Formula 1’de yer alan tütün reklamları, neredeyse bir gece yarısı ortadan kalktı ve yasama organlarının baskısıyla birlikte araçların üzerinde yer alan sigara markalarının çıkartmaları kaldırıldı.

Ancak geçtiğimiz yıl Ferrari, uzun süredir Philip Morris International ile bağlantılı olan Mission Winnow markasıyla yaptığı anlaşmayı duyurdu ve aracın üzerinde markaya yer verdi. McLaren da British American Tobacco ile bir anlaşma yaptı ve ‘A Better Tomorrow’ adı altında aracın üzerinde markaya yer veriyor. Bu gelişmeler gösteriyor ki sadece araç tasarımcıları kanunlara çok dikkat ederek hareket etmiyor.

Tütün markalarından gelen sponsorlukların ilki, 1968’de Güney Afrika GP’de görülmüştü. Sadece Lotus’a değil, John Love’un Brabham’ına da yerel Gunston markası tarafından sponsor olunmuştu. Formula 1’in ilk ilkel aero parçaları da o sezon Mayıs ayının sonunda Monako GP’de ortaya çıkmıştı.

Nikotine kanca atılmasının ardından, Formula 1’de geniş bir yelpazede tütün markaları tarafından finanse edilen bir dizi harcama bonosu ortaya çıktı. F1’in canlı yayınları ve TV seyircileri üzerinden herkes, markalarını öne çıkartabilmek için sürekli artan meblağlar ödüyordu. Bütçeler inanılmaz derecede artarak patladı ve sporu körükleyen şey petrol değil nikotindi.

Marlboro, Ron Dennis’in McLaren ve topallayan Project 4’ünü kolayca ele geçirdi ve tamamen Scuderia’ya geçmeden önce Ferrari sürücülerinin maaşlarını ödedi. Marlboro’yu kaybeden McLaren ise West ile anlaştı ve eski günlerdeki gibi Gümüş Oklar’a dönüştü.

Williams tarihin tartışmasız olarak teknik açıdan en avantajlı Formula 1 aracı olan FW14B’yi inşa ederken Rothmans’ı kullandı. Eş zamanlı olarak Michael Schumacher’in Benetton’da kazandığı iki dünya şampiyonluğu önce Camel, sonrasında da Mild Seven tarafından finanse edildi. Formula 1’in üzerinde görülebilir şekilde tütün markasının reklamı yer alan bir araçla şampiyon olan son sürücü ise 2006’da Fernando Alonso.

British American Tobacco 1998’in sonunda tütün sponsorluklarının global olarak yasaklanacağını ön gördüğünde Formula 1’in tütün pazarlama platformu haline büründüğü fark edildi. Brackley’de yapılan çalışmaların ardından firma, British American Racing (BAR) adı altında F1’de yer aldı. Araçlardan bir tanesi 555 renk altında yarışırken, diğerinde ise Lucky Strike çıkartmaları yer alıyordu.

Formula 1’in sır dolu kuralları, takımı sonunda aracı orta yerinden fermuarla bölecek şekilde sol ve sağ olarak iki farklı kaplama ile yarışmaya zorladı. Ancak takım ilk sezonunda bir puan bile almayı başaramadı. Takım sonrasında da istediği başarıyı elde edemeyince ilk olarak Honda’ya, sonra Brawn’a ve son olarak da Mercedes-Benz’e satıldı.

O noktada durumu yönetip iyi oynayan Formula 1, tütün parasını kabul eden neredeyse tek spor türü haline geldi.

O zamanlar Max Mosley’in başkanlık ettiği FIA, motor sporları adına Avrupa Birliğine karşı durdu ve F1 ve takımlarını genişletti. Yönetim organı Avrupa Birliği’nin beklemekte olan tütün yasağının üzerinde kalabilmek için zorladı.

‘Göreceli olarak’ dumansız bir dünyanın önemini sonradan anlayan Mosley’in, dönemin EU Sağlık ve Tüketici Koruma bölümünün başındaki David Byrne’a gönderdiği mektuptan şöyle bir alıntı yapılıyor;

“FIA olarak, sahip olduğumuz kısıtlı kaynağı yol güvenliği ve asıl görevimiz olan sportif kuralları düzenlemeye adamak istiyoruz.” (Sonrasında Byrne’ın düzenlediği tütün karşıtı yasalarla birlikte Mosley, takımların sponsorlarıyla mücadele etti.)

Nikotin bağımlısı Formula 1 takımlarının ve/veya organizatörlerinin, kasıtlı olarak çeşitli bölgelerde yasaları hakimler vasıtası ile yasadışı yollardan geçirdikleri ve para cezalarının da hayırseverlerin katkılarıyla genellikle nakit olarak ödendiği ortaya çıktı.

Diğerleri markalarını öne çıkartabilmek için inanılmaz şekilde yaratıcı yeni aktiviteler icat etti: BAR’ın 400 km/h’lık kara hız rekorunu kırma denemeleri gibi. F1 araç tanıtımlarında global TV izleyicilerini hedeflemek yerine acayip dergilerde ya da internet sitelerinde yayımlanan birkaç satır cümleye yatırım yaparak parayı çöpe atmaktan başka bir şey yapmadı.

Byrne AB’nin yasak tarihini 18 ay öne, Temmuz 2005’e çekse de yargıdaki çeşitli zorluklar kafa karışıklığına neden oldu ve FIA 2006’nın sonunda kadar müdahalede bulunamadı. Bu yüzden F1, 18 ay boyunca yasal olarak hareket etmeye devam etti. Ancak sonrasında AB’nin kanunlarıyla karşılaşan F1’in, nereden geldiği önemsiz olarak logoların ya da tütün ürünleri reklamlarının yayınlanması yasaklandı.

Asya ülkelerinde ise tütün markalarının logolarının yayınlanması katı kurallarca engelleniyor. Yayınlanması durumunda ise takım yöneticilerine, tütün baronlarına ve yayıncılara ağır yasal yaptırımlar uygulanabiliyor.

Takımlar çoğunlukla yasal sınırı aşmıştı. Hatta 2008’in ortalarına kadar Ferrari, yasaları zorlayarak Avrupa dışındaki bazı ülkelerde Marlboro logoları ile yarışmıştı ve Avrupa’da yayınlanan hareketli görüntülerde bunlara yer verildiği söylenmişti. Bir süre sonra ise esrarengiz şekilde markanın barkodu aracın üzerinde 2010 yılına kadar yer aldı.

Yine de Marlboro’nun sahibi olan Philip Morris International, tıpkı bugün de olduğu gibi markaya yatırım yapmaya devam etti. (Yaklaşık 100 milyon dolar) Bu yatırımın karşılığında ise promosyonlar ve tütün ticareti için garaj önü mağazalar için Ferrari’den erişim aldı. Peki bu partnerlik paranın karşılığını verdi mi? Tabi ki pişkin yönetim kurulu üyeleri bu miktarda bir parayı nedensiz yere harcamaz.

Zamanında Shell’e özel olarak tütün firmasıyla ilişkisi olan bir takıma partner olmak sorulmuş. Gelen cevapta ise sahada yapılan sigara satışlarından daha fazla geliri petrol üzerinden elde ettikleri söylenmiş. Ters psikoloji ışığında, yasaların sigara paketlerinin üzerine baskı yapılmasına izin verdiği bazı ülkelerde Marlboro, sinsice Ferrari F1 araçlarının benzerlerini paketlerin üzerine resmetmiş. Sonuçta düz, kırmızı yarış araçlarının resmedilemeyeceğiyle ilgili bir yasa yok…

Geçen yıl Japonya GP’de PMI Mission Winnow girişimini tanıtana kadar durum buydu. Bu birliktelik ‘bir gün tüm sigara tüketicileri daha iyi alternatiflere geçiş yapacak’ mottosundan yola çıkıyor. Ancak yine de takımın adı sezon boyunca Scuderia Ferrari olarak kaldı.

2019 sezonu için FIA’nın gözden geçirilmiş katılım listesinde ise takımın adı Scuderia Ferrari Mission Winnow olarak geçiyordu. Ancak bunun hemen ardından Avustralya GP’ye ev sahipliği yapan Victoria bölgesinin Sağlık Komisyonu, Mission Winnow adının kullanılarak tütün ürünlerinin reklamının yapılmasıyla ilgili bir soruşturma başlattı.

PMI hayır diyor. Benzer bir durum McLaren için de geçerli. İngiliz takım BAT ile yeni bir birliktelik duyurdu ve yasalar çevçevesinde aracın üstünde ya da harici olarak firmayla birlikte çalışacaklar. Testlerde görüldüğü üzere aracın üzerinde “A Better Tomorrow” çıkartmaları yer alıyordu.

Her iki firma da içinde tütün yer almayan elektronik ürünler üretiyor, ancak bunların reklamları Formula 1 araçlarının üzerlerinde yer almamalı. Basit olarak bu konseptin içerisinde ‘daha’ sağlıklı bir tüketim ve yeni bir yaşam tarzı yer alıyor. Tabi ki anahtar kelime ‘daha sağlıklı’ ve bu ‘sağlıklı’ anlamını taşımıyor.

Bazıları herhangi bir nikotin içerikli maddenin ya da ürünün reklamının yapılmasını ahlaksız buluyor. Buna karşı argüman olarak da zaten sigara içmeyen insanların elektronik sigaralar vasıtasıyla sigaraya başlamasının pek mümkün olmadığı öne sürülüyor. Artık sigara tüketimi ve bu alandaki reklamcılık 1900’lerin başında ya da ortalarında olmadığı için yeni sloganların ya da yarış araçlarının üzerinde yer alan reklamların çok da fazla etkili olamayacağı düşünülüyor.

Sıradaki soru şu: PMI ya da BAT (ya da bu ikiliyi takip edip F1’e dahil olmak isteyen diğer tütün firmaları) bu tarz elektronik ürünlerle Formula 1’e girmeyi zorlamayı bırakacak mı? Muhtemelen asla. AB bu tarz ürünleri tamamen yasaklayana kadar tütün firmaları bu işin peşini bırakacakmış gibi görünmüyor. FIA’nın 2006’daki tütün karşıtı çözümü de AB’de benzer bir süreci takiben yaşanmıştı.

2003’te resmi olarak duyurulan ve 31 Temmuz 2005’te yürürlüğe giren yasayla birlikte çeşitli ülkelerin yasaları tanınır, ancak tütünle ilgili, sınır ötesi bile olsa, tüm aktiviteler kontrol altına alınmak istenir.

Kısaca şu maddelerce tanımlanabilir:

a)”tütün ürünleri” sigara olarak içilebilecek, koklanabilecek, emilebilecek ya da çiğnenebilecek, içinde bir parça bile tütün yer alan ürünler olarak tanımlanır;

b)”reklam” doğrudan ya da harici olarak tütün ürünlerini destekleyecek şekilde ticari amaçla yapılan her türlü iletişim olarak tanımlanır;

c)”sponsorluk”  özel ya da toplu olarak yapılacak her türlü etkinlik, aktivite ya da özel olarak doğrudan veya harici olarak tütün ürünlerinin desteklenmesine katılım olarak tanımlanır.

Yasalar tütün ürünlerinin tüm çeşitlerini, buna elektronik sigaralar ve diğer bağlantılı ürünler de dahil, kapsaması ve yasaklamasına rağmen tütün firmalarının bağlantılı oldukları alt firmalarını kapsayan bir madde içermiyor. İşte bu yüzden PMI ve BAT gibi firmalar bu tip konularda çalıştırmak için avukatlar işe alıyor. Görünüşe göre de yasalarda bir açık bulmuşlar ve bunu sonuna kadar kullanma niyetindeler.

Birleşik Krallık AB’den ayrılıyor ve artık AB yasaları onlar için geçerli olmasa da hükümetin tütün ürünleri karşıtı yasaları yumuşatması kısa vadede pek mümkün görünmüyor. Bu nedenler aynı hükümlerin Formula 1’in sınır ötesi niteliğine uygulanacağını söylemek adil bir bahis olur. Özellikle de grid’in %70’ini oluşturan İngiliz takımları için.

Avustralya bu kapsama dahil değil, ancak yine de AB’nin yetki alanı içerisinde yer alıyorlar ve bu da konuyla alakalı farklı bir yaklaşım doğurabilir. Melbourne’de çalışan ve yerel durumdan haberden olan bir motorsporları editörü, Mission Winnow’dan Phil Branagan’a konuyla alakalı soru sormuş ve gelen yanıt şu şekilde:

“Gerçekten anlamıyorum. Mission Winnow bir marka değil; burada markete gidip bu isim altında hiçbir şey satın alamazsınız. Bu yüzden neden Avustralya’da yasaklansınlar ki?”

“Burada neler olacağını göreceğiz. Var olan yasalarla ilgili ne yapacaklar tam olarak emin değilim. Tütünle biraz ilgili olan ve kimsenin adını duymadığı bir ismin üzerini tamamen kapatacaklar mı?”

Bir başka soru ise şu: Takımlar yasal durum ne olursa olsun tartışma yaratacak bir konu hakkında ne düşünüyor? Takımların çoğu dönem dönem tartışmalı ürünlerden faydalandı. Enerji içecekleri ve alkol ürünleri bir dönem Fransa’da yasaklanmıştı. Eski bir deyişle durumu açıklayabiliriz: “Formula 1’de yer alacak herhangi bir tartışma, bunun hiç olmamasından daha iyidir…”

Alkol konuyla alakalı kıyas yapılabilecek mükemmel bir başlık: Heineken Formula 1 ile yaptığı birliktelikte sosyal farkındalık içeren sloganlar kullanıyor, “Alkol aldıysanız, asla araç kullanmayın.” gibi. Bu sloganın devamında ise bira şişesinin üzerinde kırmızı bir çizgi yer alan görsel bulunuyor.

Alkol, en azından şimdilik, tütün ürünleri gibi yasalarla kısıtlanmış durumda değil. Bu yüzden bu tarz ürünlerin reklamlarının yapılması ülkelerin çoğunda hâla yasal. Yasak olan bölgelerde ise temel neden dini inanç ya da sağlık sorunları. Johnnie Walker’ın pist kenarı ya da araç üzerindeki sponsorlukları ya da Williams’ın eski partneri Martini’nin çıkartmalarıyla yarışması Fransa harici ülkelerde yasal şekilde pistte ya da araç üzerinde yer alabiliyor.

Bununla birlikte AB’nin alkol ürünlerinin reklamlarıyla ilgili bazı kısıtlamaları var:

a)küçük yaştakiler için bu tip ürünler üretilemez ya da özel olarak bu içecekleri tüketen küçükler betimlenemez;

b)alkol tüketiminin fiziksel performansı ya da sürüş kalitesini arttırdığıyla ilişkili reklamlar yapılamaz.

Heineken kullandığı sloganlarla alkol ürünlerinin reklamını yapsa da tamamen AB yasaları kapsamında bunu gerçekleştiriyor.

Her ne kadar PMI ve BAT’ın son girişimleriyle ilgili ahlaki argümanlar öne sürülse de gerçek şu ki markalar hayatta kalabilmek için kendilerini yeniden icat etmeye çalışıyor. Aynı markaların yasal kapsamda yayımladıkları sosyal medya kampanyalarından başka bir yere bakmanıza gerek yok. Tütün markaları için Formula 1, sadece milyonlarca taraftar tarafından takip edilen bir platform.

Ve kim bilir, Formula 1’in öngörülen gelecekteki aerodinamik kurallarında tütün markalarının birlikteliklerinden doğan sloganlar Formula 1’in kanatlarının dışında yaşar…

Racefans çevirisidir.

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]