Hayatında yeni bir sayfa açmak hemen hemen herkesin yapmaya çalıştığı bir durumdur. Kimisi geride kalan dönemin olumsuzluğunu atlatmak için sıkı bir çalışmaya girer, kimisi de geride kalan mutlu anılarını fazlalaştırmak için çabalar..

Yeni başlangıçlar herkes için önemlidir; pistlerin kahramanı ve milyon dolarlık arabaların en değerli parçası sürücüler için de durum aynıdır.

2019 Formula 1 sezonu, bu hafta gerçekleştirilecek olan Avustralya GP’i ile başlayacak. Keyifli geçmesini umduğum sezon öncesi öne çıkan konular hakkında kısa kısa değerlendirme yapmaya çalıştım.

Gümüş Oklar’ın hedefi zirvede kalmak

Geçtiğimiz sezona mental anlamda hazırlıksız başlayan Lewis Hamilton; yaz arasında gelen galibiyetler ve rakibi Sebastian Vettel’in yaşadığı puan kayıplarının ardından son düzlükte gazı iyice arttırmış ve kariyerinin beşinci şampiyonluğuna ulaşmıştı. Özel hayatındaki başarılı kariyerini pistlere de taşıyan İngiliz pilot, Schumacher’in şampiyonluk rekoruna ulaşmak için bu sezonu başından itibaren ciddiye alacaktır. Kariyerinin son dönemine girmeden bir şampiyonluk daha almak ve jenerasyonunun en iyisi olduğunu göstermek isteyecektir.

Valtteri Bottas ise ilk 3 yarışta belirli bir istikrar yakalayamaz ise takımın ‘kanat adamı’ olarak kalmaya devam edecektir. Yeteneğini bazı yarışlarda sergilemesine rağmen Fin pilot, form grafiğindeki düzensizlik nedeniyle sezon öncesi yine bir kuşku barındırıyor; ancak Mercedes’te olması ve sezonun sıfırdan başlaması belki kendisini zorlamasına neden olabilir.

Kırmızılar’da psikolojik eşik bu sezon aşılacak mı?

Bu sporun psikolojik olarak ne kadar zorlu olduğunu geçtiğimiz sezon bir kez daha anladık… Sezona fırtına gibi giren ve çoğu kişinin en büyük şampiyonluk adayı olan Sebastian Vettel, yaz arasında yaşadığı puan kayıplarını mental olarak üzerinden atamayınca kritik yarışlarda önemli hatalar yaptı ve çekişmeli geçebilecek olan sezon sonunu, Mercedes için rahat bir sona çevirdi. Vettel dünya şampiyonluğundan ziyade kariyeri adına büyük bir noktada. Leclerc gibi genç yetenek karşısında takımın liderliğini alırsa o ivmeyle zirveye yerleşir; tersi bir durumda ise kırmızı tulumun ağırlığı daha da fazlalaşır..

Charles Leclerc ise geçen sezonu Sauber’de tamamlamıştı. Yetenek olarak potansiyelini hali hazırda göstermiş ve pit dışında da olgun davranışları ile bir o kadar övgü almış bir pilot. Ferrari’nin aşması gereken en büyük sorun kesinlikle zihinsel devamlılık; eğer bu sorun takım genelinde çözüme ulaşırsa Aralık ayına kadar ziyafet var demektir…

Red Bull’un ‘Uçan Hollandalı’ ve ‘Fransız Efendi’ ikilisi..

Max Verstappen, geçen sezonun son bölümünde sessiz sedasız kariyerini ciddi bir şekilde doldurmaya başlamıştı. Agresif pist içi hamleleri ve sert demeçleri ile birçok kişinin tepkisini alsa da; pist içerisindeki saf yeteneği gözlerimize ayrı bir zevk veriyor.

Mercedes veya Ferrari koltuğu almak ya da Red Bull’u zirveye taşımak için spot ışıklarının tam ortasında olacak olan genç Hollandalı, biraz daha korumacı bir tavırla hamleler yaparsa sürücüler klasmanına renk katacaktır. Gasly ise kariyeri adına ya büyük bir patlama yapacak ya da elindeki şansı yitirecek; Verstappen’in gölgesinde kalması olası ancak aksi bir durumu gerçekleştirebilirse Eyfel Kulesi’ne adını bile yazdırabilir; en az 4 podyum şart.

Renault’nun yer fıstık ezme ve reçelli ikilisi

Tam buğday ekmeğin üzerinde ince bir tabaka halinde sürülmüş yer fıstığı ezmesi ve üzerindeki reçel, yakaladığı uyumla tadını dünyaya kabul ettirmiştir. Renault’nun bu sezon oluşturduğu ikili; Nico Hulkenberg ve Daniel Ricciardo, aslında buna benzer bir uyum sergileyebilirler.

Ricciardo’nun Red Bull’dan ayrılıp Renault’ya gelmesi ve podyum için elinden geleni yapacak olması; orta seviyenin –bana kalırsa- en iyi pilotu Nico Hulkenberg’in de takımda kalması Fransız takım adına harika bir ikili oluşturdu. Pistteki sempatik karakterinin yanı sıra sürüş yeteneği de üst düzey olan Ricciardo, pilot şansını da yanına alırsa üst sıralara ‘çomak’ sokmak için en büyük aday.

Jenerasyon devrimi

Williams’ta George Russell, McLaren Renault’da Lando Norris, Ferrari’de Charles Leclerc, Toro Rosso’da Alexander Albon ve Sauber Ferrari’de Antonio Giovinazzi pistin gelecek vaat eden potansiyelleri arasında yer alıyor. Bu isimler arasında Leclerc’ı bir kenara bırakırsak Russell ve Norris dikkat çeken pilotlar.

George Russell alt kategorilerde elde ettiği başarılar ve büyük bir Mercedes desteği ile ilk sezonuna giriş yapacak. Williams’ın aksine İngiliz pilot, pist içindeki yeteneği ile izlenmeye değer hamleler yapıyor. Beklenen çıkışı yapabilirse Gümüş Oklar’ın yeni İngiliz şampiyonu olabilir. Lando Norris ise bireysel olarak en çok hayranlık beslediğim pilot. Eski adı BRDC Formula 4 olan BRDC F3’te katıldığı 4 etkinlikte 8 podyumun 4’ünde zirvedeydi, sezonu 8. bitirdi. Son 3 yarış 2016 F3 Avrupa şampiyonasında Carlin’de yarıştı. 2016 BRDC Autosport ödülünün sahibiydi. Spot ışıkları kendisine tam dönmese de yarattığı miras övgüye değer; ayrıca kendisi, pist içindeki yeteneğinin yanı sıra özel hayatında da yaşının kat ve kat üzerinde olgunluğa sahip.

Genç isimler arasında yer alan Albon ise F1 pistinde yer alan ikinci Taylandlı (Albon’dan önceki Taylandlı ise ‘50’li yıllarda F1’de yarışan Birabongse Bhanudej adlı bir prens) pilot olacak. Zirvedeki çekişme potansiyeli bir yana dursun genç isimleri ayrı bir gözle takip etmenizi ve 2020’ler için favori isminizi belirlemenizi öneririm.

Son Sektör’deki ilk yazımı okudunuz. Naçizane görüşlerimi sizlerle paylaşmaya ve odak noktasındaki konulara değinmeye çalıştım. Okuduğunuz için teşekkür eder; yeni bir başlangıç yapmak yerine sorunların üstüne gitmenizi tavsiye ederim.

Kuzey Kılıç

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]