Bu yıl Mercedes ve Ferrari’yi çok küçük bir fark ayırıyor, her ne kadar araçlarında çok farklı tasarım felsefeleri kullanıyor olsalar da. Ancak bu farklılıklardan sadece biri, ön ve arka akslar arasındaki mesafe Monako’da Ferrari’ye bir avantaj sağlayabilir mi?

Her yıl Formula 1 sezonunda tartışılan bir teknik konu vardır, bu yılınki ise dingil mesafeleri. Ön aksın önü ve arka aksın arkası her ne kadar teknik kurallarla sıkı sıkıya belirlenmiş olsa da, Formula 1 kurallarında belirtilmemiş nadir boyutlardan biri dingil mesafesi, yani ön ve arka tekerlekler arasındaki mesafe. Takımlar bunu istedikleri gibi belirleyebiliyorlar, ancak aldıkları her kararın getirileri ve götürüleri var.

Uzun ve kısa araçların hem artıları, hem de eksileri var, genel kanıya göre kısa araçlar dar pistlerde daha avantajlı olurken uzun araçlar ise hızlı pist ve virajlarda daha dengeli. Monako bu seçimin gerçekten işe yarayacağı ilk pist: Ferrari, daha kısa dingil mesafesi ile, Mercedes’in uzun aracına karşı Monako’da avantajlı olacak mı?

Dingil mesafeleri arasındaki değişim alışılmadık bir şey değil, ancak teknik kurallar takımları farklı seçimlere itiyor, bazıları dingil mesafesini kısaltırken, diğerleri uzatabiliyor.

Takımlar genellikle veri vermekte isteksiz olsalar da, gridin en uzun ve en kısası arasında 21 santimetre kadar bir fark var. F1 takımlarına göre bu tamamen mühendislik felsefesine bağlı bir şey.

Williams’ın teknik patronu Paddy Lowe bu konuda şunları söylemişti: “Görebildiğim kadarıyla, bir veya iki aşırı var. En uzunu Mercedes, onu Force India takip ediyor, ancak bu genel olarak iki takımın da Mercedes güç ünitesi ve arka tarafını kullanıyor olmasından kaynaklı.”

“Williams’ta ise biz kendi vites kutumuzu yapıyoruz ve buna bağlı değiliz. Bence takımların geri kalanı benzer alanda. Belki en kısası olabiliriz, ancak büyük bir fark yok.”

Mercedes’in dingil mesafesi 2016’dan 2017’ye 3500 mm’den 3760 mm civarına çıkmışken, diğer taraftan Williams’ınki ise bu yıl 3545 mm oldu, yani önceki yılın aracına göre 45 mm kadar daha kısa. Ferrari ise 3594 mm olarak ölçülüyor ve bu şampiyonadaki rakibine göre tam 166 mm daha kısa demek.

Dingil mesafesi seçiminde çeşitli sebepler göz önüne alınıyor. Bir takım güç ünitesi bileşenlerini daha iyi paketleyebilmek için daha uzunu tercih edebilir, veya soğutma ile ilgili farklı bir tasarım konsepti belirlemiştir, veya aerodinamik verimliliği hedefliyordur.

Kurallar ağırlık dağılımını dar bir alanda zorunlu kılıyor ve bu takımları tartıda uygun yaparken istedikleri tüm karakteristiklere de sahip olduğundan emin olmaya zorlayabilir.

Toro Rosso’nun teknik patronu James Key bu yılki dingil mesafesi farklılıklarının yeni aero kurallarından kaynaklandığını ve takımların büyük difüzörden faydalanmak için uzatmayı düşündüklerini söylüyor.

“Bence bu yıl daha önce görmediğimiz kadar uzun araçlar görüyoruz, çünkü difüzör artık çok daha güçlü. Daha uzun bir dingil mesafesi daha fazla zemin alanı demektir ve büyük difüzörle birleştiğinde biraz daha fazla yere basma elde edebilirsiniz. Aero bakış açısından bu önceki kurallara göre daha hassas bir tasarım parametresi konumunda.”

Daha uzun bir araç tasarlamaktaki açık sorun F1 pistlerinde sıkça görülen çok dar virajlar. Bunlar tasarımcılar için belirli kısıtlamalar getiriyor.

Key bu konuda şöyle konuşuyor: “Araç dinamikleri bakış açısından, bu bir kısıtlama. Ne kadar kısaysanız o kadar az direksiyon açısına sahip olursunuz, veya tam tersi.”

“Kimsenin limitlerde olduğunu düşünmüyorum, otobüs boyutlarında bir F1 aracı üretirseniz virajlarda ihtiyacınız olan direksiyon açısını elde etmekte zorlanırsınız. Ancak limitlerin yanına yaklaşmasanız bile düşük hızlı virajlarda, özellikle Monako’daki U dönüş, Rascasse, Gilles Villeneuve ve Hockenheim’daki U dönüşlerde küçük kayıplarınız olur.”

Buna ters şekilde, daha uzun dingil mesafesi ise stabilite avantajına sahip. Key açıklıyor: “Eğer daha uzun bir dingil mesafeniz varsa, aracınıza daha büyük bir stabilite alanı verirsiniz, çünkü üzerinde oynayacağınız daha büyük bir alana sahip olursunuz ve özellikle frenlemede iki aks arasındaki silkelenmede daha kontrol edilebilir olursunuz. Eğer birbirine yakınlaştırırsanız, bu kararsızlık çok daha büyük boyutlarda etkili olur.”

Aerodinami ve araç dinamikleri dingil mesafesinden doğrudan etkileniyor, ancak araç üzerindeki etkilerinden bir tanesi ise ağırlık. Şasinin ve vites kutusunun daha uzun kısımları doğal olarak daha fazla malzeme gerektiriyor, ayrıca daha uzun yapabilmek için genellikle daha kalın da yapmanız gerekiyor.

Paddy Lowe bu durumu şöyle açıklıyor: “Elbette bir yer oluşturduğunuz için aracınız daha ağır oluyor, belirli bir sertlik yakalamanız gerektiğinde de daha da fazlasını eklemek gerekiyor.”

Mercedes’in bu yılki aracında ağırlık ile fazlaca boğuşuyor olmasının sebeplerinden birisi de bu olabilir. Lewis Hamilton bundan İspanya’da bahsetmişti ve ağırlığı azaltabilmek adına yarış içeceğinden ve şişesinden feragat ettiğini itiraf etmişti.

Daha uzun bir araç daha kararlı ve belki biraz daha fazla yere basma kuvvetine sahip, öte yandan daha kısa araç yavaş virajlarda daha kıvrak ve takımların asgari ağırlığa ulaşmaya çalıştıkları bir sezonda ağırlık handikabı sorunu yaşamaktan daha uzak.

Ancak Lowe ve Key bu farklılıkların gerçekten çok küçük olduklarında ısrarcı, ancak F1 bu minik avantajların fark yarattığı bir yer.

Key: “Bir mühendis olarak dingil mesafesini ayar değişikliği gibi ayarlamayı istersiniz, bu işinize yarar! Bunu yapamazsınız, bu devasa pahalı ve inanılmaz karmaşıktır. Ancak şu an orta grupta en küçük bir avantaj bile, 0.05 saniye bile sıralamalarda bir fark yaratır.”

“Spa ve Silverstone’a uzun dingil mesafeli aracı götürmek istersiniz, böylece frenleme ve bazı yüksek hızlı virajda avantaj kazanırsınız. Kısa araçlar ise Singapur, Macaristan ve elbette Monako’da istediğini bir şey olur.”

Lewis Hamilton Çin GP’den sonra şunları söylemişti: “Aracımız daha uzun, Monako’ya gittiğimizde aracımı o çok, çok dar virajlara nasıl sığdıracağımı bilmiyorum. Sonrasındaki Suzuka gibi uzun, hızlı pistlerde ise gerçekten güçlü bir pozisyonda olacağız.”

Soru şu: Lewis haklı çıkacak mı?

9 Yorum

  1. Yıllardır bu konu konuşulup durulur başta 2009 dan itibaren… yorumcular da etkili cümle görünsün diye diline dolar durur da öğrenilmesi, bilinmesi gerektiği dışında bir önemi olan bir konu değil. Siz hiç devasa farkların olabildiği GT’ler de dingil mesafesi konuşulduğunu duydunuz mu…
    Teknik çizimler, dersi öğrenmek, seviye-temel elde etmek içindir malayani muhabbetini yapmak için değil.
    Cümle cümle çok önemli bakışlar var makale içerisinde.
    Mesela şunla özetlenebilir açılardan bahsedilmiş bir pilot dahi 2 bam başka aracı eşitleyebilir sürücü zaten böyle birşey içindir. Tekil önem, ciddiyet oradan kavranabilir.

  2. Mercedes ve Ferrari’nin dingil mesafeleri arasındaki fark %5 bile değil. Lotus zamanında burun ve süspansiyon kolları ile 10 santimetre ileri almaya çalışmıştı. Çok fazla etkili olacağını düşünmüyorum. Mekanik tutuş bunun için var.

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]