Formula 1’in yönetici direktörü Ross Brawn ve onun medya takımı, sezonla ilgili yaptıkları analizleri, sezonun bitişinin ardından ‘Brawn Raporu’ adı altında yayımladı.

Gelin hep birlikte Brawn’ın sezon hakkındaki görüşlerine bakalım.

Lewis kendi yolundan gidiyor

Yas Marina Pisti’nde Lewis Hamilton, Sebastian Vettel ve Fernando Alonso’nun sergilediği donut gösterisi aklımda hâlâ taze. Bununla ilgili ilk düşüncelerim, yoğun ve aksiyon dolu sezonun harika ve duygusal şekilde tamamlandığı yönündeydi.

Lewis Hamilton sezonu domine etmeyi başardı ve buna rağmen muhtemelen en zor kazandığı şampiyonluğuna ulaştı. Bu kesinlikle Mercedes ile kazandıkları içerisinde en karmaşık olandı.

Gümüş Oklar hibrit çağında ilk defa karşılarında bir rakip gördü, Ferrari. İtalyanlar genelde sezonun ilk yarısında güçlü olurlar. Ancak buna rağmen Hamilton, sadece kazanması gereken yarışları değil, aynı zamanda rakiplerinin güçlü olduğu yarışları da kazanmayı başardı ve bu da şampiyonluğu kazanmasını sağlayan kilit noktalardan bir tanesiydi.

Avusturya’da yarış dışı kaldıktan sonra Hamilton’ın rekoru oldukça etkileyici: 8 zafer, 2 ikincilik ve 1 üçüncülük. İlginçtir, Avusturya’dan sonra podyuma çıkamadığı ter yarış Meksika ve 5. şampiyonluğunu ilan ettiği yer de Meksika.

Lewis işleri her zaman kendi bildiği yoldan giderek yapıyor. Özel hayatındaki yaşam stiline gelen eleştirilere rağmen her zaman şampiyonluklar kazanabileceğini ve rekorlar kırabileceğini kanıtlamayı başarıyor.

Frank Sinatra tarafından ölümsüzleştirilen Paul Anka şarkısının sözleriyle: “Tamamen dolu bir hayat yaşadım, Her bir otoyolda seyahat ettim, ve daha fazlasını, bundan çok daha fazlasını kendi yolumda yaptım.”

Mükemmel Gümüş Oklar

Hamilton’ın 5. şampiyonluğu, arkasında inanılmaz bir takım olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldu. Mercedes üst üste 5. kez markalar şampiyonu olmayı başardı, ki bu Formula 1’deki rekabetten bağımsız olarak oldukça etkileyici bir başarı.

Çok fazla şey kazandığınızda ve bunu çok uzun süredir yaptığınızda, rehavet tuzağına kapılmanız çok kolaydır. Bu neredeyse kaçınılmazdır, ancak sadece seviyenizi sürekli arttırmaya çalışarak bunu önleyebilirsiniz. Sadece Ferrari Schumacher zamanında üst üste beşten fazla şampiyonluk kazanmayı başardı ve o dönemde kazanılan peş peşe 6 şampiyonlukta ben de takımın teknik direktörü rolünde olma onuruna sahibim.

O zamanlar bir sonraki sezon sıfırdan, yeniden başlayacağımızın farkında olduğumuzu hatırlıyorum. Geçmişte güçlü olduğunuz için sonraki sezon otomatik olarak 1 saniye daha hızlı olmuyordunuz, çünkü Formula 1’de asla duramazsınız.

Toto Wolff’ün başında olduğu takım işte bunu başardı. Ferrari’yi yenmek için yeterli olmadıklarının farkına vardıklarında paniklemediler, ancak bunu başarmak başlangıçta öngörülenden daha fazla çaba harcamalarını gerektirdi.

Böyle bir sezonda sadece ufak bir kusurları vardı ve bu da şanssızlıklarla boğuşup kötü bir sezon geçiren Valtteri Bottas’ın performansıydı. Valtteri’nin kazanma şansının olduğu yarışlar vardı, ancak Bakü gibi şanssız olduğu ya da her iki şampiyonada da maksimumu elde etmek isteyen takımın verdiği kararlar yüzünden bunu başaramadı.

Ferrari’nin nefesi yetmedi

Kazanılabilecek bir şampiyonluk kazanılamadığında neyin yanlış gittiğini anlayabilmek için soruların sorulması kaçınılmazdır. Eğer söz konusu olan takım Ferrari ise, bu neredeyse İtalya için milli bir soru olur. Maranello’da geçirdiğim yıllarda buna tanık oldum. Ferrari sezonu her iki şampiyonada da ikinci sırada tamamladı ve bu basitçe yeterli değil.

Tüm bunlara rağmen Maranello tatmin olmuş olabilir, çünkü geçtiğimiz 2 yılda takım 2016’nın başında Mercedes ile olan tur başına 1 saniyelik farkı kapatmayı başardı.

Sergio Marchionne’nin körüklediği teknik kurallardaki değişikliğin meyvelerini bu sene, çok daha fazla kez ön sıralarda yer alarak topladılar. Bence en önemlisi de takımın operasyon yönetimine karşı sergilemiş olduğu yeni yaklaşım, takıma yeni bir ruh kazandırdı.

Ferrari’nin 6 yarış kazanıp 6 yarışa polden başlayabilecek bir araç üretememesinin üzerinden 10 yıl geçmişti.

Sebastian Lewis Hamilton ile mücadele edebilecek bir sürücü, ancak İngiliz’in aksine kazanmış olması gereken yarışları kazanamadı ya da favori olmadığında yarış kazanmayı başaramadı.

Kendisinden beklenene kıyasla Kimi Raikkonen iyi bir sezon geçirdi ve bazı yarışlarda harika performans sergiledi. Sezonun bitişiyle birlikte Ferrari’deki ikinci döneminin sonuna geldi ve yerini çaylak Charles Leclerc’e bırakıyor. Charles hız ve yetenek anlamında etkileyici bir sezon geçirdi ve şimdi büyük bir adım atmak zorunda. Eminim onun gelişi Ferrari’ye ekstra güç katacaktır ve Vettel’i teşvik edecektir.

Red Bull’un inişli çıkışlı performansı

Mevcut olarak kullanılan güç ünitelerinin ortaya çıktığı günden bu yana Red Bull ilk kez bir sezonda dört yarış kazanmayı başardı. Ancak sonuçlar takımı Renault güç ünitesini kullanmaya ikna edecek kadar ya da Daniel Ricciardo’yu takımda tutmaya yetecek kadar ikna edici değildi.

Red Bull’un 2018 sezonu iyi olmakla katlanılabilir olmak arasında gidip geldi. Çok fazla dayanıklılık sorunu yaşadılar ve bundan daha fazla zarar gören taraf Ricciardo’ydu.

Avustralyalı sürücü Çin ve Monako’da etkileyici iki zafere ulaştı, ancak yaz arasında sezon sonunda takımdan ayrılabileceğini açıkladı. Red Bull ise daha da cesur bir hamle yaparak Renault ile olan 12 yıllık birlikteliklerini sezon sonunda bitireceklerini ve 2019 itibarıyla Honda güç ünitesi ile yarışacaklarını açıkladı.

Gelecek sezon Max Verstappen’in aracın gelişimi konusunda anahtar bir rol alacağı düşünüldüğünde takımın neler yapacağı merak konusu. Hollandalı sürücü sezona kötü başlasa da yaz arasından sonra harika bir performans sergiledi ve Hamilton’dan sonra en çok puan toplayan sürücü olmayı başardı.

Verstappen sadece 21 yaşında olmasına rağmen tecrübeli bir sürücü gibi görünüyor ve yeteceği göz önüne alındığında önümüzdeki 10 yıla damga vurması oldukça muhtemel. Brezilya’da yaşananları gördüğümüz üzere hâlâ büyümesi gereken yönleri var, saçma sapan hatalar ve duygularını kontrol etmesi gibi. Henüz şampiyonluk için savaşamadı ve böyle bir konuma ulaşması durumunda doğru tercihler yapmalı.

Hollandalının yanında gelecek sezon Pierre Gasly yarışacak. Genç Fransız çaylak sezonunda iyi performans sergilemeyi başarmıştı. Bu tercih Marko ve Horner’ın başka bir kumarı ve bu konuda oldukça heyecanlıyım. Bekleyip 2019’da neler olacağını görelim.

Orta gruptaki savaş

Zirvedeki üç takımı bir kenara bırakıp orta gruba bakalım. Mercedes, Ferrari ve Red Bull ile olan fark çok fazla olduğu için pratikte kendi şampiyonalarında yarışıyorlar. 2017’de, sadece Bakü gibi alışılmışın dışındaki bir pistte geride kalan yedi takımın sürücülerinden bir tanesi podyuma çıkabildi. Geçen yıl Williams’tan Lance Stroll bunu başarabilmişken bu sezon Sergio Perez podyuma ulaşabildi.

Teknik durumla finansal durum oranlandığında 123’te 2 podyum kabul edilebilir değil. FIA ve takımlar ile görüştüğümüz bir problem, çünkü Formula 1’in geleceği buna bağlı.

Ortada çeşitli çözümler var ve daha fazla bu şekilde devam edemeyeceğimizi kabul etmeliyiz. ‘Diğer’ şampiyonaya karşı ofansif davranmıyorum, bu sadece durumu tanımlıyor ve onların savaşı kesinlikle heyecan verici değil. Her ne olursa olsun fanların ilgisini 8. sıra için savaşan sürücüler ya da takımlar çekmiyor.

Şampiyonayı 4. sırada tamamlayan Renault’a tebrikler. Haas da sadece 3. sezonunda olmasına rağmen 5. olmayı başardı ve gelişim gösterdiklerini kanıtladı.

Sauber geçtiğimiz iki sezon yaşadığı sorunların ardından mücadeleye tekrar katıldı, Leclerc’in buna olan katkısını da unutmamak gerek. Ancak özel tebriği Force India’nın yaşadığı sorunlara rağmen dikkatini dağıtmayıp mücadele eden takım çalışanı kadınlar ve erkekler hak ediyor. Bence Force India’yı gridde tutmak ve stabil bir gelecek sağlamak 2018’de yaşanan en iyi şeydi.

Tekerler dönmeye devam ediyor

Formula 1’i muhteşem hâle getirmek sadece finansal sağlıkla alakalı değil. Bundan daha önemli olan şey teknik ve sportif kurallar.

Hak sahipleriyle birlikte sıkı şekilde çalışmaya devam ediyoruz, ancak 2018’de bile bazı önemli adımlar attık. 2019 için planlanan sürücülerin birbirleriyle mücadelesini kolaylaştırmayı hedefleyen değişiklikleri referans gösterebilirim. Bunlar 2021 için planlanan geniş değişikliklerin bir parçası, ancak bunları erken getirme fırsatına sahip olduğumuzu anladığımızda gereken değişiklikleri yaptık.

Üç sezonda birbirlerinden oldukça farklı görünen araçları izleyeceğiz. Singapur’da çalıştığımız konseptlerden bazılarını gösterdik ve en büyük değişikliklerden biri de 13 inçten 18 inçe çıkan lastiklerde olacak.

Geçtiğimiz haftalarda Abu Dhabi’de önemli bir değişimi daha duyurduk ve Pirelli’yle birlikte 1960’tan bu yana değiştirilmeyen lastik ölçülerini değiştiriyoruz. Araçların davranışları için oldukça önemli bir bölüm ve stabilize mutlaka sağlanmalı. Pirelli geçtiğimiz yıllarda harika iş çıkardı. Herkesin talebini yerine getirmek için sıkı şekilde çalıştı ve sporu harika bir hâle sokmaya çalıştılar. Gelecek için ilk adım atıldı, ancak gelecek ay çok daha hayati değişiklikleri duyuracağız.

Halo işe yarıyor

2017’de insanların görüşlerini bölen bir şey ilan edildi: Halo’dan bahsediyorum. Adı bile tartışma konusu!

Bu parça fanlar ve spordaki insanların büyük kısmı tarafından ağır eleştirilere maruz kaldı. Ancak tüm bunlara rağmen kullanıldığı ilk sezonda doğru bir iş olduğunu kanıtladı.

Kafa koruma sistemi F1 ve F2 için tanıtıldı ve artık Formula E’de de kullanılıyor. Leclerc’in Spa’daki kazası, Ericsson’un Monza’daki kazası ve Tadasuke Makino’nun F2 Barselona yarışındaki kazasında halo önemli bir fark yarattı. Aynı zamanda Abu Dhabi’de Nico Hülkenberg’in kazasında, araç baş aşağı olsa bile sistemin araçtan hızlı şekilde çıkmayı engellemediği görüldü.

Güvenlik tartışmaya açık olmayacak bir önceliğe sahip ve FIA bu konuda ısrarcı olmakta haklı. F3 Macau yarışında bariyerlere uçan Sophia Floersch’in mucizevi kurtuluşundaki gibi her zaman şansa güvenemeyiz. Motorsporları oldukça tehlikeli, ancak bu spora dahil olan herkes mümkün olabildiğince güvenli şekilde bu işin içerisinde olmalı.

Elveda Fernando

Her zaman sezonun final yarışında veda eden birileri olur. Abu Dhabi’de son 20 yılın en önemli isimlerinden birine, Fernando Alonso’ya veda ettik. İspanyol pilotu, hiç aynı takımda çalışmamış olsak da oldukça iyi tanırım, ancak genellikle rakip olarak yarıştık ve ayrılmaya karar verdiği için oldukça üzgünüm.

Fernando’nun yeteneğinin hak ettiği kadar kazandığını düşünmüyorum. Bunun nedenlerinden biri de doğru zamanda doğru takımda bulunamamış olması, ancak her zaman nerede olursa olsun sorumluluklarını yerine getirmiştir.

Özlenecek, özellikle de ona karşı yarışmış olan rakipleri tarafından. Hamilton ve Vettel’in yarışın ardından ona eşlik etmesi ve start-finiş düzlüğünde sergiledikleri gösteri gerçekten inanılmazdı.

Geçmişte Fernando ve diğer ikili arasında tartışmalar yaşanmıştı, ancak yarışın ardından birbirlerine karşı gösterdikleri saygı oldukça duygusaldı. 13 şampiyonluk kazanmış, spor tarihine geçmiş sürücülerin eş zamanlı olarak donut yapması ve etrafı toz dumana boğması, buna tanık olanlar tarafından uzun yıllar boyunca hatırlanacaktır.

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]