Formula 1 şu an 2020’de ne yapmak istediğine karar vermeye çalışıyor ve bu noktada en çok da o zaman ve sonrasındaki motor kurallarının ne olacağını tanımlamak için sıkı bir mücadele sürüyor.

Porsche ve Mercedes’in altıncı sezondan itibaren Formula E’ye katılma kararlarının ardından, tamamen elektrikli seride üreticilerin katılımı ciddi şekilde artmış durumda ve motorsporlarının yol aralarıyla olan ilişkisi ve Formula 1’in nasıl tepki vereceği konuşulmaya başlandı.

Formula 1’de, motorsporlarının en üst kademesinde sadece dört küresel üretici bulunuyor ve spor daha fazlasını çekebilmek için ne yapmalı?

Sporun 2021’de hangi yöne gideceğinden bağımsız olacak, 2014’te gelen mevcut V6 hibrid motorlar aldıkları tüm eleştirilerin ardından kabul edilebilir bir seçenek olarak görünmüyor.

Yeni güç ünitelerinin gelişi Formula 1’i üreticilerin ilgileneceği daha yola yakın hale getirmeyi hedefliyordu, ancak bu süreçte ilgili olanlar kuralların nasıl olacağı konusunda tam bir fikir birliğine varamadılar.

Bu yüzden V6 hibridler ciddi bir ödün haline geldi ve hiçbiri ortaya çıkan şeyden memnun olmazken, herkes de gelişimleri için ciddi miktarda parayı harcamayı tercih etti.

Eskiden, hibrid yine vardı, üreticiler küresel otomotiv piyasasının gidişini gördülerve bir noktada elektrikli araçlar da yeni birer öncelik haline geldi.

Bu yılın Le Mans 24 Saat yarışı hibrid teknolojisinin tüm karmaşıklığını ve eksik yanlarını gözler önüne serdi. LMP1 sınıfı son yıllarda Audi, Porsche ve Toyota’nın tüm rekabetine sahne oldu ve çok farklı güç üniteleri kullanıyorlardı. Ancak bu ünitelerin hepsi yarışta döküldü. Toyota’nın başkanı Akio Toyoda, hibrid teknolojisinin henüz Le Mans’a hazır olup olmadığını bile sorguladı. Çünkü Japon üreticinin üç aracı da sorunlarla boğuşmuştu.

Hibrid teknolojisi kendisini Formula 1’de oldukça iyi kanıtladı. Güç ünitelerinin sesi ve karmaşıklığına rağmen FIA, temel hedeflerinden birisi olan verimliliği artırma ve yakıt harcamasını düşürmeye ulaşabildi.

Hedeflerden birisi de hibrid teknolojisini popülerleştirmekti. Bu yeni güç ünitelerinin ilk ortaya çıkışından bu yana elde edilemeyen bir şey, çünkü ses ve heyecan açısından hiçbir şey ifade etmemeleri aksine haklarında oldukça fazla olumsuz yoruma neden oldu ve buradaki en büyük sorun konumunda.

İnsanlar araçlardaki hibrid teknolojisi karşısında etkilenmekte güçlük çekiyorlar. Fikir, araçları %30 daha az yakıt kullanırken daha da hızlı yapmaktı, aslında bu oldukça etkileyici ve hoş, ancak hemen ölçülebilir bir şey değil. Formula 1 gibi hislerle takip edilen bir sporda en büyük satış noktalarından birini, etkileyici sesi kaldırmak ise sporu gerçekten yaraladı. taraftarlara söylediğiniz yakıt ekonomisi rakamlarının hiçbir önemi yok, onlar pistte görüp duyabilecekleri bir şeyler görmek istiyorlar, istatistik değil.

Formula 1 şu an kendisini bir yol ayrımında bulmuş durumda: sürekli gelişen otomotiv endüstrisini yakalamaya çalışmaya devam edip 10 yıl sonrasının motorunu mu bulmaya çalışacak, yoksa tam tersi yönde mi ilerleyecek?

Eğer Formula E motorsporlarının yola bağımlılık ihtiyacını karşılayabilirse, Formula 1 neden “başlarım yol otomobillerine!” diyen etkileyici bir seriye dönüşmesin?

Formula E şu an yol otomobilleriyle ilişkiyi öne koyan üreticiler için tek seri durumunda. Otomobil üreticilerinin büyük kısmı gelecekte elektrikli otomobiller üretmeye şimdiden adanmış durumda ve hiç olmazsa mevcut araçlarını elektriklileştirmeye çalışıyorlar. Dünya çapındaki hükümetler de içten yanmalı motorlara sahip otomobilleri yasaklama konusunda planlar yapmaya başladılar. Elektriklileşme işin gideceği yol gibi görünüyor, ancak bunun için zaten bir seri var, o zaman F1 nereye gitmeli?

Red Bull Racing takım patronu Christian Horner şöyle diyor: “Bence teknoloji Formula E’ye uyuyor. Onun yeri var ve üreticiler bu tür yarışlarla ilgileniyorlar.”

“Formula 1 bir çok yönden temellere geri dönmeli ve rekabete odaklanmaya başlamalı. Modern günün yarışları şunları içermeli: en iyi sürücü kim. Teknoloji bu kadar yüksek yüzdede bir rol oynamamalı.”

Bu pek çok kişinin kabul edeceği adil bir değerlendirme. Eğer Formula E motorsporlarının yola bağımlılık ihtiyacını karşılayabilirse, Formula 1 de neden “başlarım yol otomobillerine!” diyerek eski gürültülü V8 veya V10 motorlara geri dönmesin? Mevcut araçlarla birleştirildiğinde bu inanılmaz bir şov oluşturmaz mıydı?

Bu sorunun basit cevabı iste üreticilerin veremeyeceği cinsten. Formula 1’in içinde ve dışında pek çok şirket sporun liderleri tarafından düzenlenen motor toplantılarına katıldı ve 2020 sonrası kurallarını belirlemeye çalışıyor ve aralarından geçmişe bakmak isteyen çok az kişi var.

Renault F1 danışmanı ve dört kez dünya şampiyonu Alain Prost bunu açıklıyor: “Şu an düşünülenlerin ışığında, eski atmosferik motorlara dönmek isteyen hiçbir üretici yok.”

“Bugünkü kadar karmaşık olmayan bir şekilde elimizdekiyle devam etmek istiyorlar, ancak elektrik sisteminin de farklı bir şekilde, belki farklı şeyler kullanılarak devam etmesini planlıyorlar.”

“Geriye gitmek istemiyorlar, bu da anlaşılabilir.”

Horner da aynı fikirde: “İsteğim bu olsa da, eski atmosferik motorlara döneceğimizden şüpheliyim. Sonuçta V6 çift turboda karar kılacağımıza inanıyorum, ancak akustik masaya konulan temel şeylerden birisi, çünkü bu motorlar getirildiğinde harcamalar veya gürültünün çekiciliği olması gereken temel şeyler olacak.”

IndyCar’da da kullanılan V6 çift turbolar ve bir miktar elektriklileşme, kullanması ve anlaması daha basit ve normal olabilir, peki insanlar ne düşünüyor?

Eğer Formula 1 yol otomobilleri ile bağlantılı kalmayı denemeye devam ederse, bu uzun, uzun vadede oynanacak bir yakamaca oyununa dönecek. Şu an Formula E doğru seri olabilir, ancak bu gelecek için en iyi çözüm olmayabilir. 2000’lerin başında Formula 1’in yaşadığı gibi bir üretici savaşı olması hakkındaki endişeler orada da mevcut.

Eğer harcamalar tavan yaparsa ve 14. bitirmekten sıkılırlarsa, ki birileri burada bitirmek zorunda, nereye gidecekler? Bir noktada hidrojenli otomobiller mi önemli olacak? Herkes Formula H’ye mi katılmaya çalışacak?

Ancak eğer Formula 1 yol otomobilleri ile olan bağını koparır ve bundan uzaklaşırsa, biraz bile yapsa bu şirketlere yarışmak içi yeni sebepler verir: tutku ve pazarlama, teknoloji değil.

Horner hayalini kuruyor: “Belki Lamborghini daha etkileyici bir markadır, veya bir Aston Martin Formula 1 için daha tutkuludur, ve teknolojiye odaklanan markalar da Formula E’ye geçerler.”

“Formula 1’in çekici olması gerekiyor, son 20-25 yılda elde ettiği ve tadını çıkardığı popülaritesini devam ettirmesi gerekiyor. Diğer sporlar ve etkinlikler onun karşısında çok fazla rekabet edemiyor.”

“Günün sonunda, Red Bull’un Formula 1 içindeki bulunuşu ve yatırımı kendi temel işini desteklemek zorunda ve bu da günün sonunda elde edebileceğinizle sınırlı.”

“Seyirci, heyecan ve harika içerikler üretmek marka için inanılmaz önemli, bu Formula 1 harika bir şov olur.”

“En iyi sürücüler, en iyi yarış pistleri, en iyi araçlar.”

Yol araçlarıyla ilişki, üreticiden üreticiye değişen seviyelerde öneme sahip, bu yüzden farklı seriler farklı ihtiyaçları karşılayabilir.

F1 bir seviyede ilişki içerip bazı üreticilere cesaret verirken, buna çok fazla da bağımlı olmasına gerek yok. Artık serinin otomotiv teknolojisinin sınırlarını zorlamasına gerek yok.

Belki de bunu biraz daha eğlence ile birleştirebiliriz, Liberty Media’nın ticari şefi Sean Bratches şöyle diyor: “Gösteriye şovu geri getirelim.”

14 Yorum

  1. – Neden yol araçlarından uzaklaşmalı…
    * Hiçbir zaman yaklaşmadı ki…

    Ne geçmişte, ne şimdi nede gelecekte hiçbir zaman yakın olmayacak. Yani böyle bir bağım yok, yoktu, olmayacakta yani bağımı koparılması gereken şey bazı üreticilerin ticari, pazarlama bağımları.. hepsi o kadar.
    Yarış motoru yarış içindir yol motoru yol… Bunların arz ve talepleri bir birinden farklıdır ve arada dağlar kadar uygulama dışı yaşam mantık farkları vardır. İkisinin beklentileri çok farklıdır.
    Yollarda yarışmayız. Sadece hız yaparız, kaçarız, kovalarız…
    Yarışmak çok farklı bir süreçtir.

    Temelde yol hedefli üretilen motorlar yarışlara adapte edilir bu haliyle bile uygulamanın sonucu yollarda ki ihtiyaçların, sonuçların dışına çıkar. Ve bu ancak giriş seviyesi yani nispeten ucuz yarış serilerinde olur.
    Bunun dışında motor denilen şeyin teknik kavramları dışında yarış ile yol bağımı ayrılır.
    Geçin yarış motorlarını en üst performans dünyası dediğimiz Super/Hyper Car’ların dahi motor konusundan beklentisi yollarda ki gibi değildir. Kaldı ki FXX, Zonda R gibi tamamen pist odaklı paketlenmiş trafiğe hazır olmayan motor km ömrü yüzbin km vs olmayan araçların (araç: bir hedef, hedeflere, bağımlara yönelik tasarlanmış vasıta, taşıt) dahi en üst lig yarış motorlarına bağımı düşmekte.

    Yani bunları, yaptığınız güya izahları sadece çocuklar yer… önce çocukları kandırmaktan vazgeçeceksiniz sonra bağım, ilinti, hedeflerinizi doğru ortaya koyacaksınız.

    Yarış… dünyayı geliştirmek, medeniyeti ileri taşımak, temel ihtiyaçları karşılamak için değil
    SADECE YARIŞMAK İÇİN YAPILAN ŞEY’dir…

    Kim 500 milyar harcar!

    • Ne dedi Jean başkan; Yeni motorlarda hibrid sistemi bir tık öteye taşıyacağız, turbo şaftında elektrik motoru olacak ve elektrik ile içten yanmalı motor hiç olmadığı kadar bir araya gelecek.

      Geleceğin yol otomobillerinde, tam elektrikliye geçmeden önce MGU-H görülmesi bekleniyordu, en azından bunlar öyle öngörmüşlerdi. Tabi FIA’nın bir şeyi öngörmesi denince insanın gülesi geliyor ya, neyse. Renault ve Mercedes de bunda ısrar ettiler, yapıldı. Mantıksız mı, geçiş dönemi için işe yarayabilecek bir zımbırtı, en azından bunu yaparken başlarına gelecek sorunları öğrendiler ve yarın öbür gün yol aracına uygulamaları gerekirse çuvallamayacaklar.

      Yarış motorunu yol arabana takamazsın elbette, ama onu hazırlarken keşfettiğin bazı şeyleri ileride yol arabalarında uygulama imkanın var. KERS ve batarya yapmaya çalışan takımlar bunu yapabilmeyi öğrendiler ve şimdi rahatça elektrikli otomobil yapabiliyorlar. Eskiden de yapılıyordu elektrikli diyecek olana da verimlilik atılımından bahsederim, elektronik bilgisi gerekir, anlaşamayız. 12V single-rail PSU benzeri kafalar var.

      Yarış arabası için piston silindir yaparsın, sürtünmeyi azaltmak için de kaplamalar keşfedersin. Bir süre saklarsın, sonra illa ki işine yarar. Limitleri bulmak yaratıcılığın önünü açar. Mercedes’in ayrık turbodan öğrendikleri illaki ileride işlerine yarayacak.

      Başkalarının buldukları fikirleri de riske girip uygulamak ve geliştirmek de bunun içine giriyor.

      Motorları 20k çevirtmek bile soğutma sistemini yeniden tasarlamayı gerektirdiğinden fikir üretiyor, göstermelikten öteye geçebiliyor, Renault bir süredir kanallarda bu sistemi uyguluyor.

      Tüm bunları hafife alamayız.

      Bunları yaparken teknolojinin yol araçlarının daha fazla işine yaraması için mücadele vermek, kağıt üstünde mantıklıydı, ancak alakasız ve tesadüfi şekilde istenmeyen sonuçlar doğurdu.

      Haa bunu ortaya çıkaran şey gelişimin serbest olması, para ve kafa yatırılarak performans elde edilebilmesi. Standart spec verilirse tartışma da gelişme de biter. Her şey ne istediğin ile ilgili.

      ‘Cause we are the ones that want to play
      Always want to go
      But you never want to stay
      And we are the ones that want to choose
      Always want to play
      But you never want to lose

      • aha beni katlayan bir yorum. Ben bırakıyorum bu mesleği artık 😛

        “FIA’nın bir şeyi öngörmesi denince insanın gülesi geliyor ya”
        https://1.bp.blogspot.com/-2yij6szmebQ/VtwqSQSx5YI/AAAAAAAAX3k/F2rYn_eRqdo/s1600/tam%2Baydinlanicam%2Bbi%2Bgulme%2Bgeliyo%2Btobe.jpg

        🙂

        “onu hazırlarken keşfettiğin bazı şeyleri ileride yol arabalarında uygulama imkanın var”
        Bir örnek yahut örnekler alayım?
        Özellikle son 30 yıl itibariyle de demeyeceğim. 🙂

        • Birinden bahsettik, Renault su kanalları var yaygın kullanılan. 30 yıllık kullanım, ancak fayda eder.

          Daha az bağımlı olarak P1, LaF ve FXX-K var, düne kadar bunu rahatça yapabilecek adamlar değillerdi.

          Cahilliğimden bilmediğim duymadığım da vardır küçüklü büyüklü. Mevcut motorların henüz kullanımlarını görmedik sanırsam, Project One hariç, onu da sayma zaten. Onlar da düşer zamanla.

          Geçenki tartışmaya yönelir iş, bir şeyler öğrenme, teoriyi uygulayabilme becerisi kazanma olayları.

          Seni katlayamayız onu geç 😀

          • Ok, yeterli değil.:)
            Buna derinlemesine yazmam lazım ama durum yok.
            Renault uygulaması bir innovation bir mucize değil patent kayıtlarını bulamadım ilgili şeyleri buldum sadece. Transverse water flow cooling uygulama keşfi ve düşüncesi için F1’e gerek yok bu tip birçok uygulama var otomotivin kendi içinde doğurduğu.

            Transverse uygulamada ki yaygınlık zamanın ürün tercihleri üzerine hız kazanan bir durum. Ve markalarda yenilikler çok daha sonraları uygulanmaya başlandı ilk periyottaki uygulamalar mevcut ünitelerin yanlamasına çevrilmesi ve bir miktar revizyonundan ibaretti. Birçok marka yeni ünite yaptık dediğinde dahi yeni bir block dökümü mevcut değildi. Bu periyot daha çok turbo charger, enjeksiyon uygulama değişiklikleri (yenilik, icat demiyorum) ile kat edildi.
            Sadece emisyon değil toplam varlıkların eskimesi ile markaların çoğunluğu yeni block döküm işlemlerine girdiler ve fikirler uygulandı. Kısaca transverse water coolant keşfi için F1, racing şart değil.
            70’lerde Honda 1600 Coupe’i transverse yerleşim ve air cooling ile ilginç bir girişime F1 veya racing sayesinde girmiş değildi. Bu aracı yarıştırdılar da.
            http://www.honda-1300-coupe.com/specsimg/pg5p2.jpg
            http://www.honda-1300-coupe.com/tests.htm

            Örneğin crossflow water cooling ilk defa McLaren Tag Porsche de uygulanmıştı fakat otomobillerde ve Porsche uygulamalarında ki crossflow block uygulamalarına bakılırsa mantık dışı benzerliklerin olmadığı görülür. Yarış dünyası ile ilgisi olmayan birçok crossflow oil, air uygulama yani kişilerin ve markaların üzerine patentler mevcut.

            Renault dan çok daha önce aynı olmamak üzere enlemesine ve çapraz soğutma Porsche tarafından denenmiş, uygulanmıştı Porsche malum uzun zamandır F1’de değil ve çok başarılı da görülmüyordu.

            “P1, LaF ve FXX-K” demeyelim bunlara yukarda ki gibi çok defa değindim. Bunların global yol dünyası ile ilgisi yok. Kaldı ki bunlarda ki etkileri bahis etmekle beraber GT series vs dışında özellikle F1 etkisinin çok büyük olmadığını, kendi içinde bir gelişim, model uygulama seyri görüldüğünü belirtirim. F1’in olduğu gibi ağır sport dünyanın da bir ARGE müşteri ortamı olduğunu görürsünüz.
            Kaldı ki bunları üretmek için hatta Pagani Zonda R gibi paketleri, Koenigsegg Regera gibi farklı uygulamalar için yarışmak dahi gerekmiyor. Hatta bunları toplayacağınız mühendislerin F1, Lemans geçmişlerinin olmasına dahi gerek yok. Mühendislik kavramları ile ilgili de birçok şey yanlış algılanıyor. Gumball’ın belgeselini de izlediniz.
            Bugün Redbull, Aston Martin gibi bir firmaya her hangi bir motorsporu geçmişi olmayan daha dün ki çocuk ve yeni inovasyoncu Rimac gibi küçük bir şirket destek sunuyor.

            Tabi ki kısıtlı üretimsel alanlarda F1’in üretimde temel olmasının çok dışında, hedef modelleme yönünden etkisi mevcut. Fren disklerini üretmek kısıtlı bir üretici alanıdır. Pabuçların geliştirilmesinde havacılık sanayiin de etkisi büyük. Temel kavramların carbon, seramik gibi tanımlarda geçmesi uygulama ayrıntıları ile farklıdır. Bugün halen 10 yıl öncesinin ağır yarış disklerini milyon $’lık araçlarda kullanmıyorsunuz bunları satın alamıyorsunuz dahi (alaşımsal ve kaplama üretimsel zorluğundan kısıtlı adetli üretilir) çünkü bunlardan hedeflenen yollarda ki ile benzersiz. Dünyada ki tek kaliteli üreticiler de F1’e tedarikte bulunanlar değil.

            Pirelli ihale döneminde bir japon lastik firmasının ihaleye girişinde insanlar şaşırmıştı yapabilir mi gibilerinden…

            Bunlar gibi onlarca örnek verebiliriz gerekirse ayrıntılarını dökebiliriz de.

            “verimlilik atılımından” bahsedeceksek yine racing’in temel bir ihtiyaç olmadığını rahatlıkla çıkarabiliriz. Elektronik temelli arge’i racing dünyası geliştirmiyor tamamen bir müşteri konumundalar. Tek bir olayı var sınırsız satın alabilirlik.
            Yeni bir ürün modeli sunan, verimlilik açısından mihenk proje teşkil etmiş Tesla’nın ortaya koyulabilmesi için büyük group’lar şarttı ancak racing şart değildi ve yok.
            Koenigsegg’in uygulayacağım dediği elektromekanik/pnomatik’leri F1 elbette ki çok önceden bilmesinden (temel patentleri eski) uygulamadı, üzerine enerji harcamadı dahi çünkü F1 kendi ihtiyaç odaklarına ağırlık verir şasi CF uygulama oranları gibi.

            Hatta dikkatten kaçırılan bir yol odağı anlayışı başka problemleri ortaya çıkarıyor. Racing, racing için olmasıyla temeli buna bindirdiğinizde bazı noktaların üzerine eğilmemekle birlikte (active suspension, active bodykit/splitter) F1, Indy, Lemans odağı olabilecek gelişimi kısıtlayabiliyor.
            ABS, ESP, flyby wire gibi daha birçok yapı F1’in ihtiyaç temelleri dışında yol ihtiyaçlarına göre ortaya konmakla beraber F1’in “aktif” birim yasakları onu dünya inovasyon, lab sanayisinin gerisinde bırakmakla beraber ticari olarak kısıt oluşturuyor. Çünkü 70’lerin dışında bu çağda artık markalar geliştirme, üretimden daha çok opsiyon/part satılabilirliğine odaklanıyor…
            Hatta geçen ki bahis manuel şanzımanların (racing sanayi manuel olmasına rağmen) hızla ortadan kaldırılmaya çalışılması gibi bu ticari bakış müşteri fikri, saygısını içermiyor dahi.
            Otomobil bir paket üründür bir teknoloji lab’ı değil zirveyi teşkil ettiği zamanlar ise çok çok geride kaldı. İnsanların şu şu olmalı şeklinde talep ettiklerini dahi ekonomik yönden değil satılabilirlik devamlılığı üzere uygular.

            Sen gel şimdi buraya racing’in temel model oluşunu yerleştir yerleştirebilirsen… zorlama olur yerleşmiyor…
            Algılar ile gerçekler farklı artık.

            Her zaman dediğimiz dünyanın sanayi, teknoloji gelişim safhasında başta uzay, havacılık, askeri sanayi olmak üzere ve teşkil temellerinde 50’lerden 80 sonları hatta 90’lara kadar herkes büyük şeyler öğrendi. Bu dönemi yakın mevcutlardan ayırıyoruz elbet. Gerçekliklerinin farklı olduğunu her zaman söylüyoruz.
            Bu dünya öyle paddle shift, F50 engine kadar kısıtlı değildi ve bu bariyer de gittikçe açılmakta.

            Kısaca otomotiv de atılım, innovation yapmak için ne F1’e nede zevk için olan pahalı yarış sanayisine temel de ihtiyacınız yok…
            http://www.enginetechnologyinternational.com/exclusive_articles.php?ArticleID=1397
            http://www.enginetechnologyinternational.com/exclusive_articles.php?ArticleID=2019

            O yüzden event hadi transverse water cooling’i kabul ettim. Başka alayım.
            İsterseniz bir liste haline getirmeye çalışalım. 🙂

            • Güzel okumalar, eyvallah.

              İstisnalar kaideyi bozmaz deyip başlayıp aynı hızda da bitirme peşindeyim. Uzun uzun yazmak bana göre değil.

              Bahsettiğin uzay, havacılık ve askeri sanayilere bir alternatif de racingdir. Formula 1 ve LMP1 de bunu burada tutmaya çalışıyor. İyi yönetiliyor kötü yönetiliyor, bu apayrı bir tartışma konusu. Group C’lerde atılan taklaları sen benden iyi biliyorsun. Rallide de neler neler elde edilmiş. Bunlar elbette bir şekilde know-how olarak geri döndü ve en kötü ihtimalle neyin nasıl yapılmayacağını öğretti.

              • İşte sır, mihenk burada… Yapıldı, herşey azimle, çağlayarak, cesaretle, inançla yapıldı…. transfer de edildi bir biri arasında da edildi bize de ulaştı.
                Artık yapılmıyor…
                Koyduğumuz başlıkta, sonuç da sadece budur.
                Kaybedilenler, yapılmayanlar, terk edilme ve kuru gürültüsü…
                İşte büyük problem burada.
                Yapıyormuş gibi yapıyor olmaları.
                Dünyada hemen herşeyi ilerlemesi herkesin ilerlemesini doğurmuyor malesef…
                Keşke olsaydı… Biz olmasıncı değiliz sadece olmadığı halde yapıyormuş gibi görünmelerine itirazımız.
                Kısaca bunu ayıklayabilirsek yine Project One’ları bizim gibilerden daha iyi anlatabilecek yok…

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]