Sezon arasında olan Formula 1, bugünlerde yönetimsel anlamda oldukça büyük değişiklikler yaşıyor. Liberty Media’nın geçtiğimiz günlerde F1’in çoğunluk hissesini satın almasının ardından sporun 1 numarası Bernie Ecclestone görevinden ayrıldı. Peki 40 yıldır sporun başında olan Bay E’nin gidişi ile beraber Formula 1’in geleceği nasıl şekillenecek?

1.6 litrelik hibrit motorlar, KERS ve DRS gibi teknolojilerin daha fazla maliyet getirmesi ile beraber alt sıralarda uzun süre can çekişen HRT ve Caterham batarak spora veda etti. Son olarak 2 kez icraya düşen ve F1’de kalmak için büyük mücadele veren Manor’un durumu ise karanlık gözüküyor. Ayrıca geçtiğimiz sezon başarısızlıkla sonuçlanan yeni sıralama formatı da taraftarların büyük tepkisini çekmişti. Bütün bunlar üst üste konulduğunda Formula 1’in son yıllarda yönetimsel açıdan büyük bir açmazda olduğu aşikar.

Mahşerin “üç” atlısı!

CEO artık tek adam değil!

Sporun yeni sahibi Liberty Media, ilk iş olarak Bernie Ecclestone’dan boşalan CEO görevine Chase Carey’i atadı. Formula 1’in daha fazla ticari ortağa kavuşmasını isteyen Carey yeni CEO oldu, fakat yeni yönetim çok parçalı bir yapıya sahip olacak. Bu yapıda ticari operasyonları Sean Bratches, sportif operasyonları ise Ross Brawn yönetecek. Yani Chase Carey tıpkı Ecclestone gibi bütün kararlardan sorumlu olmayacak, CEO görevini Bratches ve Brawn’ın onay makamı gibi düşünebiliriz.

Sipitu engine.. Sipitu.. Bwoahhhhh

Motorlarda eskiye dönüş

Formula 1’i uzun yıllardır takip eden fanlar her seferinde sporun eski çizgisinden uzaklaştığını ifade ediyorlar. Teknik bir deha olan Brawn’ın sportif yönetici olması özlenen Formula 1’in eski günlerine geri döneceğini işaret ediyor. Zaten Ross Brawn’ın göreve geldikten sonra yaptığı ilk açıklamada DRS’nin geçişleri sıradanlaştırdığını itiraf etmesi ve motor vurgusu yapması, Concorde anlaşmasının bitimi olan 2020 sezonundan sonra bu konuda radikal değişiklikler göreceğimizin ipuçları olabilir.

Ticari anlaşmalar

Formula 1’in karşılaştığı en büyük sıkıntılardan biri ise büyük sponsorların eskiye göre azalması. Bir zamanlar reklam panosu gibi görünen araçlar şimdilerde bomboş bir dükkan gibi görünüyor. Geçtiğimiz yıl Heineken ile büyük bir sponsorluk anlaşması imzalandı, fakat bu anlaşma takımlara doğrudan katkı sağlayabilmiş değil. Chase Carey bu noktada sporun ticari fırsatları tam anlamıyla kullanamadığına dikkat çekiyor. Liberty Media’nın pazarlama imkanlarını düşündüğümüzde büyüyen ve gelişen bir Formula 1, kısa zamanda pek çok büyük markanın ilgisini çekecektir. Belki önümüzdeki dönemde McLaren’in aracında Apple, Force India’nın aracında Playstation logolarını görürüz, ne dersiniz?

Kurallar

Kurallar tarafında ise Liberty elini çabuk tutmuş durumda. Kural kitabında yapılan son güncellemeler ile beraber mavi bayrak kaldırıldı, geçiş kuralları daha agresif bir hale büründü. Hakemler geçişlerde yaşanan temaslarda bariz bir hata olmadığı sürece ceza verme inisiyatifini gevşetecek. Halihazırda yeni araçlar ile beraber zorlaşacak geçişlerde DRS etkisi, yeni kurallar ile beraber daha da azalacak.

Gerçek pistlerden kaç tane kaldı ki?

Yeni pistler, yeni yarışlar

Liberty’nin anavatanı Amerika’da birden fazla yarış yapmak istediği uzun zamandır bilinen bir durum. Ticari açıdan düşünüldüğünde bu fikrin takımlara katkısı elbette olacaktır, fakat zaten uzun olan takvim ne olacak? Carey birkaç Amerika yarışı ve özlenen bazı pistlerin eklenmesiyle beraber takvimin uzun vadede 25 yarışın çıkarılmasından söz ediyor. Bunun yapılmasının en basit yolu ise takımların soluk aldığı yaz tatilinin ortadan kaldırılması.

Takımlar uzun olan takvimden şikayetçiyken bunun pratikte gerçekleşmesi biraz zor görünüyor. Taraftarların bu konuda ortak görüşü yarış sayısının 20-21 düzeyinde bırakılıp son dönemde eklenen zevksiz pistlerin takvimden çıkarılması. Bu durumda hem Imola ve İstanbul Park gibi seyir zevki yüksek pistler geri dönecektir, hem de Amerika’da birden fazla yarış yapılmasının önü açılacaktır. Şahsen New York’da kurulacak bir cadde pistinin nasıl tepkiler göreceğini merak ediyorum.

Sonuç

Ana başlıkları bir arada toplayacak olursak gelecek 5 yıl içerisinde Formula 1’de ciddi yeniliklerin olacağı aşikar. “Parası olmayan gitsin.” mantığı yüzünden taraftarlar tarafından sürekli eleştirilen Ecclestone’ın ayrılmasıyla beraber yeni yönetimin ticari fırsatları arttıracağını düşünüyorum. Ticari fırsatların artmasıyla beraber yeni Formula 1’de daha fazla motor tedarikçisi ve takım da görebiliriz. Fakat şuan için rasyonel olarak söylenebilecek tek şey, hibrit motor döneminde mezarı kazılan Formula 1’in “heyecanlı” yeni yönetimi ile beraber tertemiz bir sayfa açma ihtimali. Ve durum gösteriyor ki bu ihtimal hiç de azımsanmayacak kadar yüksek.

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]