Michael Schumacher’in varisi olması beklenen, ateşli ve öfkeli bir çifte dünya şampiyonu. Sonra Vettel ve Red Bull geldi, sonra Hamilton ve Mercedes geldi. Farklı yazarlar, aynı hikaye: dev baskınlıklar. İstekli Ferrari ve Fernando Alonso bile bu baskınlığı kıramadı.

Fernando’nun dünya şampiyonluğu kazanmasının üzerinden 11 sezon geçti ve bir yarış zaferi kazanmasının üzerinden bile neredeyse beş yıl geçmiş durumda. Duygusallar 2013 Barselona’daki zafer turunu hatırlar.

Umut sizi öldürür: Çok fazla istemek, belki. Fernando Alonso tekrar F1’de önlerde, elbette ait olduğu yerde yarışacak. Evet, McLaren’ının arkasındaki Renault motoru ile birlikte iyimser olmak için sebepler var, bu röportajında da bize bunları anlatıyor.

Soru: McLaren, Renault güç ünitesi ile ne kadar iyi olabilir?

Alonso: Bence ben mutluyum. Bu yıl işleri tersine çevirebileceğimizden ve tekrar ait olduğumuz yere geleceğimizden eminim. McLaren takımı ‘başarı’ demektir. McLaren için normalde kötü bir yıl, üreticiler şampiyonasında üçüncü veya dördüncü olmak demektir, dokuzuncu olmak [2015 ve 2017’de oldukları gibi] asla olmadı.

Soru: Yeni 2018’de ‘normal’ bir sezon geçirmeyi umuyorsun?

Alonso: Evet, normale geri dönüş, her yarışa ilk beş içinde olabileceğiniz şekilde antrenman ve sıralamaya hazırlanmak ve iyi iş yaparsanız podyumda olabileceğinizi bilmek. Gerçekten özel bir şey yaparsanız zafer bile kazanabilirsiniz. Bu motivasyon ve hazırlıklar özlediğim şeylerdi… Ancak bu yıl bunları umuyorum. En büyük beklenti bu.

Soru: Son üç sezonki en iyi sonucun üç tane beşincilik. Hiç, ‘artık böyle devam edemem’ diye düşündün mü?

Alonso: [Alonso düşündü, derin bir nefes aldı, ve gülümsedi…] Evet, Formula 1’i bırakmak ve seri değiştirme olasılığını düşündüm…

Geçen yıl Indy 500 yaptıktan sonra Avusturya ve Silverstone’a geldiğimde ‘belki önümüzdeki yıl farklı bir seri denerim, Triple Crown için çalışırım ve Indy ile birlikte Le Mans yaparım, belki en iyisi budur’ diye düşündüm.

Ancak bırakmak için doğru zaman olmadığını hissettim, bu sonuçlarla, bu hisle olmamalı. Hayatımın geri kalanında, yarış kariyerimin geri kalanında bu yüzden pişmanlık duyabilirim.

Bu yüzden gerçekten hâlâ başarılı olmak istiyorum. McLaren ve benim birlikte bitmemiş bir işimiz var. Ve bu yılın tüm bu şeylerin değişeceği zaman olacağını düşünüyorum. Bundan oldukça eminim.

Soru: Sana böyle hissettiren şey ne?

Alonso: Şasi tarafında sonunda istediğimiz şekilde ilerliyoruz, momentuma sahibiz ve işler doğru yönde ilerliyor. Bu yüzden sadece iyi bir güç ünitesine ihtiyacımız vardı, bu da çözüm oldu. F1’de her şey masadadır. Bu kadar akıllı mühendisleriniz, bu kadar fazla teknolojiniz vardır, yavaş bir virajda 10 milisaniye veya yüksek hızlı virajda 40 milisaniye kaybettiğimizi bilebiliyoruz. Frenlemeyi, çekişi anlıyoruz, herkesin lastik basınçlarını biliyoruz ve bunu her hafta sonu hesaplayarak yapıyoruz ve düzlüklerde kaybettiklerinizi düştüğünüzde oldukça iyi durumdayız, önlerde olabiliriz. Kazanır mıyız bilmiyorum, ancak Red Bull’ların performansına yakın bir yerlerdeyiz.

Bu da son iki yılda olumlu bir işaret bulmak için cesaret vericiydi, güç eksikliğimiz olduğunu biliyorduk. Aynı zamanda şasi yönünde de zayıftık, ancak geçen yıl çok daha güçlü olduk. F1’den ayrılma kararından bu yüzden vazgeçtim.

Triple Crown’u kazanmak [Monako GP, Le Mans 24 Saat ve Indy 500 zaferleri] bir gün ulaşmam halinde beni çok gururlu biri haline getirecek, ancak şimdi F1’den ayrılırsam hayatımın geri kalanında bunun için pişman olacağım.

Soru: Ve her sürücünün başarılı ve rekabetçi olabileceği sadece kısa bir dönemi olur…

Alonso: Evet, ancak kendime çok fazla güveniyorum. F1’den önceki alt kategorilerde her yarıştığımda, sonuçlar alıyorduk. F1’de de tepedekilerin 0.2, 0.3, 0.4 saniye mesafesinde bir araca ihtiyacım var… Ve bu olduğu sürece oynamaya başlarız.

Bazı pistlerde kaybedeceğiz; bazı pistlerde diğerlerini yeneceğiz; bazı pistlerde eksikliklerimizin üstesinden gelmek için stratejiyle oynayacağız. Ancak oyunda olursunuz. Indianapolis’te de benim için böyleydi.

Soru: Indy 500’deki yarışın geçen yılın önemli anlarından biriydi. Nasıl bir şeydi?

Alonso: Başlarda zordu. Rahat değildim, çünkü araç garip hissettiriyordu, sola dönmek için ayarlanmış, asimetrik bir süspansiyon, ilk virajdan sonra rahat hissetmiyordum. Ve YouTube’da iki milyon kişi izliyordu! Bu, bir test için devasa bir rakam.

Ve ‘belki de araca binerim ve bundan hoşlanmam’ diye düşünüyordum. Belki rekabetçi olduğumu hissetmezdim. Belki hisleri sevmezdim. Belki aracı hissedemezdim… Ancak sonra üç hafta boyunca yarışmayacağımızı söylemek çok zor olurdu. Çünkü resmi olarak yarışacağımızı açıklamıştık!

Ancak tekrar hızlıca kendime güvenmeye başladım. Tüm yarış hislerimi uyandırdım. Birden ‘Indianapolis? Bunu seviyorum! Belki biraz daha karting veya Le Mans yaparım.’ diye düşündüm.

Soru: Şimdi nasıl hissettirdiğini unuttun mu?

Alonso: Dürüst olmak gerekirse, evet. Bir süredir bunu hissetmedim, ancak şimdi bu yıl iyi bir paketimiz olursa çok iyi bir sezon geçirebileceğimizi hissediyorum. Çünkü kariyerim boyunca yaptığım o ‘ekstra’ şeyi koyabileceğim.

Geçtiğimiz üç yıl boyunca bunu takıma vermek çok zordu: adanmışlık, çalışma, simülatör dönütleri. Bu bir sürücüye doğal olarak gelen bir şeydir. Ancak ekstrayı vermek, Meksika’da güç üniteniz değiştiği için 35 sıra geriden başlayınca o ekstra 0.2 saniyeyi vermek veya yarıştaki manevraları yapmak, harika bir kalkış yapmak, olmuyor.

Soru: Bu özel anlar nereden geliyor?

Alonso: Bu bilinçli bir şey değil. O gün nasıl hissettiğinizle ilgili. Belki Pazar sabahı strateji toplantılarında grafikleri gördüğünüzde, simülasyonları gördüğünüzde size dördüncü bitirebileceğinizi söyler, ancak siz daha da yukarıda bitirebileceğinizi hissedersiniz, bunun altında matematiksel sebepler olmasa bile bunu hissedersiniz. Sonra bu gerçek olmaya başlar.

Soru: Özel bir günde bile umacağının en iyisinin beşinci veya altıncılık olacağını bildiğinde işler zor oluyor olmalı…

Alonso: Biliyorsunuz, zor zamanlarda kolay zamanlara göre çok daha fazla şey öğrenirsiniz ve geçmiş üç yılda tüm takım olarak hiç olmadığımız kadar güçlü olduk. Bu yıl geçtiğimiz üç yıla göre daha rekabetçi olursak bu mücadeleyi almak için çok daha hazırız. Şimdi diğer takımlardan gelen çok genç, çok yetenekli insanlar geliyor, Ferrari’den, Red Bull’dan ve bu üç yılda olanlar bizi çok güçlü yaptı ve grup olarak birleştirdi. İnanıyorum ki daha büyük şeyler için hazırız.

Soru: Peki kişisel olarak sen nasıldın? Aracın seni geride tuttuğu zamanlarda bir sporcu olarak nasıl motive kaldın? Bu, Formula 1’in çok farklı bir yanıdır…

Alonso: Dürüst olmak gerekirse, kolay değildi. İnişler ve çıkışlar vardı, iyi ve kötü durumlar vardı. Sadece yarış hafta sonunun kendisi değil, çünkü antrenmanlara gittiğinizde ve mühendislerle görüşmelere başladığınızda, sıralama sürüşlerine hazırlandığınızda içinizdeki rekabetçi sporcu uyanır ve her mücadele için hazır olursunuz.

Ancak yarışlar arasında zor oldu. Diri ve odaklanmış kalabilmek için kendimi biraz daha fazla zorlamam gerekti. Kaybetmeyi sevmiyorum, kazanmayı seviyorum ve hayatımda sadece motorsporlarında değil, her Pazar gecesi yarıştan ayrılırken mutlu değildim.

Her zaman sonraki yarışta bir şeylerin değişeceğini düşündüm, puanlar alacak ve daha iyi olacaktım. Bunun tamamen doğru olmadığını bilsem bile böyleydi. Her zaman bu his vardı ve hayal kurmaktan asla vazgeçmedim. Kazanma açlığı her zaman vardı ve kendimi motive etmek zor olmadı.

Soru: ‘Daha önce bundan daha iyiydim’ diye geçmişe bakıp düşündüğün oluyor mu?

Alonso: Aslında, hayır. Böyle bir şeyi hiç düşünmedim. Her zaman Jenson ve Stoffel’e (McLaren’daki takım arkadaşlarıma göre) güçlü ve rekabetçi hissettim. Kendi motivasyonum ve güvenim asla sorun olmadı, o yüzden geriye bakmıyorum.

[Ancak Alonso’dan biraz düşündükten sonra bir itiraf geliyor]

Biliyor musun, aslında geçmişteki bazı yarışlara yönelik düşündüğümde eğlendiğimi düşünüyorum. Bazı kanallar geçmişe yönelik yayınları paylaştığında bir kaç saatliğine – tüm yarışı – izleyerek rahatlıyorsunuz.

Soru: Kendini izlemek neye benziyor?

Alonso: [Yüzünde büyük bir gülümsemeyle] Harika! Evet gerçekten harika çünkü çoğunlukla kendinizi tanıyamıyorsunuz. Yarışırken içeriden çok farklı görünüyor. Dışarıdan yarışı bu şekilde analiz etmiyorsunuz. Belki de spiker baskı altında olduğunuz için zaman kaybettiğinizi söylüyor. Fakat o turda ya lastiklerinizi korumaya çalıştığın ya da ufak bir problem yaşadığın için bunun olduğunu hatırlıyorsun. Bu şekilde izledikten sonra dışarıdan yarışın ne kadar farklı olduğunu ve medyanın sorduğu soruların neden bu yönde olduğunu anlıyorsunuz.

Soru: Herhangi özel bir yarışın?

Alonso: Tam olarak yok. Ancak kazandıklarımız olabilir. 2005’te bazı – BAR veya Toyota – araçların pole pozisyonundan başladığını hatırlıyorum. Sonra bu araçlar 8 – 11 tur civarlarında pite giriyorlardı, biz ise 16. tur civarında pit yapıyorduk. Beşinci olsa bile içeriden güzel zaman geçiriyorduk.

Soru: Dostun Robert Kubica geçen yıl çok fazla zorluklarla karşılaştığını ve [Neredeyse ölümcül bir kaza geçirmesinin ardından] bu zorlu mücadelenin onu daha iyi bir pilot yaptığını söyledi. Seni böyle daha iyi pilot yapan herhangi bir zorluk oldu mu ?

Alonso: Kesinlikle evet. Çünkü sürüş yaparken sahip olduğunuz paketi maksimize etmek çok zor. Kazandığım zamanlarda, ilk stint (bölüm) zorladıktan sonra daha çok aracın temposunu düşürüp korumaya alıyordum. Agresif olmadan kerbleri az kullanarak gidiyordum. Ya da pit stop esnasında 20 metre önceden fren yapıyordum ki çizginin dışına taşıp ona vurmayayım. Sahip olduğunuz baskın pakete göre bu %20’lik bir fark. Bu muhtemelen öğrenme eğrinizi yavaşlatan bir şey, çünkü kendi zihinsel ve fiziksel kapasitenizi çok fazla veremiyorsunuz. Zor zamanlar geçirmeye başladığınız zaman ise sürüş stilinizi her geçen gün geliştirmeniz gerekiyor.

Soru: Sürüşünüzün geçen yıl içerisinde gelişen belirli yönleri oldu mu?

Alonso: Evet şüphesiz lastikleri hiç anlamadığımız kadar iyi anlıyoruz, buna uyum sağlamak durumundayız. Son yıllarda lastikler çok kırılgan ve onları çok fazla zorlayamıyoruz. Ya da biraz fazla kullanıldıkları zaman turun veya stintin sonunda performans düşüşü yaşanabilmekte. Geçtiğimiz sene biraz daha normale yakın lastiklere geçiş yaptık ki bu sayede daha çok zorlama fırsatımız oldu.

F1 çok fazla gelişti ve pilotlar artık daha hazır haldeler. Yarışın her anında maksimumu sergilemek zorundasınız, her tur, her atak anında, sürekli yakıt tasarrufu tekniğinde. Cuma’dan Pazar’a kadar olan sürede sürekli optimum sürüş stiliyle dolaşıyorsunuz. Mesela bir iPhone, 6 ay içerisinde yazılımını güncellerken, Formula 1 pilotları her ay kendini geliştirmekte. Özellikle arka taraflarda olanlar, çünkü onların ekstra bir şeyler bulması gerekmekte.

Soru: Lewis her zaman sıralamalarda takım arkadaşına göre neredeyse 0.2 saniyelik avantaj sağladı. Onun başarını izlemek ve kendi aracının bu kadar rekabetten yoksun halde olması seni hayal kırıklığına uğratıyor mu?

Alonso: Hayır uğratmıyor. Hayır bu beni çok fazla hayal kırıklığına uğratmıyor! Birileriyle dünya şampiyonluğu için savaşıp kaybettikten sonra hayal kırıklığına uğruyorsunuz. ‘Ben daha fazla hak ettim’ diye düşünmeye başlıyorsunuz. Ancak şampiyonada bu mücadele içerisinde değilken bu düşünceye kapılmıyorum. Aslında şu anda Lewis aldığı şampiyonlukları hak ediyor. Onun sahip olduğu yeteneği rakamların gösterdiğinden daha fazla. Şimdi bu onun için biraz daha kolay hale geldi, aracı baskın, Sebastian ile durumu (Şampiyonluk sayılarını) eşitledi. İkisinin de 4 adet şampiyonluğu var ve bu adil.

Soru: Ancak 2012’de Brezilya’da Sebastian’a kaybettiğin şampiyonluk hakkında ne düşünüyorsun? Kamera seni buldu ve ifadene odaklandı. Şampiyonluğu üç puanla kaybettin ve tamamen şoka uğramış gözüküyordun.

Alonso: Evet, açıkçası orada Felipe için bekliyordum. Bana yardımcı olabilmek için elinden geleni yaptı ve orada ailesine sarılıyordu. Kameranın orada olduğunu bilmiyordum. Ve açıkçsaı bende ‘orada’ değildim. 2012 yılı F1’de benim sürüş seviyemin en iyi olduğu yıldı ve inanıyorum ki onu hak ettiğimi düşünüyorum. Ancak mümkün olmadı. Beni hayal kırıklığına uğratmadı fakat rakamların bize karşı dürüst olmadığını biliyorum. Belki bu sezon şans biraz bizim yanımızda olmaya başlar.

Soru: McLaren’daki sonuçların sosyal medyada popülerliğinden hiç bir şey götürmemiş gibi gözüküyor. [Twitter’da 2.5 milyon takipçin bulunmakta ve bu sürekli artıyor.]

Alonso: Biliyorum, bu harika bir şey. Etrafımdakilere bile bu konu hakkında soruyorum, başka sporlarda – futbol, tenis vs – arka arkaya geçen üç kötü sezonun ardından popülerliğiniz düşmekte, sponsor bağlantılarınız ve fan oranınız azalmakta. Ancak olay bu değil. Belki de bu yarış içerisindeki telsiz konuşmalarımdandır. Bunlar oldukça popüler görünüyor! İnsanlar bana bir sebepten ötürü yakın olmak istiyorlar ve bu yüzden daha fazlasını hak ettiğimi düşünüyorum. 2010 ve 2012’de çoğu kişiye göre şampiyonlukları kazanabilirdim. Bu iyi bir şey. Size bir şeyler veriyorlar. Bir kupa vermeseler bile sevgilerini veriyorlar.

1 YORUM

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]