Formula 1 motor geleceğini düşünüyor, ancak tepedeki yöneticilerin yarışlara hangi motorun güç vereceğinden daha büyük sorunları var.

Mükemmel bir dünyada, pek çok kişi Sebastian Vettel’in V12 rüyasını isterdi, ancak üzerinde yaşadığımız dünyada bunun böyle olmadığını Toto Wolff bize hatırlattı.

“Formula 1’in yüksek teknoloji ve yenilik olduğuna şiddetle inanıyorum. Eğer zamanda geri gidip 1980’ler ve 90’lara sadece onu çok sevdiğiniz için giderseniz, bu yanlış strateji olur.”

“Yeni motorun gelişim harcamalarının kontrol altında tutulması gerekiyor, yüksek teknolojili olmalı, hibrid olmalı ve şimdiye göre daha iyi güç-ağırlık oranına sahip olmalı ve sesin kalitesine de bakmamız gerekiyor.”

Autosport yazarı Nigel Roebuck, F1’in motor harici sorunlarını tartıştı.

Bu gerçek bir dünya ve Wolff’ün bahsettiği şeyler tartışılamaz görünüyor, ancak beni rahatsız eden kısmı “sadece onu çok sevdiğiniz için” bölümü…

Son yıllarda Formula 1’e duyulan ilgi, IndyCar ve NASCAR’da olduğu gibi düşüşe geçti, ve bunun sebeplerinde en üst sırada (gittikçe aptallaştırmanın yanında) gerçek taraftarların ilgilerinin uzun süredir göz ardı ediliyor olması bulunuyor.

Niki Lauda Halo’ya karşı konuşurken bize hatırlatmıştı: “Şu an daha az kişi izliyor, çünkü Formula 1’in DNA’sı adım adım değişiyor ve sonunda bu sporun içinde sadece sürücülerin olmadığını da hatırlamamız gerekiyor.”

Liberty Media ise Formula 1’in popülaritesini yükseltmek için kolları sıvamış durumda ve yeni taraftarları çekmesi gerektiğinin farkında, ve yıllar içinde kaybettiklerini de geri getirmeyi umuyor.

İşte bu yüzden Wolff’ün bahsettiği bu bölüm ciddi şekilde ele alınmalı, öylesine kenara atılmamalı.

Bu “onu çok seven” insanlar ve aslında bunlardan çok fazla var ve onlar için rock konserleri, yarışlardaki ünlüler hiçbir şeye cevap vermiyor.

Neyse ki Ross Brawn bizim adımıza bunların farkında. Sonraki motorun son özellikleri ne olursa olsun, üreticilerin ilgisini çekebilmek için bir çeşit hibrid bulunmalı, ancak Brawn taraftarların mevcut sinir bozukluğunu da anlıyor: “Pek çok insan atmosferik motorlara geri dönmek istiyor, çünkü onlar gürültü ve devirlerle çok daha fazla duygu yaratıyorlar, bu yüzden bunu yapabilen hibrid bir motor yaratmalıyız.”

“Bence üreticiler bunun temel bir bileşen olduğunu biliyorlar ve başarılı bir Formula 1’e ihtiyaçları var, kimse izlemiyorsa teknolojinizi gösteren mühendislik çalışması yapmanın bir anlamı olmaz.”

Öte yandan, sonraki motor daha az karmaşık ve daha ucuz olmasının yanında ciddi oranda daha hafif olmalı. 2017’de bir GP aracının 80 yıl önce Rudolf Caracciola’nın kullandığı Mercedes W125 ile aynı ağırlıkta olduğuna kim inanabilir ki? Colin Chapman ve Gordon Murray’ın bunlar hakkında neler düşüneceklerini aklıma bile getiremiyorum.

Mevcut Formula 1 pilotları Goodwood hız festivali veya başka yerlerde 1960’ların ve 70’lerin Formula 1 aracının direksiyonuna geçiyorlar ve itiraf etmeliyim ki bazıları sürüşün ardından bunun bir F3 aracı gibi hissettirdiğini söylemeleri beni üzüyor. Tamam, (varsa,) çok fazla yere basmaya sahip değiller ve bugünün canavarlarının sadece yarısı kadar beygir gücüne sahipler, ancak aynı zamanda ciddi oranda daha hafifler. 2017’de asgari ağırlık sınırı 728 kg iken, 1970’te bu 530 idi.

Bu yıl kurallar temelden değişti ve araçları hızlandırmak hedeflenmişti. Malum araçlar 10 yıl öncesindeki üç litre V10’lara göre daha yavaştılar ve Hungaroring’deki tur rekoru hala 2004’te Michael Schumacher’e ait.

Bugünün en iyi hibrid motorları V10’lardan daha fazla güç üretmeye başladılar, ancak ciddi derecede daha ağırlar, bu yüzden aracın genel performansının artışı daha geniş lastikler ve artan yere basmadan kaynaklanıyor, aynı zamanda ‘kirli hava’ da artmış durumda.

Dolayısıyla Valtteri Bottas’tan Macaristan’da kendinden daha hızlı takım arkadaşı Lewis Hamilton’a yer vermesi istenmişti, çünkü Hamilton DRS ile bile olsa onu geçmeyi başaramamıştı.

Bu çok zor değildi, kural değişiklikleri açıklandığı an bile Lewis ve diğerlerinin öngördükleri şey doğruydu. Yarış pilotları her zaman daha hızlı gitmek isterler ve bu yılın araçlarını beğeniyorlar, ancak konuşmalar ‘burası artık bir viraj değil’ noktasına geldiğinde, bu taraftarların duymak istediği şey olmaz.

Keke Rosberg, Eau Rouge’u “bugünlerde çocuklar için kum havuzu” olarak tanımlıyor, orası tam gaz geçilmediği zamanlar çok daha heyecan verici idi.

Formula 1’in geleceğini gözden geçirirken, Brawn ve çalışma arkadaşlarının motordan da ötesine geçmeleri gerekiyor. Yere basmayı artırmak, her dakika harcamaları artırmak sürücü ve tasarımcıları mutlu edebilir, ancak izlemek için para verenler için doğru ve anlamlı şeyler değiller.

Jochen Rindt veya Ronnie Peterson’ın hafızalarda kalan şu sözlerinin bir sebebi var: “Eskiden gösterişli şekilde saf ve hamdı.”

Ve Toto, biz bunu gerçekten çok seviyoruz.

3 Yorum

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]