Geçen hafta Japonya GP’yi kazanan Lewis Hamilton, pilotlar şampiyonasındaki zirvedeki puan farkını 67’ye çıkardı ve 5. şampiyonluk yolunda çok önemli bir adım daha attı. İngiliz sürücü önümüzdeki yarış olan Amerika’da 2018 şampiyonluğunu ilan edebilir ve Michael Schumacher’e ait olan en çok dünya şampiyonluğuna sahip olma rekoruna bir adım daha yaklaşacak.

En çok pol pozisyonu ve farklı pistlerde yarış kazanma rekorunu Alman yarış efsanesinden alan Hamilton, Schumacher’in elinde bulundurduğu ‘ulaşılamaz’ denilen rekorlara gözünü dikmiş durumda.

Kendini sürekli geliştiren Mercedes’in yıldız sürücüsü, 30’lu yaşlarının ortalarına gelmesine rağmen performans kaybettiğine dair hiçbir belirti göstermiyor. Ancak İngiliz sürücü rekorlar kitabını baştan yazabilir ya da gelecek sezon Max Verstappen ve Charles Leclerc sergileyecekleri performans ile onu yavaşlatabilir mi?

Hadi hep birlikte Hamilton’ın Schumacher’in elinden alabileceği rekorlara bakalım.

DÜNYA SÜRÜCÜ ŞAMPİYONLUKLARI

Schumacher: 7
Hamilton: 4*

Schumacher 2004 yılında Formula 1’deki 7. şampiyonluğunu elde ettiğinde ne Hamilton ne de Sebastian Vettel F1’e giriş yapmamıştı. Juan Manuel Fangio’nun 5 şampiyonluk rekoru 46 yıl sonra Schumacher tarafından kırılmıştı. Ancak şurası kesin, 7 şampiyonluk ileriye doğru atılmış çok büyük bir adım ve hiçbir zaman ulaşılamadı.

2008’in ardından son 4 sezonda 3 şampiyonluk alan Hamilton, bu sezonun ardından şampiyonluk sayısında Fangio’yu yakalayacak gibi görünüyor.

Bu üst üste şampiyonluk kazanma serisi Mercedes anlaşmasının sonuna kadar devam ederse, Hamilton Schumacher’in inanılmaz 7 şampiyonluğunu yakalayacak. Ve spor dışındaki aktivitelere çok fazla ilgi duyarken bunları bir adım daha öteye taşımayı isteyebileceğini düşünmek çok da zor değil…

YARIŞ GALİBİYETLERİ

Schumacher: 91
Hamilton: 71*

Schumacher son yarış galibiyetini 2006’da Çin’de elde etti ve bu kendisini rekorun bir önceki sahibi olan Alain Prost’un 40 zafer önüne taşıdı. Prost’un ezeli rakibi Ayrton Senna ile elde ettikleri galibiyet sayıları toplandığında 92 ediyor ve bu Schumacher’in başardığından sadece 1 fazla.

Schumacher’in rekorlarının hiç geçilemeyeceği, hatta tehdit bile edilemeyeceği düşünülmüş olabilir, ancak Hamilton’un Formula 1’in hibrit çağındaki baskınlığı göz önüne alındığında bu fikirler büyük oranda değişti. 2014 yılının başından geride bıraktığımız Japonya GP’ye kadar olan süreçte Hamilton, 96 yarışın 49 tanesini kazanmayı başardı ve bu da yüzdeye vurulduğunda %51 ediyor.

Eğer sürpriz şekilde Formula 1’den ayrılmazsa İngiliz sürücünün önünde 45 yarış daha var. Şu anki temposunda kazanmaya devam edebilirse 2020’nin sonunda 94 zafere ulaşabilir ki bu da Schumacher’in elinde bulundurduğu rekorun ciddi şekilde tehlike altında olduğunu gösteriyor.

AYNI YARIŞI EN FAZLA KAZANMA

Schumacher: 8 (Fransa GP)
Hamilton: 6* (Kanada GP, Macaristan GP, USA GP)

Schumacher elinde bir yarışı en fazla kazanma rekorunu bulunduruyor, ancak Lewis Hamilton’ın 3 farklı pistte kariyeri boyunca ciddi şekilde başarı olduğu görülebiliyor. İngiliz sürücü kariyerindeki ilk zaferini 2007 yılında Kanada GP’de elde etti ve ondan sonra (2010, 2012, 2015, 2016, 2017) 5 kez daha Montreal’de kazandı. Bu rekora ayrıca USA ve Macaristan GP’lerinde de ulaştı.

Schumacher’in rekoru aynı yarışı 8 kez kazanmak. Alman sürücünün Spa’da birkaç hatırlanabilir galibiyeti olsa da rekoru Fransa GP’de elde ettiği galibiyetlerden geliyor.

Hamilton önümüzdeki yarışta, Amerika’da, kazanırsa bu pistteki 7. zaferine ulaşacak (6 tanesi Austin, bir tanesi Indianapolis). En azından 2 sezon daha yarışacağı düşünülürse, Schumacher’in rekoruna ortak olabilir ya da onu daha da öteye taşıyabilir gibi görünüyor.

ÜST ÜSTE SEZONLARDA YARIŞ KAZANMA

Schumacher: 15
Hamilton: 12*

Schumacher’in rekoru üst üste 15 sezonda en az bir galibiyet almaya dayanıyor. Hamilton ise şu an 12’de. Kontratını 2020’nin ötesine taşımazsa İngiliz sürücü Alman efsaneyi yakalayamayacak.

Formula 1’deki çaylak sezonunda Hamilton, Jacques Villeneuve’nin çaylak sezonda en çok galibiyet alma rekorunu yakalamıştı ve o sezondan bu yana 11 yıldır galibiyet almayı başarıyor. Son 5 sezonda ise en az 9 galibiyet almayı başardı.

YARIŞLARA LİDERLİK ETME

Schumacher: 142
Hamilton: 126*

Alman sürücünün bu rekoru kesin şekilde Hamilton’a gidecek gibi görünüyor. İngiliz sürücü en iyi ihtimalle önümüzdeki sezon bu rekoru egale edebilir.

Schumacher kariyeri boyunca 142 yarışa liderlik etti ve Hamilton-Vettel ikilisi sporda kendine yer bulana kadar bu sayı 2. sıradaki Senna’dan 56 daha fazlaydı. Vettel 97 yarışa liderlik etmiş durumdan, ancak Hamilton çok daha rekabetçi bir konumda ve 17 yarışa daha liderlik etmesi durumunda rekoru eline geçirecek.

Hamilton hibrit çağındaki yarışların %76’sına liderlik etti ve bu da sezon başı ortalamasına vurulduğunda 15 yapıyor. Bu oranda devam etmesi durumunda Schumacher’in rekorunu 2019 sona ermeden önce geçecek ve emekli olana kadar kariyerinde çıktığı yarışların yarısından fazlasına liderlik etmiş olabilir.

HAT-TRICK (POL, ZAFER, EN HIZLI TUR)

Schumacher: 22
Hamilton: 14*

Schumacher’in 22 hat-trick’ine karşılık Hamilton’un 14 hat-trick’i bulunuyor. Alman sürücü bu sayının büyük kısmına 2000-2004 yıllarındaki baskınlıkta ulaşmıştı. Benzer şekilde Hamilton da 12 hat-trick’ini hibrit çağında yakaladı.

Bu yakalaması oldukça zor bir rekor çünkü sadece baskın bir araca sahip olmak yeterli olmuyor. Neredeyse mükemmel bir hafta sonu geçirip her şeyi bir araya getirmek gerekiyor. Hamilton geçtiğimiz hafta sonu Japonya’da 15. hat-trick’ine ulaşacaktı, ancak Vettel en hızlı turu Mercedes sürücüsünden çalarak buna engel oldu.

PODYUMLAR

Schumacher: 155
Hamilton: 131*

Hamilton Formula 1 kariyerindeki yarışların %58’ini podyumda tamamladı ve bu modern zamanlarda yarışmış sürücülerin hepsinden daha fazla.

Hamilton 2014’ten bu yana çıktığı yarışların %80’ninde podyumda şampanyanın tadına baktı. Schumacher’in elinde bulundurduğu bu rekor da İngiliz sürücüye gidecek gibi görünüyor.

İLK ve SON ZAFER ARASINDAKİ EN UZUN SÜRE

Schumacher: 14 yıl, 1 ay
Hamilton: 11 yıl, 3 ay*

Schumacher’in bu rekoru uzun süredir hiçbir sürücünün radarına girebilmiş değil. 1992’de Belçika’da elde ettiği ilk zafer ile 2006’da Çin’de elde ettiği son zafer arasında tarihteki bütün sürücülerin yaptığından daha fazla fark bulunuyor.

Hamilton’ın bu rekoru kırabilmesi için sözleşmesini uzatıp 2021’de de yarışması ve yarış kazanması gerekiyor.

Net bir tarih vermek gerekirse 11 Temmuz’dan sonra bir yarış kazanması gerekiyor. İnanılmaz şekilde, tahmin edebileceğiniz üzere geleneksel olarak Temmuz’un 2. haftasında Britanya GP’si yapılıyor.

Hamilton’un bu rekoru yakalaması zor görünüyor. 2020’nin sonuna kazar gridde kalacak Kimi Raikkonen’in ilk zaferi 15 yıl önce gelmişti.

10 Yorum

  1. Yukarıda, aşağıda bazı şeylere bakmış olduk. Bence sonuç uygulamaya, tecrübeye dökünce kırsa bile ne kadar önemli olacağı bahistir. Yine bence şuana kadar Mercedes ve Lewis’in kırdıkları pek de değerli olamadı. Bu “değer” anlamlarını da üreten insanlar. Yani 8 tane daha kırmış olsa da ne kadar şey, yüklemler değişecek.
    Ben başında olmasa da bir zaman sonra yorumlara ve basına dikkat kesilip, ilk 1-2 senenin sonrasında bu rekortmenliğin değerler üretmeyeceğini söylemiştim halen arkasındayım. Görülen sahne ortada, bütün fındık ezmeleri ohh, miss lezzetli sonuçlar üretmiyor.
    Schumacher için de böyle olmuştu. Şayet beklendiği gibi olsaydı bütün Top listlerde matematiksel sonuçların arkalığı ile her zaman ilk sırada olmalıydı ancak insanlar için olamadığını gördük. Yani bütün kırdıklarınız aynı orantisal değeri üretmiyor. 🙂
    Burada kitlenin gücü de çok önemli değil ama belki manipülasyonu önemlidir. Çünkü bunu mesela yiten Senna’da görebildik. Yine yaşıyor olsa da birşeylere bağımlı olmuş Schumacher yorumlanmasında bunu bir süredir görebiliyoruz.
    İnsanların rekabet beklentisi boş değil buna değindik. Kaplan mı Aslan mı noktasında kağıt üstü değerlerin dışında sahada bu kavgayı görmek varsa atıflarını güçlendirmek istiyorlar. Açık kavga yoksa istediğiniz kadar skor üretin aynı karşılığı dünya üzeri ve düzeyinde bulmuyor. 🙂
    Velhasıl bu iki kendisine marka diyen şeyin, marka güçleri sayılardan beklendiği ölçüde değil bu güdüler değişmedikçe de istedikleri kadar sayı dizsinler değişmeyecek…

    • Hibrid döneminde şampiyon olan Ferrari olsaydı tamamen hak edilmiş görülecekti ve hakkında hiçbir eleştiri yapılmayacaktı. Bahsettiğin gibi bizim gibi üç-beş kişi yine aynı şekilde konuşacaktı o kadar.

      Kafa bu.

      • Bence yine olmazdı bir kesimin güdüleri dışında yine genelliği olmaz. Nasıl ve ne şekilde geldiği her zaman çoğunluğun cümlelerine yansıyor zorlayınca bireyler kabul etmese de. McLaren’in puanları silinip gelen şampiyonluk fanatikler tarafından dahi öyle pek değerli görülmüyor bence. Yapılan istatistiki anket çalışmalarından F1 izleyicisinin yarısı felan da değil sadece önemli de olsa bir kısmının Ferrari taraftarı olduğunu biliyoruz yani bu yeterli bir güç olmayabilir. Mesela tifosi kitleye sorulsa zannediyorum ki çoğu Schumacher’i halen Ferrari den daha büyük görecektir. Yani tüm sonuçlardan dediğimiz gibi marka gücü çıkmayabiliyor.
        Yine mesela üreticinin güdülerine göre bu kadar model çeşitliliğinden güç doğması beklenir. Ancak rekabet olmayıp versus ihtiyacını karşılayamadığı gibi 812 cart curt bir sürü karmaşık çeşitlilikle hafızada tutmanın dahi zorlaştığı bir etkisizleşme oluşuyor. Anketlere göre de mesela gayet düz 3, 5, 7 serisinin olduğu günler çok daha başarılı görülüyor. Yani satın almaları, izliyor olmaları, kısa süreli vaouv demeleri uzun vadeli gücü getirmiyor gibi.
        Karmaşıklık ve ayrıntıya inme de bazen güçlükler akabinde etkisizleşme getiriyor arayışları aslında basit gibi rekabet… Mesela bana pek anlamsız gelse de çoğu izleyici 2 lastik üreticisinin günlerini tekrar istiyor. 🙂 Rekabette aslında tek yeterli şey olmayabilir çünkü 2009-10 sonrası bir çok istatistik söylenene göre gelişti duyusal olarak doymaları gerekiyor bence. Bunu da hangi marka yaparsa yapsın bu dönem sağlaması mümkün değil.

  2. Pilotların performanslarını eşit şekilde değerlendirmeye ve birbirleriyle kıyaslamaya çalışıyoruz, zaman zaman başarılı oluyoruz, çoğu zaman da aklımızda soru işaretleri oluyor.

    Geri kalan için ise sadece istatistiklere bakabiliyoruz, o da büyük oranda araç hızlarına dayalı. Yani Vettel’in, Hamilton’ın şampiyonlukları değersiz mi? Elbette değil. Bunun hesabı basit, Vettel olmasa Webber 4 kere şampiyon olabilecek miydi? Hamilton olmasa Rosberg ve Bottas beş şampiyonluk alabilecekler miydi? Schumacher olmasa Barrichello 5 şampiyonluk alabilecek miydi? Bu soruları yanıtlamak cevaba götürür.

    Schumacher bu istatistikleri elde ederken Minardi falan kullanmıyordu. Benetton ve Ferrari gibi çok hızlı araçları ve arkasında dev ekibi oldu. Vettel’in de oldu, Hamilton’un da var. Hamilton 2014’te bedavadan kazandı da, MSC 2004’te çok mu zorlandı? Aynı şey.

    • Eşit değerleme çabalarında kurcaladıkça aslında mümkün olmayanlara ulaşıyoruz. Ne kadar girersek işlerin karmaşıklaşması o kadar karşımıza çıkıyor. Bu yüzden soru işaretlerimiz oluyor ve ne kadar göz ardı ediyoruzdur…
      Karting gibi ayrıntısı pek az, eşitlemeye yatkın birşey yaparken bile aynı ellerin bakımından çıkmış şeylerin birkaç araçta vs eşitsizliği görebiliyoruz moralimizi bozuyor. 🙂 Seyir olmayıp kendimize olunca da bahanelere sığınıyoruz malum. Yetkinliğin dışında da kilo vs şeylerin negatiflerine başvuruyor bazen gençlerden kaçabiliyoruz malum. 🙂 Eh makineler dünyasında yukarılara çıkıldıkça da bazı negatifler sönümlenirken başka negatifler avucumuza dökülüyor. Fikirsel planlamada dahi şöyle yapsaydık diyeceğimiz şeylerin yukarıda karman çorman olduğunu hissedebiliyoruz.

      İstatistiklerde benzer aslen ne kadar derinine inebildiğimiz, nerelerine bakabildiğimiz çoğunlukla matematiksel sahneyi değiştiriyor. Birileri veya arkadaşlar bir liste haline getirdiğinde hımmm, hayda öyle miymiş olabiliyoruz. Bir de ayrıntılı Versus muhasebesine girmek isterken öncelikle neyi nasıl formulüze etmemiz gerektiğinde karmaşıklık yaşayabiliyoruz. Çünkü matematik bugün ki bilimsel fizik bakışlarında bile neye nereden yaklaşacağımız soru işaretlerini doğuruyor.
      Hakeza tarih boyunca çok çok az, çok fazla ayrıntının bir araya getirilebildiği insan değerlemeleri, çalışmaları gördük. Hepsi bir şekilde algoritma dizayn etmek zorunda kalıyor. Bunlar için database oluşturma, big data tarzı değer noktaları tayin dahi uğraşan görüyor ki ne kadar zor. Ve çoğu zaman sonuçları bizlerin hiç tahmin etmediği dizilimlere ulaşıyor. Mesela Lewis, Schumacher, Senna gibi dahi yüzeysel istatistik değerlemelerinin üstel olduğu insanları dahi ilk 10 da yer almamasını görmek ilginç oluyor. 🙂
      Yani bu bize istatistik matematik gibi bir bilim, belki alfabe olsa bile neye neresinden bakmamız gerektiği soru işaretlerini doğuruyor.

      Ben mesela bu yüzden de bu kadar karmaşık ortam koşullarında “Saf hız” gibi yargıların pek öneminin olmadığını düşünüp, yorumluyorum. Elimizde telemetri’ler dahi olsa ki yok! değerleme de ne kadar yeterli olacağı soru işaretleri hücum ediyor. Mesela takım arkadaşlarına başvuruyoruz ancak imkansızlıklar da aklımıza geliyor algoritmik raporlarda bu konuda garip sonuçlar çıkabildiği gibi. Malum üst isim kimlikli kişilerin aynı ellerden çıktığı temel alınan aynı araçlarda da izleyebilmemiz uygulamada pek yaşanmıyor. Peki olmuş olsada gerçekten aynı ellerden mi çıktılar…. 🙂
      Lakin insanoğlunun ihtiyacı ve belirlemeleri hatta üretimleri Versus’lar temelli olduğu bir hakikat. Kaplan mı Aslan mı gibi.. Ancak bu belki akli yordam beklentisi hatta kanunun günümüz bilim dinamikleri ile çeliştiği önümüze serilmiyor mu. Yani bizi, biz doğrulayabiliyor ancak ve çoğu zaman. Tabi burada bu işi yapan insanın nitelikleri en temel öğe sanıyorum. 🙂
      Bazı şeyleri çok yukarıdakiler bile yapsa bizlere indirgemedikten sonra birşeye yaramayabiliyor. 🙂

  3. 2007 senesindeki lewis performansı bana göre mercedeste kazandığı tüm şampiyonlukların toplamından gösterdiği performanstan daha değerli . Mevcut kurallar elbette suçu değil lakin kazandığı sadece basit bir istatistik olarak yad edilecek.

    • Ben de 2007-2008’i özel görüyorum. Hatta 2008 en hızlı olmayan araçla kazanılmış nadir şampiyonluklardan biri olabilir. F1’de şampiyon olmuş her pilotun böyle özel performansları var, bunu seviyoruz zaten.

      • Ben 2007’yi daha kıymetli buluyorum, amaç hasıl olmamasına rağmen. 2008’de aracı daha yavaş olsa ne yazar ki? Adam Massa’yı kıç zoruyla geçmiş. 😀 Ve bence en iyi senesi 2015’tir. Bu sene de iyiydi ama ekstra bir şey yapmadı. Rakibi sağolsun kendi kendini bitirdi

  4. Bence esas rakipsiz olduğu konu yıllardır McLaren ve Mercedes kullanması hasebiyle gelen her sezonunda pol, podyum ve galibiyet elde etmesi.

    Şu ana kadar bunu başaran tek pilot diye biliyorum, muhtemelen kariyerinin sonuna kadar da bu hızda bir araca sahip olacak ve yarıştığı her sene podyum, pol ve zafer alan tek pilot olarak emekli olacak.

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]