Fernando Alonso iki dünya şampiyonluğu ile Formula 1’den ayrılıyor, ancak bu şampiyonluklar bir ömür önce kazanılmış gibi görünüyor.

Sebastian Vettel ve Lewis Hamilton’ın 5. şampiyonlukları için mücadele ettiklerini izlemekten başka bir şey elinden gelmeyen, kendi jenerasyonunun en yetenekli pilotlarından bir tanesi spordan ayrılıyor. Alonso şampiyonluklarını baskın olduğu 2005-06 yıllarında Michael Schumacher’i yenerek elde etmişti. Hamilton-Vettel ikilisinden herhangi biri ise emekli olmadan önce daha fazla şampiyonluk kazanma şansına sahip.

Formula 1’in yakın tarihinin çok daha farklı olmasını sağlayabilecek bazı önemli noktalar var. Gelin Alonso’nun kariyerinin çok daha farklı bir yolda gittiği 3 alternatif senaryoya bakalım.

Senaryo 1: 2007’de McLaren’de kendisini yok etmiyor

Alonso 2007’de McLaren’e katıldığında tüm F1 dünyası İspanyol’a aitmiş gibi görünüyordu. Renault ile son iki sezonu şampiyon olarak tamamlamış ve McLaren gibi bir takıma gidiyordu. Takım arkadaşı ise kendisini sezonun ilk yarışında, ilk virajda dışarıdan Alonso’ya atak yaparak kanıtlayan çaylak Lewis Hamilton’dı.

Hamilton’ın hızlı olduğu ve Alonso’nun üzerinde baskı kuracağı su götürmez bir gerçekti. İspanyol sürücü Schumacher’in 5 yıllık şampiyonluk serisine son veren kişi olarak Woking’e gidiyordu ve takımın bir numaralı sürücüsü olmayı bekliyordu. Ancak Ron Dennis, Alonso’ya yardımcı olacak takım emirlerini uygulamayı kabul etmedi.

Bu gergin ortamda aylar geçmişti ve Macaristan GP sıralama turlarında işler iyice sarpa sardı. Sıralama turlarında Hamilton’ı engelleyip tur almasına mani olan Alonso, Dennis’i suçlayan e-mailleri açığa çıkarmakla tehdit etti ki daha sonra olay büyümüş ve FIA casusluk skandalıyla birlikte McLaren’i cezalandırmıştı. Dennis Alonso’nun blöfünü gördü ve takımını korumak için FIA’ya kendisi gitti.

Takım içinde böyle bir karmaşa olmasa sürücüler şampiyonluğu belki de Ferrari’den Kimi Raikkonen’e gitmeyecekti. Alonso sezon sonunda takımdan ayrılıp rekabetçi bir araca sahip olmayan Renault’a geri döndü.

Ancak bir hikayenin bu bölümünde Alonso’nun takımla sorun yaşamadığını ve hatalar yapmadığını varsayıp, Hamilton’ı yendiği bir senaryo üzerinden ilerleyeceğiz.

Üst üste 4 şampiyonluk mümkün

Bu senaryoda Alonso’nun 2008’de dördüncü şampiyonluğuna ulaştığını görmemek oldukça zor. 2007’de takımla sorun yaşamadığını ve çevresine bu kadar zarar vermediği düşünülürse, takımdaki ikinci sezonunda daha güçlü hissedeceğini söylemek doğru olur.

Hamilton her ne kadar yetenekli olsa da kariyerinin başında ve hata yapmaya daha açık tarafken işine tamamıyla odaklanmış ve aynı aracı süren Alonso tarafından tamamıyla yenilebilecek bir pozisyonda. O dönemde McLaren’de yer almış biriyle konuşursanız size kariyerleri de göz önüne alındığında Alonso’ya daha fazla inanıldığını ve İspanyol’un daha iyi bir sürücü olduğunu söylerler.

Alonso McLaren’de şampiyon olarak sadece çocukluk hayalini gerçekleştirmiş olmayacaktı. 2007’de yaptığı hatalar çifte dünya şampiyonunun karakteri üzerinde ve kariyerinin geri kalanında etkili olacaktı. Ron Dennis ile olan ilişkisi ve patronunu tehdit etmiş olması oldukça ciddi bir meseleydi. Alonso bu hareketiyle birlikte politik bir hayvana dönüşebileceğini göstermiş ve takımı kolayca kenara atabileceğini kanıtlamıştı. Yıllar sonra, 2016’da Nico Rosberg ani şekilde emekli olduğunda Toto Wolff’ün çifte dünya şampiyonunu aramasına engel olan nedenlerden biri de bu olaydı.

İşte, bu artık var olmayan bir miras. Tabiki o zamanlarda rekabetçi ve ateşli olabilirdi, ancak üst üste kazanılmış dört şampiyonluk gridde dolaşan negatif algıyı kolay şekilde bertaraf edebilirdi.

Peki ya Lewis?

Hamilton 2007’de bir kaosun içinden çıkan McLaren’in sonraki dünya şampiyonuydu. Ancak bu noktada Lewis ne kadar güçlü ya da yetenekli olursa olsun Alonso’yu öneriyoruz. 2008 yılındaki şampiyonluktan sonra Hamilton’ın kariyeri inişler ve çıkışlarla dolu. 2010’da yaptığı bazı büyük hatalarla şampiyonluğu çarçur etti ve 2011 sezonunda neredeyse kaza yapmaktan başka bir şey yapmadı.

Bu açıdan bakıldığında şampiyonluk kazanmayı başaramamış yetenekli bir sürücüden başka bir şeymiş gibi görünmüyor. Hamilton o zamanlar ESPN’e verdiği demeçte 2008’de şampiyonluğu kazanamamış olsaydı zihinsel olarak iyileşebileceğinden emin olmadığını söylemişti. 2009’da karşısında aynı araçla iki kez kendisini yenerek şampiyon olmuş bir sürücüyle nasıl başa çıkabilirdi ki?

2008 şampiyonluğunu kazanamamış olsaydı 2012 yılında Niki Lauda’yla Mercedes’in V6 turbo motor projesini konuşup Alman üretici adına yarışma fırsatı yakalayabilir miydi? Lauda belki de Hamilton’a böylesi bir projeye liderlik edebilme konusunda inanmayacaktı.

İngiliz sürücü 2008 şampiyonluğuna sahip olmasa nasıl bir üne sahip olurdu tahmin etmek gerçekten çok zor ve bunu düşünmek inanılmaz derecede etkileyici. Peki ya Mercedes’in turbo hibrid çağındaki görüntüsü nasıl olurdu? 2. senaryoda birkaç farklı şeye daha bakacağız.

Tabi ki McLaren ve Alonso’nun ilişkisinin olumlu devam ettiği düşünüldüğünde Formula 1’in geri kalanının ne durumda olacağına da bakmak gerekiyor…

Briatore’nin kaza skandalı gerçekleşir miydi?

Gerçek hayatta 2008 Singapur’daki kazayla Alonso doğrudan bağlantılı değildi. Renault’a geri dönen şampiyon, rekabetçi bir araca sahip değildi ve eski takımının gölgesinde kalmıştı. O sezonki 2 galibiyetinden bir tanesi tartışmalıydı. Singapur’da takım arkadaşı Nelson Piquet Jr spin atıp kaza yapmadan kısa bir süre önce pite gelmişti. Güvenlik aracıyla birlikte İspanyol sürücü liderliğe yükselmişti.

Durumu şanslı bir tesadüf gibi düşünmek için fazla iyimser olmak gerekiyordu. Sonraki sezon Piquet, takım patronu Flavio Briatore ve teknik direktör Pat Symonds’ın Alonso’nun kazanmasına yardımcı olabilmek için kendisine kaza yapma emri verdiklerini itiraf etti. Sonraki sezon Renault cezalandırıldı ve 2009’da Fransız üretici spordan ayrıldı. Briatore ve Symonds ise Formula 1’den ihraç edildi.

Alonso durumdan faydalansa da olaya dahil olup olmadığı her zaman tartışılan bir konu oldu. İspanyol sürücü olaydan haberdar olsun ya da olmasın, bazılarına göre yarış başında aracına konulan yakıt miktarı ve pit stopundan kısa bir süre sonra takım arkadaşının kaza yapması sebebiyle bir şeylerden şüphelenmiş olmalı. Takımdaki rolü bu noktada hafife alınmamalı.”

Alonso’nun ihtişamlı dönemi sona ermişti ve Renault’un 2008’de zafer kazanabilmek adına nasıl çaresiz olduğu bu olayla birlikte görülebiliyordu. Ancak İspanyol sürücü McLaren’de kalmış olsaydı Fransız takım yıldız bir sürücüyle yarışabileceğini hayal etmek oldukça güç. Jenson Button Honda’daki başarısız dönemin ardından belki bir seçenek olurdu, ama 2008 İngiliz sürücünün tek şampiyonluğunu kazandığı sezonun sadece 1 yıl öncesi.

Button’ın yanında Nelson Piquet’in ya da Giancarlo Fisichella’nın yer alması muhtemel görünüyor. Her iki sürücü de kendi çağında hızlıydı, ancak Alonso’nun seviyesinde pilotlar değillerdi. Buradaki asıl soru şu: Alonso’nun uzun dönem menajerliğini yapan Briatore başka bir sürücü için böyle bir şey yapar mıydı?

Eğer yapsaydı ve Briatore ve Symonds’ın kazanmak için yapabileceklerini çılgınlık seviyesi bu düzeyde olsaydı, olayın sonucunda Felipe Massa’nın şampiyonluk umutlarını zayıflatmaktan ziyade sadece Alonso zarar görmüş olurdu.

2008 Singapur yarışında Massa lider olarak pit girmişti ve pitten ayrılırken yakıt ikmal borusu aracına takılı kalmıştı. Brezilyalı sürücü hâlâ bu olayın o şampiyonluğuna mâl olduğuna inanıyor, ancak belki de Briatore Alonso’nun şampiyonluk mücadelesi üzerinde olumsuz etki yaratma potansiyeline sahip olduğunun farkında olsaydı bundan vazgeçerdi.

Buz adam için şampiyonluk yok

Bu senaryoda şampiyonluk sahibi olamayan tek isim Hamilton değil. Alonso’nun 2007’deki şampiyonluğu Kimi Raikkonen’in kariyerindeki tek şampiyonluğunu elinden alıyor. Bu açıdan bakıldığında buz adamın kariyeri nasıl gelişeceğini öngörmek büyüleyici olurdu.

Motivasyon eksikliği yaşadığını kabul etmiş olsa bile şampiyon olamamasına rağmen hâlâ bu yaşında mücadele etmeye devam eder miydi? Hâlâ bugün aldığı zevki alabilir miydi? Hamilton’ın aksine Raikkonen’in yeteneğinin hak ettiği fırsatlara sahip olabileceğini söylemek zor.

Normalliğe dönüş?

Kazandığı iki şampiyonluğun ardından Alonso’nun McLaren’in 2009’daki başarısızlığını tolere edebilmesi mümkün görünüyor. Takım o sezonki kural değişikliklerinden faydalanma konusunda tamamıyla çuvallamıştı ve sezonun yıldızı Brawn GP olmuştu. Sezonun sonunda Alonso belki de 5. şampiyonluğu için savaşabileceği bir koltuk arayışına girecekti.

Bu masada birkaç farklı seçenek bırakıyor. En bariz olan 2010 Alonso’nun Ferrari’ye katılması, ki gerçek hayata kıyasla Renault’ta boş iki sezonun yerine dört kere şampiyon olmuş bir sürücü olacak kırmızı tulumlara bürünecekti.

Peki ya 2009 şampiyonluğunun sahibi Ross Brawn dört kez dünya şampiyonunu sürücüyü Mercedes’e katılmaya ikna edebilir miydi? Alonso Mercedes motoruyla sadece 2 şampiyonluk kazanmıştı, ancak belki de markaya karşı bir sempati kazanmaya başlamıştı.

Senaryo her ne olursa olsun İspanyol’un kaderi bir noktada Ferrari ile kesişiyormuş gibi görünüyor. Belki de Renault’ta zaman kaybetmek yerine kariyeri için daha fazla şey inşa etmiş olsaydı Ferrari’deki kariyeri çok daha farklı olurdu…

Yazının ikinci bölümü için buraya tıklayın…

18 Yorum

  1. Alonso’nun kariyerinde ki tek gerçek sezonu 2007.O sezonda sudan çıkmış balık gibi etrafta gezinen bir çaylağı açıkça yenemedi.Bunun şöylesi böylesi yok.Yenemedi, yenemedi yenemedi.Ve zoru görünce kaçtı.Kaçan taraf kendi olduğuna göre kaçmış oluyor.Eğer Hamilton’dan korkmasa gitmez, takımda o kadar problem çıkarmazdı.

    Bu kadar basit bir olay.Hamilton gibi saf hızda manyak yetenekli bir adama kusura bakma fakat, senin politik oyunların ve garantici saf hız eksiğin sökmezdi ki ilk senesinde en savunmasız zamanında bile yenemedin adamı.

    Bence bir şampiyonluğu da fazla.Hatta iki şampiyonluğu 😀 Hiç şampiyon olmasa daha iyi olurdu. 🙂

    • Fazla derken? Ortama bak Vettel, Rosberg gibiler bile şampiyon olabilmiş, Hamilton gibi inişli çıkışlı, şampiyona kovalamayı bile ancak arabası çok hızlıysa başarabilen biri 5’lemiş gidiyor. Rosberg’in şampiyon olması saçma geliyor ama ona yenilen birinin 5’lemesi daha saçma, tabi rakibin yoksa bir zahmet sür de kazan yani. E bu ortamda Fernando 10 kere şampiyon olsa hakkıdır.

      • Erendost tam haklı diyecem 😀 Onur’un yazdığına bakıyorum
        hele bu “Rosberg’in şampiyon olması saçma geliyor ama ona yenilen birinin 5’lemesi daha saçma”
        valla Alonso’ya 6 champ. yazasım geliyor. 😀

        Alonsoya 6 yazdık
        Şumayer’i yenen Rosberg’e 3,5 dan bir de elde var etti mi sana 4,5
        Felipeye de 1 yazdık mı
        Olur mu sana Kara çocuk anca 2,5 dan 3
        Kiminin yanında ki düttürü Fettel’den de 3 düş artık yani
        Maldonado da 1 hak ediyor hani
        Olmadı mı?
        Tutarım birini bi On şampiyonluk daha eklerim şakkadanak
        şaşırsın millet
        arkadan bi 10 daha koyun
        yetmedi bi 10 daha koyun
        Bak gör noluyor… Olur mu?
        Burdan bence Jenson Buton galip çıkar. 🙂

  2. https://odatv.com/nissan-ile-renaultun-kavgasinin-kurbani-mi-21111816.html
    https://www.sabah.com.tr/yazarlar/sandik/2016/11/28/carloslarin-rekabeti

    Onurcum, geçen Carlos’u sormuştun gece tesadüf edince paylaşayım dedim. 🙂
    Edebileceğim çok kelam var aslında da Ghosn üzerinden yapasım gelmiyordu gelmiyor.
    Vakayı ilk duyduğumda içimden geçen şuydu sen sorduğunda da geçen; ha şu Mitsubishi’i çamur etmeye başlayan adam değil mi…
    Benim için bu ve süveter gibiler başarı ölçeği hiçbir zaman olmamıştır. Bu bey Nissan’ın kurtarıcısı görülür bu ülkede de genel basında çok pompalanır da popüler şöhreti kadar namı hak etmeyen biriydi eskiden beri. Sayılabilecekler de 1-2 değil….
    Apple eski ceo’su, bu, teslacı gibi tipleri hiçbir vakit zeki, başarı göstergesi görmedim. Hepsi temelde düzenbaz, kapital/modern hırsız tipler böylesinden insana numune çıkmaz övünce de layık görmemişimdir. Niye bu kadar meşhur oluyorlar? zamane insanlarının çoğunun çapsızlığından ve ilahları paradan…
    Bu arkadaş dizelgate vakasının söndürülmesi, örtülmesi yönünden baş aktörlerden biriydi [bir diğeri yine nam sahibi M-Benz başı paçoz]. Bu bile tek başına yeterlidir dünya için de bitmiyor kurtardıkları kadar markalar ve dışarıda ki insanlara zarar vermişlikleri bol. Zaten hep FIA dahil yukarıda ki masa derken bu amcaların feodal masasını kastediyorduk.
    Neyse bir şekilde yaptıkları miktarına karşı uygun olmamak üzere bazen gözden düşürülebiliyorlar bu da öyle. Ortada politik yaşamları kadar pek tabi politik cezalandırmalar var. Bunların isimlerini koymak zor.
    Renault’u var olduğu günlerden daha zor günler, kararlar bekliyor artık. Birkaç yıl sonra ise ortalık durulur, sanayi kayma çizgileri netleşir sanıyorum.
    F1’e etkisi olabilir mi? pek tabi her yönden öyle bir ciddi olasılık var gelecek haberler gösterecek bunu. Marka uzun vade de işleri toparlayamazsa, durduğu pozisyona göre gereklerini yapamazsa, fransa da sınai işler oturmazsa… (belirleyici artı olarak USA) yeni concorde dönemin de birden ayrılmayı seçebilirler. Ekonomik uygulama ölçeklerini hep izah etsek bile F1 ciddi kalem oluşturuyor yönetim kurulları için çabuk vazgeçilecek alandır.
    Lakin söndürmek, işleri 2025-30 planlarında iyiymiş gibi göstermek için ayrılmama da ciddi seçenektir. Burada global group kavga kaynaklıkları da var. Yani bütçe, varlık gibi şeyleri çok ciddi arttırmadan devam yolunun seçilmesi muhtemeldir. Büyük değişim olmadığından doğal timeline açısından üreticiler arasında yakınlaşma olduğu, daha fazla olacağından da tercihler olumludur. Politik anlamda önümüzde ki dönemde de Renault’un ciddi bir oyuncu olması pek mümkün görünmüyor. Asıl öngörü sıkıntısı dar aralıkta ne yaparlarsa yapsınlar ister kaçsınlar ister kalsınlar muhtemel 4. sıraya gerilerlerse içerde ki tartışmaları tolere edemeyecekler. Eh görüldüğü üzere net, herkes tarafından anlaşılır şeyler şimdilik söylemek zor önümüzde ki günler düşünceleri daha oturaklı hale getirir şimdilik erken.

    https://eksisozluk.com/entry/83525968

    • Teşekkürler. Bunları okuduğumda otomobil endüstrisinden ne kadar bihaber olduğumu daha çok hissettim.
      Ford, GM veya FCA yı satın alma ihtimalleri var mı gerçekten? GM, FCA derken tüm alt şirketleri ile mi kasıt ediliyor? Ferrari Alfa Maserati olur mu? ABD pazarı için Ford ya da GM satın almak daha doğru. Bir tarafta da Nissan var tabi.

      • Bunlar bihaber olmak felan bahsi değil. Alan konusu her zaman çoktur ve kişilerin ilgileri önemli. Teknikte bir sürü mevzu var biri onlara daha odaklı olabilir. Sektörel gündemi takip etmiyor diye cahil felan olmaz yani. Hatta bu belki daha zorlu, saplantılı, tutarsız bir alan. Meseleler büyüdükçe ve mesela global oldukça kaynak ve sonuçlara varım o kadar zor olur. Bilmek ve takip çoklu alan gerektirebilir. Mesela dünyayı şu masa yönetiyor bıdı bıdı diye birşey yok. 🙂 7 milyar insanın yaşamı o kadar basit değil. 🙂
        Global işler komploculuğa çok girer. Eh zaten şirket stratejileri de varsayımsallara dayanır çoğu zaman. Tutar… tutmaz…
        Birileri bu daha geniş açılı meselelere daha ilgi duyar çünkü buralardan biraz metafiziki örnekler varmış gibi de algılanır. 🙂 Mesela komplo terorisyenliği bir alandır ama bir meslek değildir. Gidip ben okuyup teorici olacam diyemezsin yani teorik fizik gibi dahi değil bu. 🙂 Çoklu alan ilgisi gerektirir tarih, siyaset, istatistik, politika, mekanik, vizyon gibi. Tabi herşeyden biraz… olduğu için de tespit, söylemleri kesin olmayacağı gibi uzmanlığı da tartışmalıdır. Çünkü her biri derinliği olan uzmanlık alanı.
        Velhasıl benim biraz ilgim, söylemim var, oluyor ama bu konu alanı ilgisinde değil sadece. Devletler muvazenesi, strateji bahisleri seviyoruz eskiden beri, olabildiğince okuyoruz ondan. Ne kadar işe yarar tartışılır. 🙂 Ha olmazsa da olmaz birşeydir hani sallamayan pek bir yere de varamaz der geçerim. 🙂

        O linki tümüne katılıyorum diye vermedim sadece katıldığım kısımları var. Derli toplu görünce paylaşayım dedim olasılıklar içeriyor tabi bana göre yanılgılar olmak üzere. Eh işte bunlar hep “bana göre” durumları… 🙂

        Evet var. Bu ihtimal de, orada söylenmeye çalışılan da bunun bir istek, arzu biçiminde olmadığı yönünde zaten. 🙂 Şuan ciddi bir sanayi/ticaret savaşı var kimin açtığı kimlerin savunmaya çalıştığı ortada ilgilisine. Ve hakim oyuncu sahneyi kendisine göre dizayn etmeye çalışıyor, devam ediyor. Ticaret, gümrük vs savaşının ayrı bir başlık halinde dışında tutulduğu üzere otomotiv de önemli bir sahne şuan. Şöyle diyelim Avrupanın elinde zaten başka çok fazla birşey kalmadı o yüzden de buna göre güdületiliyorlar.:) Tehdit pozisyonunda olanlar başkaları… Bu genel ayrıntısı göreceli, sayfalara sığmayacak sahneydi.
        İnsanlar yani otomobil severler şuan ki auto group’ları batmaz, kalkmaz, risksiz birşey olarak görüyorlar. Genelde sıralı listeler üzerinden değerlendirme var eh haklı da sayılırlar ayrıntı da iş karışık. Uzun vade de değişkensizlikler öngörüyorlar ancak öyle değil. Yani şuan hiçbiri… biri en çok satıyor, daha fazla marka içeriyor, top listte diye sanıldığı gibi batmaz durumda değil. Büyük sıkıntılar, belirsizlikler var ve tabi sanayinin, ikame ettikleri insan sayılarının büyüklüğü ile de devletler muvazenesini direkt ilgilendiriyor…

        PSA, Opel’i sadece groups savaşı içerisinde atılım için satın almadı zorunda kaldığı için de almak zorunda kaldı.
        Evet Ford ve GM iyi durumda değil ama dediğim hangisi iyi durumda ki. 🙂 Öyle bir garanti durumu olan hiçbir marka yok… mevcut borç yükü, pazar değişkenliği vs daha fazla risk içerenler var sadece.
        Neredeyse ülke ekonomik sıralaması ile benzer. 🙂
        Daha önce bir yerlerde değinmiştik sanırım Fiat group yani FCA zaten iyi durumda değil gelecekleri sıkıntıda. Birçok yönden onlar da mecbur kaldıkları için o birleşmeyi yapmak zorunda kalmışlardı. Ferrari gibi minicik markanın bu düzeylerde herhangi bir önemi yok. Evet dendiği gibi Agnelli ve diğerleri satın alabilecek olsa tek kalemde FCA’ı satmak isterler, denendi de. 🙂
        Dodge temelli FCA’nın ve GM’nin şuan USA tarafından politik desteği zaten var. Bunlar yerel ekonomik ölçütleri ile daha fazla sorunu göze alınamayacak markalar. Ford da iyi durumda değil ancak USA hepsini aynı anda destekleyemez. O yüzden gücü ilgisinde dağıtıp risklerini azaltmak istiyor. Gelecek dönemde belirsizlikler halen var. Zaten gümrük vs birçok çıkışın nedeni de bunları desteklemek üzerine olduğu takipçileri tarafından bilinir.
        Bana göre! FCA’ı komple kimse alamaz değil almaz. Zorlansa da sonuna kadar direnilir. Eski Fiat group markalarının geleceği karanlıkken o topyekün sıkıntılı group’un gelecek çözümlemesi oldukça zor. Marka el değiştirmeleri şuan daha muhtemel. Bunların tümü seçimler vs amerikanın iç siyasetine de bağlı durumlar. Malum bir nevi marka temsilcileri, tazyikçileri parlamenterler arasından seçiliyor.:)
        Ferrari, ticari arayüz görünümünde FCA altında değil ancak mesela bağımsız da işletilemez herşeyi FCA group’a bağlı şuan. Mesela Ferrari, Magneti, fiat ticariyi satın alalım dense satamazlar 🙂 o zaman hemen batarlar. 🙂
        Ford durumu epeyce karışık bir öngörüm pek yok. Büyük ihtimalle USA onu EU üzerinden mecburi destekleterek iyileştirecek. Çünkü Ford’un EU için de önemi büyük. Zorda tutulmayı kimse istemez ama başta almanya bulunduğu ülkelerde yerel etkileri de olacağından ve diğer markaları için mecburlar diyebiliriz.
        Şöyle bir sahne var. Adam ta öteki masadan kendi yediğinin fişini kestirip masana koyduruyor. Ödeyeceksin eh yapabilecekleri başka birşeyde pek yok gümrük işinin biraz tatlıya bağlanması aynen böyle oldu. 🙂 Eh şimdi düşünün EU nasıl bir köle. Ha o kölenin efendisi de gücünün o kölelerin çalışmasından ileri geldiğini biliyor. Biz de kölenin kölesi oluyoruz.:)
        Burada bir parantez.:) Yani birilerinin sandığı gibi öyle tüm sektör robotiğe geçecek, pilli bebekler yakın geleceğin mamülü olacak, her yönden autonom bir adım ötemizde olacak… gibi bir durum yok. Ancak insan üzerinden tolere edebildikleri kadar erkene gelebilecek bunlar. Mesela bugüne kadar ki robotikleşmeyi part, partner ağıyla değerlendirebildikleri için rahat yapabildiler. Ancak CEO’ların hayal düzeylerine göre artık limitteler. Bazı limitler oluştuğu için USA bir nevi saldırıyor bir önce ki dönem stabilite idi bir sonra ki de öyle olacak. Hükümetler var… CEO’ların öyle her arzularına izin veremezler. Arada dangalak, hayalci hökümet bireycileri çıkar birşeyler yapar onların da silleyi yiyip dönmesi pek uzun sürmemiştir.
        Gereksiz uzatılmış birşey oldu bu yani bi haber olmakta iyidir. 🙂
        Diğer not, insani dengeleri kişi doğru kurmazsa bütün bunlara bakma, girişme en başta karamsar, yıkıntı yapar insanı. Zaten global mutsuzluk, huzursuzluğun kaynağı da bu. Ben sallamıyorum hayat küçük görülen şeylerde saklı.

        • “Ferrari gibi minicik markanın bu düzeylerde herhangi bir önemi yok.” Yok ama biliyorsun ben F1 tarafıyla ilgili olduğum için, olası bir FCA satın alımında “yaa işte Ferrari de Renault takımı” diyebileceğim 😛 🙂

          • 😀
            Nissan, Fransız Renault markasının malı oldu da ne oldu sanki Nismo’ları reno mu yaptı yarış takımlarını reno mu işletti 🙂
            İşte anca bu motorları Infiniti yaptı bak ha gibi güdük işler yaptılar. Reno da Scuderia’ı işletecek mabad var mı? 😀 Redbull’a geçineme taraftarı da Ferrari hayali kursun. 😀
            Bu arada FCA’nın alınması = Ferrari demek değil. Gerçi bunlar çok farketmiyor ama Ferrari’nin kendi hissedarları da var. İşin ayrıntı ticaretine bakar bu işler anca. Reno da FCA’nın tümünü felan öyle alamaz bana göre yok öyle bi dünya. 🙂 Fransız devleti o kadar salak değil.:)

  3. Hep eskiklere odaklanılır fazla gelenlere bakan pek olmaz. Kimse düşünüp etmezde madem mesele budur politik oyunlar olmasa o 2 şampiyonluğu da alamayabilirdi. 🙂 Yahut en az 1’ini. Bu da bugünlere gelmeden çok daha erken silinip gitmesi demek olurdu.
    Eh olmayan köye tatile gidilmez.

      • En çok yarış dışı kalan (148), yarış kazanamadan en çok yarışan (208), bir sezonda arka arkaya en çok yarış dışı kalan (1987-12 kez), bir sezonda en çok yarış dışı kalan (1987-14 kez) ve en uzun süre yarış dışı kalabilen (1985 Detroit-86 Meksika-18 kez) pilot tabi ki Andrea de Cesaris’dir.
        ——————————————————————————-
        Chris Amon en fazla tur lider gidip (183) yarış kazanamayan (96 Start, 51 Finish, 5 Pol, 11 Podyum),
        Teo Fabi 3 pole rağmen tek bir turu bile lider tamamlayamayan pilotlardır.
        ——————————————————————————-
        Notlardan…..

        Hayat adil değil demek ha….. 😀

        İnsanlar büyük ödüllere yani şampiyonluğa çok takılıyorlar direkt derecelendirme hafıza çok yer ediyor ama asıl diğer istatistikler daha önemli bence. Geniş zamana bakınca da kişinin gerçek mevcudiyetini daha iyi ortaya koyabiliyor. Yani insanı oluşturan alt durumlar, dinamikler belki de daha önemli.
        Sonuç skor olmadı mı değersiz kılıyoruz. Mesela efsane bisikletçi… hile var diye sırf adama bakıp adamın şampiyonluklarını sildiler eh sildiler diye adam silindi mi… Kimilerine göre.
        Acayip gelir elde etmiş Schumacher’e de Tiger Woods’a da bakınca bunları madara eden adamlar çokça olmuş ama bütünselcilikte anılamıyorlar.
        Sporcular bu zihniyet varlığından dolayı da bildikleri halde hayatlarını biraz boş geçirmek zorunda kalıyorlar çünkü sonuç sayılıyor.
        Tabi işte istatistiğe de nereden nasıl baktığın önemli salt matematik gibi birşey değil bu. Mesela eskiden bahsi olmamak üzere yakın dönemde Pele’nin bir halt olmadığı, ordan burdan toplaya çıkara san nam ürettiği görüldü.

        Ben sporcuların hayatlarında ne gibi meziyetleri var buna daha çok takar, mümkünse bakmaya çalışırım. Hakeza yukarıda iş adamları, ceo’larda bahsedildiği gibi bazı yakalanan durumlar varsa istatiksel ölçütleri insani ölçütlerin yanında boşlarım.
        Aslolan kendini çok bozmadan başarı üretmektir bence.

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]