Paul Tracy, 1993 Indycar sezonu için Team Penske ile anlaşmaya çok yakındı. Ancak Aralık 1992’de bir test için Firebird International Raceway’e geldiğinde, halen gerçekleşmiş bir anlaşması yoktu.

Efsane Rick Mears’ın Penske Noel partisinde emekliliğini açıklamasının üzerinden sadece günler geçmişti, Tracy ise 1992’de takvimin belirli yarışlarında Mears’ın aracı ile yarışmıştı ve anlaşmaya iyimser yaklaşıyordu. Ardından Firebird’e iki limuzin geldi ve içinden bir Formula 1 dünya şampiyonu çıktı.

Tracy bu günü şöyle anlatıyor: “Zaten araçtaydım, test çoktan başlamıştı. Pitteydim ve pistin dışındaki o limuzinleri gördüm. Onların geçebilmesi için kapıyı açmak zorunda kalmışlardı ve bunun garip olduğunu düşünmüştüm. Sonra limuzinlerden Emerson Fittipaldi ve Ayrton Senna indi.”

“Senna’nın elinde bir kask çantası vardı ve ‘Aman tanrım, işte başlıyoruz’ diye düşündüm. Bir araç daha vardı ve onu kamyondan indirdiler ve sürüşe hazırladılar. Ben diken üstündeydim, çünkü tam sezon yarışacağım söylenmemişti, yarı sezon yarışan bir test pilotuydum. Senna’nın Penske ile anlaşacağı söylentileri vardı ve ben koltuğu alıp alamayacağımı anlamak için bekliyordum.”

Senna sezon arasını F1 dışında değerlendirdi, zamanında baskın olan McLaren takımı, Williams’ın Brezilyalının gözünde sürücünün yeteneklerine olan ihtiyacı ortadan kaldıran yüksek teknolojili araçları karşısında daha az rekabetçiydi.

McLaren 1993’te Honda motorunu kaybetmişti ve bu işleri daha da kötüye götürmüştü. Ford motorlarının ana partneri Benetton’du ve kendilerine verilenler bir adım geride olanlardı. 1993’te henüz McLaren ile anlaşma yapmamış olan Senna, Nigel Mansell’ın F1’den IndyCar’a şok geçişi ile birlikte hemşehrisi, arkadaşı ve Penske pilotu Fittipaldi’ye bir test ayarlaması için yaklaştı.

Takım patronu Roger Penske şöyle anlatıyor: “Emerson beni aradı ve Ayrton’un sürüş yapıp yapamayacağını sordu ve ben de kesinlikle dedim. Senna’nın Indy 500’de sürmeye ilgisi olduğunu söylemişti.”

Tanıdık geliyor mu?

Penske “Michael Andretti’nin Fernando Alonso’yu son dakikada almakla iyi bir iş yaptığını” düşünüyor.

“Bu Formula 1 adamlarının Indianapolis 500 ile ilgilendiklerini gördünüz. Buna bir diğer büyük yarış olarak baktılar. Elbette, bugün katılımın büyüklüğünü düşündüğünüzde bu dünyanın bir numaralı yarışı. Bu yıldızların bir kısmının katılması rekabeti daha iyi yapıyor ve kazanırsanız daha iyi bir ödülünüz oluyor.”

Mansell, Aralık 1992’de Newman/Haas takımı ile anlaşması tamamlanmıştı, yeni F1 şampiyonu henüz bir Indycar aracı sürmemişti, bu yüzden Penske ekibi Senna’nın sürüşü söylentileri ortaya çıktığında büyük doyum yaşamışlardı.

Eski Penske takım menajeri Chuck Sprague şöyle diyor: “Günün önemli anı o zamanlar Newman/Haas’ı yürüten Ed Nathman’in beni aramasıydı. Fısıltı gazetesi çok iyi çalışıyordu. Senna’nın orada olduğunu duymuştu. Mansell araca bile binmemişken, Senna bizimle sürmeye başlamıştı.”

“Kişisel olarak, bundan dolayı çok sevinçliydi, Mansell’in gelişi ile ilgili çok fazla basın ilgisi olmuştu, ancak Senna mutlaka en önde olacaktı. Söylentiler dönmeye başladığında bunun olacağını biliyorduk.”

Penske bu testi 1994 Indy 500’ü domine eden Mercedes etiketli Ilmor motorunu sakladığı gibi gizli tutmaya çalışırken Sprague ekibinin Firebird’de kamyonları boşaltırken buldukları şüpheli paketi gizlemeye çalışıyordu.

“Çocuklar yeni aracı indirirken kokpitten bir çanta çıkardılar ve Senna’nın [1992 McLaren F1] kıyafetleri olduğu gördüler ve sorular akmaya başladı. Onları bilgilendirdim, bana söylenenleri söyledim ve bunu Ayrton’a bir iyilik olarak yaptığımızı ve kesin olan herhangi bir şey olmadığını söyledim.”

Penske’nin testteki ilk amacı 1993 araçlarının 1992 yılındaki makineye göre nasıl olduğunu görmekti, ve bu Senna için yapılmış bir versiyondu. Mears emeklilik hayatına danışman ve takım için sürücü koçu olarak başlamıştı ve o gün çok fazla bir şey yapması gerekmediğini kabul ediyor.

Mears şöyle anlatmıştı: “Daha önce hiç sürmemiş olmasına rağmen araçla önde olduğunu hemen söyleyebiliyordunuz. Onu ön düzlüğe çıkan yarı dar sağa virajdayken izlediğimi hatırlıyorum. Onu kaydırmaya ve yakalamaya başladı. Genellikle bir araca yeni olanlar böyle kaydıklarında yakalarlar, ancak fazla düzelttikleri için ‘tankslapper’ olurlar, bunu birkaç yalpalama takip eder ve düzeltip devam ederler.”

“O iyi bir sürücünün yaptığı şeyi yapmıştı: Kaydırdı, durdurmak için ne gerekliyse onu yaptı, ve hoş, yumuşak bir driftte tuttu ve bunu daha önce 100 kez yapmışçasına çıkışa yerleştirdi. Elbette bana bir şey kanıtlamasına ihtiyacı yoktu, ancak bunu gördüğünüzde onun yeteneğinin farkına varıyordunuz.”

“İyi bir çocuktu, aklı selim ve sakin. Her şey iş ile ilgiliydi. Onun aracı sürmek hakkında konuşurken, ki o zamanlar F1’de aktif süspansiyon ve direksiyondan vitesler vardı, şunu dediğini hatırlıyorum: ‘Bu eğlenceli, tekrar araç sürmeye başladım.’ Bu bir sürücünün yapmak istediği bir şeydi.”

“Onun biraz daha dallanmak istediğini düşünmüştüm. Bir sürücü her şeyi sürmek ister. Brabham F1 aracında teste çıktığımda [1980’de, zamanının takım patronu Bernie Ecclestone’un teklifini geri çevirmeden önce] da böyle olmuştu, aklımdaki merağı tatmin etmişti ve rekabetçi olabilmemiz için hangi yöne gitmem gerektiğini anlamıştım. Ayrton bunun nasıl hissettirdiğini görmek için bu fırsatı istemişti.”

Araçla 15 tur tamamladıktan sonra bile, Senna’nın dönütleri sadece Indycar hakkındaki meraktan daha fazlasını istediğini işaret ediyordu.

Sprague şöyle anlatıyor: “Bana söyledikleri etkileyiciydi, çünkü bana tüm sezon boyunca boğuştuğumuz zayıflıklar ve güçlü yönlerden bahsetti. Aracın ilk dönüş anındaki tepkisindeki kararsızlıktan bahsettiğini hatırlıyorum.”

“Frenleri oldukça övmüştü ve gerçekten detaylı bir fren programımız vardı ve Rick’in altına gerçekten iyi frenler verdiğimizden emin olmak istemiştik. Çünkü ayakları 1984’teki bir kazada yaralanmıştı. Güç ve his kaybı yaşamıştı ve onun için frenleri kontrol etmek zordu, çünkü araçlar çok ağırdı.”

“İyi bir dönüttü. Manuel vitesten keyif aldı ve aracın genel olarak çok dengeli olduğunu söyledi. Ayrton bir anda araca bağlanmış ve rahat hissetmişti. Onun gibi bir pilottan beklenmesi gereken şeyleri yapıyordu.”

İleride Penske’nin takım şefi olarak Rick Rinaman Senna’nın bu kadar hızlı şekilde verdiği dönüt düzeyinden dolayı başı dönen bir diğer isimdi.

Rinaman şöyle anlattı: “Hatırladığım temel şey sürüşünden sonra gelip aracın aerodinamisinin nerede durduğunu söyleyebilmesiydi. O noktada dönüş için yavaşlıyordu. Bu oldukça etkileyiciydi, çok sık duymadığımız bir şeydi.”

“Kanatların durduğu yer orası değildi, ancak alt bölümün çalışmayı ne zaman durdurduğunu size söyleyebiliyordu. Bunu üst bölüm kanat yere basmasından ayırt edebiliyordu. Bu inanılmazdı.”

O sırada, test hakkındaki söylentiler devam ederken, Sprague’ye göre Arie Luyendyk çitlere tırmanmış ve Senna’nın Penske’de ne bulduğunu anlamaya çalışıyordu. Ancak takım Senna’dan çoktan etkilenmişti.

Rinaman Senna’nın araca en iyi şekilde uyum sağlaması için görevlendirilmişti, çünkü araç Fittipaldi için hazırlanmıştı, ancak Brezilyalı için çok fazla değişiklik yapmak gerekmedi.

“Senna dışarı çıktı ve Emerson daha uzun olduğu için bir sürücü ayarı yapmamız gerekiyordu. Onun koltuğa oturduğunu hatırlıyorum ve ben de ayak kısmına bakıyordum. Gaz ve pedala ayak uçlarıyla basıyordu. Koltuğun yükseltilmesine veya pedalların öne çekilmesine ihtiyacı vardı, ancak o bunun iyi olduğunu söyledi.”

“Koltukta hareket ediyordu ve onun için destekler bulmamız gerektiğini düşündüm. Ancak o ‘Hayır, böyle iyi’ dedi. Araçta Emerson’a göre ayarlanmış bir şekilde piste çıktı ve gaz için ayağını uzatması gerekiyordu.”

“Tanıdığım tüm pilotlar küçük bir rahatsızlık hissettiğinde bu büyük bir olay oluyordu, koltuğu geriye almak veya direksiyonu kesmen. O sadece atladı ve sürdü.”

Senna günü 49.09 ile, Fittipaldi’den 0.61 saniye daha hızlı şekilde tamamladı. Fittipaldi’nin 1993 aracı ile en iyi zamanı 48.5 idi. Birkaç gün takımda kaldı ve Phoenix’teki oval testte de seyirci olarak bulundu. Sprague onun tekrar piste çıkabileceğini söylediğinde Senna reddetti ve şunları söyledi: “Bunu denemeden önce çok daha fazla seyretmek istiyorum.”

Ayrılmadan hemen önce Senna Penske takımının her bir üyesine teker teker teşekkür etti ve Sprague bir yıl sonra ondan bugüne kadar sakladığı bir Noel kartı aldı. “McLaren’de sabrını test ettiği bir sezondan geliyordu.”

“Ayrton çok açık bir şekilde en iyilerinden birisiydi. Onunla çalışmak ve onu pistte görmek büyük ödüldü, özellikle de onun derinlerine indiğinizde. Bana göre asıl test bu: asla görmediğin bir pistte, daha önce sürmediğin bir araçla olmak.”

Testten sonra daha fazlası gelmedi, Senna McLaren ile yarıştan yarışa kontrat yaparak 1993 sezonunu geçirdi ve çok daha iyi olan ve ezeli rakibi Alain Prost’un olduğu Williams-Renault’ları yenmek için elinden geleni yaptı. Mansell Indycar’a fırtına gibi başladı ve Surfers Paradise’daki ilk yarışında kazandı ve Fittipaldi’yi şampiyonada yendi. Ancak o yıl Penske iki Brezilyalı ile yarışmaya ne kadar yaklaşmıştı?

Penske bunu şöyle anlattı: “Asla bilemezdiniz, bu noktada olan çok fazla pilot oldu ve bir anda gelip gitmek kolay değildir.”

“Senna’nın araçlarımızın birini sürmesi özel bir gündü. Hemen hızlı oldu ve inanılmaz bir gençti. Araç hakkında harika hisleri vardı ve dönütleri çok iyiydi, test başarılı olmuştu.”

“Bunu yaptığımızda onun aracımızda olmasından dolayı çok mutlu olmuştuk. Bizimle hiç sürmemiş olması ise utanç verici.”

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]