Formula 1’deki en büyük rakibi kimdi? Hangisi daha korkutucuydu? Ron Dennis mi, yoksa Frank Williams mı? Peki şanslı iç çamaşırlarının hikayesi ne?

Hangisini daha üstün görüyor: Ayrton Senna mı, yoksa Michael Schumacher mi? Hiç ‘mükemmel’ bir tur attı mı? Günlük kullandığı otomobili hangisi?

15 yıllık uzun F1 kariyerinde 13 yarış galibiyetine sahip olan eski McLaren pilotu David Coulthard, Cenevre otomobil fuarında F1 kariyeri hakkındaki birkaç soruyu yanıtladı.

Karşınızda DC…

F1’de geçirdiğiniz tüm zamanınızda en büyük rakibiniz kim oldu?

Elbette bir numaralı rakibiniz takım arkadaşınızdır ve yedi yılımı Mika Hakkinen’in takım arkadaşı olarak geçirdim. Birlikte birkaç şampiyonluk elde ettik. Bu yüzden hiç şüphesiz önümdeki en büyük mücadele oydu.

Ayrton Senna’nın test pilotu olarak ondan öğrendiğiniz en önemli şey neydi?

Ayrton olağanüstü bir bireydi ve ben de Nigel Mansell, Alain Prost ve son zamanlarında Ayrton için de test pilotu olacak kadar şanslı biriydim. Ayrton hakkında Nigel ve Alain’dan farklı olarak gördüğüm en önemli şey onun mekanikerler ve mühendislerle birlikte çalışma şekliydi. Sadece ortaya çıkıp, aracı sürüp, birkaç yorum yapıp ayrılmıyordu, piste erken gelirdi ve çok geç saate kadar kalırdı, çünkü mühendislere doğrudan bağlı olmak ve onların da kendisi gibi düşünmesini istiyordu. Bu detaylara olan dikkati ve çalışma ahlakı beni diğerlerinden farklı olarak en çok etkileyen şeydi.

Bence pek çok kişi çok yetenekli ve çok başarılı insanların sadece doğal yetenekleri olduğunu ve sonuçlar aldığını düşünür, ancak onlar inanılmaz adanmış ve sıkı çalışan insanlardır. Bence bu en etkileyici şeylerden biri, bu fırsatı değerlendirmek, doğal yeteneği kullanmak ve sıkı çalışmak başarılı insanların ortak özelliği.

Kariyerinizde attığınız, aklınızda kalan, mükemmel olduğunu düşündüğünüz turunuz hangisiydi?

Bence her yarış pilotu mükemmel tur diye bir şeyin olmadığını söyler, çünkü her zaman biraz gelişebileceğiniz bir alan vardır, ancak pole pozisyonu aldıysanız açıkça o turda takım arkadaşınız ve rakiplerinizin geri kalanından daha fazlasını almışsınız demektir.

Monte Carlo’da, 2001’de polü aldığımda bundan çok gurur duymuştum, çünkü ben gerçek bir sıralama pilotu sayılmazdım, yarış performansım her zaman daha iyiydi. Hafta sonu boyunca çalışma şeklimde fırsatları değerlendirdim.

2000’de Monako’yu kazanmak, 2001’de polde olmak ve 2002’de tekrar kazanmak bana göre, o üç yıla geri dönüp baktığımda sürücü olarak en güçlü olduğum zamanlardı.

2001 Monako’da ısınma turunda aracını stop ettirmen nasıl bir histi?

O zaman Ron Dennis benim hatam olduğunu düşündü, ancak aslında bir yazılım sorunuydu, normalde prosedürüm sağ debriyaj kulakçığını çekmek ve birinci vitese geçmekti. Ancak o gün her nedense sol kulakçığı çektim ve birinci vitese aldım. Araçta yeni bir yazılım vardı, bir nedenle prosedürü devreye sokmadı ve motoru kapattı.

Perşembe, Cumartesi günleri yaptığımız tüm çalışmaları mahvedip gridin arkasından başlamak sinir bozucuydu. Yarışta beşinci bitirdim, Enrique Bernoldi ve Arrows’unun arkasında çok zaman harcadım, yani Monako’da kötü bir sonuç değildi. Ancak pole pozisyondaydım ve bunu rahatça bir zafere dönüştürebilirdim.

McLaren’da daha az takım oyuncusu olsaydınız bir şampiyonluk kazanabilir miydiniz?

Yapabileceğimin en iyisinin olduğunu bilerek ikinci bitirmeyi zayıf bir sezonda olmaya tercih ederim. Örneğin çok saygı duyduğum insanlardan biri, Keke Rosberg şampiyon olduğu yıl sadece bir yarış kazanmıştı. Bir yarış kazandığım sezonlar oldu, ancak tek bir yarış kazanmış şampiyon olarak iyi hissetmezdim. Keke üzerine alınmasın, söylediklerim onunla ilgili değil, demek istediğim, şampiyon var, şampiyon var.

Bence şampiyonada Schumacher’e karşı ikinci bitirdiğim için rahat hissedebilirim.

Hafta bazında baş etmekte en çok zorladığın takım arkadaşın hangisiydi?

Kariyerimde dokuz yıl boyunca Finli takım arkadaşlarım oldu, Mika ile 7, Kimi ile 2 yıl. Mika Kimi’ye göre çok daha arkadaş canlısıydı, iletişim kurması çok kolaydı. Kimi o zaman çok gençti ve çok fazla şey söylemiyordu, şimdi yaşlı ama yine çok fazla şey söylemiyor.

Mika’nın yanında olduğum zamanlarda daha eğlenceli zaman geçirdim. İkisi de çok hızlıydı ve ikisi ile de yenmesi zor pilotlardı.

Patron olarak hangisi daha korkutucuydu? Ron Dennis mi, Frank Williams mı?

Hem Ron, hem de Frank çok güçlü kişilikler, büyük işler başaran isimler, ikisi de zaman zaman çok korkutucuydu. Ancak bu bir lider olmanın bir parçası, Formula 1’in o çağının bir parçasıydı. Tüm kariyerlerini Formula 1’de geçirdiler, tüm hayatlarını o çizgiye koydular.

Bildiğiniz gibi Frank Williams’la dört veya beş yıl test pilotu, sonrasında yarış pilotu olarak ve McLaren’da da dokuz yıl geçirdim, bunlar en hızlı sürücü olduğum için değildi, adanmış biriydim ve doğru yönde gittiğimi düşündüğüm zaman buna inanıyordum, elbette buna saygı duyuyorlardı. Aksi halde beni kovarlardı.

İkisini de yakından biliyorsun, eşit araçlarda hangisi kazanırdı? Senna mı, Schumacher mi?

Bu her zaman açık bir tartışma olmuştur, Senna ve Schumacher’i hiçbir zaman birbirleriyle yarışırken göremedik. Ancak ben bu durumda Senna derdim, çünkü bence onun Michael’ın çağına göre farklı mücadeleleri oldu, ondan önce başlamıştı. Harika bir iş yaptı ve motorsporlarında adanmışlık denen şeyi pek çok şekilde yeniden yazdı.

Schumacher mi, Hakkinen mi?

Bir teorim var, belki de Mika ile takım arkadaşı olduğum içindir, Mika saf hız konusunda Michael’dan daha iyiydi. Ancak Michael o hızı daha istikrarlı olarak sunabiliyordu. Bu durumda Mika ve Michael aynı takımda olsaydı Mika daha fazla pole pozisyonu alırdı, ancak muhtemelen Michael daha fazla yarış kazanırdı.

Bir geceyi dışarıda Ron, Bernie, Frank, Alain veya Lewis ve Seb ile geçireceksin. Hangisini tercih ederdin?

Hepsinin bir odada bir arada olmasını isterdim, egoları birbirleri arasında çarpışır dururdu.

Belki onların başarılarına ayrı ayrı onların birbirlerine duyduğundan daha fazla saygı duyuyorumdur.

Eddie Jordan ile çalışmak nasıl bir şeydi?

EJ harika bir karakter ve işinde olağanüstü başarılıydı, ancak üretim esnasında onunla bir arada olmak çok sinir bozucuydu. Ufak tefek, sağır biri ve bir soru sorduğunuzda size dönüp ‘Ne?’ diye bağırırdı.

Bize şanslı iç çamaşırlarından bahseder misin?

Şanslı iç çamaşırları aslında o kadar şanslı değildi, çünkü Spa’da ayağımı kırdığımda onları giyiyordum. Müdahale için tulumu kestiklerinde, yıllardır giydiğim şanslı iç çamaşırlarım da yılların ardından çoktan birkaç delik sahibi olmuştu, annem delik iç çamaşırı giydiğim için çok utanmıştı.

Ondan sonra emekli oldular, ancak çok rahatlardı ve onlardan üç pakete sahiptim ve Formula 1’e girmeden önceki tüm zamanlarımda onları giymiştim.

Okuduğun son kitap hangisiydi?

Okuduğum son kitap kendime ait son kitaptı: Winning Formula. Yarışlarla çok ilgili değil, Frank Williams, Ron Dennis, Dietrich Mateschitz, Adrian [Newey], Mika [Hakkinen] gibi insanlardan, büyük şeyler yapmış başarılı insanlardan öğrendiklerim var. 17 veya 18 yaşımdan bu yana Formula 1 maceramda öğrendiklerim var.

Günlük kullandığınız otomobiliniz hangisi?

Günlük kullandığım diyebileceğim bir aracım yok, çünkü 25 yıl boyunca Mart’tan Kasım ayına kadar dünya turundaydım ve sürekli pistlere giden bir uçaktaydım. Eski klasik bir Mercedes’im var, 1971 model, benimle aynı yaşta, o zamanlar o aracı kullanmayı severdim, bazen de AMG otomobilimin performansını ortaya çıkarmak isterdim.

Ancak Monte Carlo’da yaşıyorum ve küçük bir yer olduğu için çoğu zaman katlanır bisikletimle dolaşırım. Kariyerim araçlarla geçmiş olmasına rağmen bir otomobil insanı olduğumu söyleyemem. Günlük işlerim için fonksiyonel araçlara ihtiyacım oluyor.

En iyi hatıralarının olduğu yarış hangisiydi?

Bence en çok yarış ruhuna sahip olduğum için en çok gurur duyduğum yarış 2000 Magny Cours’tu, yarışı kazanmak için arkadan gelip Rubens’i geçmek, Michael’ı geçmek zorunda kalmıştım.

O sırada Michael’a bir orta parmak göstermiştim, elbette bundan çok gurur duymuyorum, akıllıca bir şey değildi, bu o yarışı kazanma isteği için duyduğum derin tutkudan kaynaklıydı.

2019’da kim şampiyon olacak?

2019’da şampiyon olacak kişi Lewis Hamilton demek kolay, çünkü o son birkaç yılı kazandı, ancak Ferrari gerçekten bir şansa sahip ve bence Charles Leclerc’in Ferrari’de yarışlar kazandığını göreceğiz. Vettel daha deneyimli pilot olmalı, ancak asla asla dememeli.

Bence önlerde Ferrari, Mercedes ve elbette Honda’nın gelişim aşaması kapsamında daha rekabetçi bir pakete sahip olacak Red Bull arasında büyük bir savaş göreceğiz. Gerçekten çok daha yakın bir sezon olacak gibi görünüyor. Bu yüzden sabırsızlanıyorum.

2 Yorum

  1. David kadar sevilen az çok az pilot var. Çoğu efsaneler bile unutuldu gitti ama DC unutturmuyor kendini adamın her şeyden evvel ceryanı var. 🙂
    Yaşlanmıyor bu adamlar arkadaş benimde şampiyonluğum yok ama ben bu abiden yaşlıyım 🙂 David’i görünce benim aklıma David Knight (Hasselhoff) geliyor hep 🙂 Benziyorlar diye galiba. Bize göre çok soğuk bir suratı var ama hareket, mimikleri adamı yumuşatıyor.

    Benden de 2 hediye gelsin.
    https://www.youtube.com/watch?v=NVnGdW3lpTo

    4:00 de ki giriş akıl bükücü. Deli ötesi bu adamlar.

    https://www.youtube.com/watch?v=NJhBgS0vMGc

    İşte insanların aradığı şey bunlar. Biz öyle zırt pırt geçiş aramıyoruz sıkı uzun mücadele istiyoruz.
    Penaltılar basittir olay her zaman ki sürecin dışında gol değildir. En artistiğinin bile düzeni bellidir. Asıl eşitliği kim bozacak diye ekrana yapışırdık.

    Savunma her zaman saldırmaktan zor ve niceliksel.. Kaleyi kaptırmamak için yırtınırsın.
    İşte bunları izlemiş nesle neyi nasıl beğendireceğini sanıyorlar.

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]