Senna, Mclaren ve Lamborghini: McLambo

7

Kulağa hoş geliyor değil mi? Ayrton Senna, Mclaren ve Lamborghini. Ne ters gidebilirdi ki?

Mclaren ve Lamborghini aslına bakıldığında birbirine aynı kümede olamayacak kadar iki uzak markadır. Biri teknik üstünlüğü, detaylara olan ilgisi, hassasiyeti ve hafif sert tazıyla tanınır. Diğeri ise abartılı, romantik ve gürültülü olmasıyla tanınır. Bildiğiniz zıt kutuplar.
Ayrton Senna 1988, 1989 ve 1991 şampiyonluklarından sonra bir durağanlığa girmişti. Williams’ın performansı ile de baş edemiyordu. Mclaren, aracın 1993 performansından çok da memnun olmayan Ayrton Senna’yı yatıştırmak için Lamborghini ile ortaklığa giderek; devasa ve güçlü bir V12 Lamborghini motor takmaya karar verdi.

1987’de, Chrysler Lamborghini’ye sahipti ve Formula 1’de turbo motorların yasaklanmasından sonra Formula 1’e dâhil olmak istediklerine karar verdiler. ‘Lamborghini 3512’ adını verdikleri V12 motorunu yaptılar ve Larrousse takımına tedarik ettiler. Maalesef bu birliktelik afili bir sesin yanında; beyaz bir duman bulutunda olağanüstü bir şekilde patlayan bir motor ile de ün kazandı. Sonraki yıllarda, Lamborghini motoru Lotus ve Ligier takımları tarafından da kullanıldı ancak Chrysler, motorlarıyla uyumlu olan o birinci sınıf şasiyi hala bulamadığını düşünüyordu.

1992 sezonunun sonuna doğru gidilirken motor tedarikçisi Honda ani bir karar ile Formula 1’den çekilmeye karar verince Mclaren ortada kalakalmıştı. Üstelik Mclaren bunu alışkanlık haline getirecekti. Jenson Button ile yarıştıkları dönemde yine ani bir karar ile ayrıldılar ve sonrasında kurulan takım olan Brawn GP ile Button şampiyon oldu. Geçtiğimiz sezon da Red Bull’a motor tedariği sağlarken 2021 sonunda çekileceklerini açıkladılar. Bu bir fanteziye dönmüşe benziyor.

Mclaren, MP4/8‘de çok düzenli ve hızlı bir şasi tasarlamıştı ancak eski motor tedarikçileri Honda olmadan bunun bir kıymetinin olmayacağının farkındaydılar. Yani Mclaren’in motor tedarikçisi olarak Ford’a gitmekten başka çaresinin kalmadığı görünüyordu. Ne yazık ki, bulunabilecek en iyi yedek, Benetton’a tedarik edilen V10 Renault‘un arkasında kalan ve daha yüksek özellikli fabrika motorlarından daha düşük verimli olan müşteriye motor tasarlayan Ford’un V8 motoru idi. El mahkûm Ford’a gidilecekti. Öyle de oldu, Ayrton Senna’nın tüm reddiyesine rağmen Mclaren-Ford 1993 senesine başladı.

Münih’teki bir Otomobil fuarında, Chrysler’in Baş Yöneticisi Bob Lutz –o dönem için Lamborghini markasının sahibi- ve McLaren Teknik Patronu Ron Dennis görüşmesi bir sürprize neden olacaktı. Lamborghini motorunun o yıl 1993 Mclaren şasisinde test edileceği konusunda bir anlaşma yapıldı. Sonuçta bu kumar tutarsa her iki taraf da kârlı çıkacaktı.
Chrysler nihayet motorlarının yarış kazanan bir şasi içinde yeterli olup olmadığını görebilecekti ve Mclaren’in alternatif bir motorda kumar oynamaması için bir neden yoktu. Böylece, Eylül 1993’te Silverstone ve Estoril pistlerindeki testlerde hem Ayrton Senna hem de Mika Hakkinen direksiyon başında olacak şekilde bir dizi düzenlemeler yapıldı.

Ayrton Senna’nın Ford motoruyla ilgili şikâyetlerine rağmen, Donnington‘daki efsanevi sürüşü de dâhil olmak üzere bazı insanüstü çabalarına rağmen 1993 sezonunda 5 galibiyet elde etmeyi başardı. Hiç fena değil ama ne yazık ki Terminator adı verilen Williams’da Alain Prost‘u durdurmak için yeterli değildi. O yüzden bu test tutarsa eğer O’na da umut olacaktı.

Mclaren, V12 Lamborghini motoru ile bembeyaz MP4/8B adını verdiği aracı piste yollarken hem Senna hem de Hakkinen’den gelen geri bildirimler olumluydu. Otomobilin çok hızlı, çok dengeli ve pist üzerinde Ford motorundan çok daha istikrarlı kalabildiği söyleniyordu. Daha önceki bazı denge sorunlarını düzelten motora uyum sağlamak için şasinin revize edilmesi gerekiyordu. Lamborghini motorlu Mclaren, Ford motorundan daha hızlı tur süreleri yapıyordu ve her şey iyi gibi görünüyordu.

Tüm bunlara rağmen, motorun kötü şöhreti olan patlama riski vardı. Tüm bunlara rağmen Senna, Japonya’da yapılacak bir sonraki Grand Prix’de yarışmak istedi. Sanırım Lamborghini motorunu entegre ederlerse yarışı bitiremeyeceğini biliyordu ancak Prost’u patlama tozunun içinde bırakıp, makul bir süre için yarışa liderlik etmeyi ve ardından romantik bir şekilde havaya uçmayı istediğini düşünüyorum. Sonuçta uçmak onun genlerinde bir yerde vardı. İşin şakası bu tabi.

Ayrton Senna, Ron Dennis ile Japon Grand Prix’sine Lamborghini motoru ile çıkma konusunda çok sayıda tartışma yaşadı ancak sezonu hâlihazırda kullanılan Ford motoru ile tamamlamaya karar verildi. Çıktığı son iki yarışı da kazanan Senna, sezonu afili bir şekilde bitirmişti aslında. Bu durumla birlikte şahane bir proje olarak görülen Mclaren-Lamborghini işbirliği başlamadan bitmiş oldu. ‘’McLambo’’ sadece bir efsane olarak kaldı.

Tabuttaki son çivi, Mclaren’ın 1994 yılında Peugeot motorlarını çalıştırmak için bir anlaşma yapmasıydı. Peugeot o zamanlar Le Mans ve diğer branşlarda kendini kanıtlanmış motorunun evrimiyle Formula 1’e giriyorlardı. Kâğıt üzerinde bu tam bir başarı reçetesiydi ama gerçekte, 1995’ten 2014’e kadar Mercedes-Benz motorlarını güvence altına almalarına ardından galibiyetlere, dünya şampiyonalarına ve tarihe geçecek ‘modern Mclaren’ oluşmasına sebep oldu. Her işte bir hayır vardır.

Ama bu ne kadar heyecan verici olabilirdi diye merak etmiyor da değilim. 1994’te Ayrton Senna, Mclaren-Lamborghini’yi sürerek Williams ve Benetton‘a karşı savaşacaktı. Mclaren ve Lamborghini biraz tuhaf bir çift olabilirdi ama hepimizin bildiği gibi, tuhaf zıtlıklar bazen başarıları çekiyor. Hem kim bilir Ayrton Senna Williams’a gitmese belki de aramızdaydı. Bu bir senaryo tabi, geçmişe ait bir ah veya temenni ne derseniz.

O dönemi yaşayan pilotlar ve yorumcular genellikle bu buluşmanın olması durumunda Mclaren’in daha farklı bir yere evirileceğini düşünüyordu. Çünkü 1994 sezonu için Peugeot ile anlaşan Mclaren rezil bir sezon geçirdi. 1993 sezonu sonunda Williams’a geçen Ayrton Senna Peugeot ile anlaşılmaması gerektiğini Mclaren’e belirttiği de rivayet edilir. Sonuç olarak yollar ayrılır. Hayal edilen proje gerçekleşmez.

Peki, McLambo projesi hayata geçseydi sizce nasıl olurdu?

7 Yorum

  1. Red Bull Andy Coweli alacakmış.Mario İlien ile yanlış hatırlamıyorsam üç yıllık F1 yasağı ile anlaşmışlardı. Adam motogpde takılmıştı.Tutki böyle bir anlaşma yapılmadı.Adamı aldın.Getirdi motor planlarını.Aynısını yapabilecek misin?Berilyum yasaklanınca Mercedes çökmüştü.Mahle pistonları ile uyum sağlayamadılar uzun süre.V8 sıfırdan tasarlandı ve ağırlık sınırlamaları nedeniyle aslında daha geriydi.3.0 litre V10’lar seksen kilonun altına düşmüştü bir ara.Şimdi mercedes silindir içi sürtünmeyi azaltmak için nanoteknoloji bir kaplama kullanıyor.Aynısını üretemiyorsan gitti senin motor planları.
    Bu arada eskiden etüş vardı.Şimdi Halit diye bir dingil türemiş rakip sitede.Çoluk çocuklar uğraşmamak için silmiştim üyeliğimi.Mercedes yeni dönemdeki başarılarını Honda’ya borçlu.Enayiler o kadar para yatır sonra kaç.Şimdi Yeni motor gelene kadar Kırmızı Öküzler şampiyon olsa.Ehi Ehi bizim motorumuz.Hayır değil.Kapı gibi Red bull motoru olacak.

      • Sıkılmadan izlediğim bir yarış oldu. Umarım hep böyle olur.
        Uçan balon Hollandalı ile kedinin fare ile oynadığı gibi oynadı Hamilton.
        Millet dışarıdan geçme olayına takılmış.Eskiden beri yarışta pist dışı ziyarette avantaj sağlayıp sağlamadığına bakılır. Avantaj sağlayıp geçiş yaptığında yerini vermiyorsan ceza alman kaçınılmaz. Ha fianın yarış ortasında kara değiştirmesi komedi.

        • toto nun yarış sonrası sevinci efsaneydi…
          bizim balina kasa nasıldı. konforlu/güzel ama hız yok 🙂
          bu sene Redbull güzel araç yapmış millet motoru övüyor, Mercedes bu sene buz pistinde kayar gibi gidiyor. yinede yarış kazanıyor. Nasıl bir motor yapmışsa Mercedes helal olsun.
          yalnız Verstapen yol vermez dedim, Amerikan yarışındaki gibi olay olur dedim,
          olmadı

          • Sandviç ambalajı olmasa farklı olabilirdi.Sonraki yarışları görmek lazım.
            Verstappen yol vermeyebilir.Ama sonra beş saniyeden fazlaya patlayabilirdi olay. Grid cezası falan alabilirdi. Birde Hamilton tekrar geçerse karizma yerle bir olurdu. Şimdi tribünlere oynuyorlar.
            Mercedes sorunları elden geldiğince çözer ama Honda’nın sekiz yarış dayanacağını sanmıyorum. Perez işaretlerini verdi.

  2. Burada Mclarenin Honda ile değişmesi gerekir. bence”Üstelik Mclaren bunu alışkanlık haline getirecekti.”
    Kuyruğunu kıstırıp kaçma konusunda rakip tanımazlar. Onların enayilikleri olmasa şimdi Mercedes takımı olmazdı. Lambo ile yarışsalar Pejodan bir farkı olmazdı bence.

YORUM YAP [Yorumunuz bizim için önemli!]