Önümüzdeki hafta motorsporu taraftarlarının tüm gözleri Fransa’nın Sarthe bölgesinde olacak ve Le Mans 24 Saat yarışını takip edecek. Ancak 18 yıldan sonra ilk kez orada bir eksik olacak, Audi 13 galibiyetin ardından geçtiğimiz Ekim’de Dünya Dayanıklılık Şampiyonasına (WEC) veda etmişti.

Audi Sport’un 13 galibiyetinin dördü, bazısı hibrid destekli olan dizel motorlu R18’lerle gelmişti. Emisyon skandalı tüm VW Grup’u vurduğunda projenin öldüğünü söylemek mümkündü. Şirketin mahkemelerde dizel motorlarının emisyonları konusunda hile yaptığını savunurken pistte de yarışması mümkün değildi.

Kardeş şirket Porsche ise WEC’ye benzin motorlu ve hibrid sistemli 919 ile katılıyor ve aynı seride iki markayla da bulunmanın bir anlamı yoktu. Audi başkanı Rupert Stadler ayrılığı şöyle açıklamıştı: “Gelecek için elektrik gücü ile yarışacağız. Üretimdeki otomobillerimiz giderek artan şekilde elektrikli oluyor ve motorsporu araçlarımız da öyle. Audi’nin teknolojik öncüleri olarak, daha da fazlasını yapmalıyız.”

Bu yorumdan anlaşılması gereken ise şu: Formula E.

Audi zaten bu kategoride yer alıyor ve DTM’de de işbirliği yaptığı Abt takımı ile birlikte seride yaruşıyor. Ancak Standler’in yorumları Audi’nin tamamen kendi başına Formula E’ye girebileceğini işaret ediyordu.

Audi’nin WEC’den ayrılması 1993’ten bu yana şirketin motorsporu şefliğini yapan Dr Wolfgang Ullrich’in de yaş sınırından dolayı zorunlu emekli olmasına sahne oldu ve Dieter Gass Avusturyalının yerini devraldı.

Gass 1994’ten 2001’e kadar Audi Sport’ta çalışmıştı ve daha sonra şef yarış ve test mühendisliği olarak Toyota’nın F1 bölümüne geçmişti. Japon üretici 2009’da çekildiğinde Lotus/Caterham’a geçmişti ve daha sonra Ullrich’in yanıan dönmüştü. Görev değişimi ise artık tamamlanmış oldu.

Gaas’a Formula E’nin Audi Sport’un genel kapsamına ne kadar uyduğu sorulduğunda şöyle açıkladı;

“Öncelikle Formula E’nin sadece Audi Sport’un değil, genel olarak Audi’nin kapsamına uyduğunu düşünüyorum. Bence elektrikli mobilite büyük bir şekilde geliyor.”

“Formula E ise bunu pazarlamamız, elektrikli araçlar hakkında duygu ve tutku yakalamak için tek araç.”

Audi 150 milyon sterlin harcadığı WEC programından Formula E’ye geçiyor, ancak Gaas Formula E’deki bütçe sınırından bahsetti.

“Şu an Formula E’de bir şekilde kontrol edilen bir bütçe var ve bu bütçeye sahibiz, bu da iyi. Eğer yatırımın dönüşüne bakacak olursanız, seyirciler ve her şey, gelişim iyi gidiyor.”

“İzleyiciler ve her şeyin ilgisinde gelişimin devam etmesini umuyorum, daha fazla üretici de gelebilir. Bence ilgi düzeyi yakın gelecekte ciddi oranda artacak.”

Paris ePrix’te serinin patronu Alejandro Agag iki araçlı bir takımın 10 milyon avro gibi düşük bir bütçe ile yürütülebileceğini söylemişti. F1 için kıt kanaat denecek bir rakam ile bir Formula E takımı yürütülebilir mi?

“Biraz daha fazlasına ihtiyacınız olabileceğini söyleyebilirim, ancak çok daha fazla değil ve düşük bütçeli bir F1 takımı ile önlerde yarışan F1 takımı arasındaki farktan çok daha az.”

Ferrari ve Mercedes, Formula 1’de Force India veya Haas’ın beş katı kadar bir bütçe ile çalışıyor. Gaas ise Formula E’de bu rakamın 1.5 veya 2 kat olduğunu söylüyor.

Buradaki endişe ise Formula E’de gelişimin serbest bırakılması durumunda harcamaların artması yönünde.

Goss da bir sonraki soru işaretinin bu olduğunu söylüyor.

“Formula E bu konuda iyi bir iş yapıyor, gelişimde nelerin olduğunu dikkatlice izliyorlar ve neler olduğuna iyi bakıyorlar.”

“Üreticiler bazı alanlarda gelişme olasılığı ile ilgileniyorlar, özellikle de bir noktada bataryanın parçaları ile, ancak beşinci ve yedinci seson arasında ortak batarya kullanacağımızı biliyoruz. Batarya gelişiminin gündeme gelebilmesi için dört veya beş yıla ihtiyacımız var.”

“Sonrasında batarya gelişiminde neler yapabileceğinize bakarsınız, hücre gelişimine girdiğinizde harcamalar bir anda tavan yapacaktır. Ancak örnek olarak ortak bir hücre kullanılırsa, sadece bu hücrelerke kendi bataryanızı yapmanıza izin verilirse, bütçe bir şekilde kontrol altında tutulabilir.”

Audi Sport’un en çok değer verdiği serisi DTM, ancak Formula E ile birlikte bunun değişmesi bekleniyor. Peki Audi Sport Abt’ın takımını satın mı alacak? Şirketin WEC’deki operasyonlarını Joest takımı yürütüyordu, aynı şekilde Formula E’de Renault’nun takımını e.dams takımı idare ediyor.

Gass ise henüz Formula E ile yüzde yüz ilgili olmadıklarını söylerken, DTM’e odaklanmaya devam edeceklerini belirtiyor.

“DTM bütçesi hala biraz daha yüksek, ancak bu her zaman bizim için ana şampiyona oldu, ancak çok yakınız. Formula E’nin oluşturacağı ilgi seviyesi önemli olacak.”

Şu an Formula E yedi üreticiyi çekmiş durumda, ancak F1’de de bazı zamanlarda bu olmuştu ve Toyota F1’de çalışan Gass üreticilerin gidişi ve gelişine şahitlik etmişti.

“Eğer tarihe bakacak olursanız, bu kadar fazla üreticinin bulunduğu bir alanın çok uzun sürmediğini görürsünüz.”

Gass Cumartesi günleri yapılan etkinlikler, şehirlerde yapılan yarışlar ve çok tartışılan yarış ortasındaki araç değişimine de değindi.

“Bizi Formula E için endişeye düşüren tek şey aslında bu, elektrikli araçları pazarlamaya çalışan bir otomobil üreticisiyseniz yarım saatte bir diğer araca geçmeyi göstermek istemezsiniz.”

“Benzinli bir otomobil gibi sürebildiğinizi göstermelisiniz. Bu yüzden bu yarış formatının endişe verici olduğu doğru.”

“Ancak pit stop yarışlardaki en heyecan verici bileşenlerden biridir, aracı değiştirmeden pit stop yapmak istersiniz. Ancak araç değişiminin yerini başka bir şey almalı.”

2018/2019 sezonunda batarya kapasitesi değişime gerek bırakmayacak kadar yeterli bir hale gelecek, elbette yarış mesafeleri uzamazsa.

“Bence tek araçlı bir yarışa sahip olduğumuzda, bataryaları değiştirmediğimizde veya hızlı şarj gibi bir şeye sahip olmadığımızda ki bu yine de çok uzun sürer, diğer olasılıklara bakmalıyız.”

Gass şehirlerde yarışlar yapmanın da kendileri için bir sorun olmadığını söylüyor.

“Bence şehirler aslında çok iyi, yarış takviminde biraz istikrar beklersiniz, şu an biraz hareket var, ancak Formula E’nin aldığı riskler ve şanslar aynı, dünyanın başkenlerinin merkezinde yarışlar yapmak Formula E’nin temel noktası.”

“Formula E’nin diğer motor sporlarından özgün olarak farkı da bu, diğer yönden bu aynı zamanda bir risk, çünkü iki gün için tüm yapıyı inşa etmeniz gerekiyor ve bu çok fazla paraya mal oluyor. Politik yönü de var, yeni gelen belediye başkanı bu konu ile ilgili olmayabilir.”

“Tüm bunlar takvimde istikrar riskini ortaya koyuyor, Formula E’de karşılaşacağınız engeller bunlar.”

Gass DTM’deki gibi, hafta sonlarında iki yarıştan ve dokuz hafta sonuna yayılmış 18 yarıştan örnek alınabileceğini söylüyor.

“Dokuz hafta sonu, 18 yarış, neden olmasın?”

Formula E hakkındaki son merak edilen şey şu, eski F1 mühendisi şu an F1’de de eksik olan ses faktörü hakkında da konuştu.

“Geleneksel bir motor sporu taraftarı, bence sesi özleyecektir. Ancak Formula E’nin seyircisi farklı, sesi özlediğini düşünmüyorum.”

“Bunu aklına getirmiyor bile olabilir. Artık büyüdük ve sesle büyüdük. Benim ilk F1 yarışımda 12 silindirli Matra motorunun gürültüsünü hatırlıyorum. Bu hala tüylerimi diken diken ediyor.”

Mart ayının sonunda, eski Ferrari takım patronu ve şimdiki Lamborghini CEO’su Stefano Domenicali FIA’nın 2020 sonrası F1 motorlarını tartıştığı Motor Çalışma Grubu toplantısına katıldı.

Gass VW Grup’un bir parçası olan Domenicali’nin orada bulunmasının Audi Sport’un F1 ilgisini canlandırması düşüncelerine de açıklık getirdi.

“Temelde tüm üreticiler, veya potansiyel üreticiler FIA tarafından davet edildiler ve Stefano ile bu konu hakkında da görüşmelerimiz oldu. Oraya gitmeye karar verildi ve FIA sizi böyle bir toplantıya çağırdığında öylece katılmamazlık edemezsiniz.”

Ancak davet edilen bazı üreticiler orada bulunmamıştı, Gass’ın buna cevabı da hazır: “Bu onlara kalmış.”

“Ancak 2021’de katılmak istiyorsanız, bu kararın çok, çok yakında alınmış olması gerekiyor. Ve duruma baktığınızda dizel skandalı ve sonrasının hemen arkası ve şu an muhtemelen bizim için doğru zaman değil.”

Turbo hibrid benzinli mevcut sistemin Audi’nin ilgi alanına girip girmediği sorulduğunda ise Gass farklı bir noktadan yaklaştı.

“Dürüst olmak gerekirse, ki bu benim şahsi fikrimdir, eğer F1’e katılma kararı alınırsa, bu doğru konsepte sahip olduğundan dolayı alınmayacaktır, katılmak için alınacaktır.”

“Evet, herhangi bir şeyin bize tamamen uymadığını söyleyemeyiz, bir teknolojik mücadele olmalı ve yol araçlarıyla da bir ilgisi bulunmalı. Ancak bu katılmaya karar verilirken ikinci sırada kalır.”

Yani Audi’nin F1’e katılması bir mühendislik kararından çok felsefi ve/veya pazarlama konusu?

“Söylemek istediğim şey bu, evet.”

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]