Özellikle geçen sezon online dizi ve sinema portali olan Netflix’te yayınlanan ‘Drive to Survive’ ile ülkemizde –bence- Daniel Ricciardo’ya olan sempati artmıştır. Açık sözlülüğü, sempatikliği ve hırsı ile tam bir ‘karakterli’ şampiyon olabilecek potansiyeli olan Ricciardo, Renault tercihi ile eleştirilse de bir gün bunu başarabileceğine inanıyor. Peki, biz izleyicilere bu ışığı verdi mi? Beraber inceleyelim.

1 Temmuz 1989’da Sicilyalı bir baba ve İtalyan bir annenin oğlu olarak Avustralya’da dünyaya geldi. Batı Avustralya Eyaletinin başkenti olan Perth’de doğan Ricciardo, Tiger Kart Club (TKC)’ın bir üyesi olarak dokuz yaşında kartinge başladı. Birçok yarışa katılan Daniel, bazılarından derece ile ayrıldı.

Daniel 2007 yılında RP Motorsport ile Formula Renault Avrupa ve İtalya şampiyonalarında yarışmaya başladı. Ağırlıklı olarak İtalyan şampiyonasında yarıştı, aynı yıl içinde Formula Renault Avrupa’da dört, Formula Renault İtalya’da on dört yarışa katıldı. İtalyan şampiyonasında 196 puan ve Valencia’da aldığı bir podyum ile yedinci olurken, Avrupa şampiyonasında puan almayı başaramadı.

Daniel, 2008 sezonunda da Formula Renault’da kaldı. Avrupa ve Batı Avrupa şampiyonalarında yarıştı. Yılın sonunda Batı Avrupa Şampiyonasını kazanmayı başardı ve Avrupa Şampiyonasını da Fin sürücü Valtteri Bottas’ın arkasında ikinci sırada tamamladı. Bottas’ın arkasında kalmak bayağı üzücü olsa gerek en azından şimdi bile öyle.

Daniel, 2008 sezonunun ortasında SG Formula takımı ile Formula 3 Euro Series’teki ilk yarışına çıktı. Daniel, aracı kısa süre kullanmış olmasına rağmen Nürburgring’de sıralama turlarında sekizinci olmayı başardı (daha sonra altıncılığa yükseldi). 2009 sezonunda Britanya Formula 3 şampiyonasında Carlin Motorsport ile mücadele etti. Tech 1 takımı ile 2010 sezonunda yarışmak için sözleşme imzaladı. Daniel ve takım arkadaşı Brendon Hartley, aynı takımla bir önceki sezon da bazı yarışlara çıkmıştı. Bir bisiklet kazasının ardından ikinci sezon öncesi testleri kaçırmak zorunda kalan Daniel Ricciardo, bu rağmen Alcañiz, İspanya’daki ilk iki yarışta pol pozisyonunu kazanmayı başardı.

F1 aracı ile tanışması ilk olarak 2009 yılında Red Bull Racing genç sürücü testlerinde piste çıktığında olmuştu. Testlerin son gününde bir saniyeden büyük bir farkla en hızlı sürücü olmayı başaran Daniel, 1.17 barajını geçebilen tek sürücü oldu. Bunun üzerine Red Bull takım patronu Christian Horner, Ricciardo’nun, Hartley yerine takımın yedek sürücüsü olabileceğini dile getirdi. Büyük bir umutla ve heyecanla takıma katılmasını isteyen Horner, belki de bir şampiyon yetiştireceklerini o günlerde dile getirmişti bile. Ricciardo ve Hartley’nin o sezon hem Red Bull hem de Toro Rosso için yedek sürücülük yapması planlanırken; Hartley, Red Bull Junior takımından ayrıldı.

2011’in yaz aylarında HRT ile anlaştı ve Hindistan GP’si dışındaki yarışlarda Narain Karthikeyan’ın yerine yarışacağı açıklandı. Ricciardo ilk GP’sine Silverstone’da çıktı. Genellikle yarışları son sıralarda tamamladı.

Toro Rosso, Ricciardo ve Jean-Éric Vergne’nin 2012 sezonunda Scuderia Toro Rosso’da yarışacağını açıkladı. Bu onun için bir yükselişin belki de başlangıcıydı. Lakabı olan Bal Porsuğu‘nun hakkını yavaş yavaş vermeye başlayan Daniel, Sezonun ilk yarışı olan Avustralya’da, son turda takım arkadaşı Vergne’i geçmeyi başardı ve dokuzuncu olarak ilk puanlarını kazandı. Malezya’da on ikinci, altıncı başladığı Bahreyn’de ise on beşinci sırada yarışı bitirdi. On beşinci başladığı 2012 Monako GP’si ise o sezon damalı bayrağa ulaşamadığı tek yarış oldu. 2013’te de aynı takım ile yarışan Daniel, sezonu 14.sırada bitirerek, bir önceki sezondan 4 sıra yükselmiş oldu.

2014 yılında 4 kez şampiyon Vettel’in takım arkadaşı olarak; Mark Webber’den boşalan Infiniti Red Bull Racing koltuğuna oturdu. Burada başarılı bir sezon geçiren Bal Porsuğu üçüncü olarak belki de şampiyonluğa göz kırpıyordu. Ancak bazı şeyler beklendiği gitmedi ve sonraki sezonlarda önce sekizinci ardından sırayla üçüncü, beşinci ve dramatik bir şekilde geçtiğimiz sezon altıncı olarak dengesiz bir grafik çizdi.

2018 yılında aslında iyi bir grafik çizen Daniel, sekiz yarışı tamamlayamayınca altıncılığa kadar geriledi ve Max Verstappen ile Azerbaycan GP’de yaşadığı olayda da gerekli uyarılar genç pilot Max’a verilmeyince; takımın artık genç Max Verstappen’e olan güvenini hissetti, belki de daha fazla kıymet verecek olan ve O’nu çok isteyen Renault’a sansasyonel bir şekilde yüksek bir kontrat ile transfer oldu.

Renault günleri istediği gibi başlamasa da performansını yavaş yavaş arttırıyor Riccardo, 2021 yılındaki açılımla şampiyonluk hedefleyen Renault’da bunu başarabilecek mi göreceğiz. Şu an devam eden şartlarda F1’de Mercedes veya Ferrari aracı olmadan bu şimdilik zor görünüyor – ki Ferrari’de bile bu şimdilik zor görünüyor 4 kez şampiyonluk yaşayan pilotları olmasına rağmen-. Bu takımların da ilgisi olduğu haberleri dolaşıyor, bakalım F1’in gülen yüzü Daniel Riccardo şampiyonluk yaşayacak mı? Yaşayacak ise hangi takımda başarabilecek bunu, hep birlikte bekleyip göreceğiz.

Yaşamasa da biz F1 sevenler seni her zaman seviyor olacağız Bal Porsuğu!

Muhammed KAYA, Diyarbakır / 2019

1 YORUM

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]