17 Ekim 1979’da doğan Kimi Raikkonen’in yarışmaya 10 yaşında karting yaparak başladı. 1998’de Finlandiya karting şampiyonu olan Kimi 2000 yılında Formula Renault şampiyonu olunca içindeki cevheri göstermiş oldu ve bu başarı ona yeni kapılar açtı.

2000 yılında Peter Sauber’den test pilotluğu teklifini kapan Kimi takımla kendisinin işine yarayacak testler yaptı ve Sauber’in güvenini kazandı. Öyle ki F1’den önce sadece 23 yarışlık bir tecrübesi vardı ve o zamanlar F1 kamuoyunda Kimi’nin süper lisans alıp alamayacağı dahi belli değildi. Dönemin FIA başkanı Max Mosley (deli Max) Kimi’ye istemeyerek de olsa geçici bir süper lisans vermeyi kabul edince Raikkonen’in önünde piste çıkıp yarışması için bir engel kalmamış oldu.

15 dakika öncesine kadar kafayı koyup uyduğu ilk yarışını puanla noktalayan Raikkonen kalıcı süper lisansı da garantileyerek boş olmadığını kanıtladı. İnişli çıkışlı bir çaylak sezonu geçiren Kimi Avusturya ve Kanada’da 4. oldu ve sezonu 9 puan ile 10. sırada noktalayarak çaylak bir Sauber pilotu için gayet makul bir iş yaptı.

2002’de Mika Hakkinen’den boşalan McLaren koltuğuna oturan Kimi McLaren ile çıktığı ilk yarışta podyumu yakaladı. Sezonu 4 podyum ve 24 puanla 6. sırada noktalayan Raikkonen takım arkadaşının gerisinde kalsa da yaşadığı sorunlar da düşünülünce yine iyi bir iş ortaya koydu.

2003’e podyumla başlayan Kimi, ikinci yarış Malezya’yı kazandı. Daha sonraki 5 yarışın 4’ünde podyum yaptı.

Olaylı geçen Brezilya’da kazansa da yarıştan sonra esas kazananın Fisichella olduğu anlaşıldı ve Raikkonen galibiyet kupasını Fisichella’ya teslim etti.

Kimi Nürburgring’de ilk defa pol alsa da Mercedes motoru onu yarı yolda bırakınca yarış dışı kaldı.

Fransa’daki dördüncülük ve Silverstone’daki üçüncülüğün ardından yine Almanya’da bu sefer Hockenheim’da ilk tur kazası ile yarış dışı kaldı. Daha sonra 3 tane daha podyum ve ABD’de pol de alan Kimi sezonu Michael Schumacher’in 2 puan ardında ikinci olarak noktalayarak şampiyonluk mücadelesi verebilecek potansiyelde olduğunu gösterdi.

2004’te ilk üç yarışı puansız noktalayan Iceman, San Marino’da 8. olarak puanla tanıştı. Newey’in yılan hikayesine dönen MP4-18’i piste bile çıkarmayınca McLaren MP4-19B’ye geçti ve Raikkonen Silverstone’da polü yakalayıp ikinci olarak podyum gördü. Bir sonraki yarış olan Almanya’da Raikkonen’in klasik Almanya şanssızlığı tuttu, lider giderken arka kanadı kopunca büyük bir kaza ile yarış dışı kaldı.

Belçika’da sıralamalarda 10. sırada kalan Kimi, yarışta adeta uçarcasına bir performansla damalı bayrağı ilk gören isim oldu.

Bu onun Spa’daki ilk, 2004’teki tek zaferi idi.

Daha sonra Çin ve Brezilya’da da podyuma çıkan Iceman sezonu 45 puan ile 7. sırada noktaladı.

2005 Kimi Raikkonen için devrim niteliğinde bir yıl oldu. F1’de yarıştığı 4 sezonda bir türlü şampiyonluk yolunda hızlı bir araca sahip olamayan Kimi ilk defa kendi yeteneğine layık hızda bir araca 2005 yılında sahip oldu. Ancak kontrolsüz güç, güç değildi. Kimi için kader ağlarını bu sefer farklı bir şekilde örecekti.

Avustralya’da sıralamalarda 10. sırada kalan Kimi’nin aracı startta kalkamadı, start ertelenirken Kimi pit yoluna alındı. Raikkonen yarışı 8. bitirerek siftahı 1 puan ile yaptı.

Malezya’ya 6. başlayan Kimi lastik patlatınca 9. oldu ve buradan puansız ayrıldı. İlk iki yarışın ardından Alonso şampiyona lideri iken Kimi 1 (bir) puan alabilmişti.

Renault motorlu araçların kazandığı ve F1 tarihinin en sıcak havada yapılan yarışlarından biri olan Bahreyn’de Kimi 3. olarak podyuma çıktı.

Schumacher ve Alonso’nun finişe kadar kıran kırana mücadeleye tutuştuğu Imola’da polü kapan Kimi yarışa aktarma organı sorunu ile erken veda etti.

Iceman şeytanın bacağını Barcelona’da kırdı. Polden başladığı yarışta liderliği hiç bırakmayarak 2005’teki ilk zaferinin kazandı.

Bir sonraki yarış Monaco’da da yine polden başlayıp liderliği kimseye bırakmadan kazanan Kimi arada Alonso lehine fazlaca puan farkı olsa da (49-27) klasmanda ikinciliğe oturdu.

Ama…

Raikkonen-Almanya gerginliği 2005’te de devam etti. 30. turda Ford şikanında hata yapan Kimi bargeboard’una hasar verdi. Birkaç tur sonra Villeneuve’e tur bindirirken büyük bir blokaj yaşayan Iceman tüm bunlarla Alonso’ya karşı zaman kaybetse de hala liderdi fakat lastik sorunlu idi (Belirtelim, 2005 kuralları gereği pit stopta lastik değiştirilmiyordu, alla alla deli Max’e bak sen.) ve Raikkonen yarışı McLaren’in aldığı karar üzerine lastik değişip geriye düşmek riski yerine hasarlı lastikle devam etme riskini alarak “ya hep, ya da hiç” durumu yaşayarak sürdürdü. Raikkonen son tura başladı ve sağ ön lastik ve süspansiyon benden bu kadar deyip ilk virajda canını teslim edince Iceman bariyerlere çarparak kazanacağı yarışı puansız noktaladı. Bu olaydan sonra Raikkonen hataları ve McLaren’in aldığı risk eleştirildi.

Kanada da 7. sıradan kazanan Raikkonen Alonso’nun süspansiyon sorunu ile yarış dışı kalmasından faydalanıp Almanya’daki felaketten doğan hasarı minimuma indirdi.

Kimi tüm Michelin lastikli araçlar gibi ABD’de yarışmadı.

Fransa’da sıralamalarda ikinci sırayı yakalayan Raikkonen motor değiştirdiği için ceza alıp 13. sıradan start alıp yükselerek 2. oldu.

Silverstone’da yine sıralamalarda 2. sırayı alan Raikkonen’un motoru seanstan önceki arızadan ötürü değiştirildiğinden yine 10 sıra ceza aldı, yine gerilerden start aldı ve yine yarışta yükselerek 3. oldu. (Yine, yeni, yeniden)

Bir sonraki yarış olan Almanya’da yine klasik Kimi Raikkonen-Almanya şanssızlığı tüm hızıyla devam etti. Yarışa polden başlayıp kontrol altında kazanmaya doğru giden Kimi’nin McLaren-Mercedes MP4-20’si 35. turda hidrolik arızası verince Kimi yine yarış dışı kaldı.

Tütün reklamlarının geniş çapta yasaklandığı ilk yarış olan Macaristan’da cumartesi günü bir an önce sağlığına kavuşmasını umduğumuz Schumacher son sözü söyledi ve polü aldı. 4. sıradan kalkan buz adamın hızlı ama dayanıksız McLaren’i bu sefer sorunsuzca damalı bayrağı ilk sırada gördü.

21 Ağustos 2005’te, sıcak bir İstanbul gününde polden başlayan Kimi Raikkonen yarış boyunca liderliği kimseye bırakmadı ve Türkiye’in 7 yıllık F1 macerasında kazanan ilk isim oldu.

İtalya’da aslında polü alan Kimi yine Mercedes motorunun gazabına uğrayarak 10 sıra ceza aldı ve 11. sıradan start aldı.

Yarışı 4. sırada noktalayan Kimi 370.1 km/h hıza ulaşarak yarış içi hız rekorunu kırdı.

Belçika’da sıralamalarda 2. olan Iceman yarışta takım arkadaşı Montoya’nın yaşadığı temas ile 35. turda liderliği alarak Spa’da iki yıl üst üste kazanmış oldu. 3 yarış kalmışken Alonso 25 puanla öndeydi ve Kimi’nin şampiyonluk umutları yavaş yavaş sönüyordu…

Brezilya’da Alonso 3. oldu ve kendine yeten puanları alarak 2 yarış kala şampiyonluğunu ilan etti. McLaren 5 sene aradan sonra ilk defa duble yapsa da şampiyonluk gelmedi. Fakat Kimi ve McLaren bir anlam ifade etmese de hala hızlı idi ve bunu bir sonraki yarışta göstereceklerdi.

Japonya’da 17. sıradan kalkan Kimi Raikkonen son tura kadar mücadele etti ve Fisichella’yı geçerek destansı bir galibiyete imza attı.

Çin’i de podyumla noktalayan Kimi klasmanda Alonso’nun 21 puan gibi büyük bir farkla geride kalmasına rağmen teknik sorunların kurbanı oldu ve şampiyon olabilecek kalibrede bir pilot olduğunu kanıtladı. Belki de hayatının en iyi performansı motor arızalarına kurban gitti ama onun da şampiyonluk kazanacağı gün gelecekti ama beklemesi gerekiyordu.

Kimi 2006’ya 22. sıradan 3. sıraya çıkarak başlarken Malezya’da ilk tur kazası ile yarış dışı kaldı.

Ferrari’lerin bitiremediği Avustralya’da 2. olan Kimi Monaco’ya kadar podyum alamasa da düzenli olarak puan aldı.

Monaco’da Alonso’yu yakından takip ederek galibiyeti kovalayan Kimi’nin Mercedes motorlu McLaren’i güvenlik aracı arkasında arıza verince yarıştan puansız ayrıldı. Teknik sorunların vazgeçilmez adresi olan Iceman yarışı yatında buz gibi birasını yudumlayarak takip etti.

Silverstone ve Kanada’da da podyum yapan Kimi ABD’de Montoya’nın kaza kurşununa kurban gitti. Sabrı taşan Ron Dennis bu olaydan sonra Montoya’ya kapıyı gösterdi.

Almanya’da bu sefer enteresan bir biçimde yarış dışı kalmayan Kimi boş depoyla polü alsa da erken pit yapmak zorunda kaldı ve 3. olarak podyum gördü.

Olaylı geçen (hatta belki de en olaylı geçen) Macaristan GP’sinde de polden başlayan Kimi tur bindirdiği Liuzzi’nin aracına arkadan çarptı ve yarış dışı kaldı.

Türkiye’de lastik patlattıktan sonra pite gelen ve pitten sonra lastiğin düzgün takılmamış olmasından ötürü Kimi puan alamadı.

İtalya’da polden başlayıp ikinci olan ve McLaren’in bir sezon hızlı bir sezon yavaş ve mütemadiyen çıtkırıldım otomobillerinden bıkan Kimi kendine yeni bir takım aramaktadır. Emekli olan Schumacher Kimi’nin kulağına “Anahtar paspasın altında” deyince Kimi bir sonraki yıl için Ferrari’de Schumi’nin koltuğuna oturur.

Sezonu 65 puanla 5. bitiren Kimi bu sefer de şansını(?) bir de Ferrari’de denemek ister ve Hakkinen’in yerine 2002’de katıldığı McLaren’e veda eder.

2007’ye yeni takımı Ferrari ile pol ve zaferle başlayan Kimi hayatında ilk defa bir mücadeleye 1-0 önde başlar.

McLaren’in sunduğu talep ile Ferrari’nin esnek tabanının legal olup olmadığı tartışmalarının damga vurduğu Malezya’da Kimi 3. oldu.

Massa’nın polden kazandığı Bahreyn’de de 3. olan Kimi İspanya’da elektrik sistemindeki sorunla yarış dışı kaldı ve önemli puanlar bıraktı.

Daha sonra Ferrari’deki casusun F2007’yi sabote ettiğinin anlaşıldığı Monaco’da Kimi ancak 8. olurken Massa 3. olur ve takım arkadaşının 10 puan önüne geçer.

Kanada’da ortalamanın üstüne çıkamayan bir performans sergileyen Kimi vasat bir start alır ve Massa ile ufak bir temas yaşar. Yarışı 5. bitirirken Hamilton ilk zaferini alır, Massa diskalifiye olur, Alonso ise çok sorunlu bir yarış geçirir ve ancak 7. olabilir. Raikkonen’in klasmandaki yeri değişmezken lider Hamilton ile arasındaki puan farkı 21’dir.

ABD’de 4. sıradan öteye gidemeyen Kimi yavaş yavaş mücadeleden kopmaya başlar. Lider Hamilton Kimi ile 26 puan fark açmıştır.

Ferrari’nin Nigel Stepney ile davalık olduğu, Cumartesi gecesi pist yakınlarında helikopter kazasının yaşanması ile olaylı geçen Fransa GP haftasonunda Kimi 3 yarışlık podyumsuzluk serisini zaferle bozar. Klasmandaki yeri değişmese de Massa’ya yaklaşır.

Ferrari-McLaren arasındaki gerilimin tırmandığı Silverstone’da 2. sıradan kalkan Raikkonen kazanır ve nihayet takım arkadaşının 1 puan önüne geçer.

İlk turdaki yağmurun damga vurduğu ve neredeyse herkesin pist dışına uçtuğu Nürburgring’de yapılan Avrupa GP’sinde klasik Kimi Raikkonen-Almanya şanssızlığı yaşanır ve Iceman hidrolik sorunu ile 0 çeker. Böylece Massa yerini geri alır, Raikkonen 4 şampiyon adayı arasında 4. sırada yer almaktadır.

Casusluk skandalı yanında McLaren’deki mevcut takım içi savaşı yaşanırken Macaristan’da ipler kopar. Alonso-Hamilton arasındaki gerilim en yüksek seviyeye ulaşır. Hamilton kazanırken Kimi 2. olur. Massa çok silik bir hafta sonu geçirip 13. olurken Raikkonen yeniden Massa’nın önüne geçer.

Türkiye’de Massa kazanırken Kimi 2. olur ve Massa klasmandaki yerini 1 puanla geri alır. Kimi yine klasman dördüncüsüdür.

McLaren’deki Macaristan’da patlak veren olayı göz önünde bulunduran Ferrari pilotları ile anlaşma yapar. Buna göre takım İtalya GP’sindeki klasman sonucunda kim önde olursa şampiyonluk mücadelesi için onu destekleyecektir. Ferrari 4 pilotun da çok yakın puanlarda olduğu, iki aracın da birbirinin aynı performansa sahip olduğu, hatta birinin direk copy-paste olduğu bir sezonda işini şansa bırakmak istememektedir. Kaybedilecek bir puan bile yoktur, film kopmuştur artık. Neticede bu sezonun aynı puanda bitme olasılığı da çok yüksekti ve bu durumda galibiyet sayısına bakılırdı.

Tüm bunlarla beraber Kimi ve Massa belki da hayatlarındaki en kritik yarışa İtalya’da çıktıklar. Kimi özellikle sonlara doğru boyun ağrısından muzdaripti ve Hamilton’dan ömrünün atağını yese de 3. oldu. Massa ise süspansiyon sorunu yüzünden yarış dışı kaldı. Hayatı boyunca Kimi ilk defa bu kadar şanslı idi, klasmanda Massa’nın önüne geçmişti ve Ferrari’nin şampiyonluk yolundaki öncelikli pilotuydu. Fakat Iceman ilerleyen yarışlarda bunun şanstan ibaret olmadığını gösterecekti.

Kimi çok sevdiği Spa’da polden kazanarak farkı düşürdü. Fuji’de ise Alonso yarış dışı kalırken Massa’da gerilerde kaldı. Kimi 3. olarak burada da fark kapattı.

Geriye 2 yarış kalmıştı. Hamilton 107 puanla lider, arkasında 95 puanla Alonso, üçüncü sırada 90 puanla Kimi vardı.

Çin’de Hamilton çaylak hatası yaparak pit yolunu kaçırınca farklar azaldı. Hamilton aynı puanla liderken Alonso 103 puanla 2., Kimi 100 puanla 3. idi.

Kimi hayalini kurduğu şampiyonluğa elini uzatsa yakalayacak kadar yakındı ama iki McLaren’i de alt etmesi gerekiyordu.

2007 Brezilya GP,  ilk 4 Massa-Hamilton-Raikkonen-Alonso şeklinde.

Kimi Alonso’yu geçerken Hamilton’a geçilmişti. Startta Alonso’ya geçilmeden Hamilton’ı geçmesi gerekiyordu. Sonrasında zaten Massa yardım edecekti.

Kimi bunu başardı ve Massa’nın ardına geldi. Hamilton sadece Kimiye değil Alonso’ya da geçildi ve karşı atak yaparken hata yapıp geriye düştükten sonra vites kutusunda sorun yaşayarak 7. oldu. Massa yerinden feragat edince Kimi için damalı bayrağı görmek yeterli idi.

Kimi bu sefer başarmıştı ve Alonso-Hamilton ikilisini sadece 1 puan ile yenip şampiyon olmuştu.

2008’e 1 numaralı Ferrari ile başlayan Iceman Avustralya’da inişli çıkışlı bir yarış geçirdi. Son turlarda motor arızası yaşasa da 8. oldu.

Malezya’yı rahat kazanan Kimi Bahreyn’de de podyumda kalırken İspanya’yı bu sefer polden kazandı ve Türkiye’de de podyuma çıktı. Fakat buradan sonra Kimi için işler iyi gitmeyecekti.

Yağmurlu ve kaotik geçen Monaco’da tünel çıkışı aracının kontrolünü kaybeden Kimi Force India ile çok iyi bir yerde giden Sutil’e arkadan çarptı. Sutil gözyaşları ile yarış dışı kalırken Kimi 9. olarak puan alamadı.

Raikkonen Kanada’da Lewis Hamilton’ın pit çıkışında duramamasına kurban gitti ve yarış dışı kaldı.

Fransa’da polü alan Kimi egzoz sorunu ile takım arkadaşı Massa’ya geçilirken Silverstone ve Hockenheim’da pek ortalarda gözükmedi. Macaristan’da tekrar podyuma çıkan Kimi Valencia’daki ilk yarışta motor arızası ile yarış dışı kaldı.

Bir sonraki yarış Belçika’da harika bir start ile liderliğe çıkan Raikkonen yağmur bastırana kadar açık ara farkla liderken yağmurla beraber arkasına Hamilton geldi. Hamilton ile girdiği mücadeleyi spin atarak kaybeden Kimi yarış dışı kaldı.

Yakın arkadaşı Vettel’in damga vurduğu yağmurlu İtalya’da da pek bir şey yapamayan Kimi dokuzunculuktan öteye gidemezken Massa’nın kabusu yaşadığı kaotik Singapur’da son turlarda duvara çarparak yarış dışı kaldı.

Sezonun ikinci yarısında tek bir puan bile alamayan Kimi son 3 yarışta podyum gördü ve sezonu Hamilton ve Massa’nın ardında 75 puanla 3. bitirdi.

İstikrarı yakalayamayan Kimi şampiyonluk kazandıktan sonra motivasyonunu kaybetmekle eleştirilirken 2009’a odaklandı fakat yine işler iyi gitmeyecekti.

İlk 3 yarış itibari ile puan alamayan Kimi Malezya’da halen konuşulan dondurma-kola pozunu verdi.

İlk yarıda sadece Bahreyn ve Macaristan’da podyum yapabilen Kimi bariz şekilde yavaş Ferrarisi ile Brawn’ların ortada olmadığı Belçika’da fırsatı kaçırmadı ve Ferrari’deki son galibiyetini kazandı.

Yaz arasından sonra Kimi biraz toparlandı fakat Ferrari 2010 için tercihini Alonso’dan yana kullandı. Kimi tazminatını da alıp F1’den emekli olup yeni maceralara yelken açtı.

WRC ve NASCAR’da mücadele eden Kimi ayrıca motokros ile de ilgilenirken aklı hala F1’de idi ve 2012 için Lotus ile anlaştığını duyurdu.

2012’de adeta istikrar abidesi gibi geri dönen Raikkonen Çin’deki lastiklerin bitmesinden ötürü gelen 14. sıra hariç tüm yarışlardan puan aldı. Brezilya’da çıkmaz sokağa giren Kimi Abu Dhabi’de artık F1 tarihinde atasözü olarak kullanılan telsiz mesajları ile kazandı.

2013’e sürpriz bir zaferle başlayan Kimi son kez kazandı. Yine son derece istikrarlı bir şekilde devam ederken Belçika’daki fren sorunu ile mücadeleden koptu.

2014 için şampiyon olduğu takım Ferrari ile anlaşırken belinden ameliyat olması sebebi ile son iki yarışa çıkmadığından sezonu 5. olarak kapattı.

2014 Raikkonen için çok zor geçti. Yeni jenerasyon araçlara alışamayan Kimi F14-T’ye bir türlü adapte olamadı. Sezonu 55 puan ve 12. sıra ile bitirdi.

2015’e yeni takım arkadaşı ve eskiden beri tanıdığı dostu Sebastian Vettel ile başlayan Kimi ilk yarışta pit ekibinin hatası ile yarış dışı kalırken Bahreyn’de sorun yaşayan Mercedes’leri zorlasa da kazanamadı ve 2. olarak Ferrari’deki ikinci baharında ilk podyumunu aldı.

Bir önceki yıla göre biraz daha iyi olan Kimi sezonu 4. bitirdi

2016’da takım arkadaşı Vettel’i sıralamalarda 11-10 şeklinde geçen Kimi aslında aracın hızından ötürü sorunlu bir yıl geçiren Kimi sezonu 6. kapattı.

2017’de büyük atılım yapan Ferrari ile Kimi başlarda ayar sorunları yaşarken Monaco’da Fransa 2008’den 9 sene sonra ilk defa pol aldı. Özellikle ikinci yarıda yavaş yavaş açılan Kimi sezonu 205 puanla 4. bitirdi. 2017 Kimi’nin 2012’den sonra 200 puanı geçtiği ilk yıldı.

Bu sene geri döndüğünden beri Ferrari’deki en iyi yılını geçiren Kimi sıralamalarda sorun yaşasa da İtalya’da tifosinin önünde rekor kırarak polü yakaladı.

Önümüzdeki 2 sene için 2001’de F1 macerasına başladığı Sauber’de olacağını duyuran Iceman, muhtemelen 2020 sonunda F1’den ardında parlak bir kariyer bırakarak emekli olacak.

BWOAH!

19 Yorum

        • Bu muhabbet halamın bıyıklarına kadar gider bence. 😀 Aklıma 2014 Abu Dhabi’de uygulanan x2 puan saçmalığı geldi. Rosberg’in puan alamayınca mücadeleyi artıracağına azaltmış oldu bu değişiklik. Nereden bakarsan bak salakça bir şeydi zaten.

          • 🙂
            Evet bazen çabasının oranına göre hakkının hakkını 🙂 alamadığı zamanlar oluyor bu dünyada.
            “Prost’un 8 şampiyonluğu oluyormuş”
            denmiş işte bu temelde gelmişti aklıma daha çok. Şuan alternatif istatistikçilik yaparken genele yayınca zaten kupası bol olanların kupalarının artışı çıkarsa ortaya aralarda tek tük derecesi olanların da ellerinde ki gidebilir hani. 🙂

            Aslen alternatif tarihçilik çok yoğun denenmiş epeyce de zevkli şeylerden birisi yani niye yapıyorsun ulan denilmeyecek birşey. Malum her yaptığımız realizm’e yönelik olmak zorunda değil.:) Mesela bilimi insanlara bilim kurgu kitapları aşıladı hatta bilimin teorik çalışmalarını da bu kitaplar etkiledi denebilir. Sallıyorum yazarın bir tanesi teorik fikirleri kafasında bulayıp WARP motoru diye bi kelime icat etmiş oldu sonra bakıyorsun koca koca bilim adamları da kitle gücüyle teorik o alanda ki çalışmalara o kelimeleri kullanıyor.:)
            Yani alternatif tarihçilikte aslında başta askeri ve politik strateji, istihbarat alanında odaklanılan birşey bir nevi işin olasılık hesapları gibi denebilir. Mesela türk yazarlığı özellikle modern zamanlarda bunu birazda Metal Fırtına serisiyle felan tattı ama WW’leri Almanların kazandığı ve dünyanın ona göre şekillenme olasılığına değinen roman çok fazladır.
            Yeri değil belki ama adam gibi bolca yapılmış olsaydı mesela osmanlı idare biçiminin yahut sultanlığın en azından sembolik olarak devam ettiği senaryolar, romanlar… bugünün toplumda ki altı çok boş osmanlıcılık kabulleri daha yerli yerinde olabilirdi. Bazen bir roman bir devletin güdülerini değiştirir. Mesela HAYY BİN YAKZÂN tavsiye ederim tarihi gerçekten değiştirmiştir.

            • Benim aklımda da bir fikir dönüp duruyor Soğuk Savaş ve Formula 1
              1960’lar, SSCB ve Amerika’nın motorsporları savaşı, buna Japonlar da dahil oluyor.
              Avrupalı da kendi içinde mücadelesini artırıyor. Misal Ferrari’ye Lotus’a devlet desteği geliyor.
              Ford ve Lada başrolü oynayacaklar.

              • Motorsporlarının böyle bir önemi yok ve getirisi de yoktu o devirler için böyle bir savaş niye olsun.
                Motorsporlarının da faydalandığı asli sanayiler de savaş oldu ve bunlardan bugün ki pozisyonlar oluştu Amerikalılar, Japonlar, Ruslar, Almanlar şeklinde.
                Her zaman diyoruz motorsporları bir kaynak değil sonuçtur. Mesela kaynak askeri ve sivil havacılık sanayiidir. 3-5 kalem transfer şeysiyle kaynak olunmuyor bu yarış müdavimlerinin kendini ikna yöntemi. F1 gibi yersiz kaynak olmaya kalkarsan işte böyle mıçarsın. 🙂

                “Misal Ferrari’ye Lotus’a devlet desteği geliyor.”
                Bunlar alternatif tarih/geleceksiz de olan şeyler.
                Ferrari devletin bürokratlarına savaş açtığı gibi birçok zaman aflar ve indirimlerle destekte almıştır. Tabi İtalya ve bizde devletin hareketlerini belirleyen mafia yakın tarihlere kadar vardı.
                Lotus da tanıtıma kadar devletin yaklaşımlarından elbette ki beslendi.
                Mesela Opel artık ham kendi varlığı olmasa bile Alman hükümeti desteklenmek zorunda kaldı. VW taksitlendirmeler ile halen görüyor bu desteği. Ford, GM vs devletin tazyiğine zaten daim muhtaçtı, çok rollü ve kalabalığın hayatını belirleyen sanayi bunlar. TOFAŞ hep destek buldu vs vs.
                Batı ile orta asya bloğunun güdüleri, stratejik kabulleri, komunizm getirisi gibi dinamikleri farklıdır. Ruslarda birçok şeyin olmaması bunla ilgili. Özel sektör güdüleri zaten aynı olamıyordu. Çin de de halen aynı değil.
                Velhasıl sadece otomobil yapmakla superdevlet olunmuyor aynı almanlardaki gibi.:)
                Eh Mig yapmakla F355 yapmanın da alt planları da farklı malum.
                Yaz tabi güzel olur.

                • Naziler, güç gösterisi ve Silver Arrows
                  Askerler eşliğinde piste getirilen yarış arabaları.
                  W125
                  type c streamliner = tank
                  Autobahn
                  Rekordwagen T80
                  Uçak=yer uçağı
                  Opel RAK>rocket
                  Şimdi diyeceksin ne garip benzetmeler bunlar 😀

              • “Naziler, güç gösterisi ve Silver”
                Bunun genelliği pek yok her superdevletin tutumu aynı olmayabiliyor değişik misaller oluyor mesela Iran-Osmanlı arasında kemankeş, pehlivan vs güç gösterileri gibi.
                Birde o 60’larda değil 30 ve 50’lerde. 60 da almanların işi zaten bitmişti. 🙂

                https://www.theguardian.com/world/2009/nov/27/adolf-hitler-mercedes-war-trophy

                Alan içi tabi doğru olan şudur. İtalyan’lar için millilikte kırmızı Ferrari neyse Almanlar için de Mercedes o dur. Tabi türkler niye bu kadar hastası onu anlamam. 😀 Sahibinden daha çok sahipçi olmak.:P
                Alman azmi ve faşizmi sonuçta Bettle gibi seri bir efsaneyi doğurdu. Gerçi amerikan şeysi de Jeep’i doğurmuştu. Hummer’da da benzer güdüler vardır. Lakin hepiniz bir, ben bir showizmini daha başka yapıyor adamlar. Karşılığı da ortada F22 rüyaları süsler öper geçer… 🙂 Birde SR71 var 🙂

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]