W-Series, her şeyden önce provakatif bir konu bilen bilmeyen anlayan anlamayan herkesin söz hakkı gördüğü ve her zamanki gibi sağlıklı bir tartışmadan çok mevcut cinsiyet rollerinin yeniden üretilmesine sebep olan başka bir tartışma, işin üzücü yanı en çok sesi çıkanlar yine konunun öznesi olmayanlar yani erkekler. Tabi ki konuşsunlar ona laf yok, sorun mevcut tartışmanın ilk okuldaki kızlar erkekler kavgasından öteye taşınmaması, zaten yazıyı da bu durumu fark ettikten sonra yazmaya karar verdim. Durumun dış kaynaklı haber siteleri veya katılımcılar arasında bu şekilde konuşulmadığını sanıyorum belirtmeme gerek yok. Neyse peşrev kısa kalsın ben amacımı söyleyeyim, öncelikle kadının özne olarak sporda ve sektörde yaşayabileceği muhtemel sorunları kendimce analiz edeceğim, ardından W-Series konusunu yorumlayıp son olarak da sitede gördüğüm bir kaç vizyonsuz yorumu yerle yeksan etmeye çalışarak konuyu kapatacağım. Birkaç ön kabulü şimdiden sizlere sunsam kendi açımdan konforlu bir yazı süreci geçiririm sanıyorum. Bu ön kabullerden biri şu, Türkiye veya daha geneli itibariyle Minör Asya gender/feminizm cahili bir bölge. Ben kendimi feminist olarak tanımlarım ama başka bir feminist çıkıp söylediklerime itiraz edebilir çünkü feminizm çoğulcu bir düşüncedir, bu yazı da bir çeşit feminist diskura bağlı olacaktır. Diğer bir ön kabul, işin öznesinin kadın olduğu ve konuşması gereken asıllarında yine kadın olması gerektiğidir. Son ön kabulse olaya sadece yetenek çerçevesi ile bakmamdır, söz konusu olan spor olunca kadın veya erkek benim nezdimde önemsizdir yetenekli veya yeteneksiz aslolandır.

Önce söz verdiğim gibi kadın ve spor ilişkisine biraz değineyim. Kültürel ve toplumsal kodlar gereği sadece erkek aktivasyonu olarak görülen sporda futbol, basketbol, motorsporları gibi branşlar erkeğe yakıştırılırken kadınlara hep voleybol topu layık görüldü. Sporun feminen veya maskülen bir yanının olup olmadığı feministlerce tartışıla dursun ülkemizdeki nadir örneklerden olan Burcu Çetinkaya “Oha lan kadın ralli pilotu” imajını yıllar evvel bize sundu. Kendisi yerel bir kraliçedir. Ancak kültürel ve toplumsal kodlardan dolayı eline veya ayağına top değmeyen, kafasına kask koyamayan, bunu teklif dahi edemeyen, teklif etse bile “potansiyel doğum izni kariyeri bitirir”, “kız başına ne yarışı oğlan çocuğu musun sen” vb mantığı ile ilgilisi arzusu yeteneği olan veya olma potansiyeli olan pek çok sporcu adayı, aday olma aşamasına bile gelemeden elendi/eleniyor. Belirli bir aşamaya kadar gelmiş olanlar ise bırakın hak ettiği değeri ve saygıyı, ilgiyi bile bulamıyor. Hal böyleyken kadın ve sporcu olmak, erkek ve sporcu olmaktan katbekat meşakkatli bir yolculuğa dönüşüyor. Kadın sporcu çok nadir para yatırılacak bir “yatırım” olabiliyor çünkü. Gereken sponsoru veya desteği hem maddi hem de manevi anlamda çevresinden, mahallesinden alamayan kadın, olmayan parası ama olan yeteneği, arzusu ve tutkusu ile ortada kalmış oluyor. Farazi düşünürsek, vasat üstü yeteneği olan bir erkek çocuğu ile yetenek olarak aynı ölçüde olan bir kız çocuğunun sponsor bulup yarışa katılabilmesi arasında ciddi bir uçurum var. Erkek çocuk için sağlam bir referans ona uzun yıllar yetecek bir sponsora sebep olabilirken, aynı durum kız çocuğu için sürekli bir kendini ispatlama ve hak edebilme yarışına dönüyor. Kaybetme şansı çok daha yüksek çünkü, “aslında onun olmayan bir işe” kalkışıyor. Sümme haşa!

9-10 yaşlarındaydım hiç unutmam, Mehmet Ali Erbil malı bir programda kadın F1 pilotu olur mu sorusuna adrenalini kaldırabiliyorlarsa olsunlar diye bir cevap vermişti. Kendisinin o adrenalini kaldırabilecek bir penisi vardı çünkü. Kadınsa narin duygusal korunmaya sevilmeye muhtaç öyle fazla gerginliğe gelemeyen kırılgan bir mahlukattı. Konu F1 ve kadın ama sanmayın ki sadece spor da işler böyle. Eğer kadınsanız nerede yaşarsınız yaşayın engel hep vardır. Sosyal Bilimler içinde müşterek ve saygın bir yere sahip olan Hannah Arendt’e atfedilen bir alıntı var, bir gün birisi yazılarının çok sert rengini belli etmeyen yazılar olduğunu neden hiç duygu ve düşüncelerini katmadığını soruyor Arendt ise kadın olduğum için hep duygusal yaklaşmam beklendi bende buna sebep verecek her şeyden kaçtım diyor, (tam bu şekilde olmayabilir bilenler doğrusunu yazsın bu mealen oldu) çünkü eğer kişiliğini yazılarına katsaydı dikkate alınmayacaktı. Eğer kadınsanız, yapmak istediğiniz şey her neyse (basmakalıp bir kaç meslek, annelik falan dışında) kadın olmanız yapamamanız için yeterli. Hal böyleyken, gerçekten yetenekli bir kadın yarışçının da zaten iyice kurtlar sofrasına dönmüş bilek doğratan rekabetçi ortamda F1 gibi bir üst lige geçebilmesi baya güzel bir hayal oluyor. Lafı buraya getirmişken W-Series’e geçebilirim sanırım.

W-Series adından da anlaşılacağı üzere kadınlara mahsus bir yarış branşı. Tek sürücülü yarış kategorisinde ve F3 motoru seviyesinde yer alacak olan araçlar, bu sene (2019 itibari ile) İngiltere ve Avrupa’da ilerleyen yıllarda ise farklı kıtalarda belirli bir seçme kriteri koyarak elemeleri geçen her kadına bedava yarışma imkanı sunacak bir seri. Serinin galibi olan sürücü yıl sonunda 1.5 milyon dolarlık bir ödül kazanacak ve bu para/ünvan ile üst serilerde rekabet etme imkanı elde edecek. Daha da fazlası seride yer alan tüm kadınlar kendilerini uluslararası bir şampiyonada göstermiş olacaklar böylece bugüne kadar onlara sağlanmayan bir çok imkan sağlanacak geriye sadece yeteneklerini sergilemek kalacak.

Şimdi olayın kısa özeti bu ve buradan bakınca gayet olumlu bir seri gibi görünüyor parası olmayan ama yüreği olan kadınlara sürüş imkanı. Ancak bu olayın sadece bir yüzü. Ben bir de negatif tarafını göstermek açıklamak istiyorum. F1 ve genel olarak motorsporları, otomotiv-lastik sektörü kendine pazar olarak erkek tüketiciyi seçmiş ve tüm operasyonlarını bu grup üzerinden yürütüyor. Daha kabacası pipisi olan kitle için araba-bacak, lastik-meme, yarış-popo denkleminde tamamen mevcut cinsiyet rollerini yeniden üreten, fazlasıyla cinsiyetçi, ayrımcı ve geri kafalı bir sektör. Kadını ancak arabanın yanında bir aksesuar olarak gören ve kadın bedenini nesneleştiren, reklamlaştıran bir sektör. O kadar ki, 2007 veya 2008 olması lazım Avustralya GP’de kadın izleyiciyi piste çekmek için “grid erkekleri” uygulaması yapılmıştı. Belli ki bir önceki sene ortalık “adamdan” geçilmemiş ve böyle bir ihtiyaç hasıl olmuştu. Yeterince cinsiyetçi bir yapının içinde bir kaç tane çağı yakalamaya çalışan kişinin kadınlar adına iş yapmaya çalışması sonucu ortaya bu seri çıkmış gibi. Ek bir seri açıp yetenek avlamak elbette mantıklı ancak mevcut yeteneklere neden sponsor olunmuyor bu bir soru? Bir başka soru ise bu denli seksist bir cemaat içinde kadın bir yarışçıya izin verecek mi sorusudur. Ne yani sadece kadın olduğu için sürücü mü alsın takımlar diye sorabilirsiniz, size ön kabullerimden birini hatırlatayım, aslolan yetenektir. Sadece kadın diye birini kokpite koymak sporun ruhuna temelden aykırı. Ama şunu sorabilirim, bugün gayet vasat bir profil çizen Calderon pek çok sebepten dolayı koltuk bulamazken, para verip yarışan ve bence yetenek olarak Calderon‘dan veya Chadwick’ten baya aşağı yerde duran angutlar ortalıkta cirit atıyor. F1’de koltuk kaybetme,kazanma ve adalet ilişkisi can sıkıcı biliyorum: Ocon sandalye kapmaca oynarken şarkının bittiğini çok iyi duymasına rağmen koltuk bulamadı. Demek istediğim şu, madem kadınların rekabete katılmasını bu kadar çok istiyordunuz, birini şu salakların yerine alaydınız. Ha o alınan kadın da mı kötü çıktı, en kötü Sirotkin yerine onu izlerdik sonuç değişmezdi. Bir başka olumsuz yan ise, bu serinin kendi içinde bir kısır döngüye girebilir gerçek bir challenge oluşturmayabilir. Serinin kazananı eğer üst seride koltuk bulamazsa bu diğer sürücüler için yukarıya değil içeriye odaklanma sorunu oluşturabilir ve günün sonunda bizim sadece kadınların yarışıp bir yere varamadıkları bir serimiz olabilir. Netice itibariyle F1 yine ayrıcalıklı bir erkek klubü olarak kalmaya devam eder.

Elbette bunları söylemek için çok erken. Henüz hiç damalı bayrak sallanmadı, umutları taze tutmakta fayda var. Eğer cidden planladığı gibi bu seri F1 ve türevi seriler için bir basamak olacaksa ne ala!

Son olarak bitirmeden önce sitede gördüğüm bir kaç tat kaçırıcı olaya değinmek istiyorum. W-Series haberini kendi kadın kavgası fantezisine uydurup bol bol saç baş yolma, garaj basma, ağız dalaşı göreceğini umanlar var. Acınası bir durum. Kadınların birbirleriyle sportmence rekabet edecek olması neden bu tayfayı erekte ediyor anlayabilmiş değilim. Diğer bir sorun ise tamamen ayrılmış seriler. Motorsporları fiziksel açıdan dayanıklılık gerektiren bir alan, cinslerin bir üstünlük savaşına girmesine gerek yok. Rekabet eşit şartlar sunularak sınanmalıdır. Tenisin futbolun veya basketbolun ayrı kadın ligleri olması beni ilgilendirmiyor burası F1. Yetenekli bir kadının yetenekli bir erkek kadar dünyanın en prestijli motorsporunda yarışmaya hakkı vardır ve benim için bu konu tartışmaya açık bile değildir. Sporu da mı haremlik selamlık yapalım nedir yani?

4 Yorum

  1. Yazı güzel hoşgeldin diyelim. Devamını diliyoruz. 🙂
    Birkaç kelam da ben edeyim dedim.
    Genelde örnekleme Burcu Çetinkaya üzerinden gider kendisinin de bakın yapabiliyorum tarzı pozitifizme kayan yaklaşımları oldu ancak durum modern populizm gibi değil. Global’in dışında bizde bir çok kadın yarış pilotu oldu pek bilinmezler. Rally’den Pist şampiyonlarına off-road’a kadar. Varlık yokluk bahsinin yine tek şartlı genelliği yok.
    http://www.milliyet.com.tr/formula—araci-bana-cok-benziyor–otosoylesi-540061/
    http://www.f1tr.com/konu-Motor-Sporlari-ilk-Turk-Kadin-Yaris-Pilotu.html
    http://trend.mynet.com/pistleri-aglatiyorlar-gozlerimizi-yasartiyorlar-dunyanin-en-iyi-en-hizli-en-guzel-12-kadin-ralli-pilotu-1074721
    https://tr.wikipedia.org/wiki/Kad%C4%B1n_Formula_1_pilotlar%C4%B1_listesi

    Hatta geçmişte bizde daha rahat konumdalardı ancak bu daha çok bakışların değişmesinden dolayı değil yarış kültürü ölçütlerinden kaynaklı cinsiyetçilikle bakacaksak erkeklerde seçilmekte zorlanıyor artık.
    Hatta belki de bizde daha bile kolaydı diğer dünyaya göre. Bizim düzeyimize göre erken sayılabilecek zamanda oluşan yarışlarda 30 ve 50’lerde kadın pilotlar var ve erkeklerle birlikte yarışıyorlar. Sonra ki devirlerde de Rally’de vs var oldular ancak hep nadirlerdi.
    Bu sadece destek ve önyargılarla ilgili değil ilgi alanları ve tercihlerle de ilgili. Cinsiyet populasyonları içerisinde ilgi alanları konusunda bir denge zorlasanız da bulamıyorsunuz.
    Ki bunlar da belirleyicisinin bizler olmadığımız fiziksel ve düşünsel cinsiyet temelleri ile ilgisi var yani bunları ister göz ardı edelim ister etmeyelim. Cinsiyet yoğunluklu aktivitelerde yoğunluk içerisinde erkekler ya kadın gibi kadınlar da erkek gibi düşünmek, yaşamak zorunda eh buna uyacakta pek fazla insan bulunamama yüzdesine değiyor konu. Erkek egemenliğinden değil sadece erkek fizyolojisine göre kurgulanmış yada rastgele oluşturulmuş ortamda ilgi biçimi olsa da bütün kadınlar niçin erkeklerle yarışmak için erkek gibi yaşamak zorunda olsun ki.
    Bunları tabi ki bu işlere girişenler kendilerine de soruyordur. Kabul etmesekte xtrabit’in dediği gibi fiziksel farklılıklar var bunları değiştiremeyiz. Birçok şeyi kasti olarak kurgulamış değiliz tarih boyunca 2 cinsiyetin yaşamsal ayrımları ile oluştu bunlar. Zorla değiştirmek mümkün değil sadece her iki taraf için de kapıları açık tutmak yeterlidir bence.
    Ben motorsporlarında kadınlarla ilgili yazı ve yorumlarda her zaman astronot ve jet pilotluğu gibi örnekler üzerinden rahatlıkla yapılabileceği şeklinde yaklaşım göstermişimdir. Ancak bu kadar basit değil. Olay ve iş alanı örgüleri içerisinde erkeği nitelemek kadını itibarsızlaştırmak gibi algılanıyor artık bu yeni çağ güdüsüne ayrıca karşıyız. Çoğunluk farklı düşünse de bir kadın birşeylere soyunduğunda gerekli desteği alabildiğini çok zaman görüyoruz. Bunu mesela usa ve tr’de savaş jeti pilotluğuna kadınların seçimi ve eğitilmesinde rahatlıkla görebilirsiniz. Fakat kolaylık ve dinamikler sağlamanız onbinlerce kadının alana hücum etmesini sağlamıyor ne yazık ki. Bu biraz boş bir beklenti.
    Ayrıca bu 2 sektör gibi sektör içi şartlarda kadınların fizyolojilerine göre modernizasyonlar gerekiyor. Fakat bunu her alanda yapamayabilirsiniz. Dendiği gibi Olimpiyatlar vs de halen bu yüzden ayrı cinsiyetler halinde yürüyor. Bu cinsiyetçilik olmadığı gibi ayrı platformlar kurmak bazen daha olumludur.
    Yine tüm motorsporlarında olmadığı gibi Formula 1’in kendi içerisinde zorluklar var. F1 yarış içi fiziksel şartların dışında sezonları açısından aile yaşamı ölçeğinde ki konumları ile erkekleri dahi zorlayan bir yapıda. Siz ancak bunları kabul eden, kendini buna göre yetiştirmiş bir kadınla yapabilirsiniz ki yine de cinsiyetin evrim ile kazandırdığı limitlere kadar. Örneğin anne olma isteği…
    F1’de yıldız ve kalıcı olmak için yükselmiş olmak yetmiyor. F1 ve WEC (o kadar olmasa da) gelirlerine karşılık çok ağır geçen sezonlara sahipler. Bunu backplanın da mühendisliğinde dahi görebilirsiniz. Kadın mühendisler pek tabi ki var ancak tüm ömürleri boyunca benzer katılımda ve her alan da değiller bunu kabul etmek gerekiyor. Newey’in çocuklarını kendisiyle birlikte çalışan birisi yetiştiremezdi herhalde değil mi. 🙂
    Newey gibi birisi varsa kadını sayesinde var biz saymasak bile. Schumacher doğuran, Senna doyuran anneleri bu çağın güdüleriyle unuttuk herhalde bunlar bu erkek evlatlarından üstündürler… Yani eşitlik hiçbir zaman olmadı. 😀
    F1 için özellikle son yıllarda ki zorlama algı da pek hoş değil bence birçok şey göz ardı ediliyor güya düzeltmeye çalışırken zorlamalar da pek olumlu şeyler doğurmuyor bence. Maria de Villota örneğinde gördüğümüz üzere. Kendi haline bırakmak bence daha doğru. Sadece her motorsport dalında kapıları açık tutsunlar yeterli.
    Bu bağlamda W-Series de söylentisi olan sonucu bence de doğurmayacak, F1’i oluşturan formlar değişmedikçe F1’e buradan birşey çıkması oldukça zor. Artı bir kapı açma gibi görünüyor ancak bence öyle değil dertleri buradan günün çıkışları ile parasal birşey çıkartmaktan fazlası değil.
    Mesela Liberty de böyle birşey güttü grid kızlarını kaldırdı buradan kendi akıllarınca kendilerine pozitif birşey çıkartacaklardı ancak çok kısa sürede çaktı. Erkekler oluşturmadı sadece bunu kadınlar da altyapısın oluşturuyor kabul edilsin yada edilmesin. Beni cezbetmediği gibi ilgilendirmiyor da hani.:) Verdiğim linklerde de var bir cinsin görmek istediğini gösteriyorsun diye olumlu veya olumsuz olmazsın benim için. O işi de seçen kadınlar olduğu gibi gerekli fikri, zihni altyapıyı kuran kadın 2 ve 4 tekerlek yarışçıları da olabilir.
    Hal odur ki büyük yerlerde yarışmak biz erkekler için bile acayip zor, imkansıza yakın şeylerken 🙂 fazlaca artı destek oluşturmadan fazlaca kadın çıkartmak oldukça zorlar.
    Mevcutta bu dünya diğer spor dallarında ki gibi kadınlara özel ligleri kaldırabilecek durumda değil. İleride olabilir belki ama ona galaksi mesafe var henüz. Bana göre de xtrabit’in dediği gibi olması gereken öncül zorlukları kaldırıp, ek avantajlar sunmadan mevcut tüm serilerde yarışabilmelerine imkan sağlamak olur. O zaman 2 cins’te kimin ve kaç kişinin neleri yapıp yapamayacağını daha iyi görecektir.

  2. Motorsporlarındaki kadın sürücü eksikliği taa kartingden itibaren başlıyor. Yarışlardan birine bakıyorsunuz, 30 pilottan 4-5’i kız çocuğu. Buradan başlamak gerektiğini düşünüyorum.

    Toplumda binyıllardır ayrılmış kadın-erkek rollerinin birbirine yaklaşmasında zarar görmüyorum, ancak bunun kalıtımsal ve aynı zamanda fiziksel olduğunu da unutamıyorum. Olimpiyatlarda sporların kadınlar/erkekler olarak ayrılması da yeni furyaya tamamen aykırı, ancak fiziksel farklılıklar bu ayrımı gerektiriyor. Halterde kaç tane kadın bir erkeğin yanına yaklaşabilir? Fiziksel farklar olduğunu da kabul etmek gerekiyor. Bunu tartışmak gerekiyor.

    Kaldı ki F1-F2 gibi G kuvveti koyan serilerde kadınların bazı sorunlar yaşadıklarını biliyoruz, sürekli Lateral G veya büyük kazalarda kısır kalma olasılıkları çok yüksek. Ebeveynler bundan korkabilir.

    Emniyet kemerlerinin kendilerini sağlam tutabilmesine de engel olan bazı fazlalıkları da var malum, koltuğa erkekler kadar sıkı bağlanamıyorlar. Haa zamanında yarışmak için memelerini kestirmiş deli kadınlar da var. Bu da ayrı bir tartışma konusu.

    W-Series’e gelince, bana kalırsa bu seriden F1’e yükselebilecek çok fazla kadın olmayacak. Olursa da test pilotu falan yaparlar, o da göstermelik olur. Carmen Jorda, anladınız siz onu. Monisha Kaltenborn bir şeyler yapmaya çalışmıştı, ancak kendi de kalamadı.

    W-Series, sadece o seriye katılan kadınların en hızlısını belirleyecek, şampiyon olanın da diğer serilerde yarışan erkeklerin yeteneklerini, taktiklerini, seviyelerini göremeden yetişecekler. Bu ise sonradan onları sudan çıkmış balığa çevirebilir.

    Bu seriyi kuranlar şöyle yapabilirdi: F4, F3 ve F2 serilerinden birer takımı satın alarak, tamamen sponsor olarak kadın sürücülere atayabilirlerdi. Böylece yarışacak yer bulabilirler, aynı zamanda güncel rekabet seviyesini görebilir ve kendilerini karşılaştırabilirlerdi. F1 zaten hızlı olana bakar alır.

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]