Bir kez daha Formula 1’in maliyetleri ölçeğine kısa bir bakış atmak istedim.

Yukarıda kilometre başına Euro bazında harcama ölçeğini göreceksiniz. Bu değerler elde edilebilen mali değerler üzerinden yaklaşık olarak üretilmiş durumdaydı.

Formula 1’in tüm motorsporları ölçeğinde mantığı zorlayıcı (kendi adıma!) şekilde nasıl bir aşırılığa sahip olduğunu ortaya koyma bakımından sanıyorum yeterli olacaktır.
* 20 yılı devirmiş takipçilerden biri olarak hiçbir zaman bunun, bana bir fayda getirebileceğini düşünemedim. 🙂

Bakıldığında tüm motorsporları ölçeğinde 3 büyük yarıştan biri olarak görülen ve katılımın oldukça yüksek olmasına rağmen bütçelerin de oldukça yüksek olduğu Le Mans’ın 5 katından fazla bir birim başı maliyeti görmüş oluyoruz.

Bunu bir de şöyle anlamanız gerekiyor. Öncelikle motorsporları endüstrisine transfer, referans sağlaması beklenen Formula 1 teknolojilerinin 5x downsize uğratılması gerekir…
Çünkü yarışabilmenin her şeyi maliyet ölçekleridir…

Burada şu noktaya da dikkat çekmek gerekiyor. WTCC itibariyle olanlar serilerin toplam ölçeğini içeriyorken kesintisiz 2 gün boyunca sürüyor olsa dahi Le Mans bu içeriği neredeyse tek başına oluşturuyor. WEC serisi içerisinde ki diğer 6 ve 12 saatlik yarışlar görece çok daha düşük maliyetlere sahip olduğundan katılım kolaylığı, çeşitliliği artmakta yani maliyetler düşmektedir.

Yine ALMS yani American Le Mans’ı bu değerleme içinde olmamakta birlikte görece çok daha düşük maliyetlere sahiptir. Tabi ki diğer tüm Amerikan serilerinden yüksek…

Tabi bu ölçeklendirme tüm dayanıklılık serilerinden ki Prototip sınıflar temellidir. Malumunuz bu seriler içerisinde pahalı spor yol otomobillerinden homologe edilen GT sınıfları da yer almakta ve bunlar oldukça düşük €/km maliyetlere sahiptir [Le Mans gibi büyük yarışlarda katılım ve diğer finansman, ekipman rakamları bütçeleri büyütüyor. Örneğin bölgesel bir kupa da sezon boyunca tüketeceğiniz lastik ve yakıtı hazırda tutmanız gereklidir.].

F1’de en yüksek maliyet dengesinin Monaco yarışlarına ait olduğunu belirtelim. Sadece yarış için tekrar düzenlenen şehir için herkes çok daha fazla para harcar. Ayrıca görülen eğilimin şehir içi etaplara yönelik olmasıyla araç dışı maliyetler, şehir içi yarışlarda daha yüksektir [bunu seyirci sayıları ile tolere etmek istiyorlar].

Diğer taraftan DTM gibi orjinali binek araçlardan homologe edilme WTCC şampiyonasının, Indycar ve WRC yani çok daha fazla ülkeyi ziyaret eden, global takipçiye sahip ve geçmişten bugüne oldukça maliyetli olan Dünya Ralli Şampiyonasını nasıl bu kadar aştığı başka bir inceleme konusudur yada hata! diyelim.

Grafik temel mukayese ölçekleri sunmakla birlikte tüm serileri içermemesiyle NASCAR’ı da içermiyor. NASCAR için 450-485 €/km civarında bir değerleme tahmini söz konusu. Bu Indycar dan yüksek bulunacaktır ancak normal bir durum. NASCAR da motor maliyetleri ve yürünen km’ler çok daha yüksek olduğundan bütçeler şişmekte tabi bunun karşılığı izleyici oranlarından dolayı da gelirleri daha yüksek… Örneğin NASCAR pilotları F1 pilotları kadar para kazanabiliyorlar. Çok az F1 pilotu, NASCAR’ın yine görece az sayıda ki efsanevi pilotlarından daha fazla milyon $ kazanır durumda.
Ortamın şasi maliyetleri oldukça düşük (Indycar’a göre) ancak işletme maliyetleri oldukça yüksek.

Bir diğeri maliyetlerin şişmesinden korku duyan Formula-e serisi… 29-32 bin km civarı toplam pist uzunluğuna sahip bir organizasyonla sezonu boyunca yürütülüyor. Benim hesaplarıma göre 170 birimlik bir değerle GP3 ile GP2 arasında yer tutuyor. Tabi açık bir bütçe, teknoloji üretim kontrolü olmadığından ve değişkenlik söz konusu olduğundan toplam bütçeler ölçeğinde yeni markalar sayesinde bu büyük ihtimalle GP2 üzerine çıkmış olacak.
Tabi farklı olarak çıktıları kontrol edilebilir şekilde bir müşteri aracı formülünü uygulayabilirseniz maliyet oldukça düşerek Ferrari Challenge tutturması veya 5 birim altına kadar inebilmesi mümkün durumda.

Ortalama bütçeler yönünden ise;
4 ila 8 milyon $ arasına Formula E,
10-15 milyon $ Indycar,
15-25 milyon $ NASCAR,
10-15 milyon $ alt sınıf ve 40-80 milyon $ arasına üst sınıf Le Mans yapabilmek mümkün. Formula 1’de hatırlanacağı üzere yine aşırı şekilde 200 ila 250 milyon $ arası büyüklerin bütçelerinden bahsediyoruz. 🙂

Kendi başınıza veya küçük bir ekiple yarış yapmak istiyor olduğunuzu düşündüğümüzde ise aşağıda ki bütçeleri örnek olarak alabiliriz…

Belki buradan şunu da anlıyor olabilirsiniz. Gelecekte ekonomik olması düşünülen elektrikli bir prototip yada homolog aracın her zaman için klasik bir GT3 Cup aracını yarıştırmaktan çok daha pahalı olacağını… 🙂

Uzun bir süredir bu tip mali konulara değinmeye çalışıyorum. Bu yazının temel varlık nedeni de buydu.

6 Yorum

  1. F1’deki maliyetlerin roketlediğini biliyoruz, anlatıyoruz hep de, ilk grafikteki Le Mans olayını merak ettim.

    Malum Le Mans’ta 4 (5) kategori var(dı). LMP1-H, LMP1-L, LMP2, GTE PRO, GTE AM. Audi, Porsche ve Toyota’nın P1H’de devasa paralar harcadıklarını ve gelişim/teknoloji düzeyinin F1’e çok yakın olduğunu pilotlar ve kendileri de söyledi. P1L de epey pahalıydı. Aynı şekilde GTE PRO’ya üreticiler harici kimse katılamıyor gibi. Maliyetleri düşük olanlar P2 ve AM’ler.

    Grafikteki hesapta ne şekilde kullanıldığı önemli. Bu kadar fark olmayabilir.

    Eline, aklına, kalemine sağlık. Bu konuları unutturmamak lazım.

      • Yapılıyor da bloğun çok çok önemi yok son yatırımlar olmasa P1 blockları da çok ayrı şeyler değildi. Onu Cosworth de geçmişte müşteri üniteleriyle Nissan, Toyota da yapıyordu ancak maliyetleri segmentler arasında çok değişiyor (o tip 30 yıllık üniteler artık regulation’ın çok dışında kaldı. Altlarda ne kadar kullanılır bilemiyorum şuan). Bazıları alt segmentlerde yarıştığı halde para bulabilirse arada uzun saatlik yarışlara da çıkıyor (LMS de bunlar AM ve bir altı kategoride olur) tanıtım üretiyor oradan. Bu bizim rallyde de olurdu. Paraları yetmediği için türkyie şampiyonası artı birkaç ERC, WRC de koşturup gelirlerdi. Tecrübe ve ek gelir elde etmeye çalışırlardı.
        Mesela uzun saatlik yarışlar için turboların daha hızlı değişimi için bağlantılarda biraz daha CNC çalıştırılıyor o tip herşey maliyete ek… İşçilik ayrıca pahalı.

    • Orayı bildiğim kadarıyla Audi, Peugeot gibi bilinen maliyet örnekleriyle hazırlamışlar. LMP1 ölçeğini içerir. WEC başlığı demek zor mesela ortada bir denge yok.
      -L, E, AM gibi takıları çok baz almamak lazım çünkü kendi içerisinde dahi çok değişken. Kalıp sınıflar pek olamıyor, maliyetler nedeniyle de hızlı değişebiliyor bu çağda. LMP2/SR2 yine benzerdir farklı class makineler level yükseltilip katılır dahi oluyordu. Aynı şekilde LMP3/SR3/CN git geller yaşamasıyla çok daha belirsizdir ve rakamları çok aşağıya çeker. Mesela senin geçen eleştirdiğin Nissan’ın DPi’ı oldukça ucuz bir makine maliyetlendirme planıdır. Üzerinde supergt den evriltilen GTR35 temelli ünite bulunur. Yani deneysel bir çalışmadır.
      Aslen grafikte altlarda küçük, yukarılarda büyük oynamalar olabilir elimizde bu var malum 🙂 Bazılarını doğrulamaya çalışarak görmeye çalıştım eksiklere de odaklanınca epey vakit aldı.

      5x ölçeğinde bu kadar fark olması normal çünkü biz LMP1 ne kadar pahalılaştı desekte F1’in yarış bazında, sezon içi devasa harcamasını unutmamamız gerekir. Sorunsuz bir LMP1 hazırladığınızda sezon içerisinde çok fazla para yemez. Geçmişte P2, P3 için yürütme değil bazı üretici müşterileri nedeniyle ilk araç hazırlama maliyetleri fırlaması yüzünden sıkıntılar, köklü takım kayıpları yaşanmıştı.
      Bu tip hesaplarda sadece toplam bütçeler üzerinden hareket edilmemeye çalışılıyor. F1’in de malum Lemans öznelinde kıyaslanacak kadar çok fazla km yaptığını kenara yazıyoruz.
      Ben mesela F-e konusunda bütçelendirmeleri değerlemeye daha çok almam gerekti malum derlenmiş oldukça az veri var. Bu yüzden sabit harcama değerlemeleri olmadığından da farklı ölçekler ortaya çıktı. Serinin henüz daha taze olmasının sonuçları birazda. Büyük üretici yerleşikleri ile önümüzde ki dönemde daha fazla şey önümüzde olur tabi maliyet şişme korkuları biraz da ondan. 🙂 Onlarda bilmiyor yani dengenin ne kadar şaşacağını. 🙂

      Kalemle yazmadım ki 🙂 gece bi TopFeul videosu paylaştın ona değinecekken birşeyler oldu bu çıktı ortaya. 🙂

      • LMP1’ler biraz da sadece LM24’ü baz alarak yapıldığı için ucuza çekiyor. Diğer yarışlara çok önem vermiyorlar. Zaten bir tane LM24, bir tane de yüksek yere basma bodywork hazırlıyorlar bitiyor. F1’de her piste uygun kanatlar tabanlar kıl yün hazırlanıyor. Fark biraz da oradan kaynaklı.

        F1’in harcamaları da esasen sigaracılar döneminde şişti. Adamlar test yapacakları pisti ıslak bulunca helikopter kiralayıp kurutmuşlar, kimsenin de garibine gitmemiş, takıma yeni katılan mekanikerin dışında 😀

        • 👍
          sadece şasi birimleri de değil. F1 kadar küçük parça tüketen bir ortam yok malum. Güç, tahrik üniteleri parçaları dahil…
          Sen mesela her haftasonuna tek motor görüşünü benimseyenlerden birisin ben ona da pek razı değilim. Gereksiz ve gerçekçiliği olmayan bir durum. Geçmişte bloğun dışında hemen herşeyi değiştiriyorlardı işte zaten o maliyetlerin patladığı dönemdir. Devasa HP’ler dediğimiz turbo era da bile block içi herşey değişmiyordu. Pistonlar, krank değişmemeli mesela çünkü sanayi içerisinde elde edilebilir olmalı. Gerekirse can-am, turbo era, topfuel deki gibi üniteyi ağır yap ama gücü açık olsun. Çünkü yarışlarda ki ünite hafifliğinin bana direkt bir faydası yok o benim gündelik hayatım için daha önemliydi. Çünkü ekonomin değil gücün esastır ve ona ulaşabilme lüksün var benim hayatımda ise HP niceliği yani güç değil ekonomi esastır…
          Hadi motoru anlayabilirim ama şanzıman, diff vs tek yarışlık olmasına tümden karşıyım.
          Biz genellikle bu zihniyet yanlışlığı, pek faydası olmadığından da yakıt tipi yönüyle eleştiriyorduk. Çünkü her yaptığının karşılığı vardır. Bazı şeyleri kullanmıyorsan başka şeylere odaklanmak zorunda kalırsın… güç isteği öyle birşey.

          İşte herşey 80’lerin bir kısmı ve 90’larda aşırılaştı ondan öncesi süt liman olan ve genellikleri olan durum. Bernie gibiler olmasa o ağaçlandırma devam etse bugün çok başka teknik düzeylerde olabilirdik. Mesela aklıma o zaman 1,5 milyar seyirciye hiç ulaşamayacağı gibi birşey gelirdi çok zaman ancak temelde bunun için bir engel yok. İnsanlara aynı anda hem futbolu hem basketbolu sevdirebilirsin. Amerika kıtasında ki gösteri oranları da bunu hem karşılar hem de zıtlıklarda oluşturur. Örneğin NASCAR.. incelendiğinde mantıksız noktalarının çok olduğunu görüyoruz. Birçok şeyi yapabiliyor çünkü seyircisi var…
          Indycar ve prototype serilerin daha yukarılara ulaşabilmesini psikolojik olarak beklersin ancak nedenleri biraz da ticari kavgalar, ayrışmalar yaşamış olmalarında yatıyor. F1 bu durumu olumlu yöne çevirerek fark doğurmuş durumdaydı.
          Halen şunun bunun ayrılırız bak ha demelerinin nasıl bir gündem oluşturabildiğini görüyoruz.

YORUM YAP [ Yorumunuz bizim için önemli! ]