FIA başkanı Jean Todt, geçtiğimiz günlerde Ferrari’nin Formula 1 kurallarını veto etme gücünün 2020 sonrası için yeniden tartışılacağından bahsetmişti.

Liberty Media 2021 için tamamen yeni bir Formula 1 hedefliyor ve bu hedefler sadece şasi ve motor ile sınırlı değil. Denkleme gelir dağılımı ve bütçe sınırı da dahil ediliyor.

Ferrari Bernie Ecclestone/CVC döneminden kalma ek bir ödeme alıyor ve bu da şampiyonada üçüncüsü bile olsa şampiyondan daha fazla para kazanmasına imkan veriyor. Bundan çok daha üstün olanı ise teknik kuralları veto etme hakkı.

Veto hakkının geçmişi

Ferrari’nin bu veto hakkı 40 yıllık bir macera. Daha önce Scuderia Ferrari takım patronluğunu da yapmış olan Todt bu veto hakkının geçmişinden bahsetti.

“Bence bu hak 1980 civarında ilk Concorde anlaşması yapıldığında verildi. Bunu da 1993’te takıma katıldığımda öğrendim ve duyduğuma göre basit bir hikayesi var.”

“Veto Enzo Ferrari zamanındandı, o dönemde Maranello’da izole durumdaydılar. Williams, Lotus ve McLaren başta olmak üzere herkes Ford motoru kullanırken şasi ve motor tedarik eden tek takımdılar ve motorsporlarının silikon vadisinden uzaktaydılar. Bu yüzden bir korumaya ihtiyaçları vardı. Hikaye bu. Sonrasında da her Concorde Anlaşması görüşmelerinde bu her zaman dikkate alındı ve kabul edildi.”

Todt 80’de tek üreticinin Ferrari olduğundan bahsediyor, ancak atladığı konu o zaman Renault ve Alfa Romeo’nun da kendi fabrika takımlarına sahip olduğu. Bu önemli bir nokta.

FIA, bu veto hakkını resmi olarak 2005’te vermiş olsa da, konsept Enzo Ferrari dönemine kadar uzanıyor.

Enzo, F1’de büyük çoğunluk V10 kullanırken, kendi araçlarının V12 olduğu dönemde diğer takımların Ferrari motorlarını yasaklayamaması için bunu istemişti.

Ross Brawn da 1997’de Ferrari’ye katıldığında takımda böylesi bir hakkın olduğundan haberdar olmadığından bahsetmişti.

Veto hakkı neleri kapsıyor?

Ferrari son olarak 2015’te müşteri motorlarının ücretlerini kısıtlama planını ve bağımsız motorları veto etmişti.

Anlaşılana göre Ferrari’nin bu veto hakkı son dönemlerde bir değişim geçirmiş ve artık sadece Ferrari’nin ticari gelirlerini etkileyebilecek teknik kurallar konusunda geçerli olabiliyor.

Yani sanıldığı gibi beğenmedikleri her şeyi veto etme gibi bir hakları yok.

2015’te Red Bull motor konusunda tartışmalara neden olmuş ve bağımsız motorlar konusu ortaya atılmıştı. Bu kararı alma konusunda takımların çoğunluğu, FIA ve FOM’un tam desteği olmuş olmasına rağmen Ferrari’nin veto hakkını kullanması kuralların geçirilememesine neden olmuştu.

Ferrari burada veto hakkını kullandı, çünkü piyasaya kendi motorlarıyla denk güçler üretecek ancak çok daha ucuz oldukları için müşterilerini ellerinden alacak üreticiler girecekti. Bu da Ferrari’nin kimseye motor tedarik edememesi anlamına geliyordu.

Veto hakkı 2021’de nasıl kaldırılabiliyor?

Bu veto hakkının ne şekilde verildiğinden ve ne zaman ortadan kalktığından bahsetmek gerekiyor.

Takımlar Formula 1’in ticari hak sahipleri ile (Eskiden Ecclestone’ın temsil ettiği CVC’ydi, şimdi Liberty Media) yaklaşık 10’ar yıllık bağlılık sözleşmeleri yapıyorlar. Bu sözleşmeyi imzalamayan takımların yarışma izni olmadığı gibi, sözleşme devam ederken ayrılmak isteyen takımlar da yüklü tazminatlar ödemek zorunda kalıyor.

Sözleşme takımların her yarışın her seansına çıkmasını da garanti ediyor. Böylece bazı takımlar tasarruf yapmak veya protesto etmek için yarışa çıkmamazlık yapamıyor. Olaylı 2005 Amerika GP’de Michelin kullanan takımlar yarışmak istemiyorlardı, ancak anlaşmalarını ihlal etmemek için ısınma turuna katılmak zorunda kaldılar. Isınma turuna katılan takım yarışa başlamış ve yer almış sayıldığı için kimse hukuki bir zorlukla karşılaşmadı.

Bu sözleşmenin adı Concorde Agreement olarak geçiyor. Mevcut anlaşma Bernie Ecclestone ve takımlar arasında imzalanmıştı ve anlaşmayla birlikte bazı takımlara ek ödemeler ve Ferrari’ye veto hakkı verilmeye devam edilmesi de kabul edilmişti.

Bu sözleşme 2020 sonunda doluyor ve Ferrari’nin 2021 konusunda ne sportif, ne de teknik bir güvencesi var ve bu konuda diğer tüm takımlarla aynı şartlar altında.

FIA bu veto hakkı konusunda ne düşünüyor?

Ferrari’nin veto hakkının süresi 2020 sonunda doluyor. FIA ve Liberty herhangi bir takımın böyle bir hakka sahip olmasını istemediklerini açıkça söylediler.

Todt: “Ferrari bu veto hakkına on yıllardır sahip. Anlaşmanın yenilenme sürecinde bu da tartışılacak şeylerden birisi olacak.”

Todt, geçmişte de bu veto hakkına karşı olduğunu ve 2013-2021 karşılıklı anlaşma periyodunda bunu istemeyen tek kişi olduğuna şaşırdığını söyledi.

“FIA binasındaki bir toplantıyı hatırlıyorum, ticari hak sahipleri ve tüm takımlar oradaydı. Ferrari’nin veto hakkını sordum ve herkes kendileri için sorun olmadığını söyledi.”

“Şaşırdım, çünkü ticari hak sahibi Bernie de Ferrari’nin veto hakkına sahip olması gerektiğini savunuyordu ve tüm takımlar da bunu destekledi. Açıkçası bu bana garip gelmişti. Ancak herkesin istediği bir ortamda karşı gelemezdim ve ben de buna onay verdim.”

“Sadece daha belirli şartlarda olması için bazı kelimeleri değiştirdik. Böylece artık bunu kullanmak için gerçekten güçlü bir sebebinizin olması gerekiyor. Ancak ben bunu artık desteklemiyorum. Zaman değişti.”

Bu görüşmelerin Sergio Marchionne ve FIA arasında gerilime neden olacağına inanılıyor.

Todt: “Mercedes veya Ferrari’nin ayrılmasına üzülür müyüm? Bu onların kendi seçimi. Elbette kimsenin ayrılmasını istemeyiz, Ferrari de ikonik markalardan birisi. Bence Formula 1’de olmamak Ferrari’ye de zarar verir, ancak bu artık benim sorumluluğumda değil.”

Ferrari neden ayrılmakla tehdit ediyor?

FIA ve Liberty Media’nın 2021 kural taslakları Ferrari başkanı Sergio Marchionne’yi sinirlendirmiş ve takımı F1’den çekmekle tehdit etmişti. Marchionne, Ferrari’nin F1’den ayrılmasının ticari olarak marka için faydalı olacağını ve ‘Ferrari’yi Formula 1’den ayıran yönetici’ olarak bundan gurur duyacağını söylemişti.

Bu tehditleri ilk kez duymuyoruz, Scuderia bu söylemleri genelde veto hakkının işe yaramayacağı zamanlarda kamuoyu oluşturmak için kullanıyor. Şimdiye kadar da ayrılma konusunda herhangi bir atılım da yaşanmadı.

Tehdit ediyorlar, çünkü 2021 için veto hakları yok ve şasi-motor kuralları üzerinde etkili olamayacaklarını bilmelerinin yanında, bütçe sınırı ve ödül parası dağıtımları konusunda da dezavantajlı konuma düşecek üç büyük takımdan biri konumundalar.

Ancak FIA ve Liberty’nin geri adım atma gibi bir planı yok gibi görünüyor.

FIA başkanı Jean Todt, 2021 kurallarının istediği gibi olmaması halinde ayrılmakla tehdit eden Ferrari’nin bu tehditlerinin kendisini ilgilendirmediğini söyledi.

“Belirli bir gücünüz ve etkiniz olabilir, bir gücünüz varsa bunu söylemek zorunda da değilsinizdir. Güçlü insanların çıkıp ‘Ben güçlüyüm!’ dediklerini hiç duydunuz mu?”

Todt’a Ferrari’nin çok üst düzey bir örnek olduğu ve F1 için çok önemli olduğu hatırlatıldı. Ancak FIA başkanı, Ferrari’nin de gücünü motorsporlarından aldığını söyledi.

“Her takım Formula 1 için önemlidir, ancak biliyorsunuz ki Ferrari ile bir çalışma ilişkim oldu. Bundan önce de Ferrari benim için ikonik bir markaydı, 10 yaşımdayken bir Ferrari’nin önünde hayal kuruyordum. Ferrari’de istediğim pozisyona geldim ve halen benim için çekiciydi.”

“Şimdi farklı bir pozisyondayım ve Ferrari’nin etkisi ve inanılmaz başarısını fark ediyorum. Ferrari’nin motorsporlarında bu kadar önemli bir yere sahip olmasından dolayı mutluyuz.”

“Ancak Ferrari motorsporlarında bu kadar ilgili olmasaydı bugünkü yerine gelemezdi. Ayrılacakları yönünde tekrar söylentiler çıkıyor. Bu onların seçimi. Bunu yapmakta özgürler, ve kesinlikle ayrılmamalarını umuyorum. Ancak bu her zaman olabilir.”

“Ayrılabilirler, dürüst olmak gerekirse bu onların seçimi. Onların ayrılmamasını istiyorum, ancak bu her zaman olabilir. Ancak motorsporlarının zirvesinde gridin yüzde 60-70’nin hayatta kalma mücadelesi veriyor olması da kabul edilemez.”

2021 kuralları Ferrari için gerçekten kötü mü?

Ferrari’nin temel tehditleri motor gelişiminin tamamen serbest bırakılması üzerine kuruluydu. Liberty ikinci motor taslağında bu konuda akılcı bir adım atmış ve 2014’ten bu yana geliştirilen motorların MGU-H olmadan benzer şekilde geliştirilmeye devam edileceği kararını almıştı.

Ancak Ferrari için tehlikeler bitmiş değil. Liberty’nin planları arasında yer alan ve ilk günden bu yana dillendirdikleri “adil ödül parası dağıtımı” ve “bütçe sınırı” sadece Maranello’yu değil, Mercedes ve Red Bull’u da ilgilendiriyor.

Bütçe sınırı özellikle önemli, çünkü büyük takımlar devasa bütçeleri ile diğerlerinden ayrılmaya ve ulaşılmaz olmaya alışmış durumdalar. Bu devasa bütçeleri kaybeden takımlar da (Geçmişte Williams ve Sauber, son dönemde de McLaren) gerilere düşmekten kurtulamıyorlar.

Mercedes’in hibrid motor programına 1 milyar dolar civarı yatırım yaptığı tahmin ediliyor ve bu şekilde 2013’ten bu yana sporu domine edebildiler. İşte Ferrari bu konuda rakiplerinden geri kalmamak, en azından rakip sayısını azaltmak istiyor.

Todt, harcamaları düşürmenin diğer takımlarla birlikte Ferrari için de faydalı olacağına inanılıyor.

“İşte bu yüzden harcamaları düşürmek istiyoruz, çünkü Ferrari gibi bir şirket yarışmak için harcama yapmamalı. Hiç olmazsa gelirleriyle denk harcamalılar. Bu, yıllar içinde daha sağlıklı bir hale gelecektir.”

“Çok fazla harcamak takımları sık sık zorluk içinde bırakır. Formula 1’de sorun yaşayan 6 veya 7 takım var, motorsporlarının zirvesinde takımların %60-70’inin hayatta kalmakta güçlük çekmesi kabul edilemez.”

Liberty’nin kaldırmaya cesareti olmasa da azaltmak istediği bir diğer Ferrari avantajı da özel ödemeleri. Bildiğiniz üzere Ferrari takımı, ilk Formula 1 yarışı olan 1950 İngiltere GP’den bu yana sporda olduğu için tarihi olarak önemli ve bu yüzden önemli bir ödeme alıyor.

Todt, veto hakkına karşı olsa da, Ferrari’nin daha fazla ödeme almasına karşı olmadığını söyledi.

“Bana göre Leonardo DiCaprio’nun bir TV dizisi aktöründen daha fazla para alması normal mi? Normal. Hayat böyle, daha iyiysen daha fazla para alırsın. Geçmişte daha kötü sonuçla daha fazla para aldılar, şimdi daha iyi sonuçla daha fazla para alıyorlar.”

Son düşünceler

Şimdiye kadar Ferrari’nin ayrılık tehditleri konusunda FIA başkanı Jean Todt ve Ferrari başkanı Sergio Marchionne konuştu, ancak asıl muhatap olan ve neredeyse tüm gücü elinde bulunduran Liberty Media sessiz kalmayı tercih ediyor.

Elbette Ferrari, FIA ve Liberty Media arasındaki görüşmeler kapalı kapılar ardından sürüyor ve anladığım kadarıyla Liberty bu görüşmelerde elini güçlendirmek için kamuoyu yönlendirmesi yapmayı tercih etmiyor.

Halbuki Formula 1’de çoğu politik tartışma basını yönlendirerek yapılır. Buna örnek olarak Red Bull yöneticilerinin yaptıklarını gösterebiliriz. Şu sıralar Aston Martin’i de işin içine dahil ederek algı oluşturmayı güden demeçler veriliyor.

Ferrari’nin 2021 ve sonrası için tam olarak nelere ihtiyacı olduğunu biliyoruz, ancak bu istekler Liberty’nin isteklerinin büyük kısımlarına zıt görünüyor.

Chase Carey’in liderliğindeki Liberty Media Ferrari’nin gücünün farkında ve kendi Formula 1 hayallerinde Ferrari’yi de bulundurabilmek adına bazı tavizler vermeye hazır.

Ancak bu tavizlerin hepsini vermek demek 2021 için ‘hiçbir ileri adım atmamak ve Formula 1’in bugünkü gibi devam etmesi’ anlamına geleceği için, bu savaşın nasıl sonuçlanacağı merak konusu.

Elbette bu denklemin içinde Mercedes takımı da bulunuyor ve şu sıralar Ferrari ve Mercedes’in kapalı kapılar ardında toplandıkları ve Liberty’nin Formula 1’i değiştirme planları karşısında ortak bir duruş sergilediklerini biliyoruz.

Ben ise, Ferrari’ye hak ettiği hakların diğer takımları da üzmeyecek şekilde aşırıya kaçmadan sağlanması, veto hakkının kaldırılması ve önemli olanın Formula 1’deki sorunların çözülmesi olduğunu düşünüyorum. Bu harekete karşı olan takım veya üreticilerin hangi amaçları güttüğünün iyi anlaşılması gerekiyor.

13 Yorum

  1. Veto hakkı son yıllarda çok dillendiriliyo.
    bütçe sınırlaması yerine Marlboro’yu West’i serbest bırakın istedikleri gibi harcasın takımlar.
    Ödül dağılımı: Premier Ligi örnek alsınlar, şampiyon Manchester City’ye verilen para ile düşen Stoke City’ye verilen para arasında çok fark yok. Yani bizim Türkiye ligi gibi 3 büyükler sömürmüyo parayı.

  2. Çok istemesemde ayrılmasını istiyorum. F1’in nasıl ivmelendiğinide görmüş oluruz.

    Ferrari’yi Ferrari yapan F1’mi? emin değilim. Böyle düşünen vardır illaki ama hiç şüphem yok ki F1’i F1 yapan Ferrari’dir. Ayrılsada bir şey kaybetmezler. Ama F1 bir yerlerini toplayamaz, hiç olmadığım kadar eminim.

    Ferrari başkanı olsaydım, Todt gbi adamlara prim yaptırtmazdım. Çevreymiş, yaşammış bla bla bla. Getir atm’i keyfine bak. Kaşarlanmış Todt’un gazına gelipte Ferrariyi satacak değiliz. 🙂

      • Sen gitme. Yoksa kimle tartışacağız 😛 Demek istediğim bu zaten. Sen gidiceksin, ben gidicem, o, bu,şu vesaire. Ferrari gitti demek, tirbünleri kırmızalara boyayan herkesin spordan soğuması demek. O zaman işte F1’in tarihe karıştığı an olur. Yav bu sporda 10 yıl kazanmadık, 10 yıl da kırmızıya boyadık her yeri. Hala gitse ne olur deniyor 🙂

    • Ferrari’yi Ferrari yapan İtalyan kuru gazlamasıyla birlikte F1/sportscar yarışlarıdır. Artık belli bir seviyeye geldiği için düşüşü yavaş veya zor olacaktır.

      Tüm üreticilerin F1’den ayrıldığı veya sadece motor tedarikçisi olarak bulunduğu bir F1 hayal ediyorum.

      • 10 sene fabrika takımlarının gelip gitmesi 50 yıllık takımları bitirdi hala marka çekelim spora diyorlar. marka çeksen neye faydası var kim porsche ya da ford isminde fabrika takımı görmek ister ki. yani şu spora üretici çekcez lafını anlamıyorum.

        • Global kitle psikolojisi bu söylediğinizin tersi şekilde işliyor malesef ki. Ben de anlamsız buluyorum yıllardır da dile getirdim ama realite başka maalesef ki bunu yazılmış raporlar, anketlerden de görebilirsiniz.
          Markalar ve psikolojisi tüm motorsporlarında etkili bunu NASCAR dan bile örnekleyebiliriz istersek.
          İnsanlar ulaşabildikleri Mercedes, BMW, Toyota, Nissan, Alfa Romeo, Audi, Renault, Ford, Peugeot ve hayallerini süsleyen Ferrari, Lamborghini, Porsche gibi markaları görmek istiyor temelde. Kimsenin tümden sahibi değişmiş, bir group altına tamamen yerleşmiş, hisseleri dışarı açılmış Ferrari’nin durumuyla ilgilendiği yok temelde. Varsa yoksa marka isimliği.
          Bunları farklı şeyler söylense de derine inince çok zaman yorumlarda da görebilirsiniz Renault’cuların çoğu bildikleri, sevdikleri renault otomobilleri sebebiyle tutuyor bu işi. Mercedes hakeza öyle. Zamanında BMW’ciler de öyleydi. Honda’cılar aradığını bulamadı mesela gibi gibi.
          O yüzden Cosworth, Ligier, Minardi, Sauber, Redbull gibi isimlere derin bir bağlılık yok çok zaman bunlara da Siyah Minardi, Mavili Williams gibi ilgisel, noktasal ilgi alaka mevcut.
          Bu da aslında çok anormal bir durum değil sebepleri anlamak gerekiyor.
          İnsanlar populist yaklaşır ve tahakkümü altında kalmaya mahkumdur. Çağların değişmesi pek değiştirmiyor kült durumlarını. Yaygın isimlere bağımlılık güderler Maradona, Pele, Messi gibi.. işlerin arka planları çok da önemli değildir. Rahatlamak, vakit geçirmek zorundalar. İnsanların çoğu otomobiller gibi futbol, formula1’i bir taşıt gibi görüyorlar amaç o değil sadece öyleymiş gibi lanse ediliyor araçlık durumu var. Pek azı birşeylerin arka planına bakmaya ihtiyaç duyuyor yada hayatları, gelişimleri buna uygun.. zaten onlar da işin içerisinde olmuş oluyor genelde. Mercedes aracın varlık ismiyle, arka planını dolduran şeylerin önemliliği arasında ki fark oldukça büyük yani.
          Diğeri ise yine kendini bulma, bağlanma, rahatlama isteği. İnsanlar 90’ların sonunda tv’i açtıklarında önde, kapışan bir McLaren gördükleri ve onu uzun süre taşıyabildiği için halen o tip bir kitle mevcut. Örneğin Williams yine aynı dönemde önde olmasına rağmen zamana taşıyamaması ile bugünden çok daha önce o kitlenin kaybolduğunu gördük. Honda geldiğinde bir yönden yine çalışma şekli kendileri için pek önemli olmayan ama ses, his gibi sonuçlarıyla bağlandıkları vtec ci diye etiketlediğimiz gibi akın etmeye çalışmıştı ama aradıklarını bulamayınca yerleşik olamadılar. Bugün Mercedesci ve Ferraricilerin nasıl konuştuklarını görüyorsunuz. Markalar kaybolduğunda onlar da kaybolmuş olacağını bilirsiniz. Ortada ciddi sayıda Schumacherci, Kimici, Fernandocu kişinin de kalmadığını görebilirsiniz işte birileri yaşatmaya çalışıyor ama arka plana bağımlı olmadıklarından yani motorsporlarının kendisine ve otomotivin mühendisliğine onlar da yitip sonsuzluğa yol alacak.:) Diğer taraftan da insan niye bağımlı olsunlar ki diyor iş, güç, hayatları buna dair birşeyler içermiyor yeteri kadar dünya ile cebelleşiyorlar….
          Yani kimsenin Ferrari’nin, McLaren’in, Williams’ın 40-50 yıllık tarihiyle işi yok gerçekte, bugün ki markalaşma durumları belirliyor vaziyetlerini. İnsanlar gördükleri, duyduklarına dokunabilir…
          O yüzdendir ki 100 yıllık tarihinde otomotivin yani onun bir kolu olan motorsporlarında markalaşma, markalar çok önemlidir. Direksiyonunu, kapısını tuttuğu şeylere hislenmesi anormal görülemez insanların. Kağıt üzerinde ki taslağa kaç kişi ve ne kadar hayran olabilirdi ki. 🙂
          Bu yüzden de markaları yarışlardan ve sanayisinden söküp atamazsınız. Bilindiği için tedarikçi olsunlar denir çünkü onlar olmadan da yapılamadığı bilinir. Peki niye insanlar bu kadar ilgi, bağımlılık gösteriyorken kendilerini bu şekilde kısıtlasınların cevabını veremeyiz. Yarışmakta ki konu sadece reklam, populizm ve mühendislik değildir hiçbir zaman da değildi. Herkes şıkların çok daha bol olduğu durumda bir tarafından bir şekilde sarılıyor.
          Ben yapabiliyorsam xtrabit M1CHAEL (McLaren MERCEDES) niye yapayım M1CHAEL diye ortaya çıkarım tabi ki. Bunlar şunun oğlu (bin bintu) şu olayı değil ki. 🙂
          O yüzden bilinmesi lazım ki insanların yapabildikleri ve hayatlarına tatbik ettikleri futbol, basketbol, beyzbol vs gibi değil Formula 1 ve şayet izleniyorsa diğer motorsporlarının kendisine, üretimlerine, arka planına değil bağlılık. Niteliksel bir popularite yok gerçekte ortada erişim ile ilgili durum var sadece. Bunu değiştirdiğiniz de hiçbirşey olmamış gibi hayatlarına devam ederler. 🙂
          O yüzden de F1’in belirli ülkeleri, pistleri bırakmasını, yayıncıların durumunu, Ferrari, Mercedes ayrıldığında olabilecekleri, BMW, Porsche geldiğinde gelebilecekleri, Renault, Honda şampiyon olduğunda artabilecekleri iyi okumaya çalışın derim.
          Mesela F1, amerikalıları bıraktı (lemans, dtm yayıncılığını da blokladı ama halen umursamadan devam eden ediyor), seyreltti diye amerikalıların hayatı değişmiş felan değil. Umursamadılar yada kendilerine göre izahlarla devam ettiler.
          Motorsporları tarihinin tüm akışıyla kuzey amerika-avrupa arasında (akabinde uzak asya katılımıyla) gelişip dallanmış budaklanmış birşeydi (çünkü otomotiv böyleydi) akabinde ikisi de kendi içlerine döndü uzunca bir süre (japonlar da drift diye birşey icat ettiler). Zararlarını ve faydalarını da birlikte çektiler. Şimdi tekrar bir birlerine dönmeye başladılar çünkü otomotivde böyle bir seyir var.
          Şimdi gel de üretici markaları soyutlamaya çalış yapabilirsen. 🙂

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]