Analiz: Ferrari geleneksel sorunlarını nasıl çözer?

7

Scuderia Ferrari, 2015’teki dirilişinin ardından 2016’da tekrar toprağa gömüldü. Peki İtalyan ekip neyi yanlış yaptı? Bu yanlışları yapmaya devam edecek mi? Bu yazıda Ferrari’nin temel sorunlarını anlamaya çalışacağız.

Ferrari adı Formula 1 ile birlikte anılır. Spordaki en uzun geçmişe sahip ve en başarılı takım olarak 1950’deki başlangıçtan bu yana her sezonda bulundular ve bu sürede 16 üreticiler şampiyonluğu kazandılar.

Ancak tüm bu tutku ve zafer sevdası, geçmişiyle birlikte Ferrari’nin en büyük düşmanı oluyor. Bu ikonik yarış atölyesi işler istendiği gibi gitmediği zaman kendisine zarar vermeye başlıyor.

Omuzlardaki yük

2016 sezonu takımı 20 yıl içinde ikinci kez zafersiz bıraktı. 1993’ten sonra 2014’te de sorun yaşayan takım sadece iki sene sonra bu şoku tekrar yaşadı. Ferrari kazanmak için burada ve bunun gerçekleşmemesi F1’in en büyük markası için gerçek bir şok.

Önceki yıldaki sorunlarının ardından Ferrari, 2015 sezonunda dört kez dünya şampiyonu Sebastian Vettel’i son şampiyonu Kimi Raikkonen’in yanına getirdi. İkili kısa sürede umut vaat etti, yıldız pilotları sezonda üç zafer kazanmayı başardı ve takımın yönetim yapılanması başkan Sergio Marchionne ve takım patronu Maurizio Arrivabene ile birlikte değişti. Yeni yönetim, sonuçlar ve pilotlar Scuderia’ya ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlamış göründü. Tifosi ise tüm bu değişikliklerin ardından şahlanan atın tekrar şampiyonluk yolunda olduğundan emindi.

Hesapsız vaatler

Ferrari’nin bu gelişimi devam ettirmesi bekleniyordu, başkanları ise sezon bile başlamadan önce Mercedes’e karşı gerçek bir şampiyonluk adayı olduklarını öngörüyordu. Ancak 2016 sezonu büyük bir hayal kırıklığı oldu. Dayanıklılık sorunları ile başlayan sezon kötü stratejilerle devam etti ve takımın iki yıldız pilotu toplamda sadece 12 podyum elde edebildi. Takımın genel performansı sönüktü ve bu dünyanın en ikonik yarış markası için utanç verici bir şeydi.

Üçüncü yarış Çin kadar erken bir zamanda, Marchionne takımının kısa sürede sonuç alması gerektiği yönünde baskı kurdu ve zaten sıkışmış olan takım üzerine daha da büyük bir baskı ekledi. Konuşma dili ise birkaç ay önce şampiyonluk şanslarından bahsederken ki halinden oldukça farklıydı.

Kendi ayağına çelme takmak

Ferrari, suçlama oyunu oynamasıyla ünlü ve kötü performansların ortaya çıktığı zamanlarda kendi içine doğru çöküyordu. Tüm bunlar gereksiz gerilim ortaya çıkarıyor ve ekibin arasındaki ahengi bozuyordu. Ferrari’de işler yolunda giderken, bunda çok iyilerdir. Ancak bir noktada kötü oldukları zaman kendi kendilerini astıkları bir geçmişlere sahipler.

Vettel’in Malezya GP’sindeki ilk tur kazası İtalyan basınının birden bıçakları çekmesine neden oldu ve bir anda yıldız pilotlarının değerini ve yeteneklerini sorgular hale geldiler.

Ferrari’nin kendi hatalarını kabullenememesi bir anda kendilerine yeni bir günah keçisi bulmaları anlamına geliyordu ve bu kazasının ardından da o Vettel oldu. Arrivabene Japonya GP öncesinde İtalyan basını karşısında kendisinden beklenmeyen bir dille saldırıyı başlattı.

Sky Italia’nın daha önceleri Fernando Alonso ve Michael Schumacher’de yapıldığı gibi erken bir kontrat yenilemesinin Alman pilotun kendine güvenini tekrar kazanmasına yardım edip etmeyeceği sorusuna takım patronu Arrivabene şöyle yanıt vermişti:

“Sebastian’ın bizimle bir kontratı var. Bu yıl ve bir sonraki yıl birlikte çalışacağız. Ondan sonraki sezon ise, neler olacağını göreceğiz.”

“Hepimizin bazı hedefleri vardır, benim var, takımımın var, Sebastian’ın var, hepimizin kendimize göre hedefleri var. Bu yüzden her kim olursa olsun, öncelikli olarak yerini ve maaşını hak etmek zorundadır.”

“Sebastian’ın kendi aracına odaklanması gerekiyor. O kendisini çok fazla veren birisi ve bazen bu her şeyle biraz ilgilenmesi anlamına geliyor. Bazen onun tekrar odaklanmasını sağlamanız ve ana işine odaklanması gerektiğini hatırlatmanız gerekiyor.”

Bir bütün olabilmek

Bu demeçlerde anlatılmak istenen oldukça normaldi, ancak kullanılan dil Maranello’nun takım patronunun tepeden inme hislerini anlayabilirdiniz. Takım patronu açıkça Vettel’e, aracın dışı ile fazla ilgilenmemesi gerektiğini anlatmak istiyordu. Ve bu bana göre büyük bir hata.

Sürücü ve takım arasındaki mesafe daha da açılınca moral düşer ve bu pilotun kendine güvenini ve inancını düşürdüğü gibi zaferlerin gelmesi olasılığına da yardımcı olmaz.

Yakın arkadaşı ve idolü Schumacher gibi, Vettel de sıradan bir sürücü değil. Aracının artıları ve eksilerini herkesten daha iyi biliyor ve Red Bull’da mekanikerleri ve mühendisleri ile birlikte çalışmasıyla bunu kanıtlamıştı. Peş peşe dört kez dünya şampiyonu olmasına, bu fikirleri ve düşüncelerine saygı duyulması ve kabul edilmesi yardım etmişti. Alman pilot, kendisine bu fırsat verildiğinde, takımından en iyisini nasıl elde edebileceğini biliyor.

Teknik kararlar ve istikrarsızlık

Ancak Ferrari’nin sorunları takımın bir arada olamaması ve stabil bir şekilde çalışamamasından çok daha ileriye uzanıyor. Her yıl ciddi bir şampiyon adayı olmalarını sağlayabilecek maddi kaynakları var, ancak uzun süredir aerodinami tasarımı kısmında büyük sorunlar yaşıyorlar. 2017 araçlarının da aerodinamik açıdan daha önemli olmaya başlaması ile birlikte Mercedes ve Red Bull’un arkasında kalmaları olası görünüyor.

Jean Todt, Michael Schumacher, Ross Brawn ve ekibin diğer üyelerinin bir arada olduğu zaman gelen başarıların ardından dağılan takım bir süre boyunca bu momentumunu korusa da, ilk kural değişikliğinde (2009) bu açığını belli etti.

Dönemin başkanı Luca di Montezemolo’nun yeni bir rüzgar tüneli inşaasını hayata geçirmekte geç kalması, Brawn sonrası takıma yeterli teknik adam getirmek yerine mevcut ekibe ve İtalyanlara güvenmesi (tanıdık geliyor, değil mi?) ekibin bu noktada ilerleme kaydedememesi anlamına geldi.

Tam da bu dönemde takıma dahil olan Fernando Alonso bir şekilde ipleri eline almayı başardı, ancak takıma yeni mühendisler eklenmediği için kendi yapılanması ile birlikte tek yapabildiği kendisini takım arkadaşı Felipe Massa’nın önüne taşıyabilmekti. Tek şansı da Ferrari aracının o dönem motor konusunda oldukça iyi olması ve neredeyse hiç mekanik sorun yaşatmamasıydı. Ancak bunun da değişeceği gün gelecekti ve 2014 çok uzakta değildi.

Ferrari, teknik olarak başarıya ulaşmanın yeteri kadar kaynak, zaman ve bir arada çalışan teknik dehalardan oluştuğunu kavrayamamıştı. Benetton’dan gelen ekip zaten yıllardır bir arada çalışıyorlardı ve Ferrari’de başarıya ulaşmamaları bu yüzden fazla zaman almamıştı. Ancak daha önce hiç bir arada olmamış ekibin başarıya ulaşması için zaman gerekliydi ve Ferrari hiçbirine bu zamanı sunmuyordu. Rakipleri Mercedes ve Red Bull ise zaman içerisinde adım adım kendilerini geliştirdiler ve tek vücut olduktan sonra kural değişikliklerine en çabuk adapte olarak kolayca başarıya ulaşabildiler.

2020 ve sonrası

Ferrari akdeniz havasının getirdiği tez canlılığın ve spekülasyon peşinde koşan basının farkına vararak biraz daha enternasyonel düşünebilmeyi öğrenmeli ve şimdiden gelecek için teknik ve idari yapısını kurarak olgunlaştırmaya başlamalı.

2020’de mevcut yapı tamamen değişecek ve muhtemelen yeni motor ve şasi kuralları ile karşılaşacağız. Şahlanan at bu kez uzun vadeli düşünmeli ve bu fırsat için yatırım yapmalı. Bunu yapabilecek altyapı ve maddi imkanlara fazlasıyla sahip.

Takım şimdiye kadar uyguladığı politikadan vaz geçmezse, yine basının veya kendisinin baskılarının kurbanı olursa tekrar başarıya ulaşması uzun yıllar alabilir. Vettel’in çocukluk rüyası İtalyan devi için sürmek iken, araçtaki ilk deneyimini bir peri masalı olarak anlatırken, Maranello’daki politik durumu ve tek amaçlı zihniyeti gözden kaçırmış gibi görünüyor. Gerçekte yüzleşeceği şey gittikçe daha korkunç bir kabusa dönüşebilir.

7 Yorum

  1. Eksik olan 1 şey var. Tek 1 şey. İstikrar. Takımda istikrar yok. Sürekli birileri değişiyor bir şeyler değişiyor sürekli takımdan bir parça kopuyor ve yenisi geliyor. Bu yeni parçanın kaynaması da çok uzun sürüyor.

  2. Ferrari’de “liyakat” yok. Takımın başına Marlboro dönemindeki sponsorluk sayesinde Ferrari ile tanışmış birisini getirirsen eline eline verirler her sene.

    Başkan dediğimiz adam da ayrı bir alem. Arkadaşlar da videoda bahsetmiş, bakkal versen batırıp kepenk kapatacak adama Ferrari’yi emanet etmiş adamlar. Montezemolo gittiğinde sevinmeyen azınlıkta idim. Peşin hükümlü davranmamakla iyi yapmışım, gördük süveter emmiyi. 😀 Monte’nin gitmesine neden olan sebepler ile Sergio’nun eylemleri aynı. Değişen şey sadece şahıslar.

    Allison olayı başka bir rezillik. Eşinin durumu işin tuzu biberi oldu sadece, Allison bu mevzudan önce de dillendiriyordu İngiltere’de çalışma işini. Yani ya adamı İngiltere’de çalıştırın ya da en başta halledin aranızda böyle böyle olacak diye.

    Hadi Allison olayı tatsız bir şanssızlık durumu diyelim. Bu yine ekibi aklamıyor. Allison’dan sonra Ferrari sırtına ıslak sünger yüklenmiş eşeğe döndü. (Başlarda yine iyiydi, gelişme potansiyeli vardı en azından)

    Hadi 2016’yı anladık, anormallik içeren olaylar. Sene içerisinde Allison olayı 2017’yi etkilemeyecek diyen takım yalap şap bir tasarım yapıyor ve bu tasarımın İspanya ile beraber çöpe gideceği iddia ediliyor. Demek ki her bi haltı Allison’ın üzerine yıkmış takım. Ayrılınca da malak gibi kaldılar ortada.

    Daha Marlborocu herifin pilotlara çemkirmesini, Lowe’ü bağlayamamalarına falan hiç girmedim. Bu takım 2 sn ötede iken bu kadar burnu havada, bu kadar rahat değildi. Adamlar hala takımı nasıl İtalyanlaştırırız diye kafa yoruyorlar. Pes!

    He bu arada, o strateji yapan andavalların yerine Çağrı ile beni getirin 3 zafer garanti. 😀

  3. Cevap basit ‘çö ze mez’. 🙂 Çömezlerle çözülmez.
    Çok beklentiye girmemek lazım o kadar da kötü değiller Fernando zamanında da öyle bir algı kuruldu ama yanlıştı bu markanın isminden dolayı oluşturulan beklenti. Benim gördüğüm son 30 yıl da en kötü zamanları 2014 ve belki 2009 idi. Çok çabuk toparladılar. Ekserinin yapamadığından daha iyi çalışmaları benzeri ekseriden hızlı toparlıyorlar.
    Eksikleri hep yanlış yerlerde arıyorlar sebep bu yalnız bunu tek yapan da onlar değil McLaren da o halde. E o zaman geriye tarihi başarılı corp. lardan kim kalıyor… Yani cevaplar aslında genel. Eksik ve hataları;
    – İdareci seçimi. Motorsporlarından anlamayan adamlarla iş yapmaya çalışıyorlar.
    – Alışkanlıklardan, geçmişin izlerinden, hatıralardan kurtulamıyorlar. Zor konu yeni yapı olmamanın ürettiği çaresizlik…
    – Formula 1’in mevcut yapısı, gerekleri; çok başarılı, domine olmalarına engel. Tarihi, marka mevcutları ile başarabilmeleri şartlar değişmedikçe engin sınır, sınırsızlıkla mümkün değil. Bu Mclaren için de geçerli. Kısaca ne kadar çok harcarlarsa harcasınlar Redbull tech zihniyeti onları devirecek. Redbull’un onlardan çok daha büyük handikapları var ancak mevcut dönem bunları öne çıkarmayı geç kısırlaştırıyor yani diğerleri için tersi gerekli. Zihniyeti değiştirebilen, adapte olabilen kazanır MB gibi. F1 şayet bu 2 markanın şampiyon olabilmesini istiyorsa herşeyi değiştirmek zorunda yoksa mümkün olmadığını artık anlamalılar bu markaların varlıkları kısıtlı, üretkenlikleri orjinal ancak kabul edilen döneme uyumsuz.

    Ron’un başarısız olacağını markanın belki de batışa gideceğini 2012’den, Ferrari’nin değişmedikçe bir daha dominasyon göremeyeceğini 2010 dan itibaren biliyorduk yahut tahmin ediyorduk. Ancak bilmek yetmiyor bunlar köklü tarihi kuruluşlar ve şahıslara çok fazla bağımlılar yani içeride olup çözmek aynı şeyler değil.
    Realite bizim keyf almamız üzerine en iyisinin üretilmesi üzerine değil anlayamadıkları/anlaşamadıkları şey de bu. İşte kimsenin fark edemediği herşey bu ilgiye bağlı temelde.
    Yeni markaların, mühendisliklerin doğduğu bir zamanda yaşıyoruz o yüzden eskiler için de böyle olması doğaldır.

    – Scuderia kendisine alıştırılan şeylere bağımlı olmuş durumda başkalarından da yıllar geçmesine rağmen bunları bekliyor. Bu her zaman değil zaten olmaz. Bunlar Ross ve Schumacher isimleri. Anlaşılmayacak mutlaka ama şöyle örnekleyelim. Bazı şeyler sıradanlığın dışına iter, mümkün olduğunu gösterir. Ferrari Challenge gibi şeyler yaparken onları XX yapabileceklerine ikna eden ve sağlayan adamların alışkanlık etkisi.
    Bu tamamen yanlış bir alışkanlık yerine gelmediğinde Alain gibi sonuçlara imza atar, herkes tarafından taşlanırsınız evrilebilen bir kafaya sahip olma lüzumu var.
    Bunu şimdi tam olarak analize edemiyoruz ancak değişime fırsat tanırlarsa şayet bunu yapabilecek tek isim olarak Sebastian’ı oylardım ve o kadrolarında yer alıyor. Belki bir diğer isim dış dünyada ki makinelerin varlıklarına beceri hissettiğim Jenson olurdu. Başka da zorlasan da yok…

    Bunları biraz daha anlamak için kendinize şunu sorun Newey gittiğinde Redbull ne olacak…
    Bunun cevabını öngörebiliyorsanız konuyu anladınız demektir. Her zaman söylediğimiz kurumsal da bazı isimlerin etkisi bir süre daha devam eder ve geçmişin ekmeği yenmeye devam eder.

  4. Sanki maranello`dan yazılmış gibi ustaca ve Ferrari’nin içini, dışını ortaya koyan bir yazı. Taraftar veya değil herkes bu takımın problemlerini ve çözümlerini az çok biliyor. Şaşırtıcı olan ise takımı yöneten aklın her söylenene karşı çıkması ve ben bilirim yaklaşımı. Diğer takımların izleyicileri de güçlü bir Ferrari izlemek isteyeceklerdir. Bu sene ve önümüzdeki senelerde göreceğiz ancak söylenildiği gibi mantaliteyle zor.

  5. Duygularıma ve düşüncelerimize tercüman olmuşsun.Bizim gördüğümüzü takımın görememesi dahi mühendislerin ve yöneticilerin değişimi istememesinin,başarıslıklarına devam etmesinin kesin kanitidir.

    Vettelin 2016 başarisizliklari tamamen takim ve araç ile alakalı.Baş etken ise takım patronu.3 galibiyetini heba eden bir kenar yönetimi ve arkasindan gelen pilotun motivasyonunu kırma çabalarıyla hedeflerine ulaştılar.Takim patronunun Vettele bilenmesi kesin olarak Vettelr yaşattiklari başarisizliklar sonucu pilotun serzenişleri olmuştur ki ileriki yillarda bir kitap cikardigi zaman hayali olan Ferrarinin içinde dolaşan herşeyi ve neleri değiştirmek istedigini,nelerin başarilmadigi konusunu yazacaktir.

    Yaşanan başarisizliklara istinaden kendi fikrimce Alonso ve Vettel arasindaki ufak bir farki söylemek istiyorum;

    Alonso takima geldiğinden beri hep takimdan başari bekleyip ve bir seylerin degismesini bekledi.Sonucunda Ferrari ona sürekli başarisizliklar yaşatti.(Kisaca italyan kafasi ile calisti)

    Vettel ise takimda bir şeyleri kesin olarak değiştirmek isteyip bu konuda takimi çok zorluyor.Nitekim Ferrari,Alonso zamanindaki zihniyetine devam ettiği için Vettel ile papaz oluyor.Vettel ve takim arasindaki kutuplasma bu yüzden.

    Velhasil Ferrari önümuzdeki kurallara yatirim yapmanin cabasinda olmali ve Vettel ile yollari ayrimaliki Mercedese geceginden suphem bile yok.

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]