Geçtiğimiz sezonun başında da aynı şeyleri söylemiştik. Ferrari ve Sebastian Vettel 2017’ye fırtına gibi başlarken, Mercedes ise son andaki süspansiyon yasağının da çekme takmasıyla birlikte artan kronik lastik kullanımı sorunu ile baş etmeye çalışıyordu.

Sonunu biliyoruz, Mercedes sorunlarını çözüp hızla ileri yönde adımlar atarken, Ferrari ve Vettel hata üstüne hata yaparak zaten devam ettirmekte zorlandıkları şampiyonluk savaşında erken havlu attı. 2017 gibi yakın bir sezonda Mercedes ve Lewis Hamilton’ın pek çok yarışta sorun yaşamasına rağmen, bitime sırasıyla üç ve iki yarış kala şampiyonlukları garantilemeleri de bunun göstergesiydi.

Ancak Scuderia gemi azıya almış görünüyor ve 2018’e çok daha güçlü bir başlangıç yaptılar. Bu seneki mevcut durum da aslında geçen senenin başlangıcına çok benziyor. Ferrari oldukça iyi görünürken, Mercedes lastiklerde yaşadıkları sorun başta olmak üzere yağ yakma yasağı yüzünden kaybettiği (bizim vana dediğimiz) ek performanstan dolayı sıralamalarda geri kalmasının eksikliğini yaşıyor.

Uzun süredir Pirelli döneminde sıralama turlarının ne kadar önemli bir hale geldiğinden bahsediyorum. Son iki sezondur araçların birbirlerini takip etmelerinin daha da zor bir hale gelmesi nedeniyle bu önem daha da artmış durumda. Dört yıldır sıralamaların son turunda ortaya koyduğu ek performans ile bir şekilde pole yerleşen Mercedes, yukarıda saydığım sebeplerin yardımı ile yavaş olduğu zamanlarda bile yarışlar kazanmayı başarmıştı. 2018 sezonunun da kilit noktası budur.

Ferrari son üreticiler şampiyonluğunu 2008’de kazanırken, son pilotlar şampiyonluğu da (Ferrari’nin daha çok önem verdiği) 2007’de Kimi Raikkonen ile geldi.

Peki Scuderia bu sezon 10 yıllık bu şampiyonluk hasretine son verebilecek mi?

Araç hızları

Ferrari kış testlerinde yavaş görünmüştü, Melbourne antrenmanlarında da görüldüğü üzere takım açıkça Mercedes’in arkasındaydı ve daha da garip olanı takımın as pilotu Vettel’in göstediği dağınık performanstı.

Sıralamalar sonrasında Vettel’in yaşadığı sorunları ve takımın rakibi Mercedes’e karşı pozisyonunu daha iyi görebildik. Hamilton’ın sıralamalarda elde ettiği 0.7 saniyeye yakın fark tifosiyi korkutmuş olmalı.

Ancak ben farkın bu denli büyük olmasını Vettel’in araca uyum sağlamakta sorun yaşamasına bağlamış ve en fazla 0.3 saniye olabileceğini düşünmüştüm. Yarışın sonucu tamamen farklı olsa da, Mercedes’in lastikleri çalıştırabildiği durumda (ve Hamilton farkıyla) Ferrari’den hızlı olabildiği, ancak yarış performansında iki aracın oldukça denk olduğunu görmüştük.

Red Bull da sıralamalarda çok iyi olmasa bile yarış performansında zaman zaman öndekilerden daha hızlı olabileceğini gösterdi. Ancak yukarıda ne dedik; Sıralamalarda iyi olamazsanız yarışta hızlı bile olsanız işiniz çok zorlaşır. Red Bull Racing’in Renault güç ünitesinin sıralama performansından şikayet edip durmasının altında yatan sebep de bu.

Sonraki yarışlarda gördük ki yarış performansında öndeki üçlü birbirine çok yakın ve farkı pistten piste değişen lastik uyumu belirliyor.

Pilotların performansı

Sezon başından bu yana bizi şaşırtan şeylerden birisi de Ferrari ve Mercedes’teki ‘ikinci pilotların’ performansı oldu.

Sezona kötü başlayan Vettel ilk yarışın sıralamalarında Raikkonen’in gerisinde kalmıştı. Antrenman seanslarının büyük bölümünde sorunlar yaşayan Vettel, takımın sorunlara eğilip araç ayarlarını idealleştirmeye başlaması ile birlikte takım arkadaşına göre daha güçlü bir hale gelebildi. Ancak yine de geçmişte gördüğümüz boyutta bir baskınlığa sahip değil. Alıştığımız üzere sorunlar ve hatalar da Raikkonen’i bulmaya devam ediyor, bu ayrı bir makalenin konusu.

Mercedes cephesinde de benzer bir durum var. Takımın ‘idarelik’ pilot çözümü Valtteri Bottas herkesin düşündüğünden daha iyi bir pilot olduğunu 2017’de göstermişti. Zaman zaman büyük düşüşleri olsa da sezon başlarında yeni araca alışma sürecinde yıldız takım arkadaşı Hamilton’dan daha iyi olabileceğini tekrar gösteriyor.

Hamilton Bahreyn ve Çin yarışlarında ciddi lastik ısıtma sorunu yaşarken, Bottas sorunlu aracı daha iyi kullanabiliyor göründü. Raikkonen de Ferrari’de benzer kabiliyete sahip.

Ancak takımların önceliği, potansiyeli olan as pilotların performansını tam olarak kullanabilmek olduğu için araçlara getirilen güncellemelerin büyük bölümü bu yönde oluyor. Böylece as pilot giderek daha iyi olurken, güncellemeler sonrasında aracı alıştığı ve iyi olduğu halden uzaklaşan ikinci pilot ise geriye gidiyor gibi görünmeye başlıyor.

Ancak böylesi yakın bir sezonda ikinci pilotların da önemi artıyor ve yarışlarda yapılan dubleler önem kazanıyor. Vettel’in kazandığı bir yarışta ana rakip Hamilton’ın ikinci olması Ferrari’nin istemeyeceği bir şeydir ve böyle bir durumda Raikkonen’in üçüncü olması veya yarış dışı kalması arasında hiçbir fark bulunmuyor. Tam tersi Mercedes/Hamilton ve Bottas için de geçerli.

Bu yüzden takımlar tamamen as pilotlarına öncelik vermek yerine aracı tümden hızlandırmaya daha fazla çaba harcamak isteyeceklerdir.

Lastikler

2018’de takımların performanslarını etkileyen bir diğer konu da Pirelli’nin bu sezon için hazırladığı yeni lastikler oldu.

İtalyan tedarikçi yeni nesil araçların nasıl bir performans göstereceğini bilmediği 2017 sezonuna muhafazakar bir yaklaşımla başlamış ve lastiklerin fazlasıyla sert olduğu ortaya çıkmıştı.

Pirelli artık bir yıllık tecrübe ile birlikte kendisinden istenen ‘takımları iki pit stopa zorlama’ rotasında kalabilmek için lastik hamurlarını bir adım yumuşattı ve ek olarak en yumuşak hamur olan Hiper Yumuşak lastikler ile tanıştık. Bu lastikler ilk kez Monako GP’de kullanılacak ve genel olarak aşınma sorunu olmayan yavaş cadde pistlerinde etkili olmak için tasarlandı.

Elbette bu yumuşama şampiyonluk savaşını da etkiliyor. Mercedes ile Ferrari araçları arasındaki en büyük ayrım da bu noktada gerçekleşiyor. Mercedes aracı daha sert hamurlarda daha etkili olabilirken, Ferrari ise tam aksine yumuşak hamurlarda hızlı.

Mercedes’in lastik ısıtma sorunlarını ne zaman çözebileceğini, hatta çözüp çözemeyeceğini bilmiyoruz. Şundan da bahsetmek gerek, takımın sorunu lastikleri yeterince ısıtabilmek değil. Ön ve arka lastikleri ideal çalışma aralığına getirmekte zorlanıyorlar. Ön lastikler istenenden soğuk kalırken, arka lastikler ise aşırı ısınıyor. Dolayısıyla arka lastikleri biraz soğutarak normal aralığa getirseniz bile önler daha da soğuduğu için performans bulamıyorsunuz. Tam tersi de aynı şekilde işliyor.

Ferrari’nin aracı ise piste ilk çıktığı andan itibaren lastiklere uyumlu gibi görünüyor ve antrenmanları ince ayarlar ve ek performans bulma çalışmalarına ayırma gibi Mercedes’in sahip olmadığı bir lüksleri bulunuyor.

Elbette Ferrari’nin de performanstan düştüğü durumlar olabileceğini gördük. Barselona’nın yenilenen asfaltına çözüm olmak üzere getirilen lastikler SF71-H’ye uymamış, bu da Mercedes’in sıralama ve yarışta duble yapmasıyla sonuçlanmıştı.

Son anda bir karar değişikliği olmazsa aynı lastikler Silverstone ve Paul Ricard’a da getirilecek ve Mercedes’in kalan yarışlarda geri dönecek olan normal lastikleri kullanmakta ne gibi adımlar atacağını göreceğiz. Şimdiye kadar tek bildiğimiz Mercedes’in Barselona’ya yeni bir süspansiyon geometrisi ile geldiği.

Yakınlık ve Strateji

Bu sezon tepedeki üç takımın özellikle yarış performansında birbirlerine oldukça yakın olduklarını söylemiştik.

Red Bull Racing de yarış şartlarında Mercedes ve Ferrari’nin savaşına dahil olabiliyor ve onları geride tutan tek şey araçların birbirlerini takip etmesinin kolay olmaması. Ön gruba yaklaşmakta güçlük çekmelerinin en büyük sebebi bu.

Araç performansları, pilotlar ve lastiklerin etkilerinin toplamına rağmen böylesine yakın geçen bir sezonda sıralamayı değiştirebilecek son önemli etmen ise strateji tercihleri oluyor.

Vettel Mercedes’in açıkça hızlı olduğu Avustralya GP’yi, geciktirdiği pit stopunun sağladığı güvenlik aracı ihtimalinden yararlanarak kazanmayı başarmıştı. Bahreyn’de daha normal bir yarış gördük, Çin’de ise güvenlik aracından iyi yararlanan Red Bull pilotlarının uçuşunu izledik (Max ters yöne doğru uçuyordu) ve Daniel Ricciardo strateji ile rahat bir galibiyet almayı başardı.

Azerbaycan yarışında da Bottas’ın güvenlik aracı ihtimalini bekleme temeline kurulu stratejisinin galip gelebileceğini gördük. Fin pilot son turlarda şanssız bir şekilde lastiğinin patlamasıyla yarışı tamamlayamasa bile strateji ile kazanılabileceğini kanıtlamıştı.

İspanya’da da Ferrari’nin lastik kullanım gerekçesiyle Vettel’i ikinci kez pite alması Alman pilotu yükseltmediği gibi, podyumdan da etmişti. Mercedes’ten Toto Wolff Ferrari’nin bu hamlesini anlayabildiğine dikkat çekerek şunları söylemişti:

“Her zaman bu kararı vermek zordur. Geçmişte biz de yaptık, Çin’de yeni lastikler ve pist pozisyonu arasında karar vermek zorundaydık.”

“Bugün de bunu gördük. Max’i geçmekte zorlanma deneyimini düşünecek olursak pist pozisyonunun daha önemli olduğu açıktı.”

“Ferrari tam tersini yaptı. Çin’de bu Ricciardo ve Verstappen için çalıştı, bence bunu düşünüyorlardı. Bu tür kararları vermek her zaman çok zordur. Bunu neden yaptıklarını anlayabiliyorum.”

Özetle, pistte şampiyon olmak isteyen birileri varsa, stratejide de ‘mükemmel’ olmak zorunda.

Son sözler

Halo belası dışında kuralların büyük oranda sabit kaldığı 2018 sezonunda takımların geçen yıl buldukları gibi devasa sezon içi performanslar bulmaları mümkün görünmüyor.

Formula 1 elbette durmaksızın gelişim üzerine kurulu ve Renault ile Honda, piste daha fazla gelişim aktarabilmek için kasıtlı motor cezası alacaklarını açıkça söylemişlerdi. Mercedes veya Ferrari’nin böyle bir yola başvurup başvurmayacağını bilmiyoruz, pek de olası değil.

Yukarıda araç performansları, pilotların performansları, gelişim, lastik farkları ve stratejinin önemine dikkat çektik ve hepsini detaylı bir şekilde inceledik.

En önemli etmeni sona sakladım, Mercedes, Ferrari, Hamilton ve Vettel şampiyonluk yolunda büyük adımlar atmak istiyorlarsa hata yapmamak zorundalar. Şimdiye kadar bu dörtlüden bazı strateji hataları haricinde önemli bir hata görmüş değiliz. Ancak bu görmeyeceğimiz anlamına da gelmiyor.

Ferrari’nin İspanya’da Raikkonen’le yaşadığı çifte motor sorunu as pilot Vettel’in de başına gelebilirdi ve bu sorun sadece o yarışta alacağı puanlardan ziyade tüm sezonu etkileyebilirdi. Çünkü motoru erken patlayan Raikkonen, Kanada veya Fransa’da kullanılmaya başlanacak ve güncellemelere sahip yeni motor yerine ilk motorun aynı özelliğine sahip eski tasarım bir motorla devam etmek zorunda kalacak. Bu da performans olarak geride kalacak olması anlamına geliyor.

Kişisel olarak baktığımda bu sezon şampiyon olacak pilot ve takımı araç performansının belirlemeyeceğini, tüm farkı dayanıklılık, lastik kullanımı ve stratejinin yaratacağını düşünüyorum.

Bize çirkin ötesi Halo’yu görmezden getiren ve pist üstünde aktif olaylar şeklinde olmasa da ilginçliklerle devam eden bir sezon geçiriyoruz. Umarız şampiyonluk yarışı son yarışın son turlarına kadar devam eder ve biz taraftarlar uzun aradan sonra geneli heyecanlı geçmiş bir sezon takip etmiş oluruz.

Peki Ferrari bu sezonu şampiyon kapatabilecek mi?

Bu sorunun cevabı bizim için basit, onlar için ise büyük mücadele gerektiriyor; Geçmişte yaptıkları hataların tümünden arınmak zorundalar. Pilotları çok akıllı, araçları kaya gibi, stratejistleri ise mükemmel olmak zorunda.

3 Yorum

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]