AMuS, yaz arası için 10 Formula 1 aracını da fotoğraflamış ve bu sayede takımların gizlemeyi tercih edeceği ölçüleri hesaplamış. İşte dingil mesafeleri, şasi açıları ve ön ve arka yerden yükseklikleri hakkında veriler.

Normalde gözlemsel bilgileri sadece sezon başında veririz, fakat yeni Formula 1’in ilk senesinde araçların yüksek gelişim gösterebileceği düşünülmesine rağmen bazı şüpheler vardı. Test sürüşlerindeki araçların ilk halleri eksiksiz değildi. İşte bu yüzden yaz arasında ölçülere tekrar bakıyoruz. Özel taramalar, hesaplamalar ve yazılımlarla birlikte dingil mesafesini, ön aks ile şasinin ön kısmı arasındaki mesafeyi ve şasi açıları ve ön ve arka yerden yükseklikleri inceliyoruz.

İlkbahardaki verilerle yaz verileri arasında bazı farklar göreceksiniz. Buna rağmen dingil mesafeleri arasında neredeyse hiç fark yok. Fotoğraflarda gördüğünüz farklar hatalardan veya sapma farkından kaynaklanıyor ve 25 milimetreden fazla değil. Asıl önemli olan şey ufak sayılar değil araçlar arasındaki ilişki.

Mercedes 3,738 milimetre ile hala en uzun dingil mesafesine sahip ve onu 3,698 milimetre ile Force India takip ediyor. Tablonun diğer ucunda ise 3,538 milimetre ile en kısa araç Toro Rosso. Red Bull 3,539 milimetre, Sauber 3,541 milimetre, Williams 3,552 milimetre ve Mclaren 3,556 milimetre.

Ferrari ağırlığı öne kaydırırken, Mercedes arkada istiyor

Bu yeni ölçülendirmedeki ilginç olan şey, sezon başında bunu yapmamıştık, araç ortasıyla ön aks ve şasinin ön kısmı arasındaki mesafe. Bu fark artık daha az, daha fazla takım dingil mesafesini arttırmaya çalıştı ve tekerleklerin arasına daha fazla ağırlık ekledi.

Bu Mercedes’le Ferrari arasındaki ciddi farkı gösteriyor. Mercedes şasisinde ve ön aksında milimetrik değişiklikler var ve sezon başıyla ortasındaki fark yok denecek kadar az. Aldo Costa’nın etrafındaki mühendisler gümüş okların iki ucunu da uzattı. Önde ön teker süspansiyon kollarının doğru açısını kullanarak ve arka kısımda da arka aksı geriye taşıyarak yaptılar. Force India da aynı aktarma organını kullandığı için bu kadar uzun bir araca sahip. Arada 6 milimetre bir fark var, bu da Andy Green’in arkasında çalışan mühendis grubunun ön aks ve ön şasi arasında biraz daha fazla mesafe bırakmak istemesinden kaynaklanıyor.

Ferrari arada 26 milimetre bırakıyor, Red Bull ise 75 milimetre ile ilk sırada. Elbette ön kısma daha fazla ağırlık transfer etmek istiyor. Mercedes’e kıyasla her iki araç da ön lastiklere daha fazla ağırlık bindiriyor ve kuşkusuz bu durum lastik kullanımlarını da etkiliyor.

McLaren’ın motor sorunları ve şasi açısı

Şasi açılarında da prensipler devam ediyor. Mercedes 0.9 dereceyi tercih ederken, McLaren ise en yüksek değere sahip olan ve 2.05 derece kullanıyor. Red Bull McLaren’ın arkasında, Force India, Williams ve ardından Ferrari beşinci sırada.

Yüksek açı prensibini icat eden takım 1.58 dereceye dönmek istedi, çünkü aksi halde hava direnci çok fazla yükseliyordu.Adrian Newey’in mühendis ekibi 2 şeye şaşırmış: Renault’un beklenilen performansın gerisinde kalması ve Red Bull yıllardır aracın önünü alçak ve arka tarafını daha yüksek tasarlıyor ve bu sayede düzlüklerde Renault motorunun getirdiği dezavantajların en azından bir kısmını ortadan kaldırıyor ancak bu sene değişen kurallarla birlikte Red Bull bu tasarımdan istediği kadar verim elde edememiş.

McLaren sezon başında Honda’dan kesinlikle çok daha iyi bir motor bekliyordu. Düzlüklerde sadece güç ünitesinden değil, bu yüksek açıdan dolayı da hız kaybediyorlar. McLaren biraz daha az güçlü olsaydı, Aero konseptleri berbat olurdu. Red Bull da büyük esneklik içeriyor.

Ayrıca McLaren ön tarafı en alçak olan araca sahip. 14 milimetrelik yüksekliğin ardından McLaren’i 17’şer milimetre ile Ferrari ve Renault takip ediyor. Bu konudaki en yüksek araç ise 29 milimetre ile Mercedes. Arka tarafa baktığımızdaysa en yüksek araç 137 milimetre ile McLaren iken en alçak ara. 86 milimetre ile Mercedes.  Red Bull biraz taviz veriyor, önde 20 mm, arkada 123 mm. Araç genellikle süspansiyon mesafesinden dolayı biraz yüksek olur. Ancak RB13 garip şekilde en çok kıvıldım çıkaran araç durumunda.

Rakamlar bize başarının bir rotaya sadık şekilde gelmediğini gösteriyor. Mercedes gibi en uzun araç başarılı olabiliyorken 143 milimetre kısa Ferrari de aynı şekilde başarılı olabiliyor. Büyük bir şasi açısı, daha düşük olandan daha iyi değil. McLaren’in durumu ise biraz farklı. Her ne kadar sezon başına göre gelişim gösterseler de Honda’nın ürettiği motorun ne kadar kötü olduğunu biliyoruz. Eğer Honda Renault seviyesinde bir motor üretebilseydi McLaren muhtemelen ön gruba çok daha yakın olur ve orayı biraz sıkıştırabilirdi. Ferrari ve Red Bull bunu orta düzeyde kullanıyor ve bunun zararını görmüyorlar.

Aşağıdaki tabloda araçlar arasındaki ölçü farklarını görebilirsiniz.

F1 araçlarının boyutları (7/2017)

Takım Dingil mesafesi Şasi açısı
Ön yükseklik Arka yükseklik
Mercedes 3.738 mm 0.90 ° 29 mm 86 mm
Force India 3.698 mm 1.80 ° 18 mm 132 mm
Renault 3.618 mm 1.50 ° 17 mm 109 mm
Ferrari 3.595 mm 1.55 ° 17 mm 120 mm
Haas F1 3.595 mm 1.15 ° 20 mm 92 mm
McLaren 3.556 mm 2.05 ° 14 mm 137 mm
Williams 3.552 mm 1.52 ° 18 mm 122 mm
Sauber 3.541 mm 1.35 ° 23 mm 104 mm
Red Bull 3.539 mm 1.58 ° 20 mm 123 mm
Toro Rosso 3.538 mm 1.35 ° 25 mm 107 mm

16 Yorum

  1. Mercedes’te geçen sene epey rake vardı, şimdi garip şekilde en azı. Süspansiyon olayından kaynaklı olabilir mi? McLaren’a onu getiren de Red Bull’un adamı zaten, Prodromou mu ne kıprıslı.

    Mercedes ve Force India bu kadar yakınken, Williams’ın bu kadar dar olması sadece vites kutusu ile mi açıklanıyor? Malum FI Mercedes’in kutusunu kullanıyor, Williams ise kendi yapıyor ve kısa yapabilmesiyle ünlü.

    Tekrar hatırlatalım, yılda bir söylüyorum: Bu araçların böyle farklı tasarlanmasında Pirelli’nin de parmağı var. Adamlar araçların ön-arka ağırlık dağılımını belirliyor ve küçük oynamalara izin veriyorlar. Bu da araçların tasarımlarımın farklılaşmasının önüne geçiyor. Farklılaşan da mecburiyetten yapıyor. Mesela pilotun ağırsa monokoku öne kaydırmak isteyebiliyorsun.

  2. Gelişimin lafta kalmamasına aracılık eden gayet güzel bir derleme. Dedikleri gibi sezon içerisinde yorucu da bir iş olduğundan bunu yapan pek olmuyordu.
    Lakin görüleceği üzere bu kadar hızlı ve büyük değişimin yani üretilen verinin bizim ve dünyanın bir işine yaramıyor oluşu pek akla getirilmez.

    Şöyle düşünün bir otomobiliniz var sık sık size servisten geliyorlar aracı alıp götürüyorlar. Her getirdiklerinde aracın en ve boy tekerlek mesafeleri değişiyor, lastik açıları değişiyor, koltuk, bagaj mesafeleri değişiyor, tüketimi de değişiyor ben milimetrik park ederim arkadaş derken bakıyorsunuz ki aracınızın hissi hafızanızdaki konumlandırması değişmiş.
    Bebek koltuğu bir oturuyor bir oturmuyor. Lastik basıncınız artık şöyle diyorlar ve bu 1 ay sürüyor. Her seferinde size lastik çıkarıyorlar.

    Bunlar ne kadar saçma olur ve bir işinize yaramazdı değil mi işte Formula 1 de böyle yapıyor yani bu kadar saçma…

    Bu güya yarışmak için vasıta dediğimiz araç! makineleri toplamı, gün be gün değişiyor. Her yıl baştan üretiliyorlar. Ve burada bir gelişim dengesi siz aklen yakalayamıyorsunuz, veri olarak da yakalamanız mümkün değil çünkü istatistiki temel odakları tamamen değişiyor.
    Elinizde 18-24 adet bir biri ile alakası olmayan araçlar topluluğu var. Bunların bir arada koşturduğu bir ortamı izliyorsunuz ancak neye göre kıyaslayabileceğinizi kestiremiyorsunuz.

    İnsanları kıyaslamak zaten oldukça güç her bir organı için ana bilim dalı söz konusu iken siz bir referans noktası bulmak isterken bir de bunu araçları ile çıkmaz sokağa sürüklüyorsunuz.

    Ne maksatla olursa olsun bir hedefe yönelik aracın her yıl baştan üretilmesi kadar saçma, fütursuz ve israflı birşey göremiyorum. Kaldı ki o yıl dediğimiz şey 12 ay dahi değil.

    Siz uçaklarınızı, gemilerinizi, otobüslerinizi dahası otomobillerinizi her yıl götürülüp bam başka dizaynlar ile demonte edilip tekrar toplanmasını mantıklı bulabilir misiniz.

    Yarış denilen şey hayatın temel bir şartı değilken [ 500$ ödenmesi istenen piste kimse gitmediği için ölmez veya depresyona girmez. Klasik müzik konserine gitmediği için de bunlar olmaz. Oysa o piyano, kemanlar ay ay üreticilerine gönderilip değiştirilmiyor. Her yıl yeniden toplanmıyor…]

    Her yıl yarış atlarının öldürülüp diriltildiğini düşünelim. Bir sonraki yıl burnu küçülmüş, kulakları büyütülmüş atlar…

    Hakeza dünyanın %1’lik kesimi için dahi ulaşılabilir ve hayat standardı olmayan bir vasıta türünün show, eğlence, keyf için paketlenmesini düşünelim. Bir 911 veya 488 GT class yarış aracını yıl yıl önümüze aldığımızda devasa ölçü değişiklikleri bulamayız. Bakın 6 ay değil yıl yıl. Bu seneyi artık kapattık gelecek seneye odaklanıyoruz 489 GT2 üreteceğiz denildiğini hiçbir yerde duymazsınız.

    Bu araçlar da gelişir ve değişir. Yarışmak dediğimiz şeyin teknik ve bilimsel tarafı zaten budur. Açıklarınızı ve eksiklerinizi görürsünüz aracın daha iyi olması için değişiklikler yaparsınız fakat kimse parçalayıp baştan üretmeye kalkmaz.
    Hakeza arka kanatları her yarışa ayrı şekilde üretmeye de kalkmaz.

    O araç ufak değişikliklerin toplamı ile 4 yılın (!) sonunda çok daha olgunlaşmış fakat yaşlanmış haliyle önünüzde durur. Hedef olan işi başarıyla yapmıştır…

    Birşeylerin adam gibi sorgulanması gerekiyor…
    50 yıl boyunca yaptığınız şeyler de doğru şeyler olmayabilir. İnsanlık bunu hayatın birçok aşamasında ve korkusuzca itiraf edebiliyor hem de hayati bahislerinde.

    • O kadar yorumunu okudum, öğrendim, katıldım, katılmadım, vs vs ama hiç bu kadar saçmasını okumamıştım.

      Fikir var mı, var. Ama Formula 1 denilen formülle alakası yok. Sen diyorsun ki yap ortaya tek bir araba, koy senelerce yarıştır. Spec series. Ne anlamı kaldı işin? McLaren nerede kaldı, Ferrari nerede kaldı, Sauber nerede kaldı? Sen başka bir seriden bahsediyorsun. Tüm futbol maçları da tek bir statta yapılsın. İkinci yarı saha değişimi de saçma zaten, değişmesin. Transfer de yasaklansın olsun bitsin.

      Tüm araçlar aynı olacak ya, bence pilotlar da farklı olmasın. Her takımın aracını birer kez kullansın, hangisinde en hızlı olursa o kazansın. 😛

      • Eyvallah.

        Valla dediklerin gibi şeyler mi anlaşılıyor diye yazdığımı oturdum tekrar okudum bu dediklerini kastetmiyorum. Tabi ki düşündüklerini aktarma güçlüğü çeken, düşündüğü gibi yazmaya kalkan biri olarak eksik anlatmış olabilirim. 🙂
        – Prototip ne demek nasıl oluru elbette bilmeyen biri değilim. Hatta bu ülkede bunu anlayarak sözlü, yazılı anlatmış nadir insanlardan biriyim diyebilirim rahatlıkla. Özellikle bu işlerin literatürüne yani sınıflarına çok dikkat eden ve bunların öğrenilmesi gerektiğini tavsiye sunan biriyim de diyebiliriz.
        Ben sorgulamaya ve sorgulanmasına çalışıyorum. Bu Formula 1 prototype mi gerçekten sorgulanmasını istiyorum.
        – Ben bana saçma gelen yönleriyle farklı bir bakış atayım istedim. Açık olarak herşeyden bahsetmeyerek ancak aklıma getirerek kastettiklerimle, insanların kastedilenleri aklına getirebileceği nispetle ifadeye çalıştım. İnsan hayatı ve gerçekçilik üzerinden sorgulanmasını istedim.
        ? Acaba bazı şeyleri gerçekten doğru mu yapıyoruz. Finalde de buna değindim.

        – Ben spec. series den bahsetmiyorum. Evet o zaman alternatifi ne dediğinizde o anlaşılabilir ancak o alanda kısıtlı tutmuyorum sorgulanması gerekenleri. Lakin ona da aşağıda değinebilirim. Yani uzun uzadıya bir sorgulama da acaba o kabul gerçekten kötü mü, kötü bir yol mu…..
        Ben önerilere geçmeden en baştan sorgulanmasını, incelenmesini istedim. Etraflıca değerlendirilmeli, geçilmemeli artık bazı şeylerin üzerinden çünkü atladıklarımızın karşımıza yığılarak çıktığını hep ifade etmeye çalışıyorum acizce.

        – Bu tip sorgulanmaların yapılmadığını da düşünmüyorum sadece ölçekleri değişken oluyor. Bakın örnekleyelim. Bugün tepeden inme şekilde olsa da birileri halo veya geçmiş alışkanlıkları bozan şekilde güvenlik uygulamaları getiriyor ve bunların birçoğu mekanik, teknik temelli adaptasyonlar.
        Ne diyorlar? Kusura bakmayın geçmişte ki gibi davranamayız…
        İşte bu bir sorgudur.
        Başka; hızlar, güçler uzun sayılabilecek bir zamandır düşürülüyor. Bugün halen düzlüklere şikan ekleme politikaları ve fikri felsefeleri hakim. Yine aynı şeyi diyorlar;
        Eskisi gibi davranamayız.
        Bakın ben daha bütünsel ve belki iyileştirmeci, hayata daha sağlam temelli daha üst perdeden bir sorgulama atılması gerektiğini düşünüyor ve tavsiye ediyorum.
        Tüm olan bundan ibaret. 🙂

        -Evet, hayatın birçok sürecinde birileri sorgular ve değiştirirken…
        “50 yıl boyunca yaptığınız şeyler de doğru şeyler olmayabilir.” diyorum.
        Birileri birşeyler yaparken hoplamamız gibi daha kökten ve derinden bir hoplama yapıp birşeyleri evriltsek mi diyorum. 🙂

        Gelelim yoruma; futbol vs diğer örneklerde ki şeyleri inan kastetmedim. Ben çeşitliğe değil çeşitliliğin reel etkinliğine diss attım sadece. 🙂
        “Ne anlamı kaldı işin?”
        İşte anlamını sorgulatmaya çalışıyorum. Hatta bu sorgu formül ile ilgisi yoksa formülü sorgulatmaya çalıştım. Ve hatta bu formülün başı ve gelişim dönemi ortası akabinde ki bugünlere vuran yönünde ki değişimiyle gelen formül uzantısını her dönemini değere alarak sorgulanması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü ben bu formülün bozulduğunu, artık çalışmadığını düşünüyorum. Her zaman çalışmıyordu asla demiyorum.
        “McLaren, Ferrari, Sauber nerede kaldı?”
        Peki bunlar bugüne nasıl geldi? onun değerlendirilmesini de istedim. Yukarıda ki bir örnekleme Ferrari ve McLaren’i zaten direkt içeriyor.

        – Bakın ben her zaman bir artı fikir edinilmesi için ne demeye çalıştım. Ferrari ve McLaren’i bugüne, düne bu kudrette doğuran sadece Formula 1 değildir Lemans’dır Can Am’dir demedim mi.
        Peki bunlar nasıl işletiliyordu? dünün Formula 1’i, F2’si, F3000’i nasıl işletiliyordu?
        İşte bunları sorgulatmaya çalışıyorum.
        Peki ben diyeyim. Bu 2 marka/takım ve F1’de yer almış bir çok marka 4 ila 6/7 adet neredeyse birebir üretilmiş araçla, birçok yarışa çıkmak ve temel yapısı yıl üzerinden değişmemek üzere birçok farklı kategoriden pilota hatta kimileri para vererek marka ile yarışmak üzere mücadele koymuş değiller miydi. Onlar olmasa da başkaları müşteri makineleri ortaya koymadı mı. Ferrari’i devirerek ün yapanların hepsi Ford çalışanı mıydı?
        Bakın bu markalar CART’ta da yarıştı birçok bugün spec. olarak kabul edebileceğiniz seride de, hatta halen müşteri veya markalarıyla yarışıyorlar.
        Her zaman dünya Bernie ve FIA’nın dediği gibi F1’den ibaret değil! i sorgulatmaya çalıştığım gibi herşey gibi F1’i de sorgulayın demeye kalkıyorum.
        Sauber’i F1’e yükselten ve evrilten prototype tanımlı bir C spec platform değil miydi…

        Yani ben futbol dan ve başka şeylerden iyi örnekleme alması gerektiğini anlatmaya çalışıyorum.

        Bakın aşağıda değinelim dediğim pencereyi genişletmeye gelelim isterseniz.
        Bütün başarılı görülen veya istatistiki olarak gerçekte de olan örnekleri önümüze alalım.
        – Lemans, Endurance, WRC, Indy, NASCAR, MotoGP…
        Bunlar dışındakilere genellik ölçeğiyle yukarıda değindim zaten.

        – Lemans: Üretici marka ve müşteriye üreticileri yönüyle sadece bugününe bakarak değil genel penceresiyle; 4 ila 6 adet geliştirilmiş aracın, paketin yürütülmesi. Buna Le Sarthe dışında 4 ila 12 saatlik SPA, Nurburgring gibilerini de dahil etmenizi tavsiye ederim. Lemans’ın hakeza LMP1 ve GT1 den ibaret olmadığını da aklınıza getirin derim.
        Peki prototype yani özel birer üretim olan LMP1, LMP2, eski GT1’in bugünün F1’i ile gerçekten sorgulandığını düşünüyor musunuz. İşte ben bunu yapalım diyorum.
        Endurance’a yani çeşitlemenin genişletildiği serilere ayrı bir başlık açmadan diyorum ki. Bakın oldukça pahalı ve katılımcısı sıkıntıları ile düşmüş olan LMP1’ler; sezonluk ve geliştirilebilen, yüksek adetli ürünlerdir. Lemans24’ün özel paket ihtiyacı güttüğünü her zaman belirtirken ve bu makinelerin gövde altında F1 araçlarına dünyada en çok benzeyen makineler olmasıyla da birçok piste devasa harcamalar yapılmadan çıktığını önemle belirtirim. Bugüne kadar bir çok LMP1 ve 2’i hatta ara formlarını Dallara gibi üreticiler üretmiş, geliştirmiştir.
        Lemans, izleyici kitlesiyle oldukça başarılı bir seri değil. Daha çok üretim ve katılımı ile öne çıkıyor. İzleyicisi olanlara bakalım.

        – MotoGP; Bu araçlar müşteri takımları ile yarışmıyor mu. Para ve bütçelere göre gelişim göstermiyor mu. Her yarışa özel ne kadar güncelleme alıyor. Her yıl veya F1’de birçok zaman görüldüğü gibi bir sezon da kaç defa şasi üretimine giriyor. Güç gibi spec.’leri kaçar yıl devamlılık gösteriyor.
        Kaç yüz bin izleyicisi var ve mücadeleden memnuniyet derecesi nedir?

        – Indy ve NASCAR, Amerikan Lemans ve diğer birkaç serisi;
        Birçok zaman avrupalı marka ve parça üreticileri de içeriyorken. Gelişim harcamaları ne boyutta, oldukça sıradan-değişim göstermeyen paketlerinden insanlar ne kadar rahatsız. Sabit spec.’leri ile ne kadar ve niçin başarısızlar.
        WTCC, BTCC, DTM, SuperGT, GP2/3, FIA GT… varken ve tribünleri doldurması tartışmalı iken bu amerikanları nereye koyacağız.
        IMSA mı daha başarılı acaba FIA’ mı? FIA niçin Amerika, Kanada, Güney Amerikalılara daha fazla açılmak istiyor.
        Niçin birileri hedefine NFL, NHL koymaya başladı.
        Bizim gerçek dünyamıza hangisi daha yakın…
        Niçin avrupalılar dahil olmak üzere hız rekorları oval pistlerde yapılıyor…
        Niçin amerika hız rekoru dünyasının merkezi…
        Niçin Muscle, Hot rod, Harley…

        Evet bence F-e, GP2/F2, DTM tartışmaları sürerken birşeylerin adam gibi sorgulanması gerekiyor.

        – World Rally Championship, World Rallycross Championship, WRX + Pikes Peak;
        Geçmişten bugüne bu Rally başlığı altında özel üretilen yani homologe (bu homolog başlığı gerçekçilik kıyasında çok önemli) prototype’ler; Audi Quattro, Lancia Stratos, Ferrari 288 GTO Evo… hatta sadece bu kulvar için üretime girişilmiş ek olarak Ford RS200, Lancia 037, R5 Turbo içermiyor muydu?
        Sadece yarışma arzusuyla üretimine girişilirken bizim dünyamıza ürün haline gelme politikasında ki faydayı, ulaşılamaz prototype kabülünde nereye, nasıl koyacağız.

        Bir quattro’nun, 288 Evo’nun, RS200’ün üretim ve gelişim biçimi nedir, bizim hayatımıza teknik, teknolojilerin yayılımı nedir, harcama ve erişilebilirliği, spec. anlayışının yaygınlığı nedir, heyecan, arzu, savaş güdümü nedir sorguladık mı gerçekten…

        İşte buradan 489, 490, 491 GT2’nin sorgulanması arzusunu gütmüştüm.

        Evet birşeyler birşeyler farklı olmalı belki erişilemezin de ötesinde olmalı ama ne kadar….? işte o sorgulanması gereken bir durum.
        Farklı şeylerimiz zaten yok mu hayatımızda drift’imiz var mümkün olmayan açılarla dönüş yapmaya çalışan, ulaşılamaz sürelerde güç gösterisi yapan top fuel’lerimiz de var. Peki bunları nasıl gerçekleştiriyoruz teknik anlamda ve ne kadar harcıyoruz? Bizden ne kadar talep ediliyor ve bize neleri sunuyor…

        Gerçekten ne yapmaya çalışıyoruz?
        Yarışmaya mı çalışıyoruz?, medeniyetimizi mi geliştiriyoruz?, bir birimizi öldüresiye mi savaşıyoruz?, bilim kurgu ile diğer yaşam formlarına yarış gücüyle hazır olmaya mı?

        Sorular, sorgular arttırılabilir azaltılabilir. Lakin sorgulanma ihtiyacı var görünüyor çünkü zaten insanlar bunu görüyor. Birşey şayet iyi gitmiyorsa insanlar öneri listeleri sunarlar ve tartışmaya açarlar.
        Yoksa herşey olması gerektiği gibi doğru yolda olduğu ve FIA Formula 1 herşeyi doğru yaptığı fakat biz onu kapasitesizlikle anlayamadığımız için mi bu kadar kavga ve bırakış…

        İşte bana yukarıda ki bu analiz, yazıya konu olan şeyler mantıklı ve gerçekçi gelmiyor.
        İşte ben bunu, gelecekte ne olabileceğini sorgularken topyekün’ü, bugünü sorgulamayı gerekli görüyorum.

        • Formula 1’i, formülü hep sorguluyoruz da, çözüm üretiyor gibi görünmüyoruz.

          Gereksiz harcamaların düşmesi, esnafın mutlu olması falan hep kilit noktalar bunu biliyoruz, ancak malzeme ve fikir limitlerine ulaşıldığında mühendislik, makinecilik, tasarımcılık önem kazanıyor ve ister istemez parayı veren düdüğü çalıyor.

          Reklam için gelenleri, provokatörleri kovalım diyelim. Hadi kovdun, Sauber de harcayacak yine, küçücük kanatçık için yapacak argesini. Tiff dayı da yazmıştı.

          What has been seen can’t be unseen demişler, basitleştirirken öğrenilen yöntemleri, haytalığı ve ekonomiyi unutturamazsın. Bir tane bile üreticinin olmadığı (Ferrari’yi sayma) dönemleri istiyorsun aslında, ama başkası marka görmek istiyor.

          Formula 1 bir sezon haline gelmiş olsa da, hala parçaları ‘Grand’ Prix olarak adlandırılıyor ve her yarışa özel hazırlanılıyor. Bunu kısıtlamak saçma geliyor, sonuçta bu Grand Prix’lerden birisi diğerinden önemli değil.

          LMP1’ler ise malum Sarthe’a göre hazırlanıyor, tek yarışlık makineler. Diğer round’lara da 24’e hazırlık olsun, test olsun, kupa olsun spor olsun diye katılıyorlar, ötesini düşünmeye gerek yok. Markalar için konuşuyorum elbette. Yoksa GT’ciler buldukları her yere gidiyorlar, Daytona dahil. Orada senin dediğin güzel işliyor. Çünkü prototip değiller, gidebilecekleri yer sınırlı ve asıl önemlisi denkleme/handikap var. Parayı basan uzayamıyor.

          Bunlar Formula 1’e göre değil. Yarış aracı her yarış değişecek elbette, çünkü aslında her yarış ayrı birer olimpiyat gibi. İşte bu yüzden bazı yerde su koyverince sezondan vazgeçip başka yerlere odaklananlar çıkıyor. Bu da yan etki, ne yapabilirsin ki?

          Amerikalılara gelince, onlar mal. Yarışan yarıştıranlardan bahsetmiyorum, seyirci mal. Skoru büyük şey oldu mu izliyor adamlar. Hamburger yerken skoru sayamasın istiyor. Belki de flyby hoşlarına gidiyordur? Adamlar mal olunca, yarışanlar da farklı araçlar arasındaki farkları anlatamayacaklarını anlamış olmalılar ve mantıklısını yapıp spec’ten yürüyorlar. 2005’te araçların %75’i yokken kalan altısının neden orada olduğunu bile anlatamazsın adamlara. ‘Aynı lastiği takıp üzerine marka yazsaydınız ya’ derler, bakarız öylece. O da onların kafası.

          Spec’ler benim de hoşuma gider hep, git GP2 izle, mücadele gör. Oval’de Indy mücadelesi gör, müthiş. Ama Formula 1 başka bir şey. Kimisi düz sever, kimisi engelli. Daha iyi veya kötü değil, farklı sadece.

          Formula 1 böyle gelmiş böyle gider gibi görünüyor, ama geldiği gibi de gitmiyor. Takımlar yapıyor, FIA sıkıyor, bir şeyler değişiyor, şart koşuluyor. Mantıklı olanı da var, mantıksız olanı da. Todt’un evrensel motor hayali senin isteyeceğin şeydi, F1 içinde bile var olamadı. Belki de sadece yanlış uygulandı.

          Ben her yarışın ayrı değer olduğunu düşündüğümden sezon öncesi testler bile saçma gelir, birden fazla yarışta kullanılan her şey saçma gelir. Kullanıyorsan dayanıyor diye kullanırsın, dayandırmaya çalışmazsın.

          Müşteriye şasi verebilmen için şasileri denkletebilmen gerekir. %107’ye girenler tamamdır diyebilirsin, ama arada saniyeler oynuyor.%102-103 seviyelerine çekemediğin sürece de ters sonuçlar verir. Ferrari’den arabayı kapıp podyuma oynayan Haas ne derece mantıklı gelir? Sainz’ın dediği hale getirebilirsen ne ala tabi.

          • Yok sen sorgulamıyorsun şuan 🙂 yazılanları değerlendirmiyorsun.
            Senin söylediklerin zaten F1’in patron kitlesinin, kısmi çözümcülerin söyledikleri ile aynı.
            Vazgeçmeme politikasından başka birşeyi içermiyor. Diyorum ki vazgeçemeyeceğinizi söylediklerinizi en baştan etraflıca değerlendirin.
            Çünkü ben bugün vazgeçilemez olarak görülen birçok şeyin geçmişte var olmamasının dışında dünya denen yerde var olmadığını ve hayata önemli bir katkısının olmadığını söylemeye çalışıyorum.

            Çözüm üretimi çoğu zaman kısır olarak görünüyor sizlere veya insanlara. Kimi insanlarda anlatırken güçlüğünü yaşıyor. Çünkü çözüm etraflıca sorun odaklı ve çalışılmış değil. Çözüm problemlerin net olarak ortaya koyulabilmesi, sorunun/ların sorgulanması üzerine ve akabine mümkün olabilecek şeydir.
            Etraflıca sorgulamadan sunduğun çözüm yine sonsuz soru ve sorunları ortaya koyabilecektir. Her çözümün soruları elbet olur fakat analiz, hipotez, teorik sorguları aşan şey daha tatmin edici ve soruları azaltılmış olur.
            Yani bunlar değiştirilemez ile çıkılan yol… yol değil onu diyoruz ve artık yürümüyor işte bu şekilde bunu diyoruz.
            Eksikleri düzelterek ilerleyemiyorsun çünkü zaten yıllardır onu yapıyorlar, kökten gelen problemler ortada duruyor, oraya sosyolojik, psikolojik bakış atan olmadığı için çözümler başka problemleri doğurdu ve devam da ediyor.
            Oysa her yer böyle değil problemleri az olan yerlerde var diyoruz.

            Yani kovmak, direkt terketmek çözüm değil onlardan bazı şeyleri geri kazanmak için daha büyük tavizler veriyorsun sonra…
            Adam gibi sorguladığın şeyi ayakları insan ve toprak ana baba ne ise artık onun üzerine oturur ve git geller yaşamak zorunda kalmazsın. Biri için bini de feda etmezsin…
            Yani 2008-2009-2011 de olan şeylerin acısını böyle çekmezdin…

            Gelelim;
            “malzeme ve fikir limitlerine ulaşıldığında mühendislik, makinecilik, tasarımcılık önem kazanıyor ve ister istemez parayı veren düdüğü çalıyor.”
            bunun tamamen doğru olmadığının örneklerini vererek ifade ediyoruz. Dünyada böyle genel birşey yok demek ki oluyor. Zaten geçmişte de oluyordu Cosworth’ü, Chapman’ı yazanlar da farklı kişiler değil. 🙂
            “küçücük kanatçık için yapacak argesini”
            Indy ve ALMS’de ki HAAS uğraşmıyorken F1’de niye uğraşıyor?
            İşte bu bir sonuç, kök sual değil. Hadi uğraştı ne elde ediyor kendisine ve sana, bana…

            – Bir tane bile üreticinin olmadığı bir dönem yok. Zaten bu iş ve işlerin üretici katılımı veya müşteri paydası ile olmasının dışında bir gerçekliğinin olmadığını söylüyorum. Sadece F1 ve bazı seriler bu gerçekliği yürümez ve saçma sac ayaklarına bina ediyor.
            50-60-70-80-90 yani her zaman üreticiler ile yürüdü ve büyüdü tüm motorsporlarında ve yenilmez değiller, değillerdi.
            Yollarda sport 3’lü 4’lü içerisinden en harikası görülen Ferrari, en pahalı paket olmasına rağmen çatır çatır yenilebiliyor. Binlerce örneği var bunların. Bir önceki yılın sadece üzerine koyulmuş LMP1’i o yılın devasa harcanmış ancak dayanıklılığı atlamış LMP1’ini alt edebiliyor…
            Sezonun başında harika ancak sezonun 2. yarısı bir LMP1 parasının 2, 3 katı harcayamadığı için neredeyse yarış tamamlamaktan aciz ama şampiyon olanları da gördü bu gözler. 🙂
            Başka yerlerde bunu yaparsan küfrederler adama. Bunu insan yapabilir ama makineyle yapmaya kalkarsan öperler adamı. Öyle de oluyor zaten küfrediyor insanlar.

            “Grand Prix”
            Daha önce de kısaca değindim. Buradan kimler ne anlıyor bilmiyorum fakat durumun 60 yıl önceki gibi olmadığını söyleyebiliyoruz rahatlıkla. Her yarışın olimpiyat gibi olması ise tamamen hikaye… Bu Bernie’nin kurguladığı ve takvimi özellikle çakıştırarak işler iyi giderken başardığı sahte bir durum. Tribünler boşalıyorken, tarihi pistler bir bir düşüyorken hangi olimpiyattan bahsediyoruz veya Grand Prix nedir…

            İşi bilen hiç kimsenin Azeri veya Abu dabi grand prix’i yani F1 haftasonu yarışını Indy500, MonacoGP, 24h Daytona yarışından üst gösterebileceğini sanmıyorum. Kişi ne kabul ederse veya ağızdan söylenirse söylensin yok böyle bir dünya.

            https://en.wikipedia.org/wiki/Triple_Crown_of_Motorsport
            https://web.archive.org/web/20071115023910/http://www.fia.com/mediacentre/Press_Releases/FIA_Sport/2004/141004-01.html

            Bunlara iyi bakın ve her biriyle iyi değerlendirin derim.
            Paris-Dakar da bir grand prix, serbest stil bağımsız lokasyonlu Gumball 3000 ‘de….
            Peki niçin SPA, Monza değil de Monaco… Niye devamlı 3’lü arasında sayılıyor. Her biri madem çok önemli güya dünya için niçin o zaman Monaco. Hem de oldukça sıkıcı bir yarış ve en farklı setup’a sahip olmasına rağmen. Çünkü temelleri var. Indy500 ile birlikte tarihi temellerinin olmasının dışında burası bazı koşullarıyla şampiyonlar duvarı gibi kulvarı olarak görülüyor. Oysa Monza da F1 ile birlikte birçok farklı segment aracın bir araya geldiği grand prix’e ev sahipliği yaptı. Çünkü biliniyor ki bundan çok var.
            F1’in tarihinde bütünleştirme çalışmasının dışında özellikle bugünden bakıldığında büyük kopukluklar var. O günün normal olan koşullarında bugün zıtlıklar var zaten o yüzden sorgulanmalı diyoruz. Her yer özel bakışı normal değil çünkü atıyorum birçok öznitelikleri olan 6 özel grand prix’e çıkmak bugün yok. Tarihi pistleri bırakıp çok da beğenilmeyen sadece para ödemesiyle seçtiğiniz pistlere de çıkıyorsunuz. Yeni pistler yap gelelim diyorsunuz böyle değildi bu işler siz o tabirleri aldığınız günlerde.
            İşimize geldiği gibi Bernie’nin yaptığı gibi en başına döndüğümüz günlerde hız için üretilmiş bir aero paket örneğin sadece Monza’ya çıkmıyordu ardından birçok piste çıktı.
            Tarihteki pisten piste gelişim ile burada devasa farklılıklar var.
            Bırak o günleri her piste özel kanatlar 30 yıl öncenizde bile yok.

            Bazı şeyler farklı ve önemlidir fakat gerçekçilikleri ve doğru kabullere uygunluğu sorgulanır, sorgulanmıştır. 24h lemans, Indy500 önemlidir çünkü bunların kendi ödülleri dahi vardır hatta geçmişte puan ödülleri dahi olmuştur. Sen ne zamandır böyle birşey yapmıyorsun.
            Lemans 24h önemlidir herkes orayı hayal eder, sadece oraya çıkan pilotlar ve takımlar dahi vardır fakat bilmek lazım ki senin farklı ölçeğiyle bir Lemans 24 saatin yok. Orası takvimi ve koşusu dahi farklı bir yarış senden aşağıda olsaydı pilotlar ve markalar oraya koşa koşa gitmezdi. Lakin WEC ve FIA GT gibi türlerde sadece orayı kazanarak şampiyon olamazsın. Monaco’u kazanarak olamayacağın gibi.

            Peki her piste öznellik. Bunu herkes yapıyor hatta çoğunluğun aero paketi var bu geçmişte de sende vardı. Bu güncel durum sende hep olan birşey değil yani gelişim’i geçelim. Fakat bu var olanlar senin gibi her seferinde baştan başlayarak ve farklılaşarak, 4 ay çalışarak, milyonları harcayarak yapmıyorlar bunu.
            İşte bu sorgulanması gerekendir.

            Hiçbir yerde hiç kimse elindekiler tükenmedikçe gelecek seneye odaklanmaz çünkü senin gibi her yarışa özel üretim yapmak, devasa harcamaktan kaçınmak zorunda değildir.
            Yani yan etki bir doğal sonuç değil hatalı uygulamanın direkt sonucudur.

            Avrupalı bakışının tekil realizm olmadığını her zaman söyledim. F1/Indy bakışı tercih felan değil geçmişi bilmeyen avrupalının hakir gördüğü bakış idi. Dalga geçtiler… Şimdi ise aynının tersini yiyorlar doğal olarak. Daha 1-2 dönem önce Cart/Indy den F1’e getirilen şeyleri, birilerinin oraya gidişlerini yazdık çizdik. Bunları bilmeyen, görmek istemeyen insanların fikri bu. Başta otomotiv de dünyanın avrupalı bakışıyla dönmediğini defaatle anlatıyoruz.
            Şöyle diyoruz avrupalının da amerikalının da japonların da iyi yaptıkları şeylerde var eksik yaptıkları da. Bu sorgunun her zaman yapılmasını tavsiye ediyoruz. Lakin birileri bu sorguyu yapıyor ancak bir pazar bu sorguyu yapmıyor. İşte yapmalı diyorum.
            Yapmazsan dalga geçerler adamla.
            Sen adamın 1 pistinde avrupalı üretici zihniyetiyle yürüyememişken (bunu amerikalılara atamazsın ve anlatamazsın da) bana 3 tane pist var diye peşinde koşarsın.

            Amerikalılar mal kısmına katılamam kusura bakma. O avrupalı kafası bakışı.:) Mal milletle mi dünyayı yönetiyor yıllardır adamlar. Süper hükümetlerden değil devletlerden bahsediyoruz. Adamların şirketleri de, kurumları da, üniversiteleri de, olimpiyatlarda ki durumları da ortada. Eurolig’e karşı NBA’in, FIFA’nın üzerine örneklik çalıştığı NFL’nin, ırklar savaşına döndürülmüş boks’un, birçok avrupa-asya ülkesinin koşturduğu buz hokeyinin durumu ortada. Mahle, Cosworth, Ilmor daha birçoklarının ana fabrikaları nerede iyi düşünmek lazım.
            Devrilmeye çalışırken halen dünyanın 1. numaralı grubu Toyota’nın ana pazarı olması dışında Ferrari, BMW, Mercedes gibilerin hedef pazarına “mal” demeyle kurtaramayacağımızı Nat-Geo yapımcılığıyla söyleyebiliriz.:)
            Kısaca IV. Roma imparatorluğu olan ve belki de en çok keredir olimpiyat meşalesini taşımış, halen 250-300 bin insanı tribünlere sokup eğlendirebilenlerin coğrafyasını daha etkin sorgulamalar altına alınması gerektiğini söylemeye çalışıyorum.
            Çünkü bugün savunulan, düşünülen şekilde değil bazı şeyler mesela Formula 1 ovallere çıktı, çıkıyordu.

            İşte mesela son raddede dediğin adam gibi sorgulanmadan girişilen şey. Yoksa bir ticari politika mı diyelim.
            Bu motorların aynı ses konusu gibi evrensel motor olamayacağını baştan biliyorduk, ihtimali üzere bahsini dahi yapmadık.
            Çünkü defaatle evvel ki V8’lerin, V10’ların olmadığını, nedenleriyle olamadığını söyleyip durduk ama kendi kulaklarımız duydu sadece.
            3,5 ve önceki V12’ler evrenseldi, DFV evrenseldi ve oldu da, çok zaman evrensel oldu, kimi zaman evrenselliğin dışında çıktı ama yerine dönmekte gecikmedi fakat o daireyi terkedeli çok oldu bunu sorgulayalım diyoruz.
            Yanlış uygulanmadı çünkü hayal bile değildi gerçekçi hayalin ayakları bir miktar yere basması gereklidir çünkü zaten F1 dışında ki herşey evrenseldi.:) Sen asıl o evrenselliği bozdun.
            Prototype’lerinde dahi Nissan, Toyota, Honda vs üniteler birçok alanda küçük değişiklikler ve aynı ölçekleriyle yürüyordu yani evrenseldi.
            Bakın her zaman şunu anlatmaya çalıştım. F1 herşeyi geliştirmez, F1 bir kullanım alanıdır, sahadır… Hatta F1 birçok zaman farklı serilerden ünite almıştır. Ama nedir bu zamanları bütçe yönünden benzer zamanlardı. Her zaman F1 pilotları en çok kazananlar, takımları en çok harcayanlar değildi. F1’in 5 katı yakıt ve lastik harcayanlar oldu ve bunlarla da ibaret kalmadı.

            Herşeyin tekil olması da iyi sorgulanması gereken birşey. Bu basitlik içerisinde olmamış ve olmayacak birşey değil. Subapları, manifoltları, şanzımanları çıkarıp atabilirsiniz ancak attığınız şeyin parasal değeri nedir bunu sorgulamalısınız.
            Zira kaldırıp çöpe atan, atamadığı için geride kalan çok var….

            Son hesap ise bence yine iyi sorgulanmalı. Uygulamada eksikleri ancak değerlendirilmediğinde ortaya çıkamamaları içeriyor. Birisi oturdu yazdı. Son 10 yıldan birçok örnek verdi. Birçok devasa harcanan, ulaşılamaz aracın adam gibi kıyaslandığında alt serilerin hemen önünde ve dahi arkasına düşeceği biliniyor. Mesela öznel olarak yürüdüğü için rezaletinin boyutu ortaya çıkmayan o kadar tur cezası yemiş McLaren’in aynı an da yürünse GP3’ün neresinde kalacağını düşünürsünüz…

            Yani yaptığın şey ortamı denkletemiyor savunma argümanı buysa hatta geriliği saklıyor dahi.
            İnsanlar McLaren F1’e niçin biraz daha fazla değer atfetti? kendisinden üst abilerini 1 kerede olsa devirebildiği için değil mi…
            İnsanlar o abilerin neler yaşadığına çok da bakmaz avrupalı şayet farklı düşünür diyorsanız.
            AF Corse, SGC, Toro Rosso, hiçbir zaman F1 motoru üretmemiş Ford ne kadar mantıklı ise o kadar mantıklı gelir bana.
            Sainz ve başkalarının hayalinin gerçeğe dönmesi önce adam gibi herşeyin sorgulanmasını sonra da doğru temellerle değişimini gerektiriyor pek tabi ki mümkün.
            Bildiğimiz Ayrton Senna nasıl ve hangi düzey araçla meşhur olmaya başladı, Michael Schumacher nasıl bir araç üzerinden imza atma imkanına kavuştu.. şayet bunları istiyorsanız kafanızda ki bazı sonradan yerleştirilen şeyleri değiştirecek ve o gerekliliklere kavuşturacağız. Yada böyle bir daha bunları görmemek üzere memnunmuşuz gibi devam edecek…

            • F1’i sorgulamıyorum şu an zaten, senin sorgulamana cevap veriyorum: F1 böyle bir yer değil. Senin istediğin başka bir yer, orayı da takip ederiz dert etme 😉

              Indy ve ALMS’deki kurallar oldukça kısıtlayıcı, uğraşsan da fark yaratamıyorsun, silüet geliyor gidiyor. DTM’de de o var, aero düzeyi kısıtlanıyor, GTE’lerde de motor farkları denkleniyor bir şekilde. Bu da maliyeti uğraşmayı düşürüyor. Teknolojiyi değil markayı ve pilotu öne çıkarıyor. O da bir fikir, o da bir yöntem. Ama prototiplerde işler karışık. ALMS’nin DPi’leri prototip sayılmaktan uzakta kalıyor kurallar itibariyle.

              Amerikalıların mal olduğunu inkar etmek komik olur en basitinden, orada iş yapanlar yarışa giden mallardan başka adamlar. Orada azıcık kafan çalışıyorsa zaten malları yönetmeyi, mal satmayı becerebiliyorsun. Biz fazla akıllıyız pratiğiz onlara göre, çünkü biçecek çimimiz yok malum 🙂

              V12’lere eskilere atıf yaparken hep malzeme limitleri ve know-how’ın olmadığı zamanlara işaret ediyorsun. O zamanlar fark yaratabilmek için alan vardı, şimdilerde gerçek icat-keşif pek mümkün olmadığı gibi. Ancak faydalı model yaparsın şimdilerde.

              • Bak halen sorgulamadan yanıt üretiyorsun o yüzden eksik oluyor. Sorguya yanıt kabuller ile değil sorgulayarak üretilir. 🙂
                Ben formula’s, one-base/spec series demiyorum sadece herşeyde olabileceği gibi örnekliyorum.
                Kaldı ki kafa yoran bütün insanlar da LM’ı, Indy’i örneklemeye alıyor ve geçmişten daha fazla bunu yapıyor.

                Valla çoğu kabulün F1’deki çoklarının kabulü gibi eksik ve yanlış.
                Formula zaten sizin anladığınız gibi birşey değil. Formula spec basing içermez diye birşey yok istersen aç wiki’e, fia kaynaklarına bak, renault 3,5, F4 de formula sonuçta ve dahi amerikan formula series Cart, Indy vs vs.
                Ki geçmişte F1 de bunu yapmadı değil.
                F1, şahısların şasi ve güç üniteleri satın alarak yarışmadığı bir seri hiç olmadı diyemez kimse…

                Velhasıl benceden fazlasının olduğunu da rahatlıkla söyleyebilirim. Son dediklerine bugün dahil dünden bugüne 10 tane örnek sayar çaktırırım.:)
                O 11 önerinin arka planı lafta kalmamalı, iyice düşünülmeli.
                İnsanlar madde oluşturur ve sayarken sizin beğenmediğiniz, hakir gördüğünüz ancak iyi giden ortamları da dahil ettiğini unutmayın derim.
                Miller çevrimi ve skyactive yazılarını ben çevirmedim bunlar çevrimde kalmamalı sindirilmeli. Ferrari’nin geçen yıl kullanmayı hedeflediğini çevirdiğiniz bal peteği formlu pistonlarını kimden aldığını da taşımamış değiliz.
                Alınacak çok yol var halen.:)

                Evet bu prototype değil 🙂 sport prototype, concept, racecar, kitcar, packaging, monocoque, core plug, mvp/mvt, form factory, homologation, type approval, forged aftermarket öğrenilmeli, düşünülmeli, sindirilmeli.
                https://www.youtube.com/watch?v=HsmpVitpc-0
                http://www.teampenske.com/news/index.cfm/c/683/53375/Acura,_Team_Penske_Announce_Prototype_Effort

                Herşeyin dışında sorgulamanın temeli ve nedenleri ortada, bir ustanın ortaya koyduğu fikri temeller üzere uzun süredir akılda olanlar derlenerek yetersiz olduğu halde yapıldı.
                Bu buna ihtiyaç duyanlara. Yoksa tv başında bütün programını iptal edipte uyuklayanlara mutluluklar dilerler. 🙂

                “Kendimi her zaman Formula 1 hakkında şikayet ederken buluyorum ve sık sık bu kadar rahatsız oluyorsam izlemeyi bırakmam söyleniyor.
                Geçmişte yaşayan bir dinozor olduğum söyleniyor, ancak ben son nefesine kadar savaşan bir taraftarım….”

                • F2 aracıyla çıkılan F1 yarışı da olmuş ona bakarsan. Ama müşteri araçları bir şeyler düzeltilmeden mantıklı gelmiyor. Müşteri için bile pahalı olabilir. Şimdi motorları satın alabiliyorsun da ne oluyor? O kadar para veriyorsun soğutmasıyla resetlemesiyle patlamasıyla yazılımıyla sen uğraşıyorsun. İşler denklenmeden satın almayı açmak akıllıca değil.

                  Spec series ucuzluğundan dolayı alt serilerde tercih ediliyor. F1 dışında hemen her yerde öyle zaten. Formula E’de bile bir noktaya kadar bu var. Çok üreticili spec series denklemesi de ne yaparsan yap tutturamayacağın bir şeydir. Bir yerde fark yaratabilme olasılığı olduğu an işler değişir. İşler değişecekse de neyi kısıtladığının çok da anlamı kalmıyor.

                  F1’i F1 yapanı sorgulamak gerekiyor, dününü bugününü değil. Aynı kelek kapalı kokpitte de tartışılıyor. Yersiz, saçma, eski kafalılık.

  3. TEST BUDAPEST: FERRARI SF70H has tested, with great success, an advanced suspension

    Ferrari, during the GP tests, on the Budapest track, worked mainly thinking of the second part of the season to try to bring to Maranello that Pilot Title that has been missing for 10 years. The Ferrari SF70H is a single-seater that at the design level did not follow the Mercedes philosophy that stretched the car while maintaining a rather flat floor layout but preferred to hold a rather “short” car but raising the rear of the car to generate more Load increasing the angle that forms the diffuser with the ground.

    A Ferrari SF70H that generates aerodynamic loads by making the most of the wings compared to the Mercedes W08, and this has a greater impact on fuel economy. Precisely for this reason, on circuits where aerodynamic efficiency is preferred, the W08 has been higher than the SF70H, while on the “load” tracks Red has proven to be more geared to Anglo-German rivals.

    In the second part of the season, the efficiency circuits are more than the ones we pay the aerodynamic load and for this reason, in Ferrari, they are working hard to try to reduce the drag of the SF70H without affecting the deporting load.

    For these reasons, during the tests, the SF70H has been tested on a new diffuser modified mainly in the central part that, thanks to the greater central end of the center, denotes a greater search for load. The track recordings were pretty good, so Ferrari, both in Spa and Monza, could take off some degree of rear wing, allowing the Ferrari Power Unit to better handle speeds on long straight lines

    But in Hungary, Red did not only work on the bottom and the diffuser but also tested an advanced suspension system compared to the one used in this first part of the season. A suspension system that should allow the SF70H to travel with a “flat” trim at high speeds, thus reducing the progression that, as mentioned above, is definitely one of the weaknesses of the Maranello project.

    The suspension system tested, with a great deal of success from Ferrari, is not due to the one used by Red Bull in 2012 which had the front of a hydraulic actuator acting on the third element via suspension rockers. The hydraulic actuator acts as an energy accumulator during the rolling moment of the car, and therefore mainly in the direction and curve changes. In the subsequent instances, when they finished the stretches in which the machine was “rolling” (on the straight lines), the hydraulic accumulator ceded the energy to the system by acting on the rockers of the suspension and then on the actual third element that was going to vary the ” Floor height of the car. This meant raising the front of the car a few millimeters resulting in lowering the rear wheel. It is clear that this system was definitely a passive regulation system but acting so important on aerodynamics violated Article 3.15.

    The evolved suspension system is still of “classic” type and is not hydraulic as used by the Mercedes W08. Hydraulic suspension that is being studied also at Maranello and, subject to FIA prohibitions, could be used by Ferrari on the new 2018 car.

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]