1986’da havada yıldırımlar vardı.

Usain Bolt doğdu. Mike Tyson, şimdiye kadarki en genç ağır siklet dünya şampiyonu oldu ve ilk F1 turbo dönemi zirve noktasına ulaştı. 1986 otomobilleri bugün hala yapılmış en güçlü Formula 1 otomobilleri olmaya devam ediyor. Bu kadar etkileyici olmalarının birkaç sebebi var. Basınç limitsiz turboşarjlar kullanan bu motorların güçleri neredeyse sınırsızdı, 1.5 litre hacmindeki motorların ne kadar suyunu sıkarsanız o kadar hızlı giderdiniz. Tam güçte sadece birkaç dakika çalışabilen aşırı zorlanmış motorlarla bu, adeta virajları olan bir drag yarışıydı. 5, 6 bar boost basıncıyla BMW motorları, sıralamalarda 1400 beygir gücünden fazlasını üretiyordu. Kesin rakamlar yoktu çünkü günün dyno ekipmanları bu kadar yüksek güçleri ölçmekte yetersiz kalıyordu. Bu yeterince heyecan verici değilse, dehşet verici turbo gecikmelerinden bahsedelim. Küçük bir devir aralığında 1000 hp güç artışı. Viraj çıkışlarında pilotlar, gaza basıp yaklaşan boost’u bekliyorlardı… whoosh… Ve gaza olması gerekenden 2 saniye önce basın… bang!

Birkaç yıl sonra bir televizyon röportajında afacan bir gülümseme ve gözlerinde çılgın bir ışıltı ile Gerhard Berger şöyle dedi:

“Her şeyi unutun.. 1986, Turbo otomobilleri gerçekten roket gibiydi. Ve onları kullanmak için gerçek bir erkek olmalıydınız.”

98T, iki F1 ikonunun bir araya gelmesini temsil ediyor, yarışan iki ateşli yıldız; Ayrton Senna ve JPS Team Lotus. Senna’nın ünü bu noktada hızlı bir yükselişe geçti ve Team Lotus, yeniden zafer günlerine çok yakındı. Hala rekabetçilerdi ancak 1982’de Colin Chapman’ın ani ölümünden kalan boşluğu doldurmak için mücadele ediyorlardı. Sadece bir Grand Prix kazanmaları bile bu boşluğu doldurmuş sayılabilirdi.

Takım, yapbozun eksik parçasının genç yetenek Ayrton Senna olduğunu düşündü ve 1984 sezonu için 50 bin dolar teklif etti. Ancak takım ana sponsoru JPS, takımda bir İngiliz pilotun olması gerektiğini düşünüyordu. Formula 1’de Senna’nın hikayesi Toleman’la başladı. Rekabetçi olmayan makinelerde bile Senna, hızıyla ve istikrarıyla padoktaki herkesi etkilemişti. Monaco’daki podyumundan sonra JPS bile onun yeteneğini görmezden gelemedi ve Lotus 1985 sezonu için, 585 bin dolar karşılığında –orijinal teklifin on katı fiyata- Senna ile anlaşma imzaladı.

Senna 97T ile 7 kez pole pozisyonu, altı podyum ve iki olağanüstü zafer kazandı. Önceki üç sezon boyunca Mansell ve de Angelis sadece 3 pole almışlardı. 1985 Portekiz de, Team Lotus ile çıktığı ikinci yarışında, 97T ile pole pozisyonunu kazandı, en hızlı turu attı ve kariyerinin ilk galibiyetini aldı. Bu, Chapman’ın hayatını kaybetmesinden bu yana Team Lotus’un da ilk galibiyeti oldu.

Şimdi Lotus ve Renault’un Senna’ya şampiyonluk savaşı verebileceği bir araç hazırlaması gerekiyordu. Takım içinde çok güçlü bir pozisyona sahip olan Senna, bunun farkındaydı ve bundan yararlanıyordu. Lotus’un anlaşma imzalamak istediği Derek Warwick’i bir tehdit olarak gören ve takım arkadaşı olmasını istemeyen Senna, bunu veto etti ve onun yerine takım, İngiliz pilot Johnny Dumfries’le anlaştı. Senna, takımın birinci pilotu olmasını ve Dumfries’e asla mücadele etme şansı verilmemesini belirten bir kontrata sahipti. Johnny, 6 vitesli şanzıman gibi yeni parçalar için test elemanı olarak kullanıldı.

Senna’nın mühendisi Stave Hallam, “85 sezonundan çıkardığımız sonuç, Ayrton’a destek vermemiz gerektiğiydi. Aksi takdirde başarılı olamazdık. Renault da bunu fark etti ve yarış takımlarını kapatarak tamamen bize odaklandılar. Onlardan çok iyi destek aldık ama Honda yükseliyordu. ”

1986 kuralları yarış boyunca kullanılabilecek maksimum yakıt limitini 220 litreden 195 litreye çekti. Bu, bütün takımların üzerinde çalıştığı bir sorun haline geldi. Yeni Renault Gordini EF15B üstün bir yakıt tasarrufu sağladı. Lotus, pilotlara kaç tur yakıtlarının kaldığını gösteren bir bilgisayar geliştirdi. 98T, sıralama turlarında özel lastikler, turbolar, farklı bir vites kutusu ve EF15B’nin su enjeksiyonuna sahip aşırı bir versiyonunu kullanıyordu ve sadece bir tur çalışabilen bu motor 1300 beygir gücünden fazlasını üretiyordu. Araç ağırlığı ise sadece 540 kilogramdı.

Steve Hallam bunu şöyle açıklıyor “1986 sıralama turlarında her tur sonunda turbocharger ünitelerini değiştiriyorduk. Çünkü turbolar sadece bir turdan sonra çok stresli oluyorlardı. Mekanikerlerin onları değiştirmeleri için yarım saat gerekiyordu, bu yüzden sıralama turları en az yarım saat aralıklı olmalıydı. Mekanikerler cıvataları sökmek ve turboyu değiştirmek için büyük kalın asbest eldivenler takıyorlardı çünkü turbolar o kadar sıcaktı ki kırmızı renkte parlıyorlardı. Motor kapağını açtıkları zaman, çevrelerindeki hava o kadar sıcak oluyordu ki motor tam anlamıyla ışıldıyordu. Mekanikerler terliyordu ve terleri turbo üzerine damladıkça çıkan cızırtıyı duyuyordunuz. ”

Bazı yarışlar yakıt tasarrufu yüzünden gölgelense de, sıralama turları daima muhteşemdi. İlk turbo çağındaki otomobillerin nihai potansiyellerine şahit olmak için, onları izlemeniz gerekiyordu.

1986 sıralama turlarını izlemek için biraz zamanınız varsa, Adelaide’deki bu muhteşem videoya bir göz atın. 19.38’de Senna’nın pole turu var. Arka lastiklerde o kadar yüksek tutuş ve o kadar yüksek beygir gücü var ki 19.50’de dikkati izlerseniz viraj çıkışında aracın neredeyse ön kaldıracak şekilde ivmelendiğini, burnun yerden yaklaşık 10 cm yükseldiğini görebilirsiniz. Bu son tur için turbo arabaların mutlak zirvesi denilebilir. Steve Hallam: “Bir set lastik için bir motor ve ikinci set için başka bir motorumuz vardı. Çocuklar gerçekten bunu yapmak istediler çünkü bu, turbo motorların sınırsız boost ile son sıralama turlarıydı – her turda bir motor. Formula 1’de bir daha asla Adelaide 1986’daki son sıralama turu için yaptığımızdan daha fazla güç olmayacaktı. Muhteşem bir dönemin sonundaydık. ”

Senna 98T ile 8 pole pozisyonu ve 2 yarış kazandı, 8 kere podyuma çıktı ve şampiyonayı 4. bitirdi.

Team Lotus’da Chapman’dan sonra aranan eksik parça Senna’ydı. Tüm ekibi yeniden motive etti ve en çok ihtiyaç duydukları şeyi sağladı. Takıma 2 sezonda 4 galibiyet kazandırdı. Belki de en önemlisi, takım 1988’de Senna ayrıldıktan sonra bir daha asla kazanamadı.

Peter Warr: “Böyle bir sürücünün takım üzerindeki etkisini açıklamak zor. Fazladan bir hedefe ulaşmak ya da fazladan bir avantaj elde etmek için çabalıyor. Böylece çalışanlar hırslı bir hale gelir ve yarış ekibi adım adım daha yüksek bir hedef ile yürür. Tedarikçiler teslimatları zamanında yapmak için daha hevesli olurlar. Sponsor müzakereleri daha kolay olur.. Formula 1 hakkında zor ve yorucu görünen her şey bir şekilde tolere edilir ve daha kolay hale gelir.”

Bir yarış otomobilinin sadece TEK bir amacı vardır: KAZANMAK.
Eğer bunu yapmazsa, zaman, para ve emek kaybıdır.
Colin Chapman

Böylece 98T, sadece güzel ve alçakgönüllü bir yarış arabasından daha fazlası oldu. Bu tek bir pilot için tasarlanmış bir otomobil  ve tek amacı Formula 1 dünya şampiyonluğuna ulaşmak. Bu Makine’nin hikayesi, sonsuza dek anlatılan en büyük yarış hikayelerinden biri olacak.

-o-

1986’da havada yıldırım vardı.

Araba, en karanlık gök gürültüsünden daha siyah.

Merkezinden, altın parıltısı.

Parlak. Dokunulmaz. Ulaşılamaz.

Heyecan verici.

7 Yorum

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]