Eski Ferrari büyük patronu Luca di Montezemolo, efsane takımdaki başkanlığı döneminde Fernando Alonso’nun Maranello’daki macerası hakkında konuştu ve İspanyol pilotun savaşçı ruhundan bahsederken işlerin ilk kez nasıl değişmeye başladığına değindi.

Alonso Ferrari kariyerine özel bir şekilde başlamıştı, 2010 Bahreyn GP’de takımla ilk yarışını kazanmıştı ve o zaman bu bir cennet gibi görünmüştü, ancak uzun vadede ise bir cehenneme dönüştü.

Ancak sonunda, kırmızılar giyen Alonso, birden fazla kez çok yaklaşmış olmasına rağmen vaatlere ulaşmayı başaramamıştı. Takımda geçirdiği 95 yarışta üç kez Red Bull ve Sebastian Vettel’in arkasında ikinci olmuş ve bu süreçte 10’u zafer olan 46 podyum elde etmişti.

O zamanlar, Kırmızıların başında karizmatik Di Montezemolo bulunuyordu ve 2009’un sonunda Kimi Raikkonen’i gönderip Felipe Massa’nın yanına İspanyol pilotu getirme kararı almıştı.

Di Montezemolo, 70’lerin ortasından beridir takım şefiydi ve takımı Niki Lauda ile canlandırmıştı. 1991’de ise Ferrari başkanı oldu ve Scuderia da her zaman kalbine çok yakın oldu.

Tüm bunlar 2014’te Sergio Marchionne’nin gelmesiyle son buldu ve eski Ferrari patronu BBC’ye verdiği bir röportajda Alonso’nun dünyanın en ünlü takımı ile geçirdiği yıllar hakkında ilginç detaylara değindi.

Eski Ferrari patronu, 2014’te, takımla olan son yılında takımının turbo hibrid motorlarda nasıl batırdığını gördüğünde F1’deki kariyerinin en kötü sezonunu geçirdiğini söyledi.

Di Montezemolo, Kimi Raikkonen’in o yıl Jerez’de Ferrari F14T’yi ilk kez nasıl sürdüğünü hatırlıyor.

“Bana şunu söyledi: Motorda hiç güç yok. Üçüncü gün Fernando’yla birlikte bana tam olarak aynısını söylediler. Ve ben de sezonun bittiğini anladım, çünkü kurallar gereği dondurulmuş olan motor üzerinde çalışmak imkansızdı.”

“Bence Fernando’nun [kendisine] şunu söylediği an oydu: Eğer Ferrari’de kalmaya devam edersem, bir daha asla bir şampiyonluk kazanamayacağım. Çünkü bu gerçekten şok edici bir andı.”

Bu süreçte, Ferrari ve 2014’ün başında dört kez dünya şampiyonu unvanına sahip Sebastian Vettel bir noktada temas halindeydi. Di Montezemolo anlatıyor.

“Evime çok hoş bir kutudaki İsviçre çikolatalarıyla geldi, çünkü İsviçre’de yaşıyor. Sezonun başlamasından önceydi.”

“Kısa kesmek gerekirse, bana şunları söyledi: Dinle, eğer bu sezon, şüphe ettiğim gibi şampiyon olamazsam, gelip Ferrari adına sürmek istiyorum.”

Bu yan hikaye sürerken, Maranello’daki iç çatışmalar uzun süredir takım patronu olan Stefano Domenicali’nin kovulması ve Marco Mattiacci’nin getirilmesiyle sonuçlanmıştı. Alonso’nun tereddütleri devam ediyordu ve Vettel artık hedef haline gelmişti.

Montezemolo açıklıyor.

“Fernando başlarda evet dedi, sonra hayır dedi, sonra dedi ki: Yenilemek istemiyorum. Mattiacci, Alonso ile ilişkiyi sonlandırma taraftarıydı ve yenilemek için bir yol bulmak için derin görüşmelere bile gitmedi. Ben de çok ikna olmuş değildim.”

“Eğer Alonso bana gelip: Dinle, İnanıyorum. Kalmak istiyorum, çünkü bence Ferrari Ferrari’dir ve önümüzdeki yıl gelişeceğimizden eminim, deseydi 30 saniye içinde imzalardım. Fernando ile görüşmelerimizdeki endişem şuydu, onu her zaman çok şüpheci biri olarak hatırlıyorum, çok eleştireldi, Ferrari’nin 2015’te rekabetçi olabileceği ihtimaline gerçekten inanmayan birisiydi.”

“Mattiacci Vettel’i alıp alamayacağımıza, ikimiz için de değişikliğin daha iyi olacağına karar vermişti. Alonso ise kalsaydı, aklında çok fazla şüphe olacaktı, bizim için ise çok motive bir sürücümüz olmayacaktı. Vettel zorlamak istiyordu, Ferrari’yi seviyor. Michael [Schumacher] bana Vettel’i en çok öneren insandı.”

“Sonunda şunu dedim: Katılıyorum. Eğer Fernando ile olan durum hala son kararı vermek istemediği haldeyse, beklemek istiyorsa, mutlu değilse, şikayet ediyorsa, gitmesine izin vermek daha iyidir. Belki dışarıda kendisine bir fırsat bulabilir ve bizim için de taze hava olur.”

Sonra Fiat başkanı Sergio Marchionne araya giriyor. Di Montezemolo şöyle anlatıyor.

“Bir noktaya kadar, Alonso’nun ikna olması ve gelecek konusunda motive olması için mümkün olan her şeyi yaptım.”

“Sonra, iki şey oldu: Ferrari’den ayrılacağımdan emindim. Bu yüzden Fernando’yu çok fazla zorlamak istemedim, çünkü ona karşı vereceğim sözlerimi tutamayacaktım. Alonso’yu kalmaya ikna edip ayrılmak bana doğru gelmiyordu. Fernando şunu diyebilirdi: Dinle, neden bana ayrılacağını söylemedin?”

“İkincisi ise, Alonso’nun ikna olmadığını görüyordum. Bana göre, sürücünün zihin yapısı en önemli şeydir. Ayrılmaya karar vermeden önce Alonso’yla asla para konuşmadım. Masada para yoktu, en azından benim onunla yaptığım görüşmelerde olmadı. Asla.”

“Diğer bir deyişle, Ferrari’den ayrılmaya para yüzünden karar vermedi ve biz de onu korumak için en büyük çabamızı onu para için tutmak adına harcamamaya karar vermedik.”

“O motive değildi, emin değildi, çok fazla şüphesi vardı. Ve Fernando’nun babası da onun üzerinde çok fazla etkiye sahipti. Babası şöyle dedi: Hayır, şimdi değişiklik zamanı.”

Son olarak, Alonso’nun kontratını sonlandırmak için sürücü ve Mattiacci’nin buluştuğu bir toplantı yapılması gerekiyordu.

“Bir şeyi çok iyi hatırlıyorum. Eylül ayının başıydı, Monza’dan öncesi. Yani 5/6 Eylül civarı.”

“Marchionne benim ofisimdeydi ve şöyle dedim: Dinle, çünkü benim yerime geleceksin, Vettel ile görüşmeni istiyorum. O zaman, henüz resmi olarak anlaşma imzalanmamıştı. Ancak Mattiacci ve Vettel arasında her şeye karar verilmişti.”

“Marchionne’nin benim yerime geçmesinden sadece birkaç gün öncesiydi. Bu yüzden aldığım tutum doğruydu, Marchionne’yi en azından telefonda Vettel ile görüştürmeliydim.”

“Marchionne benim ofisimdeydi, bir aradaydık, Vettel ise evindeydi. Vettel şöyle dedi: Çok mutluyum. Marchionne dedi: Çok mutluyum. Luca’dan bizim pilotumuz olacağını biliyorum, bu yüzden imzanı görmek için sabırsızlanıyorum. O da şöyle dedi: Bu sadece avukatların bir araya gelme meselesidir.”

Di Montezemolo Alonso ve McLaren’ın bir anlaşma yapmaya çalıştığından şüphelenmiş.

“Şundan emindik ki, Alonso Ağustos’un sonunda Ferrari’den ayrılmaya karar vermişti, çoktan alınmış bir karardı. Sakura’ya gittiğinde son çabasını gösteriyordu. Daha önce buna [McLaren’a katılmaya] karar verip vermediğini hatırlamıyorum, ancak bu son zorlamasıydı.”

Alonso, Pazar günü Abu Dabi’nin Yas Marina pistinde gridde son yarışına çıkmak için sürecek, burası pek çok insanın Alonso’nun F1’deki kariyerini hatırlayacağı yer olacak.

Kendisini sevin veya sevmeyin, Alonso kesinlikle özlenecek, ve daha önce kaçmış olan fırsatlar Di Montezemolo’ya hala acı veriyor.

“Her zaman, geçmişe baktığımda Ferrari ve Alonso’nun arasındaki çalışmayan ilişkiyi üzüntüyle hatırlayacağım. O şu an hala griddeki en iyi pilotlardan birisi.”

“En iyi araca sahip olmasa bile, takım harika bir iş yaptı. Bu utanç vericiydi, çünkü 2010 ve 2012’de olan her şeye rağmen, şampiyonluğu kazanabilirdik.”

“Fernando her zaman çok istikrarlı bir adam oldu, ancak 2013’te kendisini bir krize soktu. Kendisinden şüphe etmeye başladı.”

2 Yorum

  1. Güzel metin ve röportaj imiş. Özellikle Fernando konusunda düşündüklerimiz dışında birşey pek yok tabi.
    İnsanların Ferrari’i biraz daha iyi tanımaları için Monte ile bol bol röportaj şart ama mümkün olamıyor. Monte açıklamalarını da geçmişi gibi duygusal yapıyor o yüzden fazlaca şeyler öğrenmek mümkün. Bunun olmaması tabi biraz Ferrari’nin basın üstünde ki tanımsız baskı gücüyle alakalı. Adamı resmen diri diri gömdüler. Hep dedim bu şekil hiç iyi olmadı. Eh gerçi hakları var stratejik savaş böyledir böyle devleri ayaklarını kesmeden çökertemezsin…
    Gerçi çok zaman buna da hedefe göre çapı tam tekmil yetersiz olanlar yapar. O yüzden de süveter ahalisini hiçbir vakit akil görmedim…

    Buradan şunu öğrenmemiz güzel. Demek ki birden, öylesine olup gelmemiş Vettel, Redbull’da son senesinde ki çöküşü öngörüyormuş. Bu dahi boş bir kişi, karakter olmadığını gösterir. Ferrari geçişi ve şuana kadar ki akım yönetimi konusunda hiçbir eksiği yok. Yalnız bu çocukta gerileyen şey başka birşey sürücülüğünde atlatamadığı, gelişemeyen, gerileyen noktaları var.
    Yani Fernando ile tam zıt noktalarda sorun yaşadıklarını görüyorum. Fernando, takım, üyelik, gelecek, anlaşma, vizyon noktasında sorun yaşıyordu [tüm kariyeri boyunca da bu vardır]. Sürüş ilgili konuları gayet iyiydi neredeyse düşmez kalkmaz bir Alonso gibi bir hali vardı. Vettel’de ise Ferrari’nin stratejik gücünü kullanma dahilinde de bu tip bir sorun yok yani gelecekleri daha açık. Ancak garipleten, beklenmeyen araç içinde ani düşüşleri var bu çocuğun. Bu şampiyonaya mal oluyor ve olmaya da devam edecek gibi görünüyor.

    Bu açıklamalar ilgisinde de adetimiz üzere kategorilendireceksek kabaca 3 tip pilot statüsü var diyebilirim. Bunlar sadece TEAM ölçeğinde olanlar.
    1. Akım, akış çizebilenler. Bunlar genelde sabırlı ve kendileri dışında da çalışkandır.
    2. Takımın durumundan, vizyondan çok fazla etkilenenler.
    3. Umursamazlar… 🙂

    Yarış sanayiinin ekseri sürücüleri yani pilotu bu 3. kategariye aittir. Sadece sürerler… denilen ifade maksadı ifade eder burada. Burada ki durum tabi öyle setup, gelişim becerisi ile ilgili değil onu belirtelim.
    Jenson, Felipe, Alesi, Mika, Berger, Lewis gibi niceleri. Senna biraz bence bu üçünden de nasibi olan değişik bir tip. Kariyeriyle 3’üne de bize büyük referanslar verir. Fakat 2. ağırlığı fazla.

    2. tip’ler; bu konuyu başlatan güncel örnek Fernando’nun başını çektiği group. Renault ‘dan McLaren tekrar dönüşüne kadar tüm kariyeri boyunca bu durum söz konusu. Tabi doğal, karakter meselesi. İnsanlar… suçlanabilecek birşey değil… Bu tabi çok kalabalık örnekliğini bilemediğimiz üzere üstel isimleriyle örneklenebilir durum. Mesela Alain Prost da böyle bir tip. Jacques Villeneuve de biraz bu var.

    1. Modern tek ana örnekliği ile Schumacher’in üyesi olduğu yine belki de daha nadir grup. Sürücü ve tekil üyelerin önemsizleştiği 2010 sonrası döneminde dahi bir miktar bu görülür ve eski yapısının değişmeye başlaması da. Niki’nin de varlığı. Çok küçük bir miktar Mansell de söz konusu yoksa 3. grup üyesi. Daha geçmiş yaşam zaman farkıyla çizimlerin daha netliği olmayan zamanlardır. Jack, Stewart, Ascari de bu var. Mesela aslen pilot olan ve oradan gelen çok eski çağ üyesi Enzo Ferrari…
    Bu en yorucu olanı ve yarışçılık dışında da birşeyler gerektiriyor. Yani yarışçı, pilot genel kültürünün üzerine pek oturabilen birşey değil. Ancak faydasını her zaman çok daha hızlı görebiliyorlar… Meziyet mi? yarış izleyen için ne önemi var…

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]