Evet değerli okuyucularım. Hatırlarsanız bir önceki Almanya GP’si analizimde yazı çok uzadığı için, analizi ikiye bölmeye karar verdiğimi söylemiştim. Zira sizler de uzun yazıları okurken zorlanıyorsunuz. Şimdi yazının ikinci bölümü ile karşınızdayım. Bu yazı biraz daha kısa ancak sakın daha az bilgi bulacağınızı sanmayın. Biraz daha kişisel, biraz daha güzel bilgiler var burada. Belki çoookkk uzun yazdığım ilk bölümden çok seveceksiniz.

Haydi başlayalım…

Kısaca diğerleri

Hafta sonunun yıldız takımlarından birisi olarak Racing Point’i gösterebiliriz. Almanya’ya tamamen farklı bir araba ile geldiler. Bu yarışa getirmiş oldukları güncelleme paketi ile 2019 konseptini tam olarak oturttuklarını söylediler. Bundan sonra, binayı bu konseptin üzerine inşa edeceklerini belirttiler. Muhtemelen 2020 sezonu da bu platform üzerinden ilerleyecek. Araba oldukça rekabetçi göründü ve umut verdi.

Perez, daha yarışın 2. turunda yaptığı hata nedeniyle arabanın neler yapabileceğini göremedi. Fakat bu sefer de oğul Stroll parladı. Sezon başından beri çok zayıf bir performans gösteren oğul Stroll da babasının takım yönetiminde sergilediği başarıya uyum sağlayınca iyi bir hafta sonu geçirdiler. Bu şekilde hem kendisi nefes aldı, hem de babası.

Sainz’dan çok umutluyum

Toro Rosso da hafta sonunun iyilerindendi. Onları Racing Point’ten sonra yazdım. Çünkü Racing’in başarısı daha büyük bir sürprizdi. Kvyat kendisi ve takımı adına tarih yazdı. Toro Rosso, Vettel’in kazandığı yağmurlu Monza’dan sonra ilk defa podyum gördü. Kvyat da kariyerinin üçüncü podyumunu gördü. Her ikisine de tebrikler.

Gelelim McLaren’a. Norris mekanik bir arıza ile yolda kaldı. Bunun gibi kaosun hakim olduğu bir yarışta onu izlemeyi çok istiyordum. Aracındaki arıza buna izin vermedi. Bu arızayı McLaren’dan ziyade, Renault’a yazmak lazım. Onun şanssızlığı araç arızası oldu, bizim şanssızlığımız ise onu böyle bir ortamda izleyememek oldu. Fakat daha çok genç, daha çok izleriz.

Gelelim McLaren’ın diğer pilotuna. Sainz yarışın başlarında arka arkaya pist dışına çıktı. Pist dışı ziyaretlerinin önemli bir kısmı kazadan kaçınmak için yapılmış ziyaretlerdi. Böylesine bir ortamda, mümkün olduğunca temastan uzak durmak istedi. Kazadan uzak durursam ve hata yapmazsam ön sıralara çıkabilirim dedi. Bu da onun yarış zekasını gösterir. Tamamen egolarından arınmış bir vaziyette, hiç kimseyle gereksiz temasa ve güç savaşına girmeden işine odaklandı. Yani Verstappen’in normal yarışlardaki anti tezi gibi çalıştı diyebiliriz. 16’ncı virajda yaptığı ve kurtulmayı başardığı hata sonrasında, tüm yarış boyunca mükemmel bir iş yaptı. Bu hafta performans olarak, Verstappen’den sonra ikinci sıraya onu yazmak istiyorum. Sainz’e inanıyorum. “Geleceğim ne olacak” diye endişe etmediği bir ortamdaki performansını çok merak ediyordum. O ortamı bu sene McLaren’da buldu. Teknik bilgisi ve personel yönetimi mükemmel olan Andreas Seidl önderliğinde nefes aldı. Seneye daha iyi olacak. Ben Carlos’un babasının şampiyonlukları ile büyüdüm, umarım oğlum da onun başarıları ile büyür.

Verstappen’in olgunlaşmasını 4 sezondur bekliyoruz. Leclerc de en az onun kadar şans hak ediyor. Onu da bekleyeceğiz.

Leclerc, inanılmaz sempati duyduğum bir pilot, çok düzgün bir genç. Fakat birinci pilot olmak için fazla genç olduğunu bir kere daha bize gösterdi. Çok iyi olacak, ama şu aşamada Vettel’den çok hata yapıyor. O nedenle Binotto, Vettel’in arkasında bu kadar net duruyor. Hatta Leclerc, doğrudan karşılaştırmak istediğim, gelecekteki rakibi Verstappen’den de daha çok hata yapıyor. Yarış zekası Verstappen’den daha üstün, kararları daha keskin, daha doğru, daha olgun. Ancak ham yetenek olarak belki biraz daha geride. Böyle düşünme nedenim az önce belirttiğim gibi, Leclerc’in daha çok hata yapıyor olması. Daha çok hata yapması belki de kendisine uygun arabaya sahip olmamasındandır. Red Bull geleneksel olarak hep dengeli arabalar yaptı. Verstappen’ın daha iyi görünmesi belki daha dengeli arabadan kaynaklanıyor. Bekleyip görelim, sorun Ferrari’nin biraz daha fazla kayma eğilimine sahip olmasında mı, yoksa sorun Leclerc’de mi. Yani ham yetenek olarak onu birinci sıraya mı koyacağız, yoksa ikiye mi, zamanla ortaya çıkacak.

Ve sıra Vettel’de. Vettel’e beni mahcup etmediği için ayrıca teşekkür ederim. Ondan çok şey beklediğimi ve çok şey başarabileceğine inandığımı Twitter’da yazdım. Yarıştaki hızı, hayatının performansı değildi belki. Ama çok iyi bir performanstı. Vettel, geçen sene düştüğü yerden, onun hayatını büken yerden kalktı. Bu sene, geçen sene düştüğü yeri yendi. Bu yarış ona psikolojik olarak önemli ve olumlu bir etki yapacaktır. Babamın bir lafı vardır, “Oğlum, düşebilirsin, düşmek önemli değildir. Önemli olan düştüğün yerden toprak alıp kalkmaktır”. Vettel yerden kalktı, ancak nasıl kalktı tam bilemiyorum. Vettel’in ellerinde toprak var mı, çok yakında göreceğiz.

Hülkenberg, kariyerini podyuma çıkmadan bitirmek istediğini söylemeye çalışırken…

Hafta sonunun kötü anlamda sürprizi Renault’du. Yarış öncesi analizimde hava sıcaklıklarının artmasıyla Renault’un, McLaren’ın gerisinde kalacağını yazmıştım. Renault ile kök sorun analizini de “F1 teknolojisine giriş” adlı yazımda yağmıştım. Renault sadece zorlanmakla kalmadı, aynı zamanda finişe pilot da getiremedi. Ricciardo motor arızası ile, Hülkenberg pilotaj hatasıyla yolda kaldı. Ricciardo şanssız, Renault ve Hülkenberg ise yetersizdi. Renault motor problemlerini çözemediği için, Hülkenberg ise böylesine kaos dolu bir yarıştan yine podyum çıkaramadığı için yetersizdi. Sanırım Hülk, podyum göremeden kariyerini noktalayacak. Bilemiyorum.

Öte yandan Renault’ta çanlar yavaş yavaş Cyril için de çalmaya başladı. Renault yönetim kurulu, F1’den sorumlu yönetim kurulu üyesi Thierry Bollore’yi görevlerinden azletti. Yerine de efsane pilotlardan Alain Prost’u getirdi. Yani Renault yönetim kurulu gidişattan memnun değil ve ilk değişiklik geldi. Olumsuz tablonun devam etmesi halinde topun ağzındaki ikinci isim Cyril olabilir. Bekleyip görelim.

Evet değerli okurlarım. En sonunda Almanya analizini bitirmeyi başardım. Uzun ve yorucu oldu. Umarım beğenmişsinizdir.

Bundan sonra Macaristan’a hazırlık yazısı ile tekrardan karşınızda olacağım…

İyi okumalar,

Fırat KESKİN

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]