2017 Formula 1 sezonunun ilk yarışını geride bıraktık. Radikal kural değişiklikleri daha yüksek performansları da beraberinde getirmek için hazırlandı ve takımlar arasında bu kuralları anlama şekillerinin büyük farklar yaratmasından endişe ediliyordu.

Bu kadar köklü değişiklikler gridi bir miktar birbirinden uzaklaştırdı, ancak hayal edildiği üzere Ferrari’yi de Mercedes’e yakınlaştırdı.

Avustralya GP sonrasında Mercedes’in üç yıllık baskınlığının yıkıldığını görmüş olduk. Peki bu Ferrari’nin gerçekten hızlı olduğunun bir işareti mi, yoksa Mercedes sadece bir hata mı yaptı?

Mercedes’in tahtı yıkıldı mı? Bu yazıda bunu araştırıyoruz.

Melbourne’de ne oldu?

Kalkışta Lewis Hamilton polden kalkmanın verdiği liderliği korurken ikinci cepten kalkan Sebastian Vettel ilk viraj için yanındaki diğer Mercedes pilotu Valtteri Bottas’a karşı savunma yapmak zorunda kalmıştı.

Ancak Vettel Bottas’tan kurtulduktan sonra Hamilton’ın peşine takılmış ve hemen arkasından takip etmeye başlamıştı. Hamilton dördüncü turdan 10. tura kadar aradaki farkı açmayı başarmış, ancak lastikleri ile sorun yaşayınca 17. turun sonunda pite dalmıştı.

Hamilton o anı şöyle anlatıyor: “Başından bu yana tutunma sorunu yaşıyordum, Sebastian her zaman tur zamanlarına cevap verebiliyordu. Sonlara doğru biraz trafikte kaldım ve araç lastikleri aşırı ısıtmaya başladı. Tutunma sorunu yaşıyordum ve içeri girmem gerekiyordu. Fark kapanıyordu ve ben kayıp duruyordum. Bu benim isteğimdi, yoksa o çok yaklaşacaktı.”

Pist geçişe çok fazla izin verenlerden birisi değildi, ancak Vettel Hamilton’a yaklaşıyordu ve bir şekilde şans doğabilirdi. Hamilton pite girdiğinde öndekilere göre altı tur kadar daha erken girdiği anlaşılacaktı.

3.3 saniyelik bu pit stopta takılan temiz set yumuşak lastikler Hamilton’ı bir anda en hızlı tura taşıdı. Mercedes, hemen arkasında çıktığı Red Bull pilotu Max Verstappen’in kısa süre sonra pite gireceğini düşünüyordu, ancak bu olmadı. Arkasının boş olduğunu gören Red Bull pistte kalmaya devam etme kararı almıştı.

Hamilton’a telsizden Red Bull’u geçmesinin yarış için kritik olduğu söylendiğinde İngiliz pilotun yanıtı netti: “Bu çocuğu geçebilmemin hiçbir yolu yok!”

Verstappen 25. tura kadar pistte kaldı ve bu süreçte Hamilton Vettel’e 2.2 saniyeye yakın zaman kaybetti. Hamilton pite girdiğinde Vettel’in 0.9 saniye önündeydi, bu da Verstappen’in arkasında kalmasının Vettel’in 1.2 saniye öne geçmiş olduğu anlamına geliyordu.

Red Bull takım patronu Christian Horner Verstappen’in bu olaydaki katkısından bahsetmişti:”Bence Sebastian Max’e bir bira borçlu, çünkü Lewis’in onu geçememesi yarışın sonucunu belirledi. Bu, Vettel’in geç pite girmesinin işe yaramasını sağladı ve onu kazanacak pozisyona soktu.”

Mercedes yumuşak lastiklerle daha rekabetçi göründü. Valtteri Bottas da ultra yumuşak lastiklerle sorun yaşamıştı, ancak lastik değişimi sonrasında istikrarlı zamanlar elde etmeye başladı.

Hamilton: “Ferrari’nin ultra yumuşaklarla daha hızlı olduğu açıktı. Bence ikinci sürüşte daha iyiydim, sadece erken girdiğim için lastiklerin ne kadar dayanacağını bilmiyordum. Geçemeyeceğimi bildiğimden farkı kapatmak için zorlamak istemedim, sonrasında lastiklerimi bitirip ikinciliği kaybedebilirdim. Sebastian’ın arkasında çıktığım andan bu yana yarış hasar azaltmaya dönüşmüştü.”

Sıcaklığın etkisi

Mercedes’in soğuk hava şartlarında lastiklerini daha iyi kullanabildiği biliniyor. Rakipleri Ferrari ise sıcaklığın yüksek olduğu durumlarda geleneksel olarak daha iyi performanslar gösteriyor.

Avustralya GP sıcak denebilecek bir koşulda başladı ve akşam saatlerine yaklaşırken bittiği için yarışın ikinci bölümünde hava soğumaya başlamıştı.

Bu da Mercedes’lerin ultra yumuşak hamurlu Pirelli’lerle sorun yaşamalarının arkasındaki sebep gibi görünüyor. W08 lastikler üzerinde daha fazla baskı kuruyor ve pist sıcaklığının da artması bu etkinin artmasına sebep olarak aşırı ısınmalara neden oluyor.

Ferrari ise aksine yarışın ilk bölümlerinde ultra yumuşak lastiklerle rahat göründü, her ne kadar Kimi Raikkonen önden kaymadan şikayet edip dursa da…

Yarışın ikinci bölümünde soğuyan hava, durumu Mercedes’in lehine çevirdi ve iki pilot da yumuşak lastiklerle iyi dereceler elde edebildiler.

Bottas lastikler hakkında şunları söylemişti: “Yarışın başlangıcındaki sıcak hava yaşadığımız sorunların bir kısmına sebep olmuş olabilir.”

Lastikler dayanıklı, ancak hala hassas

Mercedes sezon öncesi testlerde Ferrari’ye göre her zaman daha rekabetçi görünmüştü. Ancak küçük farklar da olsa Ferrari’ye kıyasla gelişmek zorunda oldukları noktalar oldukları açık.

Toto Wolff takımın Pirelli’nin yeni lastiklerini anlamak için yeni bir kalibrasyona ihtiyaçlarının olduğunu itiraf etti: “Bu lastiklerin dar bir aralığa sahip olduğuna inanıyorum. Onları bu aralıkta tutmanız gerekiyor, yoksa iyi performans alamıyorsunuz. Bu aralığın altında veya üstünde olmanı demek performans kaybı yaşayacağınız anlamına gelir.”

Formula 1 gibi her şeyin limitlerde tasarlandığı ve kullanıldığı bir sporda ne kadar dayanıklı olurlarsa olsunlar lastiklerin de görece dar bir çalışma aralığının olduğu şüphe götürmez bir gerçek.

Ferrari pilotu Raikkonen ise yeni lastikleri geçtiğimiz sezonda kullanılanlarla kıyasladı ve yeni lastikleri daha ‘kolay’ bulmuş gibi görünüyor: “Geçen yıla göre kıyaslayacak olursam lastikleri çalıştıkları alana ulaştırmak daha kolay. Belki bu alan eskisine göre daha büyüktür, bu yüzden ne yaptığınız artık o kadar kritik önemde değil.”

Piste göre doğru ayarları bulmak

Pirelli lastiklerin aşınma oranlarını düşürmek ve çalışma aralıklarını büyütmek için çalıştı, ancak bu iki değişken hala orada. İyi bir lastik yönetimi hala hayati bir önem taşıyor.

Bir çok takım ve sürücü sezon öncesinde yeni nesil Formula 1 araçlarının ayar değişikliklerine karşı aşırı derecede duyarlı olduğunu söylemişti.

Belki de Ferrari’nin ayar penceresi Mercedes’in sahip olduğuna göre daha geniştir, belki de Ferrari belirli pist sıcaklıklarında Mercedes’in yaptığından daha iyi çalışacak bir ayar dengesi bulmuştur?

Toto Wolff’ün bahsettiği ‘yeni kalibrasyon’ bu lastiklerin çalışma aralıklarını doğru kullanmak ve farklı lastik türleri arasındaki ortak noktaları bulma üzerine kurulu bir deyim. Takım bu eksikliğini kapatmak için aracın genel paketi üzerinde değişikliğe gitme yolunu da seçebilir.

Sezon içi gelişim

Kesin bir şey söylemek asla mümkün olmayacaktır, ancak ilk yarışın bize gösterdiği kadarıyla Mercedes ve Ferrari arasındaki performans farkının ince detaylarla fark yaratılabilecek kadar küçük olduğu anlaşılıyor. Yani küçük şeyler bu kez kimin avantajlı olacağını belirleyebilir.

Bu da sezon içindeki gelişimin ne kadar değerli olduğunu gösteriyor. Yeni kurallar sonucu ortaya çıkan yepyeni araçların hala devasa gelişim potansiyeli var ve gridin başından sonuna kadar her takım şu an bile fabrikada yeni parçaların tasarlanması, testi ve üretimi ile meşgul.

Araçların sezon sonuna kadar 2 saniyeden daha fazla hızlanabileceklerini düşünürsek bu gelişim safhalarını sık ve doğru bir şekilde tamamlayıp yeni parçalarını piste en hızlı çıkaran takımlar avantajlı olabilirler.

Ferrari şu an sıralama modundayken Mercedes’ten 0.2 saniye kadar geride olduğunu düşünüyor, ancak yarış hızları dikkate alındığında Ferrari’nin küçük, çok küçük bir miktar daha iyi olduğu düşünülebilir, en azından geçtiğimiz Pazar günü Melbourne’deki şartlarda Pirelli lastiklerini kullanma konusunda kesinlikle daha iyiydiler.

Son sözler

Mercedes bu yarışı kazanabilirdi; Hamilton biraz daha geç pite girmiş olsaydı, ve Verstappen onun zafer yolundaki sürüşüne engel olmamayı seçseydi… Aynı şekilde Ferrari’nin araçlarından en az birisi de iyi ayarlanmıştı ve Hamilton sorun yaşadığı an Vettel onu avlama şansına sahip olabilirdi.

Melbourne’de anlamamızın zor olabileceği bir konu olan araç takibi ve geçiş yapabilmenin kolaylık derecesi sıralama turlarının önemini belirli bir seviyeye kadar artırabilir, lastik kullanımı ve aerodinami/güç ünitesi gelişim oranlarıyla birlikte hem sıralama, hem yarış ve hem de fabrika performanslarının eşit önemde olacağı bir sezonun ilk adımlarını izliyoruz.

Formula 1 her zaman bu detayların fark yaratmaya yetebildiği bir yer olmuştur. Ferrari Avustralya’da 2017 dünya şampiyonluğu için gerçek bir aday olduğunu fazlasıyla gösterdi ve Mercedes başının çaresine bakmak için yeterince çalışmazsa bunu yapmaları çok daha kolay olacaktır.

4 Yorum

  1. Ferrari’nin araçlarından en az birisi de iyi ayarlanmıştı

    Takıldığım tek nokta bu oldu. 🙂
    Vettelin sabahlara kadar telemetri vs çalışmasının karşılığı bu değil bence. Yiğidi öldür ama hakkını ver demiş atalar 🙂 Karınca, Ağustos böceği hikayesini anlatırım tadımız kaçmasın diye anlatmıyorum 😀

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]