200 GP başlangıcına hazırlanırken, dört kez dünya şampiyonu ve tifosi idolü Sebastian Vettel, yarış öncesi gerginliği yaşamaya devam ediyor, Ferrari’nin sihrinden bahsediyor ve neden kendini en çok eleştirenin aslında kendisi olduğunu açıklıyor.

Geri dönüp Sebastian Vettel’in 17 Haziran 2007’deki fotoğraflarına bakın. O günlerde 19 yaşında, Amerika GP’de ilk F1 yarışına çıkmaya hazırlanan bir çocuktu. ‘Yeni bir yıldız doğuyor’ söylemleri altında hayatının en büyük fırsatı kendisine hediye ediliyordu. Şimdi ise Alman pilot F1’in yaşlı sakinlerinden birisi ve bu hafta sonunda 200 Formula 1 yarışına başlayan pilotlar kulübünün 18. üyesi olmaya hazırlanıyor.

Gençlik ve deneyimsizliğin garipliği ve durumu kontrol edemediği ve kendisini şartlara konumlayamadığı günler çoktan gitti. Artık birden fazla kez şampiyon olmuş birinin sakinliğine sahip, 48 zafer ve 50 pole kazanmış bir pilotun odaklanmış ve sarsılmaz bir güvenine sahip. 10 sezon ve 199 yarış başlangıcının ardından, Sebastian Vettel yaptığı şeye aşık bir adam ve kendisine verilmiş bir görevi var: Ferrari’ye liderlik etmek, en büyük başarı için bir diğer mücadeleye girmek ve bu süreçte eski motosikletini tamir etmek…

Burada Bahreyn’de 200. yarışına başlıyorsun. Bu her sürücü için oldukça büyük bir kilometre taşı. Bu sayı sana ne hissettiriyor?

Şimdilerde, 30 yaşındayken zaten çok daha deneyimli bir sürücü haline gelmiş oluyorsunuz ve Formula 1 tarihinde geriye baktığınızda, örneğin Juan Manuel Fangio 30 yaşındayken sürmüyordu bile. Bana göre yeterince hızlıysanız, yeterince yaşlanmışsınız demektir ve yeterince de hızlı olduğunuz sürece çok yaşlı sayılmazsınız.

Şu an spor hakkında neler hissediyorsun. Her yarış günü sabahı uyandığında yarış öncesi gerginliği olmaya devam ediyor mu?

Birkaç yıldan sonra bu heyecan ve gerilimle nasıl baş edeceğinizi öğreniyorsunuz, ancak sağlıklı bir gerilim de spor ve rekabetin bir parçasıdır. Bu yüzden de bunu seviyorum. Yani evet, halen gergin ve heyecanlı oluyorum.

2007’deki Amerika GP’ye geri dönelim, şimdi o Sebastian’ı tanıyabiliyor musun? O hafta sonu neler hissettiğini hatırlıyor musun?

Her şey bana bir sürpriz gibi gelmişti. Kubica’nın kazası bir hafta önce olmuştu ve hazırlanmak için çok fazla zamanım olmamıştı. Ancak hatırladığım şey hazır ve çok odaklanmış olduğumdu. Araçtan azamiyi almaya çalıştım ve eve puanla döndüğüm için mutluydum. Şanslıydım ki Red Bull sonrasında bana Toro Rosso ile F1’de devam etmem için bir şans verdi.

Şu an bildiklerinle, o günkü Sebastian’a ne söylerdin, nasıl yönetmesini isterdin?

Aslında hiçbir şey. Buna ulaşma yolu en heyecan verici olan. Kestirmeler sıkıcıdır. En önemli şeyin yaptığınız işten zevk almanız ve çok daha uzakları asla düşünmemeniz gerektiğine inanıyorum.

Ferrari’de dördüncü sezonunu geçiriyorsun. Bu, takımın içindeki rolün bakımından ne anlama geliyor? Bu değişti mi? Lider olan sen misin? Takım içindeki süreçleri ne derece etkiliyorsun? Etkin nerede başlıyor ve nerede bitiyor?

Bir Formula 1 sürücüsünün temel rolü olarak endişe ettiğim şey aracı sürmek ve işine odaklanmaktır, takıma liderlik etmeyi denemek değil. Ancak herkesin takımın bir parçası olduğuna inanıyorum ve bir fark yaratabilirler. Bu yüzden ben de fark yaratmak için elimden geleni yapmayı deniyorum.

Ferrari ve taraftarları hakkında her zaman etkili konuşmalar yapıyorsun. Ferrari için olan tutkunu tanımlar mısın, büyürken bu senin için ne ifade ediyordu?

Ferrari’yi çocukluğumdan bu yana hatırlıyorum ve her zaman bir Ferrari sürmek istemiştim. Ailemle bir gün Fiorano’yu ziyaret etmiştim, ancak elbette tek yapabildiğim çitlerin arkasından neler olduğunu izlemek oldu. Şimdi ise takımın bir parçası olmak en harika şey.

Ferrari adına sürmeyi kalbinle mi seçtin, yoksa mantıksal bir karar mıydı? Ve kalp bazen pişman olabileceğiniz kararları etkiler mi?

İkisini de söyleyebilirim: kalpten geldi, çünkü çocukluğumdan bu yana tutkumdu, ancak aynı zamanda mantığımla da takımla birlikte yükselmek ve tepelere geri dönmek istedim. Her Formula 1 pilotu Ferrari adına sürmek ve Ferrari ile kazanmak ister.

Bu sezona bakacak olursak, görece stabil kurallar var, stabil bir takımın var ve büyük değişiklikler olmadı, geçen yıl gösterilen potansiyeli artırma imkanı da var. Uğruna beklediğin Ferrari bu mu?

Ferrari ile mutluyum. Bence geçen yıl devasa bir adım attık ve gelişmeye devam etmek istiyoruz. Elbette gelişim sürecinin bir parçası olmaktan zevk aldım. Bu yıl için, şimdilik bir şeyler söylemek için çok erken.

Bir diğer stabil konu da sürücü kadrosuydu. Bize Kimi Raikkonen’in neden kişisel olarak iyi bir takım arkadaşı olduğunu anlatır mısın? Görünüşe göre iyi anlaşıyorsunuz.

Birbirimize saygı duyuyoruz. İkimiz de birbirimize karşı açığız ve hiçbir şey saklamıyoruz. Politika ve saçmalık yok.

Red Bull’dayken üzerindeki baskı çok yüksekti ve şimdi daha da yüksek, Ferrari’deyken her zaman inceleme altında olursun. Bugünlerde bunun daha fazla olduğunu hissediyor musun? Baskıyı azaltmak ne kadar zor ve hiç baskı sonucu patladığın oluyor mu?

Hayır, hiç olmuyor. Kendimden, diğer herkesten daha fazla beklentim var. Son olarak, kendimi sadece ben yargılayabilirim ve insanların ne düşündüğü konusuna çok fazla önem vermem. Eğer iyi işler yaparsanız bunu ne kadar iyi yaptığınızı bilirsiniz. Batırdığınızda ise bunu kimse sizden daha iyi bilemez.

Yaptığın işten zevk alıyor musun? Sebastian Vettel için F1’de yarışmanın neresi eğlenceli?

Evet, elbette yaptığım işte eğleniyorum. Dünyadaki en hızlı araçları sürüyoruz ve birbirimize karşı yarışıyoruz.

Son olarak, Lewis padokta bir Ducati Monster ile görüldü, sen ise eski motosikletleri seviyorsun. Bu ikiniz hakkında ne anlama geliyor ve bize eski motosikletleri neden sevdiğini anlatır mısın?

Bence bu size onun bir Ducati Monster’ı sevdiğini, ve benim eski motosikletleri sevdiğimi gösterir! Nokta. Eski motosikletleri seviyorum, çünkü sürmeleri daha zor ve tamir etmesi daha kolay.

5 Yorum

  1. Politika ve saçmalık yok lafına neden bu kadar takıldınız anlamıyorum. Monaco yarışında Vettel pitten önden çıktıysa bu neden Vettel’in suçu olsun? Macaristan’da ise zaten yarışın Rai’nin hakkı olduğunu söyledi. Eğer o gün Rai geçseydi Vettel bozuk direksiyon ile Hamilton’a direnemeyecekti ve takım bırak dubleyi çifte podyumdan bile olabilirdi. O gün Rai mükemmel bir fedakarlık yaptı.

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]