı dönemlerde de aynı mantıklarla iş gördüler bu global pazarlar içinde değişmiş değil. Yani benim için konunun direkt mühendislik ile ilgisi yok idari mühendislik ile ilgisi var. Honda’nın sorunu mühendisleri değil onları kullanma biçimi ve idaresi.
                Bunu mesela tek piston dyno, çokluya uygulamada ki saçma sapan açıklamalarından da anlayabiliriz. Koca firma saçmalıklar içerisinde bir çocuğun yapmayacağı açıklamaları yaptı dünyaya. Bu mühendislik sorunu değil mühendisliğin idaresi ve mühendislerin elinde ki sistem, tesisleşme sorunu.
                Yukarıda ki “diğerleri” içerik bileşeni de bu.

                Mesela “Honda kadar olabilirler miydi”
                diye bir bakış atıyorsun. Honda ne ki Honda kadar olacaklar. Honda rezaletin de ötesinde bir rezillik içerisinde. Buna ulaşabilmek kolay değil.:)
                Hiçbiri bu kadar olamazdı çünkü bu kadar kötü yönetilmiyorlar. Renault dahi…
                Toyota ve Honda bir önce ki dönemde bu kadar berbat mıydı?

                Motoru bu konudan salt ayıklamak mümkün değil. Düşünürsek dünyada her hangi bir marka bütün parçalarını tek bir fabrikadan veya kendi içerisinden mi çıkarıyor?
                Yok böyle birşey. O yüzden üretimhane de revizyon ve dışarı açılım önemli.
                Otomobil bir marka ürünü değil bir sanayi toplamıdır. Marka onun brand aitliğidir sadece. Bu racing sanayi için de böyle. Küçük bir üreticinin temin ettiği kablo kılıflarında sorunlar olsa o makinede sorunlar baş gösterir.
                Basit temelde Ilmor, Cosworth dışarıdan yardım almıyor mu? işte yukarıda ki yazı bunu içeriyor alıyor. Bunlar hatta brand group’lardan daha esnek markalardır demeye çalışıyoruz.

                Mesela önce ki döneminde Honda ile ilgili yanlış bilinen veya algılananlarda vardı. Honda’nın herşeyini japonyaya ait görüyorlardı. Araştırdığımızda öyle olmadığını gördük o dönemin akabinde. Açıklama yapan mühendislerin ekseriyeti de avrupa kökenli. Honda F1 Team 3 fabrika ve 2 local merkezli bir bileşkeydi. En önemli özelliği en büyük arge üretim merkezinin japonyada olmasıydı herkeste sandı ki herşeyi japonyada. Fabrikaların 1’i dışarıda. Local’lerin biri amerikada diğeri ingilteredeydi. O dönemde de amerika honda özellikle hafif motorsporlarında çok önemli konumdaydı buradan önemli bir birikim aktı onlara. Yıllardır bu tarafın da zayıf olduğunu biliyoruz. Zaten piyasada bir çeyrekte çok fazla yarış motorları da kalmadı. HSV gibi projelere odaklandılar sadece ki bunlar da uzak asya odaklı olarak kaldı. Honda, Indy’de de sorunları var biliyorsun başkalarının ise yok yani Honda da topyekün problemler var.
                Honda’nın sorunu finans sorunu da değil sadece olsa olsa yazılarda geçtiği gibi yönetim kurulunun finans bakışı olabilir. F1 de yer alacaksan hiç yoksa yarım milyon $’lık anlaşma yapacaksın arkadaş yapmak istediklerinle alakasız birine havadan para ödemekle olmuyor bu işler ki gördük.
                Bu iş bu kadar basit olsaydı Redbull da birileriyle motor işine girişirdi bunu hep dedik.

                • 2014’te Renault da kendim yapacam dediydi, Mecachrome etkisini azaltmışlardı, sonra hem o hem de Ilmor ile toparlamak zorunda kaldılar, hala da beceremediler.

                  Mercedes hiç el atmadı, Ilmor’u satın aldı devam etti.

              • Mercedes’te ki iş ve sonuç Ilmor dan ibaret değil bunu sadece biz dilimize dolayıp duruyoruz. Tahminen olan ve küçük ipuçları yakalanan çok daha geniş bir açılım. Daimler çok büyük bir group birşeylerden ayıklamak oldukça güç oluyor.
                Ferrari’i anlayabilmek çok daha kolay. Neler yapabildiğini, yapabileceğini, var olmayanlarını biliyoruz.
                Nispeten İşletme karmaşıklığı olduğundan Mercedes veya Lamborghini kapağa attığı imza ile bu benim deyince kabul etmek zorunda kalıyorsun. Ehl-i ilgisiz direkt kabul ediyor zaten seni aymazlıkla zorluyormuş gibi görüyorlar. Olmadığını biliyor, hissediyorsun ancak tespitleri, ispatı oldukça güç.
                Dediğin gibi adam zaten baron gibi satın alıp geçiyor.

                • Şirket büyüdükçe ar-ge verimi ve yaratıcılık azalıyor malum. O yüzden küçük ekipler dışındakilerin F1 ve seviyesinden fersah fersah olduğunu tahmin etmek kolay.

                  Honda bu haliyle yine de iyi diyorum.

  2. Böyle bir firmada (end.elektronik) bölümünde çalışmak isterdin. O tristörün o elektrik motoru nu nasıl sürdüğünü merak ettim.
    Halen üniversitesi öğretmenin Mehmet hocam bana şunu söyledi sakın sakın Televizyon tamirciliğinde harcanma . Benim plc yazılımım cok iyiydi.ne oldu yazarkasa tamircisi olduk 😁 aranan bir teknik eleman oldum.özellikle pompa yazarkasalarda

    • Aynen öyle oldu. Hiçbiri kendi gücüyle yapamadı yapmaya kalkışanların da hali ortada. MB en azıyla 1 milyar € piyasaya dağıttı. Ferrari yapıp yapıp çöpe attıklarıyla en azıyla MB’nin toplamda 2 milyar’dan fazla harcadığını tahminim ile 1 milyar €’dan fazla harcamayla tesislerini baştan yenilemek zorunda kaldı.
      Renault’nun azalttığı personeli yerine koymamasıyla dışarı bağımlılık ve kendi başına sürüncemeli hali ortada. Getirirseniz geliriz yoksa yok diyen Honda sonunda başkalarının kollarına yelken açmayı kabul etmesiyle kendi başına tarihin en rezil tiyatrosunu gösterime soktu…
      Halen Ferrari’nin arılı ballı pistonları gibi dışarıya milyonları ödüyorlar…

      Redbull gibi motor üretmeyen biri dahi üretimhanesini katlamak zorunda kaldı.

      Düşünelim işte üreticilerin ki milyar $’ları çöpe atıyorken kim bilir nasıl bir ticaret…

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]